Arabadan indigimiz an yüzüme çarpan soğuk ile seri adımlarla restorana giriş yapmıştık. Ben ceketimi çıkarıp girişte olan askıya asarken Aral Efken'e döndüm. Arkamda olan büyük vücudu ile ilk önce duraksasam da kucağında olan Buğra'yı aldım.
O benim bir adım gerimde gelirken elini bel oyuntumda hissetmiştim. Midem kasılırken çaktırmadım hiç bir şey dışarıya. Bizi bekleyen topluluğa ilerledigimizde bizi ilk gören İrem oldu "işte eksiklerimiz de geldi!" Dedi.
Yüzümde oluşan samimi gülümseme Arda'nın yanında olan kızı görmem ile sönecek olsa da kendimi durdurdum. "Oo, kıvırcık kankam da gelmiş. Hoş geldiniz!" Arda gür sesi ile bütün masanın bize dönmesini sağlarken Arda'nın yanında olan kız bana bir bakış atıp kucağımda olan ve etrafa şaşkın bakışlar atan Buğra'yı almaya çalıştı.
Ellerini uzatarak "aa, hoş geldin Buğracım!" Dedi. Buğra ona kaşlarını çatarak baktığında çığlık atarak kollarını sıkıca boynuma sardı. Karşımdaki kız kaşlarını çattı ama hemen toparladı. Arda ve Bedirhan'ın gülme sesi geldiğinde karşımdaki kızın çenesi seğridi.
"Aa,niye gelmiyorsun bana ya" kız şaşkınmış gibi söylendiğinde tekrar almak istemişti lakin Buğra yine gitmemişti. Efken beni belimden tutarak bir sandalyeye yönlendirdiğinde kucağımda olan Buğra ile beraber Arda'nın karşısına İrem'in yanına oturdum.
Araba vitesi gibi oradan oraya yönlendiriyordu beni. Buğra'yı tanımadığım bir adam aldığında "oyy,ne kadar küçük bak hayatım. Bizim bebegimuzde böyle olacak çok tatlı" demişti. İlk defa gördüğüm adam kasları çatılı bir şekilde oturan kadının yanına ilişti. Kadın umursamazca başını salladığında Arda söze girdi "bence sizin çocuk tatlı kelimesinden uzak olarak hızlı ve öfkeli olacak" demişti.
Bedirhan onun koluna vururken adam "niye öyle diyorsun Arda?" Dedi bu tanımadığım adam aralarında en büyük duran kişi idi. Tanımadığım bir kaç kişi daha vardı masada. "Allah Allah,niye öyle dedin şimdi Arda kardeşim?" Diyen Bedirhan ciddiyetten uzak ama ciddi gibi alaylı ses tonu ile Arda'ya döndü.
Arda "tabii senin genler baskın olursa çok tatlı olur bencede Adnan abi" dedi. Masadan bir kaç gülme sesi geldiğinde tanımadığım ve ismi Adnan olan adama ve karısına baktım. Sanırım karısını pek sevmiyorlardı.
"Zevzekliği bırakın..sana geldi hemen bana niye gelmedi Adnan abi" dedi karşımda olan kız. Saçları gayet sarı ve yüzü güzel denecek kadar vardı. Lakin bakışları ve konuşma şekli beni huzursuz etmişti. Bu kızda bir şeyler vardı kesinlikle..
Ard hiç gocunmadan "ben çocuğun yerinde olsam bende gelmezdim valla" dedi. "Ya ne boş boş konuşuyorsun sen yine?" Kız kaşlarını çatıp yüzünde olan itici ifade ile Arda'ya konuşmuştu. "Çocuğu her seferinde sert öptüğün için olabilir mi Ezgi?" Dedi Bedirhan.
Demek o Ezgi bu Ezgi idi..
İçimde olan huzursuzluk daha da büyüdü.
"Aa,yalan. Ben seviyorum sadece onu" Arda gülerek "Bihter de Behlül'ü seviyordu" dedi. Lakin bunu kesinlikle gönderme olarak dediği belliydi. Tabii ben konuyu bilmediğim için gülemedim.
Yanımda olan İrem'e dönüp "nasılsın?" Dedim. Mükemmel sohbet başlatırım yanlız..
