Beraber yemek yemiştik ve şuan çay içiyorduk, Alp hariç herkes gergindi, derken söze giren abimle hepimiz pür dikkat ona baktık. "Alp biz balkona çıkalım belki kızların konuşacak özel şeyleri vardır." Gayet rahattı, ben bile stres olmuştum abimin bolluğu şalvar da yoktu gerçekten. Alp yerinden kalktı ve balkona yürüdüler. Alp’in Ağzından Balkona girdiğimizde cebimden çıkardığım sigara paketini damat adayı olan dostuma uzattım. Arkadaşlığımız bir cümleye sığdırılamazdı, aklından geçenleri düşünebiliyordum az çok. "Alp seninl-" Sözünü kestim, bana hiç Alp demezdi. "Kardeşine aşığım." Önce ben davranmıştım, güldü ve, "Bende." Sigarayı ağzıma koyup yaktım ve çakmağı ona uzattım. "Nasıl oldu?" Sigarasını yakıp derin bir nefes çekip konuşmaya başladı. "Üniversiteyi kazandığımızda, onu seviyordum. Ama Kardeşimin kardeşine aşık olmak, yasaktı benim için. İlk defa o gece duygularım yüzünden ağlamıştım, biliyor musun? Kardeşimin kardeşinin benim için imkansız olduğunu düşündüğüm için. Sonrasını biliyorsun, okuldan sonra buraya atandım bi gece Duru sevgilisiyle ayrılmış o piç Duru'yu aldatmış, Asena beni aradı, Duru çok sarhoş seni sayıklıyor diye. Sonra Duru bana aşık olduğunu ben üniversiteye gittiğimden beri beni unutamadığını söyledi. Sarhoştu sonuçta, ne kadar doğru ne kadar yanlıştı değil mi? Sonra sakinleşti, uyudu falan o gece onun başında bekledim. Tuttuğum en güzel nöbetti, sabah ayık kafayla söylediklerinin doğruluğunu sordum. Konuşmadı aslında, birden öpmeye başl-" "Yeter bu kadar, yeter." Bana döndü. "Sen?" Onun kardeşine nasıl aşık olduğumu anlatmamı istiyordu, hakkıydı ama Asena'nın duygularını anlayamadığım için ondan bahsetmek acı vericiydi, her onun hakkında konuştuğumda daha da aşık oluyordum. Normal miydi? "Üniversite'yi kazanmadan önce onlar lisedeyken benden hoşlandığını söylemişti Duru bana. Uzak durmaya çalışıyordum. Ondan ayrılınca farkettim. Geçen gün belimdeki yarayı diktirmeye gitmiştim doktorum Asenaydı beni hatırlamadı ama buraya geldiğimde kapıyı açınca farketti, bana hediye ettiği parfümün kokusunu hatırladı biliyor musun? Ama ne hissettiğini anlayamıyorum o kadar fazla tanımıyorum onu ama o kadar fazla tanıyorum işte. " Hiç bir şey demedi. Sigaramı söndürüp içeri yürüdüm. Asena'nın ağıızından Alp ile sabahki konuşmamızdan sonra bir daha konuşmamıştık. Meral teyze gelmeseydi ne olucaktı onu da merak ediyordum açıkçası, sevgilisi olsaydı bana böyle yakın davranmazdı herhalde. İçeri girdi verdiği nefesten çıkan dumanla kaşlarım çatıldı. Sigara mı içmişti o? "Alp? Sigara mı içtin." koltukta başka bir yer yokmuş gibi yanıma oturdu. Başını eğip konuştu. "Evet niye?" Belki sigara içmesini kısıtlaması ı söylememiştim ama önceki yaralarından bilmesi gerekiyordu. "Yaran geç iyileşecek biliyorsun değil mi? Sabahta içiyordun." Kafasını kaldırıp bana baktı. "Ama doktorum bana sigara içme demedi?" Sırıtıyordu. "Doktorun önceki yaralarından bilmen gerektiğini düşünmüştür." Doktoru kimdi? Ben ona sigara kullanımını sınırlandırması gerektiğini söylemiş miydim hatırlamakta güçlük çekiyordum. "Doktoruma tek dinlediğim Doktor olduğunu da söylemiştim ama..." Bendim, bana yeniden doktorum demişti. Bunu farkedince gözlerimi kaçırmıştım, gözlerimden hissettiğim duyguları anlamaması lazımdı. Meral teyze konuştu. "Ben artık gideyim kızım, yarına nöbet yazmışlar." Abimde gelmişti. "Ben sizi bırakayım mı? İster misiniz?" Meral teyze kabanını giyerken konuştu. "Yok damat ben arabamla geldim."Duru'ya döndüm. