İçeriğe geç

GECEYE MAHKUM

Bölüm 3 · 5 dk okuma

GECEYE MAHKUM

Bölüm 3

YENİ HAYATIM

Keyifli okumalar :)

___________________________________________

"Gece kızım kalk hadi bugün okulun ilk günü hadi kızım kalk". Annemin sinirli sesi ile irkildim. Başımda dikilmiş öylece bakıyordu soluk tenime. Boğazımı temizleyip "Tamam" diye mırıldandım. Annem odamın kapısını kapatıp dışarı çıkınca yataktan zor da olsa kalkabildim. Yüzümü yıkayıp üstüme siyah kazağımı, altıma da mavi kot pantolonumu giyindim. Kızıl saçlarıma her zamanki dağınık topuzumu yaptıktan sonra annemle vedalaşıp evden çıktım. Evet bugün okulun ilk günüydü. Ama içimde hiç heyecan yoktu. Sanki üniversitenin ilk günü değilmişçesine halsiz ve mutsuzdum. Gerçi ben her zaman halsiz ve mutsuzdum. Ortada hiçbir sebep olmamasına rağmen sanki çok büyük bir şey olmuş gibi halsiz ve mutsuz...

İlk gelen otobüse bindim. Çantamdan telefonumu çıkarıp WhatsApp'a girdim. Her zamanki gibi sıfır bildirim gelmişti. İçimden kim seni merak eder ki kızım diye düşündükten sonra başımı telefondan kaldırdım. Pencereye baktığımda karşımda İstanbul Üniversitesi yazan bir tabela duruyordu. Hemen otobüsten indim ve hızlıca okula doğru yürümeye başladım. Sabah çok mutsuzken sanki bir anda yeni okuluma karşı samimi bir duygu duymaya başlamıştım. Sağ ayağımla yeni okulumun büyük kampüsünden içeri girdim. Küçüklüğümden beri nereye girsem sağ ayağımla girerim. Bana bunu annem öğretti. Bir yere sağ ayağımızla girersek oradan mutlu çıkarmışız. Bu inanış bana çok saçma gelse de yıllardır yapıyorum açıkcası. Her neyse, okulun içerisini biraz inceledikten sonra ders saatinin geldiğini fark edip sınıfımı aramaya başladım. Ama okul o kadar büyüktü ki okulun ortasında adeta bir sap gibi kalmıştım. Çaresizce etrafa bakınırken omzumda bir el hissetmemle beraber sıçradım.

"Sakin prenses, korkma."

Karşımdaki kahverengi gözlü, kaslı, seyrek sakallı ve tahminimce 1.80 boylarındaki çocuk kimdi bilmiyorum ama tek bir şey biliyorum şuan resmen bana yürüyor!

"Ben hiçbir şeyden korkmam, ayrıca bir şey sormak istiyorum tanışmamış olmamıza rağmen nasıl bana bu kadar rahat yürüyebiliyorsun?"

Uzun boylu çocuk biraz beni inceledikten sonra konuşmaya başladı.

" Sana yürümemek mümkün mü sence? Ayrıca söylesene adın ne?"

Evet anlamıştım sapığın tekiydi bu iri çocuk!

"Hemen şimdi gitmezsen polisi ararım."

"Şşt, sakin ol prenses şuan bir okulun içindeyiz ve burası benim babamın okulu."

Küçük çaplı bir şok yaşadıktan sonra devam ettim.

"Bana bir daha prenses deme, bugün bu okuldaki ilk günüm ve sorun yaşamak istemiyorum. Ayrıca baban bu okulun müdürü de olabilir, beni ilgilendirmez."

Son kelimeyi üzerine bastıra bastıra söylemiştim ve bu biraz olsun hırsımı almıştı.

"Tamam küçük hanım, zaten bu okulda bir daha birbirimizi göremeyiz sanırım. Bu yüzden sakin ol, ben bir şerefsiz değilim. Sadece sınıfını bulamadığını gördüm ve yardım etmek istedim. Ben Rüzgar, tanıştığıma memnun oldum, sen her ne kadar olmasan da..."

Bu çocukta bir şey vardı. Adını bilmediğim bir şey. Bu yüzden bu çocuğa her ne kadar şerefsiz gözüyle baksam da ona karşı biraz ısınmıştım.

"Selam Rüzgar ben de Gece."

Rüzgar bir anlığını duraksadı. Yutkundu ve konuşmaya başladı.

"Gece, geçen yıl kaybettiğim annemin adı..."

İşte buydu. Ondaki eksiklik buydu. Daha birkaç dakika önce tanıştığım ve şerefsiz gözüyle baktığım çocuğa şuan üzülmüştüm, acımıştım...

"Ben, üzgünüm..."

"Üzülme boş ver, zaten bende alıştım sayılır. Hangi sınıftasın?"

"A sınıfındayım."

"Bende B sınıfındayım sınıflarımız karşılıklı istediğin zaman uğrayabilirsin. Bu arada sınıfın ikinci katta ben bir yere uğrayıp öyle çıkacağım sen git."