"İyidir,hayatım. Sen ne yaptın?? Kaşları ile kocasını gösterdi "halledebildi mi bizimki" gülerek başımı aşağı yukarıya salladım "eh halletti de,benim yüce gönlüm olmasa" elimi iki yana salladım. 'fıs' der gibi. Bu dediğime güldü. "Bak bak,laflara bak" Berktuğ karısının omzundan eğilmiş bana bakıyordu.
Kaşlarımı kaldırıp tek omzunu kaldırıp indirdim. Gülerek başını iki yana salladığında İrem'e "Berke nerede?" Dedim. "Elif geldi bir iki saat önce başı ağrıyordu o yüzden evde kalmak istedi. O da onunla kaldı" dedigini başımla onayladığımda sipariş ettiğiniz yemekler gelmişti.
Gözlerim önümde olan kebab ile açılırken çaktırmadım. Yemek yemek bu kadar zevk veremezdi bana yahu..
Yemek masasına oturttuğumuz Buğra bizimle beraber mamasını içerken ona küçük küçük parçalar olarak kepaptan verdik. Aral Efken bir kez daha beni kendine hayran etmişti. İlk oğlunu düşünüyor sürekli gözleri onda oluyordu. Çok konuşkan bir yapısı olmadığından zaten dikkatle dinliyor nadiren guken yüzü şimdilik ciddi kalıp ciddi cevaplar veriyordu.
Onu bu kadar incelemem hiç hoş değildi ayrıcası..
Ayranımın son yudumunu içtiğimde erken bittiği için dudaklarımı büzdüm. Masada bir sohbet dönüyordu ama ben yemek yerken konuşmayı sevmediğim için sadece yemeğine odaklı idim. Şimdi dönen sohbetin arasında ayran istemek beni oldukça utandırırdı.
"Koçum,bize iki ayran daha. Biri kutuda olsun" Aral Efken'in sesi ile başımı baktığım ayran kutusundan kaldırıp ona baktım. Kahve hareleri ile bana bakıp göz kırptı.
Eriyebilir miyim?....
Gözlerim şaşkınca açılırken dudaklarıma yayılan tebessüm ile "teşekkür ederim" dedim. O sadece gözlerime baktığında uzun kirpiklerinin arasında olan gözleri ve esmer tenine rağmen loş ışıkta mükemmel görünmesi hiç hoş değildi...
Bizim soluklu bakışmamızı bölen şey Ezgi'nin sesi idi "Aral, tuzluğu uzatır mısın?"
Ben boğazımı temizleyip önüme dindugumde ayranlar gelmişti. Efken tuzluğu önünden alıp Ezgiye uzattığında ezgi elini Efken'in bileğine kadar götürüp eline sürtünerek almıştı resmen. Tek kaşım sinirle kalkarken Ezgi yüzünde olan sırıtma ile Aral Efken'e baktı lakin o öyle bir baktı ki,gözleri sanki bucak gibi kesti.
Ezgi hemen başını eğdiğinde burnumdan nefes vererek başımı iki yana sallayıp yemeğine döndüm.
Bu kız kesin ihtimal ile Aral Efken'den hoşlanıyordu.
Ama bana neydi ki..
Yemekler yenmiş,çaylar içilmeye başladığında dışarıda yağmur çiselenmeye başlamıştı. Restoranın yanan şöminesinden dolayı üşümüyorduk.
Saat ilerledikçe kucağımda uyuklayan minik bebek ile içimde huzur oluşmuştu. Bu loş hava,etrafımda şuan çok tanımasam da sevdiğim insanlar ve kucağımda huzurla uykuya dalan küçük beden içimi huzurla doldurmuştu. Bakışlarım uzun zamandır izlediğim küçük bedenden ayrılırken kafamı kaldırmam ile Efken'in gözlerine yakalanmıştım.
Kolunu oturduğum sandalyenin arkasına yaslamış ve bedeni bize doğru hafifçe dönmüş bir biçimde bizi izliyordu. İçimde o an farklı bir şeyler oldu sanki, koyu kahve gözleri geceyi anımsatan bu adam sanki bedenimi kendisine çekiyordu.
"Sen ne düşünüyorsun Efsûn?"
