Bir deniz kenarında oturmuş denizi izliyorduk. Buraya sık-sık geldiğimiz ve burda oturup dertleşdiğimiz için burasının adı "dert kıyı"-sıydı. O sırada orda ölüm sessizliği vardı. Ve hiç kimsenin bu ölüm sessizliğini bozmaya niyeti yoktu.
Bir kaş dakika geçtikten sonra o ölüm sessizliği bozuldu. Bu sessizliği bozansa Ada oldu. Derin bir nefes alıp söze başladı:
"Artık kalkalımmı ? Saatlerdir burda oturmuş denizi izliyoruz. Ben artık donmaya başladımda o yüzden diyorum"
Daha sonrada söze Lara girdi:
"Aynen ya, bende tam onu diyecektim. Ama Eda'nın ciddiyetini bozmayı hiç risk alamadım." Dedi gülerek.
"İyi tamam kalkalım. Bende üşüdüm zaten." Dedim.
İkiside kafasını salladıktan sonra üçümüzde birden ayağa kalktık. Kayaların üzerinde duran çantalarımıza alıp sırtımıza astık.
Çantamdan telefonumu çıkarıp saate baktım. Saat 18:35-ti. 25 dakikaya evde olmasaydı Neriman teyze merak edicekti.
Hatta daha önce eve 10 dakika geç geldiğim için polisi aramıştı.
Ve burdan eve kadar olan mesafe nerdeyse 1 saatimizi alıcaktı. Bu yüzden hemen bir otobüs bulmamız gerekiyordu. Bunu bizimkilerede söyledim. Ve hemen bize en yakın olan otobüs durakını düşünmeye başladık. Bize en yakın olan durakla bizim aramızda 10 dakikalık mesafe vardı. Hemen o duraka duğru yürümeye başladık.
Duraka geldiğimizde saat 18:50-di. Ve otobüs daha gelmemişti. Durakın direğine yaslanıp bir az telefonla ilgilenmek istedim. O sırada'da Neriman teyzeye merak etmesin diye haber vericektim. Ki, oda ne, Allah kahretsin telefonumun şarjı bitti.
Şimdi n'apıcaktım ben ?
Tabi ya, Laradan ya da Adadan alırım bende.
Bir anda aydınlanma yaşadım ama çok uzun sürmedi tabi.
Sabah ikisininde bana "Bu gün telefonu yanıma almadım" demelerini hatırladım ve içimden bir küfür savurdum.
Yuh ya, mutluluktan havaya uçsak uçak çarpıcak.
Resmen durumumuz bu. Sıkıntıyla ofladığım sırada Larayla Saye yanıma geldi.
"Noldu niye ofluyursun?" Diye sordu Lara.
"Tam Neriman teyze merak etmesin diye onu arıyacaktım ki, şarjım bitti" dedim.
"Tamam ya sakin ol, birazdan otobüs gelir. Bizi 5 dakikada yetiştirir. Merak etme sen." Dedi Ada.
Kafamı sallayıp geçiştirdim.
Bir kaç dakika sonra uzaktan bizim bineceğimiz otobüs göründü. Bir kaç saniye sonra otobüs tam olarak gelip karşımızda durdu ve kapıları açıldı. Kapılar açılır açılmaz otobqse bindik. Hemen arka sırada olan koltuklara geçip oturduk.
Bir kaç dakika sonra otobüs bir durakta durdu. Ve içeri siyah giyimli bir kaç kişi girdi. İçimdeki ses bir şeyler olduğunu söylüyordu. Ve bu olacak şey iyi bir şey değildi. Tedirgindim. Bir kaç dakika sonra otobüs başka bir durakta durdu. Ve o sırada akılımın ucundan bile geçmeyecek bir şey oldu. O an olan her şeyin rüya olmasını istiyordum. Ne mi oldu?
Siyah giyimli adamların elinde silah belirdi.
Birden-bire ellerine silah aldılar.
İçlerinden biri soför'e yaklaşıp otobüsü durdurmasını söyledi. İçlerinden birise, tüm yolcuların üstündeki telefonları aldı. Sıra bize geldiğinde bizden, yani bendende telefonu aldı. Bense o sırada şaşkınlıkla ve tüm bu olanların rüya olmasını dileyerek Lara ve Ada'ya baktım. Onlarda şaşkınlıkla yanaşı büyük bir korkuyla bana bakıyorlardı.
