İçeriğe geç

Geçmişin İzleri

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Geçmişin İzleri

Bölüm 5

Bilinmezlik "Artık hislerim yolunu şaşırıyordu. Beni yavaş yavaş terk ediyordu."

2 gündür onunlaydım ve her geçen gün birbirimize daha çok alışıyorduk. Hatta evcil hayvanlarımız bile birbirine alışmaya başlamışken biz nasıl alışamazdık ki? Sanırım yıllar sonra sonunda birisiyle yaşamak bana iyi geliyordu. Gürültü olsun demiyorum ama en azından evde biraz ses olması iyiydi. Bir de azcık konuşmayı sevse daha iyi olacaktı. Ama napalım idare edecektik. "Pankek mi yapayım yoksa omlet mi?" Diye sorunca daldığım düşüncelerden sıyrıldım. Onun elinden olan herşeyi yerdim herhalde. Yemekleri o kadar muazzamdıki, five star michelin ödülü alması gerekiyordu. "Fark etmez istediğini yapabilirsin." Dedim,sorusuna karşılık. "Seçebilmiş olsaydım zaten sana soramazdım. Seç işte birini." Diye emredince kahkaha attım. Şu emir vermeleri yok muydu,beni bitiriyordu. "Ya! Ama her ikiside lezzetli. Seçemiyorum!" Diye sahte bir sinirle söylendim. "Seç hadi." Diye resmen dediklerime görüldü atınca sinirlenip ayağa kalktım ve onun yanına gittim. "Bugün ters tarafından falan mı kalktın sen?" Dedim onu sorguya çekerek. "Şurada sana yemek yapmaya çalışmam ne zamandır tersimden kalktığımı gösteriyor hyung?" Diye soruma soruyla karşılık verince kaşlarımı çattım. Bir sorun vardı. Yoksa normalde böyle uzun cevaplar vermezdi. Onu omzundan iterek fayansa yasladım ve aramızda birkaç santim bıraktım. Bu hareketimle afallamıştı. Bir süre gözleri gözlerimde oyalandıktan sonra yavaşça dudaklarıma kaydı ve dudağını ıslattı. Bu hareketiyle nedense tüm bedenim kasılmıştı. Bunu anlamış olacakki bakışları yavaşça tekrar gözlerime döndü ve "Ne yaptığını sanıyorsun? Bırak beni!" diye hesap sorduktan sonra beni itmeye çalışınca parmaklarının arasından parmaklarımı geçirerek ellerini tekrar fayansa koydum. "Sorunun ne? Normalde bu kadar uzun uzun konuşmazsın?" Diye aklımdakileri ona yönelttiğimde susmuştu. O yalan söylemezdi. Susuyorsa birşeyler var demekti. "Minho?"

"Bak sana herşeyi söyleyemem. Benim de bazı sorunlarım var bu aralar. Ama bunlar seni ilgilendirmez." Diye yine uzun bir cevap verince kaşlarım daha çok çatılmıştı. Beni ilgilendirmezdi öyle mi? Onun derdi benim derdim demekti! "Anlat bana." Dedim. Sesimdeki merakı gizlemeyerek. Artık bana bazı şeyleri anlatması gerekiyordu. "Yapamam." Dediğinde iyice sinirlerim bozulmuştu. "Sana anlatır mısın demedim. Anlat dedim. Şimdi derhal anlatacaksın Lee Minho." Diye emrettiğimde ondan birkaç santim uzun olduğum için başını kaldırıp "Üzgünüm,ama anlatmayacağım." deyip gitmeye yeltenince onu bileğinden tutup yine kalçasını fayansa yasladım,sol elimi onun sağ eliyle birleştirdikten sonra sağ elimle ensesini tuttum ve "Ben de üzgün değilim,şimdi yapacaklarım için." deyip onunla aramda yok denecek kadar bir mesafeye geldim. Artık burunlarımız birbirine deyiyordu. Vücutlarımızsa çoktan aradaki mesafeyi kapatmıştı. Şuan hissettiklerimin ise bir tarifi yoktu. Gözlerim dudaklarından onun gözlerine kayınca bana büyük bir arzuyla bakması tüm bedenimin baştan aşağı kasılmasına neden olmuştu. Tam dudaklarımızın arasındaki mesafeyi kapatacakken boynumun yakınında hissettiğim ani bir acıyla yere düştüğümde sanırım kafamı da vurmuştum. Çünkü bayağı bir zonkluyordu. Gözlerim beni gittikçe daha çok karanlığa çekerken neler olduğunu öğrenmeye çalışıyordum. Bir sürü adam vardı Minho ise bir metre falan uzağımdaydı ve gözleri kapalıydı. Ağzından kan sızıyordu. Ona ulaşmak istedim ama ben daha ona ulaşamadan Gözlerim karanlığa gömülmüştü. Şimdiyse bizi bir bilinmezlik bekliyordu.