Bakışlarımı bana bakan İrem'e çevirdim. Kendisi elbise sipariş edecekti lakin bir türlü seçemediği için süslenmeyi çok seven ben olaya dahil olmuştum.
Gösterdiği pembemsi saten elbise ile gözlerim parladı. Sırt dekoltesi oldukça iddialı olup beline kadar ip bağlamalıydı. Gözlerimden kalpler çıkarken "ay,muhteşem. Ama bence bunun mürdüm veya bordo rengi senin tenine daha uyumlu olur hayatım" dedim.
Başı ile beni onaylarken "bencede,lacivert olur mu bana?" Dedi. "Yakışmazsa onun ayıbı,olur tabii" dedim. Kıkırdadığında Berktuğ kafasını uzatarak olaya dahil oldu "umarım onu almayı düşünmüyorsun hayatım?" Dedi İrem'e dağ ayısı..
İrem kaşlarını kaldırıp ona bakarken "senin kıskançlığınla uğraşamam canım kocam,tabii bunu alacağım" dedi. Berktuğ'un kasları çatılıp hiddet ile bir şey söyleyecekken onu bölen Arda oldu "aa,komutanım yengemi bırak ne istiyorsa giysin,lütfen biraz medeni olalım" dedi.
Berktuğ "önce evlen de sonra konuşalım gebeş" dedi. Ama bunu 'evlenince anlarsın ' yüz ifadesi ile söyledi. "Biz senin gibi layt erkek miyiz olum?" Dedi Aral Efken!
Evet! Aral Efken?
Kaşlarımı kaldırarak ona baktım. Şaşkındım. Bakışlarımı fark etmiş olacak ki "yani,tabii istediğini giyebilir benim karım." Dedi kendini açıklamak ister gibi. Hızlıca Arda ise eğlenceli bir ses ile "komutanım olmayan karınızı nasıl kıskandınız ben onu anlamadım" dediğinde.
Efken keskin bakışlarını ona çevirdiğinde
B
edirhan gülmemek için dudaklarını bastırıp Arda'ya döndü lakin Arda canına susamış olacak ki "hayır,ufukta birisi varsa söyleyin komutanım hazırlanalım düğüne" dedi.
"Ben sana ufukta bı beyaz ışık göstereceğim şimdi. Göreceksin gününü!" Ona peçeteliği attığı Aral Efken Arda yüzüne gelmeden tutup peçeteliğin arkasından başını eğerek "ne,beni nikah şahidiniz mi yapacaksınız?" Elini kalbine koydu "kalbime işlendiniz komutanım" dedi.
Aral Efken "ben senin bir yerlerini işleyeceğim de s-" boğazımı temizleyerek küfür ile sonlanacak olan sözünü kestim. Kafasını bana çevirdiğinde gözleri yumuşadı. "Hadi, kalkalım. Sabah erken kalkacağız" demişti Berktuğ.
Zaten çoğu kişi gitmişti. Hep beraber kalktığımızda Aral Efken kucağımdan uyuyan Buğra ile beraber dışarıya çıkmadan ceketini üzerimize tutup tek beden gibi yürümemizi sağlamıştı. Vücudunun sıcaklığı ayaklarımızın altında olan zemine hızla düşmesine rağmen etrafımı çevrelenmişti sanki.
Hızlı adımlarla arabaya yerleştiğimizde kıkırdadım hafifçe ıslanmış olan bacaklarım ve saçlarım ile yağmura baktım. "Çok güzel yağıyor" kemerimi takarken hala dışarıya hayran bakışlarımı atıyordum. Efken hemen klimayı çalıştırdığında o hız ile lojmana ulaşmıştık.
Eve girdiğimizde Efken arrik ise gidecegi için benim odama taşıdığımız bebek yatağına Buğra'yı yatırdım. Üzerime gri eşofman takımı giydiğimde Efken balkonun camekan camlarını kapatıp kalorifer ısısının oraya da gitmesini sağladı. "Kahve içer misin?" Bana yönelttiği soru ile omuz silktim.
"Sabah erken kalkacaksın?" Dediğimde o da omuz silkti "fazla uyumam zaten"
"Orta şekerli"...
