Yeni bölüm ile karşınızdayımm
_________________
Melis'in gözlerinden adeta alev fışkırıyordu. Onlardan habersiz böyle bir şey yapmıştım? Keşke onlara önceden söyleseydim dedim içimden, ama çok korkmuştum. Benim yüzümden onlarda yanmıştı.
“Aylin cevap versene!” Diye bağırdı Melis. “Bu paylaşımı bize sormadan nasıl yaparsın?”
Derin, sesini alçaltması için Melis'in kolunu tutup sıktı. Ailesi sayesinde kavgalardan bıkmıştı.
“Ben uzaklaştırma almıştım ya.” Diye mırıldandım korkak bir ses tonuyla, Melis’te gözleri ile devam etmemi söyledi. “Müdüre hanım ceza verdi, o yüzden paylaştım o gönderiyi.”
Melis, “Bunu neden bize söylemedin?” Diye sordu, sesini alçalmıştı ama hala kızgın çıkıyordu .
“Korktum.”
Cevabım ile ikiside kaşlarını çattı. Derin’de elini elimin üstüne koyarak, “Neden?” Diye sordu.
Yutkundum. “Biz orayı birlikte yürüttük hep, sizin emeğinde var. Bu yüzden korktum.” Diye cevapladım sorusunu ardından büyük bir soluk verdim.
Melis sırıttı. “Tamam, bizimde emeğimiz var ama seninde var.” diyerek saçları ile oynadı. “Hem biz, anca beraber kanca beraber diye söz verdik.” Diye ekledi. Sakinleşmişe benziyordu.
Derin girdi söze hemen. “Neyse bence konu çözüldü,” diye konuyu dağıttı. Gereksiz gördüğü kavganın bitmesini istiyordu.
Bir şeye bakmak için masanın üstüne koyduğu telefonu alacakken durdu. “Atlas senin yanına niye gelmiş, ne dedi?” Diye sordu. Ardından Melis ile bakışıp ikiside bana döndü ve cevap vermemi beklediler.
“Yok birşey, birşey demedi.” Diyerek geçiştirmeye çalıştım. Ama inanırlar mı? İşte orası bilinmez.
Derin kafasını yana yatırdı. Gerçekten mi?” Diye sordu tek kaşını kaldırarak.
Elimi kaşıdım. “Evet, birşey demedi.” Diyerek cevap verdim.
Melis, parmağı ile masada duran ve kaşıdığım elimi gösterdi. “Elini kaşıyorsun, yalan söyleme.” Diyerek cevabıma karşı çıktı.
“Of, tamam anlatıcam.” Dedim bıkmış bir sesle ama o an bir şey fark ettim. Melis’e döndüm. “Atlası yanımda görünce çok şaşırmadınız, onu daha önce gördünüz mü?” diye sordum.
Gözlerini kaçırdı. “Okulda karşılaştık.” Diye cevap verdi.
Derin oturuşunu dikleştirdi. “Birde yanında sesin kavga ettiğin kızı gördük. Diye ekledi.
Kaşlarımı çattım. “Yani? Bu beni niye ilgilendirsin?” Diye sorduğumda ikisinin ağzından tek bir kelime çıkmadı.
Ardından Derin, garson çağırmak için elini kaldırdı. “Tatlı birşeyler mi yesek?” Diye sordu.
Melis, hamle yapıp Derin’in ağzını kapadı. “Konuyu dağıtmayın, sen onu bunu boşver sorumuzu cevapla. Atlas senin yanında ne yapıyordu? Sana ne dedi?” Diye sordu.
Soluk verdim. “Şuan konuşmasak.” Diyebildim sadece. Onlara Atlas’ın benim uzaklaştırmamı nasıl hallettiğini öğrenmeden bu sorunun cevabın vermek istemiyordum. Her ne kadar küçük birşey olsada.
Melis ellerini uzatıp ellerimi avuçlarının arasına aldı. “Peki sonra anlat ama bizim senin arkanda olduğumuzu ve bizden her zaman yardım isteyebileceğini bil.” Diye belirtti.
Bir elim ile tatlı yiyemediği için somurtan Derin’in, diğer elim ile Melis’in elini tuttum. “Kızlar yanımda olduğunuz için ve benim arkadaşım olduğunuz için teşekkür ederim.” Diyerek tebessüm ettim.
Derin’in asık suratı biraz düzeldi ve bu sefer o ellerimizi tuttu. “Kızlar artık tatlı yiyebilir miyiz?” Diye sorduğunda Melis ve ben kendimizi tutamadık ve güldük.
Hafifçe elimi kaldırıp garsonu çağırdım. “O zaman üç tane limonlu cheesecake söylüyorum, olur mu?” Diye sordum. İkiside kafasını sallayıp onay verdiğinde garsona siparişi verdim.
Garson siparişi alıp gittikten sonra Derin’in telefonuna bildirim geldi. Derin heyecanla masada duran telefonu alıp mesaja baktı. mesaja baktığı an yüzü birden düştü ve telefonu kapatıp masaya geri bıraktı.
Melis, hafifçe Derin’in koluna dokundu. “İyi misin?” Diye sordu sakin bir ses ile.
“Boşver”
Cavabı sert ve bir o kadar netti. “Derin anlatsana.” Diye çemkirdim sert bir tonda.
Kurumuş dudağını yaladı ve hızlı nefesler almaya başladı. “Abim,” dedi. Sesi zar zor duyuluyordu. “Abim para istiyor.” Diye mırıldandı.
