İçeriğe geç

GECEYE MAHKUM

Bölüm 6 · 7 dk okuma

GECEYE MAHKUM

Bölüm 6

PANİK ATAK

Keyifli okumalar :)

__________________________________________

1 Hafta Sonra

"Gece, sen iyi misin? 1 haftadır kafan çok dağınık."

"İyiyim, sorun yok."

Bugün Uras denen çocukla karşılaşalı tam bir hafta olmuştu. Bir haftadır her gün, her saat aklımdaydı. O ela gözleri tam bir haftadır kafamın içerisinde dönüp dolaşıyordu. Aynı sınıfta olmamıza rağmen bir haftadır onu görmüyordum ve bu sebepsiz bir şekilde beni huzursuz ediyordu. Başına birşey gelmiş olma ihtimali bile beni yiyip bitirirken nasıl sakın kalabilirdim?

Aynı zamanda bugün Rüzgar'ın hastaneden çıkma günüydü. Hâlâ onunla konuşup konuşmayacağıma karar verememiştim. Eğer Rüzgar Uras'ın dediği gibi bana masum görünmek için kendisini vurdurduysa onunla birdaha konuşamazdım. Derken yanımda oturan Sedef'in sesini duydum.

"Gece, senin bize anlatmadığın birşey mi var?"

Sedef doğru söylüyordu. Tam bir hafta önce yaşanan bu olayı onlara anlatmamıştım. Biraz düşünüp onlara Uras'tan bahsetmeye karar verdim.

"Hadi canım söyle, biz senin arkadaşlarınız bize herşeyi anlatabilirsin."

Dora da haklıydı. Onlar benim arkadaşlarımdı ve onlara bu konuyu anlatmamam için ortada hiçbir sebep yoktu.

"Şey... Evet sizden tam bir haftadır bişey saklıyorum,"

Kızlar bana meraklı gözlerle bakarken ben biraz duraksayıp tekrardan konuşmaya başladım.

"Tam bir hafta önceydi, sabah Rüzgar'ın durumunu öğrenmek için odamdan çıkacaktım ki karşımda ela gözlü bir çocuk gördüm. Ağzımı kapattı ve konuşmamamı söyledi..."

"Ne?"

"Ne?"

Sedef ve Dora'nın ağzından aynı anda çıkan kelimeyle birlikte şaşırdıklarını anlamıştım.

"Daha sonra ise bana benim celladım olduğunu, kim olduğunu merak etmememi ve günü gelince açıklayacağını söyledi. Ve en önemlisi..."

Devam edemedim... Bu kelimeler resmen beni boğuyorlardı.

"Tamam canım sakin ol hadi devam et."

Birkaç kez nefes aldım ve devam ettim.

"Ve en önemlisi bana Rüzgar'ın o gece kendisini bilerek vurdurduğunu söyledi."

İşte bir haftadır bana hayatı dar eden kelimeler bunlardı. Rüzgar kendisini vurdurmuştu bu bana her ne kadar imkansız gelse de olabilecek bir şeydi.

Sedef ve Dora yüzüme "Ne?" dermiş gibi anlamsız bir ifadeyle bakıyorlardı. Bir anda nefes alamadığımı hissettim. Aceleyle oturduğum yerden kalkıp su almaya giderken birine çarptım. Korkuyla nefes almaya çalışırken kafamı yukarı doğru çevirdim ve çarptığım kişinin Uras olduğunu gördüm. Karşısında öylece kalınca koşarak yanıma Sedef ve Dora geldiler.

"Gece, iyi misin?"

"Canım ne oldu?"

İyiyim, bile diyemeden kendimi yerde buldum. O an öleceğime emindim. Belki bir kalp kriziyle son bulacaktı hayatım, belki de bir panik atak kriziyle. Yerde yatarken kulağımda sadece Uras, Sedef ve Dora'nın sesleri vardı.

"Yardım edin kimse yok mu?"

"Canım hadi kalk bişey yok hadi!"

"Gece, iyi misin!"

O anda birinin beni kucağına aldığını hissettim ve onu kokusundan tanıdım. Bu kişi Uras'tı. Sesi dünyanın en güzel sesiydi. Bakışları dünyanın en güzel bakışlarıydı. Kokusu dünyanın en güzel kokusuydu...

Benim için Sedef ve Dora'dan daha fazla endişelendiğine yemin edebilirdim ama kanıtlayamazdım. Onun o büyük bedeni karşısında küçücük bedenimle kollarının arasında nefes almaya çalışıyordum.