Balkon masasına karşılıklı oturduğumuzda o ikimize de kahve yapıp gelmişti "beni şaşırtıyorsun" dedim. "Niye?" Dedi.
"Yani senin gibi bir adamdan böylesi şeyler beklemezdim" dedim. Kaşları kalkarken sigarasını çıkarıyordu "benim gibi bir adam derken?" Dedi.
Yakışıklı,karizmatik-
"Yani konuşmayı sevmiyorsun,fazla gülümsemiyorsun. Başkaları ile konuşurken naziklikten uzak keskin davranışların var ama.."
"Ama?"
"Ama çok güzel bir babasın,çocuklarla anlaşıyorsun,ne kadar insanlara kabaymış gibi davransan da düşünceli birisin. Ve naziksin ayrıca oldukça hamaratsın" dedim. Evet bunları ben mi dedim?
HAYIR TABİKİ!
Başımı iki yana sallayıp "bu kadar hamarat olmanı beklemiyordum." Dedim gülerek. O da dediğime tebessum etti "sizi şaşırttıysam ne mutlu bana" dedi. Güldüm, karısı çok şanslı olacaktı bence bu adamın.
Gözlerim camekandan dışarıda olan yağmura bakarken "yağmur izlemeyi çok seviyorum,küçüklükten beri bir alışkanlık oldu" dedim. İlgi ile gözlerime baktı "babamla hep görevden geldiği vakit böyle pencerenin önüne oturup saatlerce izlerdik."
"Baban, karargahta da böyleydi. Penceresinin önüne geçer hep dışarıyı izlerdi" kaşlarımı kaldırarak ona baktım. "Babamla o kadar yakın miydiniz?" Dedim. Başını salladı "beraber görev yaptık bı süre. Beni o büyüttü sayılır " dedi.
Sigarasını dudaklarına yaslamadan evvel bana baktı "rahatsız olur musun?" Dedi. Yüzümde oluşan tebessüme engel olamadım. "Hayır,içebilirsin" dedim. Paketi bana uzattığında başımı iki yana salladım. "Biz daha çok kar severdik. Yılın ilk karı yağdığında gece yarısına kadar gitmezdim eve,sonra hasta olur bir hafta yatardik." Sözleri ile sigara dalından derin bir nefes çekti.
Kalın dudaklarının arasına yasladığı sigara dalı onu itici yapmaktan daha çok çekici gösteriyordu. Nefes çekmek için içine çöken keskin yanakları ile normalin altına karizmatikti.
Ve bu görüntü kalbime zarardı!
Boğazımı temizleyerek önüme döndüğümde "kaç kardeştiniz?" Diye sordum. Çatılan biçimli kaşları camdan hiç ayırmadığı gözleri ve yukarıya kıvrılmış kirpikleri ile midemde bir şeyleri uyandırıyordu.
"Üç" dedi. Göz bebeklerinin titrediğini gördüm "bir kız kardeşimiz vardı,çok çok tatlıydı. Üzerine titrerdik. İncinir diye sevemezdik." Sertçe yutkundu. "Şimdi?" Dedim.
Gözleri harelerime kenetlenirken "annem ve babam ile trafik kazasında onları da kaybettim" dedi tek nefeste.
Kalbime bir hançer saplandı sanki. Tüm acısı gözlerini vurmuş gibi oldu. Gözleri doldu sanki bı an ama ben yanlış görmüş de olabilirim. Sonra sanki nefessiz kalmış gibi derin bir nefes aldı ama onu da veremedi.
Zorlukla yutkundum "başın saolsun" döndürdüğü sigarası ile başını salladı ama yüzüme bakmıyordu. "Efken" dedim titreyen sesim ile. Mırıltı gibi çıkmıştı sesim. Sandalyenin tutarak çaprazımda olan bedenine yaklaştım.
"Sarılmak ister misin?" Dedim. Gözleri parladı o an. Sanki ona dünyaları vermişim gibi sandalyesini yanıma çektiğinde kollarımı güçlü omzuna sardım. Pazuları kollarımdan bile hissedilirken büyük eli belimi buldu. İki kolu da bedenimi sardı.