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Meral teyzeyi uğurlayıp içeri döndüm. "Bende gideyim." Abim kalkmıştı, Duru konuştu. "Gitme." Alp ise annesinin 'damat' demesi şokunu atlatmakta güçlük çekmişti. Abim Duru'yu öptü ve konuştu. "Saat geç oldu güzelim sonra yine gelirim." Alp konuştu. "Öpme lan kardeşimi!" Abim Duru'ya sarılıp konuştu. "Senin kardeşin olduğu kadar benimde sevgilim." Diyip gıybet yapar gibi saçlarını öptü. "Lan bırak!" Alp’in önüne geçtim ve göğsünden hafifçe ittirdim. "Alp!" Bana baktı ve geri çekildi. "Seni yakaladığım yerde öpücem, bekle sen." Gözlerimi gözlerine dikip konuştum. "Abimi mi?" Bana baktı ve bakışları yavaş yavaş yumuşadı. "Neyse gidiceksen git artık." Bu seferde Duru öptü abimi ve uğurlamak için kapıya ilerlediler. Salonda Alp ile ben kalmıştık derken telefonuma gelen bildirimle sessizlik bozuldu. Onur bey :Kapının önündeyim. "Piç kurusu." Alp'e baktım. "Sana demedim." Alp’in bakışlarındaki yumuşaklık anında yok olmuştu. "Yine mi o herif. Rahatsız ediyor değil mi?" Sesi güven veriyordu ama aynı zamanda sinirliydi. "Ne diyor?" Konuşmadım. "Asenacım, ne diyor sana." Bir adım daha yaklaşmasıyla kokusunu daha net alır olmuştum. "Bir şey demiyor." Yumruğunu sıktı. "Asena rahatsız ettiği çok belli bak düzgünce ne dediğini söylersen sadece konuşucam." Gözlerimi kırpıştırdım. "Kapının önündeyim yazmış." Alp büyük adımlarla aşağı indi. Peşinden bende indim. Onur kapının önündeydi. "Birader kızı niye rahatsız ediyorsun?" Sesi çok korkunç çıkmıştı. "Nesi oluyorsun? Asena neyin oluyor güzelim?" Onur'un yakasına yapıştı. "Sevgilime güzelim deme cesaretini nereden alıyorsun lan!" Sevgilim... Duru da gelmişti Alp ile Onur'u zar zor ayırdıktan sonra yukarı yürüdük. "Hani sadece konuşacaktın! Yakasına niye yapışıyorsun?" Duru konuştu. "Niye Onur'u dövmeye kalktı?" Sinirli bir şekilde konuştum. "Bana güzelim dediği için!" Duru güldü. "Havada aşk kokusu var." Diyip odasına gitti, Alp'e aşık mıydım? Kesinlikle hayır. Bilmiyorum belki... "Niye yakasına yapıştın çakma sevgilim?" Cebinden sigara çıkartırken konuştu. "Çünkü bir kadının rahatsız olup olmadığını düşünmeden güzelim demek piçliktir." Sigara paketini alıp bir adım geriye gittim. "İçmeyeceksin demedim mi!" Almaya yeltenmedi. "Ayrıca neden sevgilim olduğunu söyledin." Beni duvarla kendi arasına aldı. İstersem çıkabilirdim ama çıkmadım. "Çünkü hastan olduğumu söyleseydim peşini bırakmazdı." Elimi tutup içinde sigara paketini aldı. "İçmeyeceğim merak etme." Güldü, gülüşü akla zarardı. "Seni mi merak ettim ben? Hastamı düşündüm sadece." Sakinleşmiş gibi görünüyordu. "Ben uyumaya gidiyorum ne halin varsa gör!" Aslında gitmek istemiyordum ama biraz daha kalırsam yanlış şeylerin olmasından korkuyorum. "İyi geceler, Asena." Bir şey demedim ve odama yöneldim. 