Başımda kalkmam için bağıran Uras o kadar endişeli duruyordu ki. Ona kalkıp iyiyim demek çok isterdim ama gözlerim buna engel oluyordu. Sanırım bir panik atak krizi geçiyordum.

Saatler Sonra

"Gece, uyan hadi ne olur kalk birşey de..."

Gözlerimi saatler sonra bir hastane odasında açtım. Karşımda Uras duruyordu. Onu daha yeni tanımış olmama rağmen sanki o beni yıllardır tanıyor gibiydi.

"Gece, uyandın mı? Bekle, kıpırdama ben hemen doktora haber verip geliyorum."

Gözlerinin en derinine bakarak başımı salladım. Birkaç dakika sonra Uras yanında erkek bir doktorla içeri girdi.

"Merhabalar Gece Hanım, uyanmışsınız bakıyorum. Bu arada durumunuzdan önce birşey söylemek istiyorum. Sevgiliniz sizin için çok endişelendi. Çok şanslısınız."

Uras doktora sorgular bir bakış atarken

o anki şaşkınlığımla öksürmeye başladım.

"Gece, iyi misin?"

"İyiyim..."

"Yoksa sevgili değil miydiniz?"

Ben tam evet değildik diyecekken Uras'ın ağzından o mucizevi iki kelime çıktı.

"Hayır, sevgiliyiz."

Sesi gayet netti. Bir anlığına sanki gerçekten sevgiliymişiz gibi hissettim. Niçin böyle birşey söylediğini ona doktor odadan çıkar çıkmaz soracaktım.

"Neyse, o zaman gelelim Gece Hanım'ın durumuna öncelikle şunu söylemek istiyorum sanırım Gece Hanım bu aralar biraz fazla stres yapmış. Bunun sebebiyle de bir panik atak geçirmiş. Eğer bu panik ataklar devam ederse psikolojik destek şart olabilir. Şimdiden söylüyorum sevgiline iyi bak delikanlı."

Uras bana acırmış gibi bir bakış attıktan sonra doktora dönüp cevapladı.

"Merak etmeyin Gece bundan sonra bana emanet."

Gerçekten ona mı emanettim? Şuan içimde resmen kelebekler uçuşuyordu. Neden bir anda ona karşı adının ne olduğunu bilmediğim duygular hissetmiştim bilmiyorum ama şunu biliyorum ki Uras gerçekten iyi bir insandı...

Doktor Uras'ın eline birkaç tane kağıt tutuşturduktan sonra odadan çıktı. Anında konuşmaya başladım.

"Neden doktora yalan söyledin?"

"O geveze doktorla daha fazla muhattap olmak istemedim çünkü."

Cevabı beni tatmin etmişti. Mütevazı bir tavırla ona döndüm.

"Peki ben gerçekten bundan sonra sana emanet miyim?"

"Evet Gece Hanım bana emanetsiniz ve sorularınız bittiyse artık çıkabiliriz."

Gülümseyip başımı salladım.

Yataktan kalkınca ani bir baş dövmesi ile birlikte duvara tutundum. Bunu gören Uras hemen konuşmaya başladı.

"Bana tutunabilirsin." demesiyle birlikte koluna tutundum. Birkaç dakika hastanenin içinde yürüdükten sonra tekrar başımın dönmesiyle birkaç dakika daha ayakta kalırsam tekrardan bayılacağımı farkettim. Elimi başıma götürmemle birlikte Uras konuşmaya başladı.

"Seni kucağıma almamı ister misin? Başın dönüyor sanırım..."

Şuan bu soruya hayır diyebilecek halde değildim. İkinci kez bayılıp ona aynı korkuyu bir kez daha yaşatmak istemiyordum. Başımı sallamamla birlikte beni kucağına aldı.

"Bu arada Sedef ve Dora'da benim için çok endişelenmişti onlar neredeler?"

"Yanındaki kızlar mı? Ambulans sadece bir kişiyi kabul etti. Bende ,siz kalın ben giderim, dedim."

"Teşekkür ederim..."

"Rica ederim. Ben hiçbir şey yapmadım. Ama sende söz ver bundan sonra kendine dikkat edeceksin. Tamam mı?"

"Tamam..."

Birkaç dakika boyunca Uras'ın kucağında bu kocaman hastanenin içerisinde dolaştıktan sonra sonunda kapı göründü. Urasla birlikte bir taksiye bindik. Beni yavaşça arka koltuğa yerleştirdikten sonra kendiside ön koltuğa geçti. Taksi birkaç dakika sonra okulumuzun kapısının önünde durdu. Tam kendim inecekken Uras aceleyle kalkıp tekrardan beni kucağına aldı.

