Ayazın yanından ayrılıp bir hışımla yanıma geldi ve beni omzumdan tutup sarstı. Hem korku hem canımın acıması hem de ayazın yerde olduğunun görmek tekrardan gözlerimin dolmasına sebep oldu. Ayazın yerden kalktığını görmemle beratı geriye çekip yumruk atması bir oldu. Berat yeri boylarken Ayaz güvenlik diye bağırdı.
(AYAZIN ANLATIMI)
Güvenliğin içeri girip Beratı odadan çıkarmasının ardından yaklaşık yarım saat geçmişti. Doğa kriz geçirdiği için ona sakinleştirici vermişlerdi. Ben ise doğanın uyanmasını bekliyordum. Nasıl oldu da beni hatırlamadı anlamadım. Bende zor hatırlamıştım ama sonuç olarak hatırlamıştım. Hala ona karşı çok korumasızdı. Düşüncelerimden sıyrılmamı sağlayan Doğanın uyanmasıydı. Hemen doğanın yanına gidip iyi olup olmadığını anlamak adına gözlerine baktım. İyi gözüküyordu fakat gözleri ağlamaktan hem şişmiş hem de kanlanmıştı.
Doktorlar son kontrolleri yapmıştı. Doğa ayakkabısını giyerken ben de taburcu işlemlerini halletmiştim. Şu an asansördeydik. Asansör giriş katta durduktan sonra hastaneden çıktık. Doğa arkamdan yavaş yavaş geliyordu ben öndeydim. Sokağa inerken Doğanın gelmediğini fark edip arkamı döndüm. Doğa duvara tutunmuş soluklanıyordu. Eli dizine gittiğinde anladım dizinin acıdığını. Ona doğru yürüyüp yanına gittim. “ne oldu? Neden durdun?” diye sordum. doğa ise bana acıyla bakıp
“Dizim çok ağrıyor, yürüyemiyorum.” Dedi. Taksi çağırsam geç gelirdi zaten saat çok geç olmuştu. Aklıma aniden gelen bir fikirle onu kucağıma aldım. Şaşkınca bana baka kaldı.
“Taksi çağıramayız saat çok geç oldu. Böyle idare et.” Dedim.
Yaklaşık on beş dakikanın sonunda tarif ettiği binanın önüne gelmiştik. Onu yere indirip apartmana girmesini bekledim. Zor da olsa yürüyüp apartmana girdi.
(DOĞANIN ANLATIMIYLA)
Dizimde ki şiddetli ağrıyı umursamamaya çalışarak evin anahtarını çantamdan çıkardım. Yavaşça kilidi yuvasına yerleştirip döndürdüm ve kapıyı açtım. İçerisi karanlıktı. Tahminimce annem uyumuştu. Yavaş adımlarla odama girdim ve kapıyı kapattım. Işığı açıp arkamı dönmemle annemi yatağın üstünde oturur pozisyonda görmem bir oldu. Sinirli olduğu çok belliydi. "Bu sporu hemen bırakıyorsun Doğa!" diye bağırdı. Sanırım durumumu öğrenmişti.
"Anne saçmalama hiç bir şeyim yok. Ben bu sporu bırakamam." diye karşılık verdim. Bana ters ters bakıp
"Doğa ya bu sporu bırakırsın ya da bu evden gidersin. Hangisini seçersen artık. Kendini sakatlamaktan başka bir bildiğin yok. Kendini koruman için seni bu spora verdim ama sen kendine daha çok zarar veriyorsun. Berat yüzünden çekmediğin çile kalmadı!" dedi. Annem beratı biliyor muymuş? Bilmesine rağmen hiç bir şey yapmamış mı?
"Sen Beratı biliyordun da bana hiç yardım etmedin mi. Sen benim annem değil misin? İnsan çocuğunun acı çektiğini öğrendiğinde nasıl bu kadar umursamaz olabiliyor ya!" diye bağırdım bende. Bana doğru yavaşça gelmeye başladı. Sesimi yükseltmem onu sinirlendirmiş olmalıydı.
"Sen anneliğin nasıl zor olduğunu bilmeden nasıl yargılayabiliyorsun beni. He!" dedi. Artık ikimizin de ses tonu yüksekti.
"Sen bana ne zaman annelik yaptın ki! Annelik dediğin ayda bir veya iki kez arayıp sadece bir dakika konuşmakla olmuyor anladın mı olmuyor! Ben şimdi eşyalarımı toplayıp gidiyorum ve lütfen beni bir daha arama." Dedim. Tam dolaba gidecekken yanağımda büyük bir acı hissettim.
"Ne halin varsa gör." Annem bana tokat atmıştı. Sinir ve acının bir araya gelmesiyle gözlerimden yaşlar boşaldı. Gözlerimi kapatıp bekledim. Kapının kapanma sesi geldiğinde gözlerimi yavaşça açtım. Daha fazla burada kalamayacağımı düşünüp hemen dolabıma gittim. Eşyalarımı valize koymaya başladım.
Yaklaşık on dakikanın sonunda valizimi toplamıştım. Hemen valizimi alıp evden çıktım. Kapıyı sertçe kapattım.