Apartmandan dizimden dolayı yavaşça çıkmak zorunda kaldım. Çıkar çıkmaz Ayazı görmem az da olsa beni şok etmişti. Ama onu umursayacak durumda değildim. Onu görmezden gelerek gidecektim ki bana bir şey uzattı. Yine de umursamadan gittim. Kalacak bir yerim yoktu. Okulun yurdunda kalmaya karar verdim fakat bu saatte kimse beni içeri almazdı. Aklıma gelen ilk yere yani spor salonunun önüne gitmek için yol aldım.
Yaklaşık on beş dakikanın sonunda geldim. Salonun önündeki banka oturdum. Sanırım geceyi burada geçirecektim. Tam uzandım uyuyacağım derken bir hışırtı geldi. Hemen doğruldum yerimden ve etrafa baktım. Salonun yanından bir kız geliyordu bana doğru. Ayağa kalkıp kim olduğuna baktım. Çok tanıdık geliyordu ama çıkartamıyordum. “Merhaba.” Dedim.
“Merhaba Doğa. Nasılsın? Beni hatırladın mı? Ben Deniz.” Dedi. Aklıma gelen şeyle dondum kaldım.
“Sen şu ilkokulda ki Deniz misin?” dedim. Başını evet anlamında salladı ve bir anda sarıldı.
“Senin burada ne işin var neden burada yatıyordun?” Diye sordu. Ona anlatsam mı anlatmasam mı kararsız kalmıştım.
“Boş ver ya sonra anlatırım. Zaten birazdan bir tanıdığım var o gelecek beni almaya. Merak etme.” Dedim. Bana tek kaşını kaldırarak baktı ve
“He he aynen ben de inandım. Lan on dakikadır seni izliyorum nerdeyse burada uyuyacaktın ya. Neyse bunu sonra tartışırız. Hadi kalk gidiyoruz.” Dedi. Kafamı olumsuz anlamda salladım fakat o çoktan benim valizimi eline almış gidiyordu bile. Peşinden koşup o nereye götürüyorsa oraya gidiyordum.
Sonunda evi diye düşündüğüm binaya gelmiştik derken buranın bina olmadığını kocaman bir ev olduğunu gördüm. “Burası mı evin?” Diye sordum.
“Evet burası. Babamlar yok rahatça takılabilirsin. Sadece abim var o da odasından çıkmaz. Hadi gel.” Dedi.
“Babanlar nerde?” diye sorduğumda yurt dışında olduklarını söyledi.
Şu an misafir odasında uyumaya çalışıyordum fakat başkalarının evinde uyuyamama gibi bir problemim vardı. İkide bir sağa sola dönüp dururken susadığımı fark edip mutfağa gitmek için yataktan kalktım. Karanlık olduğu için telefonun ışığını açıp öyle aşağıya indim. Hem dizimden dolayı hem de merdivenlerden dolayı yavaşça aşağıya iniyordum ta ki birinin beni döndürüp sırtıma sert bir tekme atmasına kadar. Yüz üstü düşecekken yüzümü korumak için ellerimle yüzümü kapatmıştım ama dizimin üstüne düşmüştüm ve o an ki acıyla çığlık attım. Çığlığımın ardından ışıkların açıldığını gördüm ama hala canım çok acıyordu.
“Doğa?” dedi birisi. Ses Ayazın sesiyle aynıydı ama ben ağlamaktan hiçbir yeri görmüyordum. Ardından Denizin yanıma gelip bir şeyler söylemeye çalıştığını duydum ama hala beynim acıya odaklıydı.
“Doğa iyi misin? Hadi kalk sana su getirdim onu iç. Ayaz mal mısın olum sen kıza niye tekme atıyorsun?” dedi Deniz. Bana tekme atan Ayaz mıymış? Acı az da olsa hafiflemişti ama yine de çok acıyordu.
“Ben nereden bileyim kızım evde birinin olduğunu. Hırsız sandım yapıştırdım tekmeyi.” Diye açıklama yaptı ki haklıydı da. Ayağa kalkmaya çalışırken ayağımın üstünde duramadığım için geri yere yapıştım.
“Al senin yüzünden kız yürüyemez hale geldi. Sen yaptın sen taşı kızı odaya kadar.” Dediğinde şok içinde Denize baktım. Artık ağlamam geçmişti fakat acı aynı yerindeydi. Ayaz oflayıp yere yanıma çömeldi. Bir eli bacaklarımın altına diğer eli belimi sıkıca kavradıktan sonra ayağı kalktı ve merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı.
“Başına gelmeyen kalmadı bu gün. Bütün ilgileri üstüne topladın bravo.” Dedi. Sanki isteyerek yaptım.
“Başıma gelenlerin sorumlusu sensin bilmem anlatabildim mi. Şimdi indir beni odanın önüne geldik zaten.” Diye karşılık verdim fakat beni hiç yere indirmeye niyeti yok gibiydi.
“Eğer Deniz seni burada bıraktığımı görürse beni parçalar. Hem siz nereden tanışıyorsunuz Denizle?” dedi odanın kapısı açıp içeri girerken.
“Küçükken arkadaştık. Bu gün karşılaştık.” Diyerek sorusunu yanıtladım.
“Bu gün sen evden çıkarken sana kimliğini uzattım ama sen görmezden geldin. Sebep?” almak istememişim demek ki demek isterdim fakat evine yeni geldiğim birine bunu söyleyemezdim.
“Sinirliydim o sıra kusura bakma.” Dedim. O sırada beni yatağa yatırmıştı. Olduğum yerde doğrulup odadan çıkmasını bekledim ama o kapıya gitmek yerine aynalı masanın önüne gidip bir şeyleri karıştırdı. Sonra arkasını dönüp bana doğru geldiğinde elinde krem olduğunu gördüm. Yatağın kenarını oturup kremi açmaya başladı.