Melis kaşlarını çattı. “Senden niye istiyor o pislik?” Diye sordu kızgın bir ses tonuyla.
Soluk verdi, moral bozukluğu olsa bile gülümsemeye çalıştı. “Annem de, babam da ona para göndermiyor bu sebeple bana yazıyor.” Diye cevap verdi sessiz bir ses ile.
Ellerini tuttum. “Engellemedin mi?” Diye sordum sakin bir ses tonuyla, bağırıp moralini daha çok bozmak istemiyordum.
“Engelledim, numaramı bile bu yüzden değiştirdim ama bir şekilde ulaşmayı başarıyor.” Diye cevap verdi. Doğru söylüyordu sırf bu yüzden gerçekten numarasını değiştirmişti.
Melis, Derin’in masaya koyduğu telefonunu gösterdi. “Sen ver bakayım şunu.” Diyerek telefonu istedi.
“Ne yapacaksın kızın telefonu ile?” Diye sordum kaşlarımı çatarak.
Telefonu eline alıp kıkırdadı. “Görürsün yaptığımda.” Diyerek cevap verdi.
Melis, Derin’in telefonu ile uğraşırken, garson tatlılarımızı getirip masaya bıraktı. “Mutfakta biraz yoğunluk var, geciktiği için üzgünüm.” Dedi endişeli bir sesle.
Derin tatlıyı gördüğü gibi gülümsemeye başladı. “Hiç sorun değil.” Diyerek garsonun endişesini giderdi. Garson kötü bir tepki vermediğimiz için tebessüm ile yanımızdan ayrıldı.
Melis hafifçe telefonu bize gösterdi ve özel numara ile Derin’in abisini aradı. Telefon çalarken, Derin endişeli gözler ile arama açılacak mı diye bakıyordu. Bir kaç saniye sonra telefon açıldı. “Alo, kimsiniz?” Diye tok bir ses duyuldu.
Melis telefonu kendine yakınlaştırdı. “Sen benim kim olduğumu boşver, arkadaşımı rahat bırak.” Diye çemkirdi.
Hızlı bir soluk sesi duyuldu. “Tamam Melissa, kim olduğunu anlamamış gibi rol yaparım, merak etme.” Melis’in gözleri büyüdü ve hızla telefonu kapattı.
Ellerim ile küçük bir alkış tutturdum. “Harika bir planmış Melis, bravo.” Diye dalga geçtim.
Göz devirdi. “Nerden bileyim ben hemen anlayacağını. Hem bu çocukluğundan beri gıcıktı, ‘bana Melissa değil Melis de’ derdim inadına Melissa derdi. ” Diye homurdandı.
Derin hafifçe ikimizide durdurdu. “Tamam yeter bu kadar, konuyu dağıtalım ve tatlılarımızı yiyelim.” Dedi. Sadece tatlı derken gülümsüyordu, onuda zar zor yapıyordu.
Derin bir tatlısından bir çatal aldı. “Sen baban da mı kaldın bugün?” Diye sordu.
“Evet, nasıl anladın?”
Omuz silkti “Meryem teyzenin sana ceza vermemesi neredeyse imkansızdı çünkü.” Diyerek cevapladı sorumu.
…
“Derin, seni bırakayım mı?” Diye sordum, tam arabaya binerken.
Gülümsedi. “Gerek yok, ablama haber verdim o beni alacak.” Diyerek cevap verdi.
Arabaya binmeden kapıyı geri kapattım. “Tamam, yinede ablan gelene kadar seninle kalayım.” Dedim yanına giderek.
“Gerek yok, git sen.”
Kaşlarımı çattım. “Saçmalama sokaklar pislik insanlarla dolu, kimin ne yapacağı belli olmaz.” Diyerek onu uyardım.
Hafifçe kafasını omzuma koydu. “Aylin, benimle arkadaş olduğun için teşekkürler ve benim yüzümden okuldan uzaklaştırma aldığın için üzgünüm.” diyerek kafasını omzuma sürttü.
Yanağına elimi koyup okşadım. “Önemli değil, senin arkadaşının olmaktan ve senin için bir şeyler yapmaktan gurur duyuyorum.” Dedim ve saçlarına bir öpücük bıraktım.
Kaldırımda beklerken önümüzde bir araba durdu ve arabanın camı açıldı. Arabanın içindeki, Derin’in ablası Deren abla olduğunu fark ettik.
“Derin, atla hadi.” Diyerek oturduğu yerden kalkmadan yan kapıyı açtı.
Derin hızla arabaya binip kapıyı kapattı. “Aylin, senide bırakayım mı ablacım?” Diye sordu Deren abla hala açık olan camdan bakarken.
Gülümsedim. “Gerek yok Deren abla,” arabamı gösterdim. “Arabam şurada zaten giderim ben.” Diye cevap verdim.
“Görüşürüz Aylin.” Diyerek el salladı Derin ardından gittiler. Bende hemen arabama bindim.
Arabayı çalıştırdım ve eve doğru yol aldım. Sokak lambaları yolu aydınlatsa bile bunu zayıf ve cimri bir şekilde yapıyordu ama yinede güneş rengindeki ışık bir şeyleri görmeye yetiyordu.
_______________________________________________________
Bir bölümün daha sonuna geldik canlarım. Lütfen yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın.
Hesaplarım:
Tiktok: Yazanbir_hayal
İnstagram: Yazanbir_hayal
WhatsApp kanalım: https://whatsapp.com/channel/0029VbC4wzC05MUhagKNp031