Keyifli okumalar :)
___________________________________________
Sabah gözlerimi açtığımda Uras hala uyuyordu. Dün çok yorulmuş olmalıydı. Yavaşça yattığım yerden kalktım. Onu uyandırmak istemiyordum. Dün gece Uras'ın odasında uyumuştum. Daha doğrusu uyumuştuk. Gündelik kıyafetlerimle uyuduğum için her yerim tutulmuştu. Sessiz adımlarla kapıya doğru ilerlerken başımda hissettiğim ani bir ağrıyla ve dönmeyle beraber kendimi yerde bulmam bir oldu. Birilerine haber vermeden bir iş yapmaya çalıştığım zaman hep böyle oluyordu. Dizimi masanın kenarına çarpmıştım ve kanıyordu. Yerde öfkeyle inlerken Uras acele ve endişeyle yanıma geldi.
"Gece! İyi misin? Düştün mü?"
"Evet düştüm!"
"Gel, revire gidelim dizin kanıyor."
Kulağım Urasta, gözlerim ise kanayan dizimdeydi.
"Bana tutun, yada bekle seni kucağıma alayım."
Bu beni üçüncü kucağına alışı olacaktı.
"Uras, gerçekten gerek yok."
"Gece, lütfen işimi zorlaştırma. Hadi gel kucağıma."
"Tamam."
Uras beni belimden tutup yavaşça kucağına alırken dizimin kanaması gittikçe artıyordu.
"Şimdi anlat bana, neden beni uyandırmadın ve bu nasıl oldu?"
"Yorgunsundur diye uyandırmak istemedim. Dizime gelirsek de... Düştüm, yani bir anda başım döndü."
"Sana bunu dün de söyledim. Benim yorgun olmam birşeyi ifade etmiyor. Önemli olan senin iyi olman. Zaten seni yine doktora götüreceğim. Bu baş dönmeleri yüzünden bir daha başına birşey gelmesini istemiyorum."
Uras'ın sesi kulaklarımda yankılanırken bir anda tekrar başımın dönmeye başladığını farkettim. Artık gözümü bile açamıyordum.
"Uras, beni indirebilir misin?"
"Neden, başın mı döndü?"
"Evet, kucağındayken başım daha çok dönüyor."
"Tamam, bekle seni indireceğim."
Uras beni yavaşça indirirken biz revire gelmiştik bile. Kanayan dizimin üzerine elimi bastırdım. Uras belimden tutarak yürümeme destek olurken bende gözlerimi açmaya çalışıyordum.
"Gel Gece, geldik. Bekle sana yardım edeyim. Başın çok mu dönüyor?"
"Biraz..."
"Tamam bekle, doktora söyleyeceğim. Hadi içeri girelim. Elimi tutmak ister misin?"
Hiç düşünmeden Uras'ın elini kavradım. El ele içeri girdik. Bu, onun elini tuttuğum ilk andı. Doktorun gözleri kanayan dizimde gezerken Uras anlatmaya başlamıştı bile.
"Merhaba, kız arkadaşım sabah düşmüş dizi fena halde. Müdahale edebilir misiniz acaba?"
Kız arkadaşım... Bu iki kelime dakikalarca kafamın içinde dolaştı. Ben onun kız arkadaşı mıydım? Henüz değilsem bile neden doktora böyle birşey demişti. Doktor bana sedyeye oturmamı işaret ederken ben ise sadece Uras'a bakıyordum.
"Kızım, sedyeye oturabilirsin. Kafan da çok dalgın gözüküyor. Neye stres yaptın bakalım bu kadar?"
Ben daha cevap veremeden Uras konuşmaya başladı.
"Sormayın, Gece düşünmemesi gereken şeyleri düşünmeyi ve birilerinden gizli iş yapmayı çok sever."
Bu sözleriyle sanki sabah onu uyandırmamama kızdığını gösteriyordu. Moralim bozuk bir şekilde iç çektim.
Doktor dizime pansuman yaparken bende bir yandan Uras'ı düşünüyordum. Evet, Uras yanımdaydı hatta tam karşımdaydı ama ben yine de onu düşünebiliyordum.
"Tamamdır, pansumanımız bitti. Gece Hanım sizi birde şöyle alalım. Uras Bey'in yoğun isteği üzerine size birde kan tahlili yapacağız."
Uras'a ,ne gerek vardı, dermişçesine bir bakış attıktan sonra tekrardan sedyeye oturdum. Dizim gerçekten de fena haldeydi. Ama şuanda umrumda olan şey dizimdeki sargı bezi değil, kafamdaki düşünceler ve günlerdir geçmeyen baş ağrımdı. Doktor elinde birkaç tüple yeniden göz hizama girdi. Uras yanıma yaklaşıp kendimi kasmamam için elimi tutarken ben ise gözlerimi kapatmış küçüklüğümden beri her iğne vurulduğunda veya kan alındığında kendime içimden söylediğim o büyülü kelimeleri söylüyordum.
"Geçecek Gece, geçecek herşey gibi bu da geçecek."