Sanki küçük bir kızken babama sarıldığımda hissettiğim güveni burda da hissettim. Nefesi kıvırcık saçlarımın arasından tenime çarparken nefesimi tutmuştum heyecandan.
Burnuma dolan barut ile beraber toprak kokusu gözlerimi kapatmama neden oldu.
O geceyi kapatan cümle ise Efken'in cümlesi oldu.
"Kaç seferdir kalbime dokunuyorsun kıvırcık"
§
"
Aferin benim bebeğime" Buğra elinde olan hayvanı doğru yerine yerleştirdiğinde onun yanağından öperek kutlamıştım. Ellerini birbirine çırpıp çığlık atarak güldü. "Afe!" Aferin demeye çalışıyordu aklınca.
"Evet, balım. Aferin. Hadi bir de baba de bakalım. Ba-ba" o büyük gözleri ile ağzıma odaklanmışken zil çalmıştı. Onu örümceğe oturtarak bir zarar gelmesini engelleyip kapıyı açtım.
Karşımda 40-50 li yaşlarda olan kadın gülümseyerek elinde olan çörek dolu tabağı uzattı "merhaba,kızım. Biz karşı daireye yeni taşındık. Bende komşularına tanışmak istedim" dediğinde onun gibi gülümseyip tabağı aldım.
"Hoş geldiniz ben Efsûn,niye zahmet ettiniz ki?" Dedim. Kadın tatlı tatlı gülüp "ay,hiç olur.mu öyle şey yavrum. Neyse gideyim ben" diyerek boşalttığım tabağı alıp gitmişti.
Arkamda bekleyen minik beden ile kıkırdayarak "aa,benim bebisimde buradaymis. Ham ham ham" o benden kaçtığında bende arkasından salona ilerledim.
Biz bir yarım saat kadar oynadıktan sonra Elif gelmişti. "Hello, aşkımsu!" Diyerek Buğra'yı kucaklayıp öptüğünde üst üste öpücüklere boğdu onu "hoş geldin" diyerek güldüm.
"Ay,hoş buldum hoş buldum." Kendisine kaşlarını çatarak bakan Buğra'ya "beni yine unuttuğunu söyleme küçük efendi!" Dedi. Ardına "her geldiğimde seninle ilk karşılaşmada bana ezgi yellozuymuşum gibi davranıyorsun ama hayatım. Kırılıyor bu küçük kalbim" dedi çocuğuma.
Çocuğum tabi anlamaz anlamaz ona baksa da ben yaptığı imaya şaşırıyordum. Şaşkın yüzüme bakarak "bı kahve yaparsan dökülürüm" dedi.
Bende duru muyum hemen kahveleri yapıp oturduk. "Ezgi yellozu çocuğa sert davranıyor. Aral abimin gözüne girmek için o da" gözlerimi kıstım. "O kızın Efken'den hoşlandığını biliyordum" dedim.
Bana gülerek başını salladı. "Aral abime açıldı hatta ama Aral abim reddetti e hal böyle aynı tim de oldukları için bir daha konuyu açmamasını söyledi" gözlerimi kıstım.
Ona rağmen adama değişik bakıyordu. Kız erkek fark etmeksizin insanları anlamıyordum yani reddedilince insanın uzaklaşması gerekirken bazıları sanki daha çok üzerine gidiyor gibiydi.
"Aha,ay kesin bir şey oldu dün akşam yemekte ne oldu?" Elif'in heyecanlı sesi ile irkildim. "Y-yo,bir şey olmadı" başını salladı. "Hadi hadi,yemem ben" dediğinde omuzlarım düştü. "Sadece bakışları hiç hoşuma gitmemişti zaten" dedim.
"Valla işin zor be gülüm ben diyeyim" dedi elini altın gününde bütün dedikodudan haberi olup akıl veren teyzeler gibi "Allah Allah,benim niye isim zormuş?" Dedim.
Omuz silkti "doğru söylüyorsun,Aral abim birini sevince gözü kimseyi görmez zaten" dediğinde duraksadım. "Sen ve Arda çok fenasınız,bana ne adamdan kimin hoşlandığından Allah Allah!" Dedim atarlı atarlı.
