İçeriğe geç

Gecenin Yalnızlığı

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Gecenin Yalnızlığı

Bölüm 3

3. Kabus.

Bir karakolun önünde oturmuş, polislerin bize 'her şey bitti,artık bilirsiniz.' Demesini bekliyorduk. Otobüste olanlardan sonra bizi karakola getirmiştiler. İfade almak için. Ama ifademizi alalı nerdeyse yarım saat olmuştu. Ve hala hiç bir şey yoktu.

Polisler ailelerimize haber vermişlerdi. Yani ailelerine. Benim gerçek bir ailem olmadığına göre Neriman teyzelere haber vermişlerdi.

Ada,Lara ve ben bir bankın üzerinde oturmuş gazoz içiyorduk.

Tam o sırada Ada ve Lara'nın bakışlarını üzerimde hiss ettim. Hala şaşkınlıkla bana bakıyorlardı.

Geldiğimizden beri tek kelime etmemiştiler.

Sanarım otobüste olanları gördükten sonra benden korkmaya başlamıştılar. Çünkü beni ilk defa öyle görüyorlardı.

Kafamı çevirip onlara baktıkta hemen bakışlarını başka yöne çevirdiler. O sırada yüzümde aptal bir gülümse belirdi. Boğazımı temizleyip söze girdim:

"Noldu geldiğimizden beri ağzınızı bıçak açmıyo. Hayırdır, yoksa korktunuzmu benden?"

İkisininde bakışları hemen bana döndü. Söze Ada dahil oldu:

"Yok ya ne korkması. Sadece bir az şaşırdık. İçinde birer ninja'nın yattığını bilmiyorduk....Yani, böyle güzel dövüştüğünü bilmiyorduk"

Gülerek ona karşılık verdim. Ve yeniden söze girerek konuşmaya başladım :

"Yok ya, o kadarda abartılacak bir şey yok. Herkesin bilmesi gereken kendini savunma haraketleri. Bende o haraketleri bir az canlandırıp icraat'a getirdim o kadar." Dedim.

O sırada şaşkınlığını bir kenara bırakıp konuşmaya ilk defa Lara dahil oldu:

"Evet orası öyle bunları her kesin bilmesi gerekiyor. Ama, sen bayağı çığrından çıktın. KIZIM SEN KAFAYIMI YEDİN. ADAMLARIN ELİNDE SİLAH VAR SİLAH. SENİN AKLIN ALA BİLİYORMU BUNU? YA ADAMLAR SANA HEMEN KARŞI ÇIKSAYDI. YA VURULSAYDIN? KIZIM SEN BİZE EMANET DEĞİLMİSİN? EĞER SANA BİR ŞEY OLSAYDI BİZ NERİMAN TEYZE'YE NE DİYECEKTİK. BİZ NERİMAN TEYZENİN YÜZÜNE NASIL BAKICAKTIK BİR DAHA? SEN BUNLARI HİÇ Mİ DÜŞÜNMÜYORSUN?DELİRDİN Mİ SEN?" Dedi Lara.

Aslında haklıydı. Kendimi tehlikeye atmıştım. Kendimi tehlikeye atmayı geçtim, otobüsteki her kesi tehlikeye atmıştım.

Her zaman yapıcağım şeyleri düşünüp yapardım. Bundan benim yararım ne olucak, etraktakilere ne gibi yararı olucak, hangi eksi yanları olucak. Bunları her zaman düşünüp haraket ederdim.

Ama bu sefer artık anın verdiği stresstenmidir, nedir anlamadım ama bu sefer düşünmeden haraket etmiştim. Etrafımdaki insanların canını hiçe saymıştım. Aptalca davranmıştım.

Ona hak vermek istercesine kafamı salladım. Ve yeniden konuşmaya başladım.

"Kusura bakmayın. Farkındayım deşüncesizce davrandım. Benim yüzümden birilerine zarar gele bilirdi. Yada benim yüzümden size zarar gele bilirdi. Özür dilerim. Bir daha olmaz." Dedim.

"Lütfen yanlış anlama. Eğer bu yaptığın sana zarar verseydi, Neriman teyze ve diğerleri biterdi. Biz mahvolurduk. Sen bizi üzmeyi hiç istermisin?" Dedi Lara.

"Tabikide hayır. Zaten sırf sizi kurtarmak için yaptım. Siz kurtarmaya çalıştım. Hatta başardımda. Ve o dediklerinide biliyorum. Zaten bana bir şey olsa benim arkamdan ağlayacak bir ailem bile yok." Dedim.

"Ya kuşum ne alaka? Hem Lara onumu dedi Allah aşkına. Hem biz varız. Neriman teyze var. Ayşe teyzeyle Necime teyzede var. Biz senin ailen değilmiyiz?" Dedi Ada.

"Onu demedi ama onu ima etmek istedi. Biliyorum. Sakın yanlış anlamayın buna alınmamda darılmamda küsmemde. Çünki gerçek bu. Eğer ben burada ölsem gelipte benim başımda durup ağlaya bilecek bir annem,babam YOK. Bunu hepimiz biliyoruz." Dedim.

