İçeriğe geç

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 28 · 3 dk okuma

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 28

28- Aradia'nın Günahı

Altın gözler gökyüzünde açıldığında dünya sessizleşmişti.

Kimse konuşamıyordu.

Kimse hareket edemiyordu.

Sanki görünmeyen bir güç bütün geçidi baskı altına almıştı.

Lisandra nefes almakta zorlanıyordu.

O gözler ona bakıyordu.

Doğrudan ona.

Ve her saniye içindeki tanıdıklık hissi büyüyordu.

Bu his mantıklı değildi.

Aurelion'u tanımıyordu.

Onu hiç görmemişti.

Ama yine de...

Bir parçası onu tanıyordu.

---

Gökyüzündeki yarık yavaş yavaş kapanmaya başladı.

Altın gözler son kez parladı.

Sonra karanlık yeniden gökyüzünü kapladı.

Ama sessizlik devam etti.

Selyra'nın yüzü solgundu.

Elara dua eder gibi gözlerini kapatmıştı.

Azrael ise yumruklarını sıkmış halde duruyordu.

İlk konuşan Lisandra oldu.

"Benim bilmediğim ne var?"

Kimse cevap vermedi.

Bu kez genç kadın bağırdı.

"Yeter!"

Sesi dağlarda yankılandı.

"Bütün hayatım boyunca bana yalan söylediniz."

Gözleri Azrael'e döndü.

"Sen de."

Bu söz Azrael'in yüzüne darbe gibi çarptı.

Ama itiraz etmedi.

Çünkü haklıydı.

---

Uzun saniyeler geçti.

Sonunda Azrael konuştu.

"Aradia seni doğurduğunda savaş bitmişti."

Lisandra dikkatle dinliyordu.

"Bütün mühürler yerleştirilmişti."

"Sonra?"

Azrael'in sesi ağırlaştı.

"Sonra Aradia bir şey öğrendi."

Rüzgâr yeniden yükseldi.

Karlar ayaklarının etrafında dönüyordu.

"Ne öğrendi?"

Bu kez cevap Selyra'dan geldi.

"Aurelion ölmemişti."

Sessizlik.

Lisandra'nın kalbi hızlandı.

"Nasıl yani?"

"Onu yok edemedik."

Selyra'nın gözlerinde eski bir korku vardı.

"Kimse edemezdi."

Azrael devam etti.

"Bu yüzden onu parçaladık."

"Karanlıkta sakladık."

"Mühürledik."

Lisandra kaşlarını çattı.

"Bunu zaten biliyorum."

"Hayır."

Azrael başını salladı.

"Tamamını bilmiyorsun."

---

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonra Malakar derin bir nefes verdi.

İlk kez alay etmiyordu.

İlk kez gerçekten yorgun görünüyordu.

"Son parça kayıptı."

Lisandra ona döndü.

"Ne parçası?"

Malakar'ın kırmızı gözleri doğrudan onun gözlerine kilitlendi.

"Aurelion'un kalbi."

Dünya durmuş gibi hissettirdi.

Selyra gözlerini kapattı.

Azrael başını eğdi.

Ve o an Lisandra korkmaya başladı.

Gerçekten korkmaya.

Çünkü herkes bu cümleyi biliyordu.

Herkes.

Sadece o bilmiyordu.

---

"Kalbi bulunamadı."

Azrael'in sesi neredeyse fısıltıydı.

"Yıllarca aradık."

"On yıllarca."

"Yüzyıllarca."

Lisandra'nın boğazı kurudu.

"Sonra?"

Azrael gözlerini kapattı.

Sanki söylemek istemiyordu.

Ama artık saklayamıyordu.

"Sonra Aradia hamile kaldı."

Sessizlik.

Tam bir sessizlik.

Lisandra'nın kalbi yavaşladı.

Sonra yeniden hızlandı.

"Ne demek istiyorsun?"

Kimse cevap vermedi.

Bu da cevaptı.

---

"Hayır."

Lisandra başını salladı.

Bir adım geri çekildi.

"Hayır."

Sesi titriyordu.

"Hayır."

Azrael gözlerini ona çevirdi.

Acı doluydu.

Gerçekten acı doluydu.

"Lisandra..."

"Hayır!"

Genç cadı bağırdı.

Ellerinin etrafında mavi ve altın ışıklar patladı.

Karlar havaya savruldu.

Yer titredi.

"Ben bir insanım!"

Azrael bir adım öne çıktı.

"Öylesin."

"Ama..."

Sesi kırıldı.

Çünkü devamını biliyordu.

Devamını herkes biliyordu.

Sadece o kabul etmek istemiyordu.

---

Selyra gözlerinde yaşlarla konuştu.

"Aradia son parçayı sakladı."

"Nasıl?"

Kimse cevap vermedi.

Çünkü cevap korkunçtu.

Ve sonunda Malakar söyledi.

"Onu sana verdi."

Dünya sessizleşti.

Lisandra nefes almayı unuttu.

Göğsündeki kolye yanmaya başladı.

Kalbi acıyordu.

Gerçek anlamda.

Sanki içinde bir şey uyanıyordu.

Ve o an...

Bir görüntü gördü.

Annesi.

Aradia.

Ağlıyordu.

Yeni doğmuş bir bebeği kollarında tutuyordu.

Ve fısıldıyordu:

"Beni affet."

Görüntü kayboldu.

Lisandra'nın dizleri çözüldü.

Karların üzerine düştü.

Çünkü ilk kez anlıyordu.

Annesi onu neden saklamıştı.

Konsey neden korkmuştu.

Malakar neden onu arıyordu.

Ve Aurelion neden "evine dön" demişti.

Çünkü Aurelion'un son parçası...

Onun içindeydi.

Ve mühür zayıflıyordu.

---

Tam o sırada göğsündeki kolye çatladı.

İnce bir ses duyuldu.

ÇIT.

Herkes dondu.

ÇIT.

Bir çatlak daha.

Azrael'in yüzündeki renk çekildi.

"Hayır..."

Kolye yeniden parladı.

Bu kez mavi değil.

Altın.

Saf altın.

Ve Lisandra'nın gözleri birkaç saniyeliğine tamamen altın renge dönüştü.

Buz Geçidi titremeye başladı.

Çünkü içerideki şey...

Artık uyanıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.