İçeriğe geç

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 33 · 3 dk okuma

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 33

33-Yıldız Tahtı

ÇAT!

Kolye bu kez tamamen parçalandı.

Mavi taş yüzlerce parçaya ayrılarak sarayın taş zeminine saçıldı.

Altın ışık her yeri doldurdu.

Lisandra acıyla bağırdı.

Dizlerinin üzerine çöktü.

Sanki göğsü ikiye ayrılıyordu.

İçindeki mühür artık yalnızca çatlamıyordu.

Dağılıyordu.

---

Saray sarsılmaya başladı.

Dev sütunlardan taş parçaları düşüyordu.

Tavan boyunca altın çatlaklar yayılıyordu.

Aurelion'un sesi her yerden geliyordu.

Duvarlardan.

Yerden.

Gökyüzünden.

Ve Lisandra'nın zihninden.

"Bin yıl."

Ses sakindi.

Korkutucu derecede sakin.

"Bin yıl boyunca sustum."

Azrael kılıcını kaldırdı.

"Kendini göster."

Bir kahkaha duyuldu.

Neşeli değildi.

Yorgundu.

Eskiydi.

"Ben zaten buradayım."

---

Altın ışık Lisandra'nın etrafında dönmeye başladı.

Aradia'nın yüzündeki korku büyüdü.

"Hayır..."

Kızına doğru koştu.

Ama görünmez bir güç onu durdurdu.

Altın enerji duvarı.

Geçemiyordu.

"Lisandra!"

Genç kadın annesine ulaşmaya çalıştı.

Ama hareket edemiyordu.

Vücudu ona ait değilmiş gibiydi.

Ve o anda...

Bir şey gördü.

---

Saray kayboldu.

Yerine devasa bir salon geldi.

Beyaz mermerlerden yapılmıştı.

Tavan görünmeyecek kadar yüksekti.

Binlerce yıldız havada asılı duruyordu.

Ve salonun sonunda...

Bir taht vardı.

Altın.

Devasa.

Kadim.

Yıldız Tahtı.

Tahtın önünde duran kişiyi görünce Lisandra'nın nefesi kesildi.

Aurelion.

Bu kez yalnız değildi.

Ve yalnızca bir görüntü de değildi.

Gerçek görünüyordu.

---

"Hoş geldin."

Aurelion'un sesi yumuşaktı.

Lisandra öfkeyle ona baktı.

"Hayatımdan çık."

Adam hafifçe gülümsedi.

"Bu zor."

"Sen bir canavarsın."

Aurelion'un gözlerindeki hüzün derinleşti.

"Belki."

"Belki mi?"

"Ben çok uzun süre yaşadım Lisandra."

Sessizlik oluştu.

"Ve insanlar uzun süre yaşadığında bazen neyi koruduklarını unuturlar."

Bu cevap Lisandra'yı hazırlıksız yakaladı.

Çünkü savunma değildi.

Bir itiraftı.

---

"Aradia haklı."

Aurelion bunu söylerken başını eğdi.

"Ben değiştim."

Yıldızlar salonun etrafında dönmeye başladı.

"Başlangıçta yalnızca yardım etmek istiyordum."

Bir yıldız söndü.

"Sonra yönlendirmek istedim."

Bir yıldız daha.

"Sonra kontrol etmek."

Sessizlik.

"Ve sonunda özgürlüğün ne olduğunu unuttum."

Lisandra dondu.

Çünkü ilk kez Aurelion'un kendisini savunmadığını görüyordu.

---

"Öyleyse neden geri dönmek istiyorsun?"

Bu soru salonda yankılandı.

Aurelion uzun süre cevap vermedi.

Sonra yavaşça başını kaldırdı.

Ve ilk kez korkmuş görünüyordu.

Gerçekten korkmuş.

"Çünkü ölmek istemiyorum."

Lisandra'nın nefesi kesildi.

Bu cevabı beklemiyordu.

Aurelion devam etti.

"Bin yıl boyunca mühürlü kaldım."

"Yok oldum."

"Parçalandım."

Bakışları ona çevrildi.

"Ve şimdi yeniden yok olmaktan korkuyorum."

Sessizlik çöktü.

Çünkü ilk kez karşısındaki varlık tanrı gibi görünmüyordu.

Yalnız görünüyordu.

Çaresiz görünüyordu.

---

Tam o sırada salon sarsıldı.

Aurelion başını çevirdi.

Kaşları çatıldı.

"Hayır."

"Neler oluyor?"

Adam cevap vermedi.

Ama görüntü değişti.

Lisandra yeniden sarayı gördü.

Gerçek dünyayı.

Ve kalbi duracak gibi oldu.

Çünkü Malakar hareket etmişti.

---

Altın enerji duvarının önünde durmuştu.

Elinde siyah bir hançer vardı.

Aradia'nın gözleri korkuyla büyümüştü.

"Malakar dur!"

Ama Malakar onu duymuyordu.

Yıllardır beklediği ana ulaşmış gibiydi.

Azrael saldırmak için hamle yaptı.

Fakat geç kaldı.

Çünkü Malakar hançeri doğrudan kendi göğsüne sapladı.

Sessizlik.

Tam bir sessizlik.

Lisandra'nın nefesi kesildi.

Aradia çığlık attı.

"Hayır!"

Malakar sendeledi.

Dizlerinin üzerine çöktü.

Kan taş zemine damlıyordu.

Ama yüzünde garip bir huzur vardı.

Kırmızı gözleri son kez Lisandra'ya döndü.

Ve fısıldadı:

"Beni affet."

---

Bir sonraki saniye hançerden siyah ışık yükseldi.

Doğrudan Lisandra'ya doğru.

Aurelion'un son parçalarını çağırıyordu.

Mühürü zorla kırıyordu.

Saray titredi.

Yıldız Tahtı çatladı.

Aradia ağlıyordu.

Azrael bağırıyordu.

Ama hiçbir şey durmuyordu.

Çünkü Malakar'ın planı sonunda ortaya çıkmıştı.

Aurelion'u geri getirmek için...

Kendi hayatını feda etmeye hazırdı.

Ve görünüşe göre...

Bunu başarmıştı.

Sarayın altında, dünyanın derinliklerinde bir şey gözlerini açtı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.