"Tamam görüşürüz."

"Görüşürüz Gece."

Rüzgar'ın hikayesi apayrıydı. Kalbi kırıktı, döküktü. Ona bu özgüveni veren annesini kaybetmiş olmasıydı. Sınıfıma çıkarken onunla empati kurmaya çalıştım. Sınıfa çıktığımda ders çoktan başlamıştı bile. Ders hocasından özür dileyip sınıfa girdim.

İlk ders Türk Dili'ydi. Anlam veremediğim bir şekilde hem derse hem de dersi anlatan hocaya karşı içimde bir sevgi duygusu başladı. Yıllardır depresyonda olduğum için hiç kimseyi sevemedim. İçimdeki tek sevgi ateşi annem ve babam içindi. O kalpte başka kimseye yer olmadığına inanmıştım. Fakat sanki bu okul bana iyi gelecekti. Yeni arkadaşlarım, yeni öğretmenlerim olacaktı. İlk andan Rüzgar diye bir arkadaşım olmuştu bile. Sanki içimdeki acıyı gün geçtikçe azaltacaktı bu okul...

Üniversite sınavına günler kala çalışıp Psikoloji bölümünü tutturmuştum. Bu benim için büyük, sizler için küçük bir başarıydı. Aynı sınıfta olduğum yeni arkadaşlarım Sedef ve Dora ile okul yemekhanesinde kahvaltı yaptıktan sonra dinlenmek için odalarımıza çıkmıştık. Tuhaf bir şekilde üçümüzde yatılı kalıyorduk. Sedef ve Dora sınıfa girdiğim ilk andan itibaren gözüme çarpmışlardı. İkisi birbirleriyle yıllardır arkadaştılar. Beni gördükleri ilk an ise hemen benimle arkadaş olmak istediler. Ben de kabul ettim.

Sedef ve Dora'nın fiziksel özelliklerinden bahsedecek olursak: Sedef mavi gözlü, siyah uzun saçlı, soğuk bakışlı ve fiziğiyle dikkat çeken güzel bir kızdı. Dora ise Sedef'in tam tersi sarı kısa saçlı, kahverengi gözlü, tatlı, hoş bir kızdı. Benim kızıl saçlarım ve mavi gözlerim onların yanında sönük kalıyor gibiydi...

Onlardan ayrıldıktan sonra asansör fobim olduğu için merdivenlerden odama çıktım. Bana 206 numaralı odayı vermişlerdi. Odam çoğunlukla seveceğim gibi siyah ve beyaz tonlarındaydı. Yatak başlığım ise tuhaf bir şekilde yine beyazdı. Bu odayı bu kadar iyi hayal etmemiştim. Gerçekten tam bana uygundu. Yatağımın üzerine uzanıp telefonumdan Cem Adrian'ın "Kül" şarkısını açtım. Birkaç saat aynı şarkıyı defalarca dinledikten sonra saat beş gibi akşam yemeğine indim. Sedef ve Dora ile akşam yemeğini yedikten sonra tekrar odama çıktım. Kocaman valizimi açtım ve içindeki eşyalarımı sırasıyla odamdaki dolaba yerleştirdim. Spotify'den arabesk şarkı listemi oluşturduktan sonra kulaklıklarımı taktım. Ve gözlerimi araladım. Okulun ilk günü içimde binlerce duyguyla bitmişti.

Tam üç yeni arkadaşım olmuştu. Sedef ve Dora zaten çok iyi kızlardı. Rüzgar ise anlam veremediğim garip ve acılı bir çocuktu.

Yinede onu sevmiştim. Tüm bunları düşündüğüm sırada okulun içinden bir ses geldi. Ses sanırım müdürün sesiydi.

"Sevgili öğrenciler, yarın akşam sekizde okulumuzun bahçesinde bir balo düzenlenecek. Katılmak isteyen öğrenciler rehber öğretmenimiz Lale Hanım ile konuşabilirler. Tüm öğrencilerimiz davetlidir."

Bu baloya katılmakla katılmamak arasında bir süre düşündükten sonra katılmamaya karar verdim. Ayrıca benimle çift olacak biri bile yoktu. Bu düşünce beni hüzünlendirirken gözlerimi yumuverdim. Sanırım bugün yeni hayatımın ilk günüydü. Artık karşınızda eski, depresif Gece olmayacaktı. En azından birkaç gün...

___________________________________________

Selammmm>



Tekrar ben yani kitabımızın yazarı Badee ;)




Bu bölüm biraz kısaydı biliyorum ama merak etmeyin sonraki bölümler upuzunn olacak 🎉




Bu arada Rüzgar karakterini çok sevmişsiniz. Merak etmeyin Rüzgar'ı daha çok göreceğizz (şimdilik🤭)




Şimdilik sizlere bu kadar spoiler yeter:)




Kendinize iyi bakın, öpüldünüzz 😘

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.