"Gerek yok, hem sen yorulmuşsundur. Başımın dönmesi geçti. Ben kendim gidebilirim."

"Olsun, ben yinede önlem alayım. Bu arada birkaç gün tekrar böyle birşeyin yaşanmaması için yanında kalacağım. Yani, kalabilir miyim?"

Bu soru beni şaşırtırken bir yandan da hoşuma gitmişti. Hiç beklemeden, düşünmeden cevap verdim.

"Evet, kalabilirsin."

Uras cevabıma sevinmiş gibiydi. Elimi cebime attığımda telefonumun yerinde olmadığını fark ettim.

"Şey... Uras telefonumu gördün mü?"

"Evet bende. Birkaç kez Sedef ve Dora aradı ben konuştum merak etme."

Annem ve babamın beni bir kez bile merak etmemiş olması içime otururken başıma giren bir ağrıyla istemsizce inledim.

"Ah!"

"Gece! Ne oldu? İyi misin?"

"Birşey yok küçük bir ağrı girdi sadece."

"Tamam, gel benim odama çıkalım ben sana orada bir ağrı kesici vereyim."

"Uras gerçekten gerek yok."

"Hayır Gece, gerek var itiraz istemiyorum."

Tekrardan başımı salladım ve ona minnettar bir bakış attım. O da sanki anlamış gibi bir bakış attı. Bakışları bile beni cezbetmeye yetiyordu. Sanırım gerçekten de ondan hoşlanmaya başlamıştım. Ve evet bunu kendime ilk defa itiraf ediyordum...

Uras aceleyle odanın kapısını açtı.

"Otur bakalım."

O beni yavaşça yatağına oturturken benim tek yaptığım şey gözlerini incelemekti. Gerçekten de çok güzel ela gözleri vardı. Uras sanki onun gözlerinin içine bakmam hoşuna gitmiş gibi sırıttı.

"Şimdi sana ağrı kesici verelim."

Uras çekmecesinden genelde baş ağrıları için kullanılan bir ağrı kesici çıkarırken konuşmaya başladım.

"Sende mi bu ağrı kesiciden kullanıyorsun?"

"Evet, benim de başım neredeyse her gün ağrır. Migrenimin olduğunu söylemiş miydim?"

"Hayır, söylememiştin. Ama öğrendiğim iyi oldu bundan sonra yanında parfüm sıkmam."

"Zaten sıkmana gerek yok. Çok güzel kokuyorsun. Tıpkı bir gül bahçesi gibi."

Bu bir iltifat mıydı? Peki ya bu bir iltifatsa neden bu kadar hoşuma gitmişti?

"Teşekkür ederim, ilk defa böyle bir iltifat alıyorum."

"Rica ederim."

O an sanki onun da bana karşı hisleri olduğunu sezdim. Umarım bu sezgilerim doğrudur...

"Fark etmemişiz saat geç olmuş uyumak ister misin?"

"Olabilir, zaten çok uykum geldi. Ama... Sen nerede uyuyacaksın?"

"Benim nerede uyuduğum önemli değil şuan dikkat edilmesi gereken kişi sensin."

"Uras, istersen beni kendi odama götür. Hem zaten birşeyim yok."

"Gece, itiraz istemiyorum. Sen benim yatağımda yatacaksın. Benim nerede yattığım önemli değil."

Bu düşünce pek içime sinmese de kabul ettim. Uyku beni içine çekerken Uras'ın yanıma kıvrıldığını hissettim. İlk defa teni tenime değiyordu. Bu beni heyecanlandırırken içimin kıpır kıpır olduğunu hissettim. Saatlerce o şekilde uyuduk. Sanki biz birbirimizi bulmuştuk ve bizim birbirimize ihtiyacımız vardı. Uras benim kaderimdi. Ben ise onun celladıydım...

___________________________________________

Selammm, yine ben sjhdsjs

Çok oyalanmadan hemen bölüm hakkındaki sorularıma geçiyorum 🤍

Sizce Uras ve Gece yakışıyor mu?

İlerideki bölümlerde bu çift hakkında bir etkileşim alır mıyız?

Sizce Uras da Gece'den hoşlanıyor mu?

Ve son olarak siz Uras karakterini sevdiniz mi?

Sorularım bu kadardıı, kendinize iyi bakın bayy 🌷

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.