Yaklaşık iki dakika sonra doktor elindeki tüpleri masasının üzerine koydu ve bana döndü.
"Şimdilik işlemlerimiz bitti Gece Hanım. Birkaç tüp kan aldığımız için başınız dönebilir. İsterseniz kantinden bir meyve suyu alabilirsiniz. Sonuçlarınız çıktığı zaman sizi bilgilendireceğiz. Geçmiş olsun."
Uras telaşla beni kucağıma almak için yanıma yaklaşırken ben ise çok fazla kan kaybettiğim için dönen başımı ovmakla meşguldüm. Usul usul beni dördüncü kez kucağına aldı ve sanırım bu beni son kucağına alışı olmayacaktı.
"Gece, iyi misin?"
"İyiyim, sadece kan aldıkları için başım dönüyor."
"Merak etme, odama gelmek üzereyiz. Ve son kez söylüyorum bundan sonra benim gözetimim altındasın, tamam mı? Kendini yormak, üzmek yok."
Her zaman yaptığım gibi gözlerinin en derinine baktım ve başımı salladım.
"Uras, birşey soracağım."
"Sor bakalım."
"Sen nasıl hayatıma girdin? Yani nasıl bir anda beni buldun ve en yakınım oldun?"
Uras bana hayran gözlerle bakıyordu.
"Bunları bugün veya bu kadar erken söyleyeceğim aklımın ucundan bile geçmezdi ama... Sanırım artık mecburum."
"Hadi ama, meraktan ölmek üzereyim."
Dediğim anda Uras öfkeli bir şekilde ağzımı kapattı.
"Bir daha o kelimeyi kullanmak yok Gece. Anladın mı?"
"Tamam kullanmam, özür dilerim."
"Sorun değil. Sadece... Benim bu konuya karşı bir travmam var da. Günü gelince anlatırım."
Şaşkın bakışlarla başımı salladım. Bir anda moralim bozulmuştu. Uras'ın odasına girdiğimiz zaman Uras konuşmaya başladı.
"Her neyse, gelelim asıl konumuza. Nasıl desem bilemiyorum ama... Ben sana aşık oldum Gece. Ben sana aşık oldum. Sorduğun her sorunun açıklaması bu. Ben sana aşık oldum. Hemde deliler gibi, köpekler gibi aşık oldum. Senden başkasını düşünemez oldum Gece. Ne olur anla beni."
Şaşkınlığımın gözlerimden okunduğuna emindim. Gerçekten de o da ben hoşlanıyordu. Bu cümlelerle tekrardan içimin kıpır kıpır olduğunu hissettim.
Bu sefer de ben onun ağzını kapattım. Tek fark onun ağzını elimle değil dudaklarımla kapatmış olmamdı. Dudakları dudaklarıma değdi ve sanki o an dünya sadece ikimiz için duruverdi. Dudakları dudaklarıma değdi ve dünyalar benim oldu. Anında dudaklarının ardında kalan dudaklarımın ardından bir fısıltıyla konuşmaya başladım.
"Ben de sana aşığım Uras. Hemde çok aşığım..."
İşte şimdi söylenecek tek bir söz, yapılacak tek bir eylem yoktu. Ama tek bir gerçek vardı. Biz birbirimiz için yaratılmıştık. Biz birbirimizin kaderiydik. O an anladım ki aşk gerçekten de vardı...
Birkaç Saat Sonra
Urasla başbaşa geçen birkaç saatin ardından sonunda odama geçebildim. Uras beni yalnız bırakmaktan ve başıma bir şey gelmesinden çok korkuyordu. Ama bilmiyordu ki küçükken herkes mahallemizdeki köpekten korkarken ben onun yanına gidip onu sevip, okşayıp oyunlar oynuyordum. Ben böyle bir insandım işte. Kendim için korkmazdım. Ama sevdiğim insanlar için canımı vermeye bile razıydım...
Kendime bir kahve yaptım ve yatağıma uzandım. Bugün gerçekten de yorucu bir gündü. Urasla yaşadığımız aşk dolu anları saymazsak tabii ki...
Bugün de böyle bitmişti. İçimde binlerce duyguyla, yaşadığımız onlarca an ile. Her gün böyle değil midir zaten?
İçinde binlerce duyguyla biter değil mi?
Ama bugün apayrıydı. Ben bugün onunla aşka inanmıştım. Ama şu da vardı ki, aşk yürek isterdi; çaba, gayret isterdi. Eğer mutlu olmak istiyorsak çok çabalamamız gerekecekti...
___________________________________________
Selammmm, her zamanki gibi yine benn :')
Uzatmadan sorularıma geçiyorumm
Sizce Uras ve Gece sevgili olur mu?
Sizler Uras ve Gece'nin yaşadığı bu romantik anları sevdiniz mi?
Ve son olarak, sizce Uras Gece'yi nereden
tanıyor?
Bir sonraki bölüm çok yakında yayında olacak 🌷
Okumayı unutmayın 🤍
Kendinize iyi bakın ballı çöreklerimm 🫶🏻
Bayy 💗✨