“Krem sürmelisin kremini aksatma.” Dedi ve dizimi sıyırıp kremi yavaşça sürmeye başladı. Kremi iyice yedirdikten sonra kremi kapağını kapatıp dizimi geri kapattı ve bir şey söylemeden odadan çıktı.
Sabah alarma gerek duymadan kalktım çünkü hiç uyuyamamıştım. Dizime dikkat ederek yataktan doğruldum ve odanın içinde bulunun ebeveyn banyosuna doğru yol aldım. Her zamanki işlerimi halledip geri odaya geçtim ve valizden gri eşofman ve üstüne gri sporcu atleti giydim ve telefonumu alıp odadan çıktım. Saat daha 10.07 olduğu için evdekilerin uyanmadığını düşünmüştüm fakat Denizin erkenci olduğunu anladım. O da beni merdivenlerin daha başındayken görüp
“Günaydın. Rahat uyuyabilmişsindir inşallah. Aşağıya inmeden Ayazı da çağırır mısın?” dedi. Ben de kafamı olumlu anlamda sallayıp Ayazın odasına doğru yöneldim fakat aklıma gelen fikirle benim kaldığım odaya girip sürahiyi aldım ve Ayazın odasına sinsice girip onun o güzel uykusunu sürahinin yarısını yüzüne boşaltarak kestim. Aniden yerinden fırlayıp ağzının içinden ufak bir küfür mırıldandıktan sonra etrafına bakınca beni gördü. Buna hazırlıksız olduğu kesindi. Kaşlarını çatıp;
“Ne yapıyorsun kızım sen mal mısın?” dedi. Bense sırıtıp “Dünün intikamını alıyorum oğlum.” Deyip odadan çıktım. Yavaş adımlarla aşağıya inip Denizin ne yaptığına baktım. Mutfakta kahvaltı masasını hazırlamak ile meşguldü. Ben de yardım etmeye kalktığımda bana kızgınca bakıp sandalyeye zorla oturttu. Bana da izlemek düştü.
Yaklaşık on dakikanın ardından Ayazın aşağıya indiğini anladım ve mutfak kapısına doğru baktım. İçeri girdiği gibi tezgaha yönelip büyük bir bardağa su doldurdu ve içmeye başladı.
“Demin ki senin susuzluğunu gidermedi mi?” dedim masumca. Bana ters ters bakıp tam bir şey söyleyecekti ki Deniz araya girip
“Demin ne oldu ki?” diye sordu. Ayaz ona bakıp;
“Koskoca sürahiyi kafama boşalttı. Daha ne olabilir ki” dedi. Deniz gözlerini irileştirerek bana bakıp;
“Sana çok teşekkür ederim. Bunca zamandır yapmak isteyip de korkudan yapamadığım şeyi yaptın.” Deyip güldü.
Kahvaltıyı bitirip sofrayı hep beraber toplamıştık. Şimdi ise Deniz kahveleri yapmış oturuyorduk. Kahvaltıdan beri hiç doğru düzgün konuşamamıştık. Deniz birden aklına bir şey gelmişçesine gözleri parıldadı ve Ayazı göstererek
“Bu yaratık aslında iyi birisi biliyor musun? Hatta biz ortaokuldayken bir tane kızı tecavüzden kurtardı.” Dedi. Acaba diye düşündüm.
“Kız nasıl birisiydi? Hatırlıyor musunuz?” Diye sordum ve Ayaz konuşmaya başladı.
“Sarı saçlı, yeşil gözlü, ….. ortaokulun da okuyordu. Hatta bizim kulüpteki Berat zorluyordu ne oldu ki? Dedi. Aniden ayağa kalkacaktım ki sıcak kahveyi üzerime dökmemle Ayazın ayağa kalkıp beni bir yere götürmesi bir oldu.
“Doğa iyi misin Doğa?” Dedi Ayaz. Ben hala şok içinde önüme bakıyordum. Ne kahveyi dökmem ne de yanmam umurumda değildi. Tek umurumda olan şey ilk aşkımın beni kurtaran çocuk yani Ayazın olmasıydı. Ayaz birden beni kucağına alıp başka bir yere götürdü. Sanırım odaya götürdü. Yatağa yatırıp eşofmanın bel kısmını hafiften aşağıya sıyırıp krem sürmeye başladı karnıma. Ama ben hala acıyı hissetmiyordum. Ayaz bana bir şeyler diyordu fakat ben onu duyamıyordum ta ki karnıma aniden bir acı girene kadar. Ani acı yüzünden bağırmak istemediğim için dişlerimi sıkmaya başladım. Artık Ayazı duyabiliyordum. “Doğa ne oldu lütfen söyle. Yanlış bir şey mi dedim he? Neden bu kadar tepkisizsin kızım sen?” dedi ve Denize seslendi. Hem krem sürüp hem de telaştan boş boş konuşuyordu. Acıdan dişlerimi sıktığımı anlayınca parmağını dişlerimin arasına koydu. Ben istemesem de Ayaz zorla parmağını çekmiyordu.
“Cidden beni hatırlamıyor musun?” Diye sordum. Bana bakıp
“Ne konu da?” Diye sordu. Bu soru sinirimi bozmuştu. Kremi umursamadan ayağa kalktım ve Ayazın odasın da olduğumu anladım. Hemen kendi odama geçip valizimi ve gerekli eşyalarımı aldım. Aşağıya inerken Denizle karşılaştım. Deniz bana anlamsız gözlerle bakarak;
“Nereye böyle?” diye sordu.
“Artık gitmem gerek.” Deyip hızlı adımlarla kapıya yöneldim.