"Günün birinde,Elif ben ne yapacağım deyip kıskançlıktan kuracaksın diye yorumladım bu lafını"
Ona öldürücü olduğunu düşündüğüm bakışlarımı yolladığımda omuz silkti.
Yahu bananeydi!
O bizi akşam yemeğe davet ederek gittiğinde Efken'e bunu bildirmek için mesaj attım.
Akşam Elif bizi yemeğe çağırıyor
Tamamdır bende geleceğim bir saate zaten
O zaman ben hemen bı Buğra'ya duş aldırayım
Yok seni uğraştırır şimdi kerata ben hallederim gelince
Yok canım ne olacak
Emin misin?
O iş bende komutanım :)
Bana görüldü attığında uygulamadan çıkarak minik bedeni banyoda küvetin içine oturttum. Zaten üzerimde şort olduğu için saçlarımı dağınık bir topuz yapıp suyu açıp küveti doldurmaya çalıştım. Bana zorluk çıkarmasın diye oyuncaklarını almaya gittiğimde Buğra musluğa asılmış yukardan gelen suyun ipini çekmeye çalışıyordu.
"Ay,annem ne yapıyorsun! Kayacaksin şimdi!" Demekle Buğra'yı küvete oturtup oyuncaklarını önüne koydum. O çıplak göbüşü ile bana "a-ne" dediğinde olduğum yerde kalakaldım.
"Aaa! A-ne"
Gözlerim bir an dolarken ona yaklaşıp ıslanmış saçlarını elimle düzelttim. Banyoyu saran gülüşleri kulağımı doldurduğunda yanaklarımdan tutmuş "ane!" Diyordu.
Yiyebilirdim!
"Bebeğim benim!" Onun anlımdan öptüğümde doku gözlerim ile işime devam ettim lakin Buğra asla yerinde durmuyordu.
Bir çocuğun bana anne demesi bu kadar güzel hissettirecegini bilmiyordum. Haftalar içinde Buğra ile aramda bir bağ oluştuğunu hissediyordum. Onun şimdi bana böyle seslenmesi onu hiç bir zaman bırakmak istemememe neden oluyordu.
Köpüklü elini suya çırptığında yüzüme sıçrayan su ile kahkaha attım. Kendi ile beni de fulden ıslatmıştı. "Bebeğim,rahat dur annem" gülerek soylenmeme kıkırtısı ile cevap verip tekrar su sıçramıştı.
Bazı oyuncaklarını banyonun belirsiz yerlerine atıp ben elini tutmaya çalışınca yüzüme su atıyordu. "Ama olmaz ki böyle!" Ona kızmadan nasıl kızabilirdim? "Aa!" Çığlık ile bana baktığında yıkamaya çalıştığım saçlarından öptüm. "Ane!" Bana tekrar anne dediğinde parlayan gözleri ile alttan alttan bacağıma yapışmıştı.
Ona tekrar bakakaldığımda "essek" dedi bir ses irkilerek ikimizde kapı pervasında yaslanıyor olan Aral Efken'e döndük. "Sen ne zaman geldin?" Dedim şaşkınca Buğra ise çığlık atarak kollarini ona uzatmıştı. Efken üzerinde askeri yeşil tişörtü ile bolcana belli olan kasları ile bize doğru gelip elimde olan duş başlığını alıp Buğra'yı yıkamaya başladı.
Buğra çığlık atıp hareketlerinden memnun olmadığını belirtirken bana döndü. Lakin Buğra'ya eğildiği için bana da yaklaşmış olan vücudu oldukça yakınımda idi. "Sana anne dediğinden beri" dedi.
Tekrar Buğra'ya döndüğünde Buğra ondan kaçmaya çalıştı. Ben rahatsızca yerimde kaldım. "Şey o bir anda öyle-" tekrar bana döndü ben kendimi açıklayamadan "senin için sorun yoksa benim içinde yok" dedi. Gözleri yüzümü tarayıp ıslak dudaklarıma indiğinde yutkunarak önüne dönerken ağzının içinden mırıldandı "zaten önünde sonunda olacaktı" dedi.
O benim duymadığımı sandı ama ben gayet açık şekilde duymuştum!