Bir kaç saniye onlarla bakışmamın ardından gözlerimi kaçırdım. Ve kendimi toparlamam gerektiğini düşündüm. Bu şu an ki durumda imkansız gibi bir şeydi.
Ama şu an ki durumumuzu korkuyla alt edemezdik. Bu durumu alt etmek için bize akli dengesi yerinde olan birileri gerekliydi.
Otobüsün içindeki kişileri tek-tek inceledim. Şu an o potansieli hiç kimsede görmüyordum. Her kes korkudan titriyordu.
İçimden bir ses hiç kimsenin bölye bir riske girmeyeceğini söylüyordu. Niyese birden-bire kendimde büyük bir özgüven hissettim.
Ve içimdeki ses diyirduki, öyle bir kahraman arama, o kahraman kendin ol.
Hiç kimse beni kurtaracakmı diye bekleme, sen kendin kurtar.
O sıra kafamın içinde sadece bu cümle yankılanıyordu: Benim bir şey bulmam lazım Benim bir şey bulmam lazım Benim bir şey bulmam lazım Bu söz kafamda defalarca yankılandı. Hemen bir plan yapıb burdakı her kesi kurtarmam lazımdı. Düşün, düşün, düşün,...........BULDUM.
Hemen üçünüde bir şey bulup yanıma getirmem lazımdı, daha sonrada nolur-nolmaz diye öğrendiğim kendini savunma haraketierini yapmam gerekiyordu.
Ama tek sorun var, BU ADAMLARIN ELİNDE SİLAH VARRR...
Jeton kimdi düşmüş gibi bir titreme geldi.
Şimdi 1 dakika, benim bunların hepsini yapmam için ilk önce sakin olmam gerekiyordu. Benim şu an mantıklı düşünmem gerekiyordu.
Çok uzun süredir rehin alınmıştık. Kaç dakika ola bilir? Tahmini kaç dakikadır rühin alınmıştık? Yarım saatten çok 1 saatten az. Ortalama 45 dakika. Eğer gerçektende uzun süredir burdaysak zaten yol polislerinin dikkatini çekmişiz demektir. Ama görünürde yol polisi yoktu. O zaman bir kamera olması lazımdı. Hemen camdan etrafa göz gezdirdim. Tam ömümüzde bir kamerası vardı. Ve gözlemlediğim kadarıyla bu kamera tem otobüsün içini rahatça görüyordu. Yani bir azdan bizi kurtarmaya bir ekip gelicekti.
Şuan benim yapmam gereken tek şey, onları bir süreliğine etkisiz hale getirmekti. Ve gözlemlediğime göre bunlar daha çaylaktı. Yani kolayca alt edebilirdim.
Şimdi bir şey yapıb onların üçünüde kendi yanıma çekmem lazımdı. Ve bu çok kolaydı. Çünki tek bir haraketimde üçününde yanımda belireceğine emindim. O yüzden hemen ani bir hareketle ayağa kalktım. Hemen görüş açılarına ben girdim tabi. Üçüde heme yanıma geldi:
"Sen canına mı susadın lan, yürekmi yedin?" dedi içlerinden en kısa boylusu. Ona karşılık : Evet yürek yedim." Dedim.
Ve hemen ani bir haraketle kafama doğru uzattığı silahı elimle tutarak yere doğru eğdim. Hemen ardından adamın karnına bir tekme savurdum. O sırada gözüm diğer adamlara kaydı. İkisi birden üzerime doğru geliyordu. Bana doğru koşan ilk adama tekme atıp, solumda beni vurmak için elini kaldıran asamin kolunu tuttum ve göğüs kafesine doğru yumruk atıp ittirdim. İlk dövdüğüm adam ani bir haraketle kakıp bana yönülmek istedi ki, hemen bir yumrukla adamı yere serdim. O sırada diğerleride bana yeltenmesin diye yerde olan silahlardan birini götürüp adamlara doğru çevirdim. Tabikide bu silahla hiç bir şey yapamıyacaktım. Bu sadece onları korkutmak ve durdurmak amaçlıydı.
Daha sonrada arkamı döndüm. Ve şaşkınlıkla yanaşı korkuyla bana bakan insanları gördüm. "Hepiniz iyimisiniz? Bir şeyiniz yok dimi?" Diye sordum. Herkes kafasını salladı. Daha sonra dönüp Ada'yla Lara'ya baktım. Şaşlınlıkla bana bakıyorlardı. Tam o sırada dışardan polis sirenleri duyulmaya başladı.
#benimçizgim

