İçeriğe geç

Geçmiş Defterler

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Geçmiş Defterler

Bölüm 5

Bölüm 5

Gözlerim yavaşça aralandığında gördüğüm ilk şey; bana sıkıca sarılmış, koynumda yatan kardeşim Eren oldu. Saçlarına bir öpücük bırakıp gözlerimi duvarda duran saate çevirdim, saat neredeyse altıya geliyordu. Eren’in de yavaş, yavaş gözlerini aralanırken kollarını daha sıkı sardı bana. “Abla saat kaç?” Diye sordu hala uykulu bir sesle, yemek saati gelmediyse biraz daha uyumayı teklif edecekti kesinlikle.

“Altıya geliyor, kalkmamız gerek.” Diye cevapladım sorusunu. Ardından battaniyeyi üstümden çekip kalktım.

Eren'de benim ardımdan beklemeden kalktı ve benimle lavaboya geldi. Onun için suyu açıp yüzünü yıkamasına yardımcı oldum ardından bende kendi yüzümü yıkadım. Lavabodan çıkıp aşağı indiğimizde babam ve Neşe abla salonda oturuyordu. Babam bizi görünce gülümsedi. “uykucular kalktığına göre akşam yemeği yiyebiliriz.” Diye cıvıldayıp kalktı.

Babam her zaman insanları mutlu eden, hayat dolu biri olmuştu. Bu yüzden küçüklüğümden bugüne kadar onu annemden daha çok seviyordum. Bunun sebebi sanırım; annemin beni sürekli kısıtlarken, babam bana herşeyin bir zamanı ve yaşı olduğunu, benim herşeyi belirli bir yaşta göreceğimi anlatmasıydı.

Masaya oturduğumuzda herşey yolundaydı. Ortam ne kadar rahatlatıcı, mutlu ve sevgi dolu olsada ben içten içe gergindim.

Burada ne kadar çok kalmak istesemde bir yandanda onlara yük olur muyum? Diye düşünmeden edemiyordum. Onları çok sevsemde, onlar da her ne kadar buranın benim de evim olduğunu belirtmiş olmalarına rağmen içimden bir ses burada çok fazla kalmamı söylüyordu.

Neşe abla önüme bir kase mercimek çorbası koyduktan sonra kendi de masaya oturdu. “Genelde çok hafif şeyler yediğin için sana çorba yaptım, ama çorba içtikten sonra birazcık pilav yemenin bir sakıncasının olacağını düşünmüyorum.” diye belirtti, benim aç kalmamı istemiyordu.

Ona karşılık verip gülümsedim. Kaşığımı çorbama daldırdım ve karıştırmaya başladım. Çorbamı karıştırırken dayanamadım ve babama baktım. “Annem önceden benim buraya geleceğimi söyledi sanırım?” Bu dediğim ile irkilmişti ama aynı zamanda belli etmemeye çalıştı.

“Nerden çıkardın onu?” Diye sordu kaygılı bir ses tonuyla, sesi herşeyi belli ediyordu.

Kaşığı bırakıp babamın elini tuttum. “Baba, annemi ve seni iyi tanıyorum,” dedim ve diğer elinide tuttum. “Senin ve annemin tepkilerini, hangi durumda ne yapacağınızı biliyorum.” Diye ekledim.

Sesli bir soluk verip başını salladı. “Evet, anneni tanıyorsan zaten haber vereceğini biliyorsundur.” Diye mırıldandı.

Annem geleceğimi haber vermeden duramazdı. Benim için hep gereksiz bir endişesi vardı ama aynı zamanda onun hiç doğurmak istemediği bir çocuktum.

“Bunu bana neden söylemekten çekindin?” Diye sordum ve başparmağım ile tuttuğum elini okşadım. “Ayrıca dediğim gibi; annemi çok iyi tanıyorum. Ama bazen hiç doğurmak istemediği bir çocuk olarak benim için neden bu kadar endişelendiğini de anlamıyorum.” Diye ekledim. Söylediğim ile ortam iyice gerginleşmiş ve sessizleşmişti. O an babam anlamıştı küçükken onları duyduğumu.

…

Yemek saati biteli yarım saat olmuştu. Yemek boyunca kimse bir kelime söylememiş, yemek saati gerginlikle bitmişti. Babam salona geçmiş, Neşe abla ve bende bulaşıkları makineye yerleştiriyorduk. Küçük kardeşim ise, benimle oyun oynamak için bizim işimizin bitmesini bekliyordu.

Makinede işimiz bitince kapağını kapadık. Kapağın kapanma sesi ile kardeşim oturduğu yerden zıplayarak kalktı ve yanıma gelip elimi tuttu. “Abla işiniz bitti mi?” Diye sordu heyecanla.

“Bitti canım.”

Cevabım ile küçük bir mutluluk krizi geçirdikten sonra beni çekiştirerek odasına götürdü. “Abla, filme devam edebilir miyiz?” Diye sordu neşeli bir sesle.

Başımı evet anlamında sallayıp odama geçtim. Masanın üstündeki laptopu aldıktan sonra yatakta duran telefonumu alıp Eren’in odasına geçtim. Laptopu yatağının üstüne bıraktım, laptopun kapağını açıp yarım kalan filmi açtım. Film kaldığı yerden devam ederken bende telefona bakmadığım sürede bir şey olmuş mu diye telefona baktım.

Ekran açıldığında, tam elli arama elli mesaj olduğunu gördüm. Arayanlarda mesaj atanlarda aynı kişilerdi, Melis ve Derin. Özel kız grubumuzdan atmışlardı mesajları. Mesajları okumaya karar verdiğimde bir mesaj bildirimi daha düştü ekrana.

