Odanın içindeki hava ağırlaştı.
Lara fotoğrafı titreyen ellerle tuttu.
- 1998.
Bu mümkün değildi.
Doğum tarihi farklıydı.
Annesi ona hep başka bir yıl söylemişti.
“Bu sahte…” dedi kısık bir sesle.
Ama kendi sesi bile inandırıcı gelmemişti.
Adam rafların arasında yavaşça yürüdü.
Gaz lambasının ışığı eski dosyaların üstünde geziniyordu.
“Toz bile burada yaşlanmıyor.” dedi.
“Burası zamanı saklıyor.”
Kapının ardından yaratıkların vurma sesleri gelmeye devam ediyordu.
BOOM.
BOOM.
Demir yavaşça eğilmeye başlamıştı.
Lara fotoğrafın arkasını çevirdi.
Arkasında tek cümle vardı.
“Onu aşağı bırakma.”
Bir anda odanın köşesinden küçük bir radyo sesi yükseldi.
CIZZZT—
Lara irkilerek döndü.
Eski bir masa vardı.
Üzerinde paslı bir kayıt cihazı duruyordu.
Kendi kendine çalışmaya başlamıştı.
İçinden boğuk bir erkek sesi geldi:
“Kayıt numarası 27… Eğer biri bunu dinliyorsa…”
Ses cızırtıyla kesildi.
Sonra tekrar geldi.
“Bina yine açıldı.”
Adamın yüzü değişti.
Sanki bu sesi tanıyordu.
Kayıt devam etti:
“İnsanları çağırıyor. Önce rüyalarında… sonra seslerle…”
Lara yavaşça yaklaştı.
“Kim bu?”
Adam cevap vermedi.
Kasetin içindeki adam derin nefes aldı.
“En tehlikelisi siyah gözlü olanlar değil.”
O anda odadaki bütün lambalar titredi.
Kayıttaki ses fısıldayarak devam etti:
“Asıl korkmanız gereken şey…”
CIZZZT—
“…seni hatırlayan.”
Kaset aniden durdu.
Tam o anda odanın içinden başka bir ses geldi.
Tık.
Lara dondu.
Bu ses içeriden gelmişti.
Kapıdan değil.
Rafların arasından.
Adam lambayı kaldırdı.
Işık uzun koridor raflarını aydınlattı.
Son rafın sonunda biri duruyordu.
Uzun boylu bir kadın.
Yüzü gölgelerin içindeydi.
Ama elleri…
Kan içindeydi.
Kadın yavaşça başını kaldırdı.
Ve Lara’nın nefesi kesildi.
Çünkü kadın ona benziyordu.
Aynı yüz.
Aynı gözler.
Sadece daha solgun.
Daha ölü gibi.
Kadın gülümsedi.
“Sonunda geri geldin.”
Lara geriye sendeledi.
“Sen… kimsin?”
Kadın cevap vermedi.
Yavaşça elini kaldırdı.
Ve rafların arasındaki karanlıktan insanlar çıkmaya başladı.
Sessizce.
Yavaşça.
Hepsinin gözleri simsiyahdı.
Adam küfür ederek Lara’nın önüne geçti.
“Onu bulmuşlar…”
Kadın birkaç adım attı.
Ayakları yere değmiyordu.
Süzülüyordu.
“Bu bina onu bırakmaz.” dedi.
“Çünkü kapıyı ilk açan oydu.”
Lara’nın boğazı düğümlendi.
“Ne diyorsun sen?!”
Kadının gülümsemesi büyüdü.
“Hatırlamıyorsun bile…”
Bir anda Lara’nın başına korkunç bir ağrı saplandı.
Gözlerinin önünde görüntüler çakmaya başladı.
Karanlık bir koridor…
Küçük bir çocuk eli…
Bir kapı…
Ve kendi sesi:
“Açalım mı?”
Lara çığlık atarak dizlerinin üstüne çöktü.
Adam onu tuttu.
“Lara! Bana bak!”
Ama görüntüler durmuyordu.
Bir kapının arkasından gelen fısıltılar…
Çocuk kahkahaları…
Ve ardından…
Tamamen siyah gözler.
Lara korkuyla nefes aldı.
Çünkü bir şeyi hatırlamıştı.
Bu binaya ilk gelişi değildi.