İçeriğe geç

Gecenin Rengi

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Gecenin Rengi

Bölüm 3

BÖLÜM : 3 CİNAYET

Hayatımın her anında bir sürü göz tarafından izlenmiş, birçok anlam taşıyan bakışlara maruz kalmıştım . Hepsi tanıdıklarımın bakışları da dahil hiçbiri ,şu anki gecenin karanlığında bile bana bakan, yabancı ama bir o kadarda tanıdık bir çift kahverengi göz kadar sıcak ve garip bir huzur hissetirmemişti.

HADİ AMA CİDDEN!! Mahallenin karanlığından yüzünü bile seçemiyordum ama o gözleri... Gözlerinin parlaklığıyla bile mahalleyi aydınlatabilecek gücü görebiliyordum. Genellikle kendimde dahil hemen herkese yeşil gözleri daha yakıştırırdım ama onun gözlerine kahverengi daha ayrı yakışmıştı ne kadar hoşuma gitsede yeşil renk ona bu şuan ki göz rengi kadar yakışmazdı. Sert bakışları vardı o kadar sert bakıyordu ki insanı karlar içindeki bir ormanda çırılçıplak bırakıp donarak öldürebilecekmiş gibi. Düşününce bile ürperdim. Belkide havanın soğukluğundan yada çığlık sonrası ısız ve zifiri karanlık içindeki mahallemin ortasında bir yabancıyla göz göze geldiğim içindir bilmiyorum ama adamda gerçektende bir katilin bakışları vardı. Soğuk ve ısız... Zihnim hala olayın şokunu atlatmaya çalışıyordu . Ne yapıcağımı bilmeden hala tam bir aptal gibi katil şüphesi taşıyan bir adamla bakışıyordum. Dışardan tam bir zavallı gibi göründüğüme eminim. En sonunda zihnim kendine gelmeye başlamıştı ve pencereden ayrılmayı nihayet akıl edebilmiştim. Tabiki iş işten çoktan geçmişti! Adam gerçekten bir katilse ve çığlık cüneyt amcaya aitse (ki eminim oydu) sonraki kurbanı ben olabilirdim. İstemedende olsa bu olaya şahit olmuştum ve adam da haklı olarak nefesimi tereddüt bile etmeden kesebilirdi. Bir an bulunduğum oda aydınlanınca korkuyla irkilip yanımda duran çekmecenin üzerindeki mumu devirdim. KAHRETSİN!!! Çok ses çıkmıştı. Neyse ki halılar henüz elimize ulaşmadığı için yerde soğuk mermerden başka bir şey yoktu ve mum kendi ıslaklığı ile sönmüştü. Yerde duran mumu tekrar çekmecemin üstüne bırakıp ışığı kapattım. Nihayet sokak lambaları yanıyordu gitmediyse onu görmek istiyordum çünkü ne kadar kalpim korkudan çarpıntı yapsa bile yüzünü deli gibi merak ediyordum. Pencereye yaklaşıp beni göremiyeceği bir nokta bulup oraya yerleşip mahalleyi gözetlemeye başadım. Onu yine Cüneyt amcanın evinin önünde gördüm fakat biraz öncekinden farklı olarak sırtı bana dönük bir şekide telaşla bir evin içine birde etrafa bakıp duruyordu. Onu biraz daha inceledim. Arkası bizim eve tamamen olmasada bir kısmı dönük duruyordu. Hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. O nefes aldıkça giydiği siyah boğazlı kazağıda hareket ediyordu. Saçlar hafif dalgalı terden alnına yapışmıştı. Baştan aşağı simsiyah giymişti. Bu havada nasıl olurda üzerinde sadece bir kazakla çıkardı anlamıyordum. Hava buz gibiydi. Dünkü kar yağışından dolayı yerlerde karlar vardı ve dondurucu rüzgar esiyordu ama o halinden gayet memnun görünüyordu hala evin içine bakıp kendi kendine söyleniyordu. Onu incelemeyi bırakıp baktığı noktaya bende bakmaya başladım. Çok geçmeden evin kapısı açıldı ve bahçeye doğru iki kişi yürümeye başladı. Biri erkekti ve inanılmaz iri duruyordu. Kahverengi gözlü adam kadar uzun değildi ama cüssesiyle belki aynı boya gelebilirdiler. İri adamın yanında da sarışın nerdeyse iri adamın yarısına gelen siyahlar içinde giyinmiş bir kadın , benimle göz göze gelen adamın yanına doğru ilerliyorlardı. Deme ki işin içinde sadece o yoktu. Kahverengi gözlü adam onları görünce biraz daha rahatlamış görünüyordu. Sarışın kadın adamın yanına varır varmaz boynuna atladı . Adamda ona karşılık verip sarıldı. İri adamda yanlarına gelince adam kaşlarını çattı, sarışın kadını kendinden ayırıp iri adama döndü. Adam iri adamı itip sinirle birşeyler söylemeye başladı. İri adamda ona karşılık vermiyor ama adamla konuşmaya çalışıyordu. Ama adam iri adam konuştukça öfkesi daha da artıyor gibi görünüyordu. Bu noktadan onları duyamıyordum ama biraz daha yaklaşırsam beni fark edebilirlerdi ve bu isteyeceğim en son şeydi bu yüzden sadece izlemekle yetindim. Aralarındaki tartışmayı caddeden yükselen siren sesi kesti. Üçününde bakışı sesin geldiği noktaya doğru döndü . En sonunda sarışın kadın ikisininde arasına girip onları ayırdı. Adama doğru bir şey söyledi sonrada iri adamı kolundan tutup adamdan biraz uzaklaştırdı. Adam en sonunda biraz daha sakinleşmiş dalgın dalgın olduğu yerde durup bakışlarını