9 Sabah Saat 6.30'du üstümü giyinip mutfağa ilerledim. "Günaydın, Asena." Cevap vermedim. "Asena, o herif bir daha rahatsız etti mi?" Bir daha yazmamıştı. "Hayır abi, artık hastanede de yüzüme bakmaz." Ayağa kalkıp bana yaklaştı. "Aynı hastanede mi çalışıyorsunuz?" Kaşlarımı çattım. "Evet." Bana iyice yaklaştı. "Asen-" Telefonu çalmıştı. "Çalacağın zamanın..." mırıldanmıştı ama mesafeden dolayı duymamam mümkün değildi. "Efendim Akın?" Kaşlarını çattı. "Buraya mı atandınız?" Hâlâ önündeydim ama konuşmasının biteceği yoktu. Mırıldanarak konuştum. "Neyse boşver sonra konuşuruz Alp." Sesim buruk çıkmıştı, bana bir şey söylemeden açıp beni bekletmesi hoş değildi. Kapıya yürüdüm. "Asena, bekle." Kapının arkasından gelen sese aldırmadım, önemli bir şey olsa gelirdi. Arabama binip çalıştırdım, beni bu kadar sinirlendiren şey bekletmesi değil, benimle konuşurken önemsememesiydi ama bunun için ona küsmek, trip atmak saçmaydı ben onun gözünde arkadaşının kardeşi, kardeşinin arkadaşı, ondan yaşça küçük kardeşiyim zaten trip atsam umurunda bile olmazdı aslında baktığımızda ben onu gördükçe ona daha çok bağlanıp, seviyordum bu yüzden olabildiğince onun bulunduğu yerde bulunmamaya çalışmam daha doğrusu ondan uzak kalmam gerekiyordu. Dile kolay tabii. Bir süre sonra Nöbete başlayalı yaklaşık 4-5 saat olmuştu. Hastane girişinde gördüğüm şey ile sabahtan beri toplamaya çalıştığım duygularım yer ile bir olmuştu. Alp... Bana doğru geliyordu. "Yarama pansuman yapmanız gerekiyor." Yüzümdeki ifadeyi değiştirmeden yanımda duran Duru'ya baktım. "Ben moladayım senden başka kimse yok, kolay gelsin." Kaşlarımı çattım. "Kerem gelse giderdin dimi." Gülerek konuştu. "Cevabını bildiğin sorular soruyorsun, abim insanların bu huyunu hiç sevmez." Ayağa kalktı ve kulağıma fısıldadı. "Abime sırılsıklam aşıksın." O kadar belli oluyor muydu ya, "Alp yürü geliyorum." Ağır adımlarla yürümeye başladı. "Hızlı ol, acelem var." Aynı hızla devam etti. "Sen beni sinir etmek için yaratılmışsın cidden." Eli ile bileğinin birleştiği yerden tutup koşar adımlarla yürüdüm. "Soyun." Sırıtıyordu. "Soyunayım." Malzemeleri alıp yanına gittim ve oturdum. Akan kan kasığına kadar gelmişti. "Pantolonunu çok az daha indir." İndirdi ve artık biraz daha indiremezdi. Temizlemeye başladım, kasıklarına doğru indiğimde nefesinin hızlandığını fark edebiliyordum. Yara kurumuştu ve tam temizleyemiyordum. Biraz daha bastırmam gerekiyordu. Olabildiğince az bastırdım. " Asena..." Elimi tutup biraz yukarı çıkardı. "Canın mı acıdı Alp?" Cevabını bildiğim bir soru sormuştum. Aslına bakmak gerekirse iradesini de zorlanmıştım bir tık. Koyulaşan gözleri ve düzensiz nefesleri canı acıdığı için değildi. Yüzüne baktım ama bana bakmıyordu. "İyi misin?" Hâlâ toparlanamamış gözüküyordu. " İyiyim." Cevabı çok kısa ve netti. Biraz daha aşağı indirdiğimde, telefonu çaldı. "Kusura bakma, komutanım arıyor." Sanki her zaman soruyormuş gibi. "Bekletmeyi seviyorsun zaten, aç sıkıntı değil." Koyulaşan gözleriyle kaçamak bir bakış attı, gözlerimi kaçırdığımda işimi yapmaya devam ediyordum. "Efendim komutanım...1 saate oradayım komutanım..." Telefonu kapattığında daha da hızlanmıştım. "Hızlı olmaya çalışıyorum, canın acırsa söyle." "Neden öyle bir şey dedin?" Ona baktım. "Ne bileyim