Uyandığımda bir odadaydım. Ama bu oda çok yabancıydı. Minho'nun evinde hiç böyle bir oda yoktu ki? Zaten bomboş bir odaydı.

Dışarı çıkmak için kalkacaktımki bağlı olduğumu fark ettim. Beni sandalyeye bağlamışlardı! "Hey! Kimse yok mu? Çıkarın beni!" Diye bağırdım sinirle. Minho neredeydi? Ona ne yapmışlardı? Hatırladıklarımla resmen şoke olmuştum. En son onun güzel dudaklarının arasında benim dudaklarım yoktu,kan vardı. Gözleri daha çok hissetmek için kapanmamış,daha fazla açık kalamadığı için kapanmıştı! Her kim buna sebep olduysa bedelini ödeyecekti! Bir saniye ya? Derdim neydi? Yıllarca şiddetten uzak durmaya çalışmıştım ama niye şimdi buna sebep olanları kendi ellerimle öldürmek istiyordum? Sebebi Minho muydu? Onu cidden bu kadar çok mu seviyordum? Uğruna birilerini öldürecek kadar? Sonunda kapı açılıp içeri 2 tane iri yarı adam ve ortalarındaysa onlardan 5 santim falan kısa biri girince düşüncelerimden sıyrıldım. "Minho nerede? Naptınız ona?" Diye sordum endişe ve kızgınlıkla. Ortadaki adam "Ah,ne kadar duygusal. Sonunda bizim Minho'ya birileri değer vermeye başlamış." diye cevap verince kaşlarımı çattım. "Ama malesef sen ona çok geciktin canım. Ölecek olan birine bağlanman içler acısı." Dediğinde donup kalmıştım. Ölmek mi? "S-sen ne saçmalıyorsun?!" Diye sordum zoraki. "Ben saçmalamıyorum. Gerçekleri söylüyorum. Şöyleki Lee Minho'nun bize bir can borcu var. Vücudu zaten hassas olduğu için ölmesi çok daha kolay. Ama anında ölsün istemiyorum. O,yaptıklarından sonra bir cezayı hak ediyor!" Diye gürleyince hiçbirşey anlamamıştım. Ne saçmalıyordu? Anlamadığımı fark etmiş olacak ki "Yani senin gibi bir salağın anlamasını beklemekte benim hatam. Sana şöyle söyleyeyim evet onu öldüreceğiz ama ilk başta biraz işkenceyi hak ediyor. Öyle değil mi?" diye sorarak yanındaki adamlara dönünce adamlar başlarını "Evet." anlamında salladıklarında şoke olmuştum. "İyide neden?" Diye sordum. Ağlamak üzereydim. İpler çok sıkıydı ve bu yüzden çıkıp onu kurtaramıyordum. "Çünkü o benden biricik kardeşimi aldı!" Diye bağırınca donup kalmıştım. "H-hayır yalan söylüyorsun!" Diye inkar ettim. Bu kadar iyi birisi böyle birşey yapamazdı. "Neden tanımadığım birine yalan söyleyimki?" Diye sordu ve ben daha cevap veremeden çıkıp gittiğinde beni nasıl bir bilinmezliğe attığının farkında bile değildi.

İyiler kötülük yapmazdıki. Minho'da iyi biriydi yani o da kötülük yapmazdı. Değil mi? Birini öldürmüş olamazdı değil mi? Tanrım! Bu nasıl bir sınavdı? Bu bilinmezlikten çıkmak istiyordum! Hemde derhal!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.