Bir kaç dakika oluşan sessizlikten sonra arkamızda bize çok tanıdık o sesleri duyduk. Ailelerimizi. Yani onların ailesi benimde Neriman teyzem.

Hemen koşarak bize doğru gelip sarıldılar. Her şey o kadar hızlı gelişti ki tek hatırladığım Neriman teyzenin ağlayarak bana sarılması ve akıttığı gözyaşları içinde bize hala teselli vermesiydi.

Daha sonra bir kaç dakika sarılmadan sonra Neriman teyzeden ayrıldım. Ada ve Larada annesi ve babasıyla sarımaların bitirdiler. Daha sonrada hepsi bizi bankın üzerine oturtup sorgulamaya başladılar.

O kadar aralıksız ve o kadar çok soru soruyorlardı ki, tek-tek sorularını cevaplamak imkansızdı.

Polisler bile bizden ifade alırken bu kadar soru sormamıştılar.

"Ya bir dakika. Sakin olun. Sorularınızı teker-teker sorun ki, bizde cevaplaya bilelim" dedim sesimi bir az yükselderek.

Sanarım dediğim şey çokta işe yaramıştı. Çünkü hızlarını azaltmak yerine daha da artırmıştılar.

Can sıkıntısıyla ofladım. Ada ve Lara'ya bakıp omuz silktim. Başka çıkış yolu yoktu. Mecbur tüm soruları cevaplamak zorundaydık.

En azından yetişebilip duyduklarımızı.

10 dakika boyunca hiç durmadan sorularını cevapladık. En son sorularınıda cevapladıktan sonra aradan sıvışıp bahaneyle su almak için ayağa kalktım.

Artık etraf zifiri karanlıktı. Göz-gözü görmüyordu. Suyumu aldıktan sonra dikkatlice yere bakarak Neriman teyzelerin yanına gitmeye çalışıyordum. Ve gitdimde. Sanarım kendimin yeni bir özel gücünü keşf ettim: yarasa gibi karanlıkta göre biliyordum.

Aferin bana. Oscara layık bir şahısım. Aslında oscar yerine nobelde olur. Hiç farketmez.

Yanlarına ulaşır-ulaşmaz kendimi bankın üzerine attım. Onlar konuşurken ben suyumu başıma dikip suyu yarılamıştım bile. Bir kaç dakika sonra yanımıza daha önce gördüğüm o kahverengi saçlı,siyah gözlü, biraz iri-yarı olan polis geldi. Ve derin bir nefes alarak:

"Evet. Tüm ifadelerinizi okuduk. Soruşturmalarda açıldı. Adamlar hapis cezasına layık görüldü. Artık sizin burda bir işiniz kalmadı. Gidebilirsiniz." Dedi.

"Tamam teşekkür ederiz." dedik hepimiz bir ağızdan.

Yavaş-yavaş ayağa kalkıp yürümeye başladık. Karakolun büyük kapısından çıkıtık. Bir sürü araba geçen ana caddeye baktım. Bir taksi bulmamız gerekiyordu. Hiç kimse telaştan yanına araba almamıştı. Taksi çevirmek için yolun karşısına geçmek gerekiyordu.

Ama sanarım bu arabalardan bu biraz zor olucaktı. Önde Lara'lar onların hemen arkasında ben ve Neriman teyze, bizimde hemen ardımızda Ada'lar vardı.

Dikkatlice ve hızlıca yolda koşarken çok yüksek bir korna sesi duydum hemen yanımda. Tam kafamı çeviriyo

...BAM.

Büyük bir korkuyla gözlerimi açtım hemen. Ter içinde kalmıştım. Bir dakika bu olanların hepsi kabusmuydı?

Evet. Gerçektende kabusmuş.

Aslında iyi ki de kabustu. Gerçekte olsa o kabusta yaptığım hiç bir şeyi yapamayacaktım. Normalde bile çok stressliydim. Bide O an o kadar stressli olacaktım ki bunların hiç birini düşünemeyecektim bile.

Bir dakika ben odama nasıl gelmiştim. En son olayları düşünelim: Dert kıyısından uzaklaşıyoruz. Saat 18:35-ti. Acil eve gitmem gerekiyordu. Telefonumun şarjı bitti. Otobüse bindik. Daha sonra... Peki daha sonra noldu???

Noldu???

Yorgun-argin eve geldim. Neriman teyzeye 1 ton hesap verdim. Daha sonra yavaş-yavaş odama çıktım.

Hatta kafamı duvarada çarptım. Ve kafam şişti. Ahhh... Hatırldığım an kafam acıdı.

Neyse, odama girir-girmez kendimi yatağa attım ve uyuya kaldım. Evet her şey tamda böyle gelişti.

Bir dakika... Bu gün haftanın hangi günü? Benim okula gitmem gerekmiyormu?

Tabi ya.. Dün cuma olduğuna göre bu gün cumartesi'ydi. O zaman bu gün okul yoktu.

Yaşşaaasiin... Bu gün istediğim kadar netflix izleye bilirim.

Bilgisayarım nerde benim ?

Hemen 5 sezonluk bir dizi bulmam lazım. HEMEN.

#benimçizgim

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.