sabahta beklettin ya, sevdiğini düşündüm." Kaşlarını çattı. "Başka ne zaman bekletmişim." Üniversite'ye gittiğinde telefonun başında saatlerce beklerdim aramasını, hiç aramayacağını bile bile. "Öyle bir şey söyledim de benim mi haberim yok Alp?" Öyle bir şey dememiştim ama ima etmiştim anladığı için cevap vermişti. "Gerçi 'sevgilin' olduğumu da bilmiyordum, bütün hastane 'Asena'nın Yakışıklı Sevgilisi'ni konuşuyor, sayende." Hafifçe güldü. "Yakışıklı mıyım ben? Nereden görmüşler?" Kısa bir göz teması kurup, gözlerimi devirip cevap verdim. "Ben değil, hastanedekiler söylemiş ayrıca aynı sokakta oturduğumuz bir çok hemşire, asistan doktor var." Benim onun yarasıyla ilgilenmemi izlerken tekrar soru sordu. "Bu etiketten rahatsız mısın?" Sitem eder gibi konuştum. "Çok soru soruyorsun!" Bandajı yapıştırdım. "Asena sana bir şey söylemem lazım." Aklımdan binbir türlü ihtimal geçerken söze girdi. "Göreve gidiyorum, Duru'ya söyler misin?" Yine bekleticekti, bu onun seçimi değildi elbette ama bekletiliyordum işte... Beklemek sorun değildi sonunda onun olduğu her şeyi beklerdim ama en kötü yönü yine onun kokusunu, yakınlığını özleyecek olmamdı. "Tamam söylerim de çok uzun bir görev mi?" Eldivenlerimi atıp ona döndüğümde bana bir adım daha attı. "Değil, abinde geliyor telefon numaramı biliyorsun değil mi." Ezberledim. "Bende olması lazımdı, niye?" "O it seni rahatsız ederse bana haber et." "Telefondan ne yapabileceksin Alp? Çok merak ediyorum." "Ne yapamam ki Asena." Son kez vedalaştık ve kapıdan çıktığında sedyeye oturup kaldım. Duygusal baskı gözlerimden yaş olarak çıkmıştı. Kapı sesiyle gözlerimi sildim. Alp geri gelmişti. Karşımdaki aynadan görmüştüm . "Noldu, niye geri geldin?" Sesimin normal çıkması için uğraşmıştım. "Asena? Ağlıyor musun?" "Yoo, bacağımı çarptım da ondan şey oldu." "Hangi masaya çarptın?" Söylediklerinde şifre vardı. "Hangi masaya olduğu önemli değil, çok sert çarptım." İç çekti. "Suçun kendinde olduğunu mu düşünüyorsun?" Sana çarptım, sen söyle suç kimde? "Suç onda değil ama uzun süredir bulunduğu yerde değildi, bilmiyordum ona çok farklı bakmışım sanırım, ona orada olmaması gerektiğini söylemekte güçlük çekiyorum." "Suç sende değil, onun orada olmaması gerekirdi." Ondan bahsettiğimi anlamış gibi konuşmuştu aslında bana 'Senin hayatından çıkıyorum.' demişti. Duyduğum kapı sesiyle zorla sedyeye yürüdüm, hıçkırıklarım odada yankı yapıyordu. Kapının açılmasıyla tekrardan kapıya baktım, gelen Duru’ydu. "Duru..." Geldi ve sarılıp konuştu. "Noldu, güzelim anlat." Başımı omzuna koyup anlatmaya başladım. "Ben Alp'i kalbimden atamıyorum, onu her gördüğümde canım yanıyor çünkü beni sevmediğini hatırlıyorum her seferinde, buradan gidicem unutmam lazım beni sevmeyen birine aşık olmak... Aptallık." Duru, aynı abisi gibi iç çekip konuştu. "Bende senin abin için aynısını düşünüyordum, merak etme." Göreve gitmişti ve ne zaman geleceği belli değildi. "Göreve gitti, abimle beraber." Saçını geri attı. "Biliyorum, Kerem aradı abim gelip yüzüme söylemez zaten mesaj atar ya da not bırakır genellikle." Niyeydi ki? "Niye ki." Sanki yasaklı bir şey söylemiş gibi sustu. "Unutmam lazım..."
Bölüm 4
Bölüm 4- Kardeşine aşığım.