-Kızlar grubu-

Melis: Aylin cevap versene, niye öyle bir gönderi paylaştın?

Ben: Bir saat sonra Güneş kafede buluşalım anlatacağım her şeyi, tamam mı?

Derin: Tamam, ama lütfen kavga etmeden sakince konuşalım

Melis: Abartma Derin niye kavga edelim?

Ben: Evet, niye kavga edelim?

Derin: Siz beni bilmiyor musunuz?

Ben: Neyse, bir saat sonra görüşürüz.

Derin: Görüşürüz.

Telefonu kapatıp yana koydum. Eren’i hafifçe dürtüp bana bakmasını sağladım. “Ablacım biliyorum söz verdim ama önemli bir işim çıktı, bir saat sonra bir yere gitmem gerekli, gelince izlesek olur mu.” Diye sordum endişeyle.

“Çok mu önemli?” Diye sordu gözlerini kırpıştırarak.

“Çok, çok önemli.”

Yanıtımı duyunca kabullenip kafasını salladı. Ardından geri çekilip kafasını yastığa koydu. Onu yanağından öptüm ve laptopu alıp odama gittim. Dolabımı açıp diz kapaklarıma gelen kahverengi deri bir etek, üstüne beyaz kısa kollu bir t-shirt ve onun üstüne de eteğim ile uyumlu kahverengi deri bir crop ceket alıp giyindim.

Sırt çantama yedek bir çanta olsun diye koyduğum bez çantayı alıp laptopumu, telefonumu ve kulaklığımı içine attım. Kafeye bir saat önceden gidecektim ve Derin’in kitabını düzenleyecektim. Bir yere erken gitmeyi tercih ederim ama bir şeyle uğraşmaz isem canım sıkılırdı.

Ceketimin cebine anahtarlarımı atıp merdivenlerden alt kata indim ve babamın yanına koştum. “Babacım ben kızlarla buluşacağım, Güneş Kafeye gidiyorum.” Diye haber verdim ve kapıya yöneldim.

“Tamam, dikkat et.” Diye seslenerek cevap verdi.

“Ederim.” diye karşılık verdim ve evden çıktım.

hızla ayakkabılarımı giyip garaja geçtim. Cebimden anahtarı çıkarıp arabanın kilidini açtım ve bindim. Çantamı yan koltuğa bıraktıktan sonra arabayı çalıştırıp gaza bastım. Güneş Kafe, beş dakikalık bir yol mesafesine sahipti. Trafikle en fazla yirmi dakika olurdu.

Arabaların far ışıkları ve turuncu loş lambalar ile aydınlanan yolu aştıktan sonra nihayet varmıştım. Arabayı park edip içeri girdim. Boş bir yer bulup yerleştim.

Güneş kafe, çok büyük olmasada çok küçük bir kafede değildi. Duvarları ismi gibi sarı ve turuncu renklerde boyanmış ve sakin müzikler çalardı. Bazı günler de kafa çok dolu olmazdı, bu da çalışmak için harika ortamı sağlardı.

Derin’in dosyasına girip hızlıca düzenlemeleri yapmaya başladım. Genelde çok düzenlenecek bir şey olmazdı, arada sırada çıkardı yanlışları ama yinede benim bir kaç kere okumamı isterdi. Tamamen dosyaya odaklanmışken bir bardak masama konuldu. Bardağı koyan kişiye baktığımda bunun Atlas olduğunu gördüm. “Naber, Zakkum?” Diye sordu fısıldayarak. Ardından yanımdaki sandalyeye oturdu.

“Ne istiyorsun?” Diye sordum homurdanarak.

“Mesajlarıma cevap vermeni.”

Ona bakmadan konuştum. “Ne söyleyeceksen şimdi söyle ya da sonsuza dek sus.”

Kıkırdadı. “Yarın okula dönebilirsin hallettim.” Diye fısıldadı kulağıma. O an ona dönüp baktım.

“Sen o konuyu nereden biliyorsun ve ne saçmalıyorsun?” Diye sordum merakla.

Önüme gelen saç tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdı. “Boşver nereden bildiğimi, sen hallettiğimi bil yeter.” Diye cevapladı sorumu.

Gerçekten halletmiş olabilir miydi? Uzaklaştırmanın kalkmasını sağlamış olabilir miydi? Telefonuma gelen bildirim ile irkildim. Ekranı açıp bildirime baktığımda müdüre hanımdan mesaj geldiğini gördüm.

Müdüre hanım: uzaklaştırma iptal oldu yarın okula gelebilirsin.

Gerçekten yapmıştı, nasıl oldu bilmiyorum ama uzaklaştırmanın kalkmasını sağlamıştı. Ama kötü olan, şu an ona borçlanmış oldum. “Bunu nasıl yaptın?” Diye sordum tekrardan.

“Boşver dedim ya!” Diye çemkirdi. Ardından kafası ile kapıyı gösterdi. “Seninkiler geldi ben kalkayım.”

Kolunu tuttum. “Teşekkürler,” dedim. Dudağının kenarı kıvrıldı. “Bunu benden bir kere duyacaksın havaya girme.” Diye ekledim.

Hiçbir şey demeden gittiğinde Melis ve Derin yanıma gelip oturdu. “Açıkla bakalım, neyi açıklayacaksın?”

________________________________________

Bir bölümün sonu daha geldi. Bundan sonra böyle bölüm sonlarına yazı yazmayı düşünüyorum. Bölümü beğendiyseniz like atıp yorum yapmayı unutmayın ve kitabım hakkında bilgiler, bazen ise spoiler almak için tiktok hesabımı takip edebilirsiniz.

Tiktok: Yazanbir_hayal

WhatsApp Kanalı: https://whatsapp.com/channel/0029VbC4wzC05MUhagKNp031

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.