Nefes almayı bıraktığımda Buğra Efken'in dalgın galinden yararlanip eline duş başlığı almış ve çoktan bize tutmuştu. Küçücük bedeni ile yaptığı şeyler benim şaşırmama neden okuyordu yani!
"Aa!" Ağzımdan çıkan küçük çığlık ile sudan kaçmaya çalıştığımda Efken'de aynı durumda idi "lan! Eşşek ya!" Efken onun üzerine gidip duş başlığını aldığında "beyefendi oyuna doymamış galiba" diyerek onu suya atıp çıkarıyordu onlara gulumsedigimde Aral Efken hemen kuvetten uzanarak havluyu eline almıştı.
Çevik hareketlerle havluya sardı Buğra'yı
"Bu küçük canavar benim askerimi mi yoruyormuş ne?" Buğra'nın karnına ağzını bastırarak sesler çıkardığında Buğra kahkahalara boğuldu onlar odaya giderken ben duş başlığını yukarda olan askısına asmaya çalışıyordum.
Lakin normalden uzundu,büyük ihtimalle Efken'in boyuna göre yapılmıştı. Küvetin yan tarafına ayağımı bastığımda hiç bir etkisi olmamıştı. Mermer zeminde çıplak ayağımı düşünmeden basmıştım lakin ayağım kayacaktı.
Duvara tutunmaya çalıştığımda kayan ayağım ile çığlığı bastım "Aa!" Gözlerim korku ile kapanmış düşmeyi bekliyordum ama belimi saran kollarla havada kaldım.
Gözlerimi açtığımda burun buruna olduğum Efken "beni niye çağırmıyorsun?" Dedi sert sesi ile yakınlığından dolayı yutkunurken "b-ben hallederdim" dedim.
Kahretsin nasıl kekeleyebilirsin Efsûn!!
"Aynen hallettin bak" dedi. Kaşlarım çatılırken ondan uzaklaşmak için bir adım geriye gitmiştim o ise pazularini bana görsel şölen sunarak bir kolunu kaldırdığında bana bir adım yaklaşmıştı.
Bacağım bir şeye değerken birden üzerimize açılan su irkilmemi sağlamıştı. Efken büyük ihtimal gözüne su girdiği için başını eğerken soğuk su tüm vücudumu tavaf etti.
Elim ile musluğun yerini aramaya çalışıyor lakin bulamadığım için sinirle söylendim "Aral Efken!" Ve bedenim saniyeler içerisinde göğsüne yapıştığında su kapanmıştı.
İkimizde nefes nefese kaldığımızda ona bakmak için başımı yukarıya kaldırmış ve çenemi göğsüne yaslamıştım başını eğdiği için burnum çenesine sürttü.
Bu yakınlık karşısında nefes nefese olmam umrumda bile olmazken sanki pır pır çarpan kalbimin sesini duyabilecekmiş gibi nefesimi tuttum.
Nefesini tutunca kalbinin duracağını zanneden bir akıllı
Gözleri tüm yüzümü ezberlemek ister gibi tavaf ediyordu. Aralık dudaklarıma kayan gözleri kalın dudaklarının aralanmasına neden oldu. Göğsüne koyduğum elimin altında atan bir kalp vardı. Ritmi benimle aynıydı. Şaşkındım.
O ise beni daha çok şaşırtacak bir şey yaptı aralık dudaklarından verdiği nefes dudaklarım çarparken başını daha fazla eğerek topuzum sayesinde açıkta kalan boynuma dudaklarını bastırdı.
Kalın ve yumuşak dudakları boynuma temas etmesi ile vücudum reaksiyon gösterdi. Bedenim hafifçe gerilirken gözlerim kendiliğinden kapanmıştı. Elimin altında olan kalbi daha da hızlandı.
Hem şaşkınlık hem utanç hemde heyecan tüm bedenimi sararken yanaklarımın al al olduğuna emindim.
Efken belime sardığı tek kolu ile beni küvetten çıkarıp ayak paspasinin üzerine bıraktığında ikimiz de sırılsıklam idik. Ve onun kasları ap açık ortadaydı! Bedenine yapışan yeşil tişörtü ıslandığı için transparan olmuştu sanki!
"Git ve üzerini değiş kıvırcık,yoksa nefessizlikten öleceksin"