eve dikmişti. Sonrada bakışlarını evden ayırıp benimle göz göze geldiği noktaya çevirdi. Heycanlandım ama beni fark etmemesi içinde içimden dua etmeye başladım. Neyse ki beni görmemişti aynı noktaya bakmaya devam ediyordu. Birkaç dakika geçmeden yanına yine o sarışın kadın geldi. Göz devirmeden edemedim(bana ne oluyorsa). Adam onu fark etmedi yada dönüp bakmadı bilmiyorum ama kadın adam ona bakmayınca elini adamın omzuna oyup bir şeyler söyledi . Adam yine ona dönüp bakmadı aynı noktaya bakmaya devam ediyordu. Kadın kaşlarını çatıp adamın baktığı noktaya o da baktı neyse ki o da beni fark etmemişti. Bakışlarını pencerenin üzerine çok tutmadan adama doğru dönüp son kez bir şey daha söyleyip iri adamı yanına çağırdı, yürüyüp mahalleyi terk ettiler. Siren sesi yaklaşıyordu ve komşulardan da sesler gelmeye başlamıştı. Polise de onlar haber vermişti herhalde. Adam son olarak yine pencereme baktı ve bulunduğu yerden uzaklaşıp o da gözden kayboldu. Bende ayağa kalkıp pencereden rahatça mahalleye baktım. Komşuların birkaçı aşağıya inmişti ve polis arabası da Cüneyt amcanın evinin önüne gelmişti. Vakit kaybetmeden dolaptan kazağımın üstüne siyah hırkamı geçirdim , telefonumu da elime alıp odadan çıktım. Evden çıkmadan annemin kapısını aralayıp ona baktım. Normalde uykusu çok hafiftir çığlık sesinden sonra bir dakika bile geçmeden yanımıza gelir hatta bizimle beraber uyurdu. Ama kullandığı ilaçlar ona ağır geldiği için bayılmış gibi oluyordu. Kapısını kapatıp kapının yanındaki askıdan anahtara uzandım ve olabildiğince sesiz olarak evden çıktım. Mahalle hiç görmediğim kadar kalabalıktı herkes çığlık sesini duymuş olmalıydı. Evin önünde birkaç insan polisle konuşuyor, birkaç polis ise insanları dağıtmaya çalışıyordu. Bende eve doğru yaklaşıp onları dinlemeye başladım. " Duydunuz değil mi sizde çığlığı? Cüneyt beye aitmiş. Polisler evde ölü bulunduğunu söylüyorlar." dedi. Biri de söze atlayıp " Duyulmayacak gibi değildi ki! Yazık adamın kimsesi de yoktu."dedi. Herkesten başka ses çıkıyordu benimse tek duyduğum kafamın içindeki sonsuz çınlamaydı. Ben şimdi ne yapıcaktım. Stresten avuç içlerim terliyor midem bulanıyordu. Evin içinden büyük ihtimalle komiser çıkıp etrafa baktı. O da insanların endişesinin farkındaydı . " Evet, bildiğiniz üzere Cüneyt bey vefat etti. Ailesi veya akrabalarına haber vermemiz gerekiyor. Bildiğiniz birileri var mı? " diye herkesin gözünün içine bakıp sordu. Önde duran bir amca sanırım Cüneyt amcanın arkadaşıydı komisere yaklaşıp" Hayır memur bey bildiğimiz kadarıyla yoktu . Zaten kendi halinde emlakçılık yapan yaşlı bir adamdı. Şimdiye kadar biriyle bir münasebetini bile ne duydum ne gördüm." dedi . Memur başını sallayıp "Anladım. Peki Cüneyt beyin yakın arkadaşları veya yakın komşuları bizimle karakola kadar gelirse sevinirim . Evi şimdilik kapatıp incelemeye alıcaz şimdilik lütfen dağılalım. " dedi ve koluyla diğer memurlara işaret verip arabalara doğru ilerlemeye başladı. Cüneyt amcanın komşular ve arkadaşları da komiserle birlikte karakola gitmek için arabalara ilerledi. Diğerleri ise polislerle birlikte dağılmaya başladı. Bense olduğum yerde öylece durmuş ayaklarıma bakıyordum. Şimdi işim bitmişti . Cüneyt amcayı öldüen adam yarın evime gelip benimde nefesimi kesebilirdi . Polise söylemezsem benimle birlikte annem ve busede tehlikeye girerdi. Söylersem ve söylediğimi öğrendiği anda anında gelir ve nefesimi keserdi. Her türlüde işim bitmişti. Bu mahalleden gerçekten de nefret ediyorum. Ben olduğum yerde kendi felaket senaryolarımı düşünürken biri koluma dokununca anlık olarak kendimi geri çekip çığlık attım. Neyseki koluma dokunan sadece bir polis memuruydu ve ben çığlık atınca tüm gözler bana dönmüştü. Polis eve dönmemi söyleyip kibarca beni kovdu. Bende burda durmaya bayılmıyordum zaten. Eve doğru ilerlemeye başladım. En azından bugün sesimi çıkartmıycaktım. Yeterince etraf karışmıştı ve bunu söylersem beni hemen salmazlardı. Hem anneme bunu açıklayamazdım. Kafası yeterince doluydu ve bizim için fazlasıyla endişeleniyordu. Bu olay ona fazla gelebilirdi. Bunu ona yeniden yapamazdım. Olabildiğince sesiz bir şekilde odama çıktım. Buse hala uyuyordu annemden de ses yoktu. Yaklaşıp busenin üzerini örttüm ve yanağından öpüp bende yatağıma geçtim . Yarın kesinlikle bir zombiden farkım olmıycaktı en azından biraz uymak zihnime iyi gelebilirdi. Gözlerimi kapatıp kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Bölüm sonu

1 yorum