Rüya gibi geçen muhteşem bir haftasonun ardından gözlerimi yağmurlu bir güne açtım. Kafamı yorgandan kurtarıp komidinin üzerinde duran telefonuma uzandım. Saat 4:57-di. Gözlerimi ovalayarak yorganı üzerimden atıp, yatakta oturur vaziyatte hatta "tarlası yanmış köylü" gibi durdum. Bir kaç dakika öyle durduktan sonra yavaş-yavaş yataktan indim. Banyoya doğru gidip elimi yüzümü yıkadım. Yeniden odama girip gardropuma doğru gittim. Bu gün serbest kıyafet olduğuna göre istediğimi giye bilirdim. Pantolonlar olduğu kısımdan bir tane mavi kot pantalon seçtim. Üstünede siyah askılı bir bluz götürdüm. Üst kıyafet bölümündense bir tane deri ceket çıkarıp yatağımın üzerine koydum. Odamın kapısını kilitleyip kıyafetlerimi giyinmeye koyuldum. Kıyafetlerimi giyindikten sonra kapının kilidini açıp hafif bir makyaj yapmak için makyaj masasına oturdum.
</p>
(Aden'in kombini )
Makyajımı bitirdikten sonra aynada nasıl görünüyorum diye kendime baktım. Ve bu an gözüm saçlarıma takıldı. Kızıl renkte saçlarım bu aralar dahada koyu olmaya başlamıştı. Aslında bunun neden kaynaklandığını düşüne biliyordum. Benim hiç kimsenin bilmediği hatta Lara ve Adanında bilmediği bir sırrım vardı. Bu benim en büyük sırrımdı.
Ve o en büyük sırrımı şimdi sizinle bölüşüyorum.
Ben bir ANKA'yım.
Evet. Yanlış duymadınız. Ben bir ZÜMRÜD'Ü ANKA'YIM.
Hani o herkesin sadece efsane olarak bildiği zümrüd'ü anka.
Eğer siz anka'ları bilmiyorsanız ankaların çok güzel, ipek gibi ateş kızılı, katı turuncu ve altın sarısı renklerinden ibaret kanatları ve kuyruğu olan çok güzel bir kuştur.
</p>
Ben ilk defa anka olduğumu 12 yaşımda öğrenmiştim. Anka olduğum zaman yani anka'ya dönüştüğüm zaman büyük kızılı renkte kanatlarım ortaya çıkıyor.
</p>
(tahmini olarak böyle)
Aynı zamanda anka olmağımın bana kattığı bir kaç özellik var. Kanatlarım sayesinde uça biliyorum. Ama bunu çok az deneyimlemiştim. Bunun sebebi'yse özel gücümün hiç kimse tarafından görülmemesini istememdi.
Daha sonraki özelliğimse istediğim zaman vücüdumdan ve kanatlatımdan ateş çıkara biliyor olmamdı.
</p>
</p>
Ama bunu uçma'yla karşılaştırdığımda bunu bir az daha çok deneyimlemiştim.
Kanatlarım ve çıkardığım ateş sayesinde kendimi her şeyden koruya biliyordum. Kanatlarımı hafif bir şekilde salladığımda çıkan büyük çaplı rüzgarla etrafımda olan her şeyi savura biliyordum. Ateşle kendimi savunmağı daha önce hiç deneyimlememiştim. Ama bununlada kendimi koruya bileceyimi biliyordum. Bunu deneyimlememin sebebi'yse bunun etrafa çok zarar vere bilecek olmasıydı.
Aynı zamanda çok hızlı koşa biliyordum. Hatta küçükken Ada ve Lara'ya yarış yaparken hep ben kazanıyordum. Bunun sebebini hep sorsalarda hiç bir zaman söylememiştim.
Ve bir kaç defa aynada gördüğüme göre anka olurken bende bazı fiziki değişiklikler oluyordu. Bunlardan biri gözlerimin kırmızı olmasıydı.
</p>
Diğer değişiklikse vücüdumda garip simgelerin ortaya çıkmasıydı.
</p>
Bunun için uygun bir foto bulamadım. Ne zaman bulursam paylaşıcam.)
●●●
Aşağı inip ayakkabımı giyinmek için ayakkabı dolabına yaklaştım. Garip bir şekilde evde kimse yoktu. Bir az etrafa bakındıktan sonra evde kimsenin olmadığı kanaatine vardım.
Tam elimi çantamın küçük cebine atıp Neriman teyzeyi aramak için telefonumu götüryordum ki salonda küçük masanın üzerinde duran kağıtı gördüm. Yaklaşıp kağıtı elime alıp okumaya başladım:
"Kızım ben evde değilim. Seda hanım var ya, onun büyük oğlunun nikahı var bu gün bizde oraya davet etti. Ordayız biz. Kahvaltı hazırlamadım. Eğer acıkırsan kendine hazırla. Ben akşama doğru dönerim. Üstünü kalın giy. Üşütme. Seni seviyorum Aden'ciğim"
Kağıtı okuduktan sonra gülüp kağıdı yerine bıraktım. Ben o kadar iyi tanıyordu ki sırf görünüş için kalın bir şeyler giyinmeyeceğimi ve ya giyinsem bile önünü kapatmayacağımı biliyordu.
Çantamı alıp dışarı çıktım. Yavaş adımlarla okula doğru yürümeye başladım. Mayıs ayı olmasına rağmen bu şiddetle yağan yağmura anlam veremedim.
Garip bir şekilde etrafta hiç kimse yoktu. Okulun önüne geldiğimde burdada hiç kimse yoktu. Yavaş adımlarla okula girdim. O sırada okulun kapısının önünde sohbet eden Lara'yla Adayı gördüm. Yanlarına yaklaşıp:
"Günaydın. Nasılsınız? Okul bu gün ne kadar tıklım-tıklım dolu ya dimi?" Dedim alay eder bir tavırla.
" Günaydın. İyiyiz sen nasılsın? Dimi ya. Hiç bir zaman bu kadar çok öğrenci olmuyordu okulda. Yani yere iğne atsan düşmez." Dedi Ada benim alayıma alayla karşılık vererek.
"Ya şaka yapmayın. Bu ciddi bir durum olabilir. " Dedi Lara riyakar bir şekilde.
" Acaba bu gün pazarda bizmi pazartesi sanıp okula geldik? " Dedi Ada.
"Hayır. Bu gün gerçektende pazartesi. Yani biz yanlış gelmedik." Dedim Adaya karşılık.
"Bence çıkıp müdürden yada bir hocadan falan soralım. Belkide bu gün özel bir gündür falan olamazmı?" Dedim cümlemi devam ettirerek.
İkiside kafalarıyla onayladıklarında merdivenlerden 2-ci kata çıktık.
