"Ayy,bu bebiş de kim?" İçim gide gide kurdugum cümleye Berktuğ cevap verdi. "Aral'ın oğlu,küçük Buğramız"
Ne?
Yutkundum. Gündemimize bodoslama dalan cümle beni sarstı ama nedendir bilinmez. Şimdi Aral bizim komutanin adı mıydı?
Gözlerim kahverengi saçlı bebekten diğerlerine döndü. Hepsinde gözlerimi gezdirirken komutan bey oturduğu tekli koltuktan konuştu "Aral Efken" başını sağa yaptırmıştı. İki yana açtığı kalın bacakları ile oldukça karizmatik göründüğünü biliyormuş gibi bakıyordu gözlerime.
Demek ismi Aral Efken idi.
Boğazımı temizledim. O evli bir adamdı. İçten içe evli bir adamı süzdüğüm için kendime kızdım. Birisi benim kocami bilmeden de olsa süzse deli olurdum.
Kesinlikle kıskanç birisi değilsin Efsûn.
Arda'nın kucağındaki bebeğe uzanmam ile bebek de gülerek bana kollarını uzattı. Onu gulumseyerek kucağıma aldığımda Arda'ya ters bir bakış attım. Utanmıyor muydu evli adamı başkası ile yakıştırmaya!
Kucağımdaki bebeğe gülerek "demek adın Buğra,bende Efsûn küçük adam" elimi ona uzatmam ile heyecanla çırpındı yerinde. Tombul yanakları salladığında yanağından dayanamayarak nazikçe öptüm.
"Aa!" Çığlık attığında ellerini yanaklarıma vuruyordu. Ben ona gülerken tanıdık olmayan ses sitem ile konuştu "ay yok artık,beyefendiye bak. Ben alışsın diye her geldiğimde kırk takla atıyorum kıza ilk dakikada yapıştı" kafamı kaldırıp konuşan kıza baktığımda kapının pervasında yaslanıyor ve gülerek konuşuyordu.
Ona güldüğümde önüme düşen kıvırcık saçlarım Buğra'nın elleri arasına karışmıştı bile. Ben çekmesini beklerken o heyecan ve parlayan gözler ile saçlarıma bakıyordu.
"Aral,bende senin koluna bakayım gel hadi" Berktuğ'un eşi İrem konuştuğunda Aral Efken ile odadan çıktılar. Hemen Arda'ya döndüm elimle kolundan cimcikledim "ah,kızım! Noluyor?" Kaşlarım çatık bir şekilde sadece onun duyacağı bir şekilde "sen utanmıyor musun evli adamı başkaları ile yakıştırmaya?"
Arda "ya, kıvırcık kankam. Bende bişey oldu sandım. Aral komutanım evli değil ki!" Dedi. Anlamaz bir şekilde kaşlarım daha çok çatıldı. Biz konuşmaya devam edemeden içeriye Berktuğ girmişti. "hadi masaya geçelim" kucağımdaki küçük beyefendiyi Arda alırken benden kopması biraz zor olmuştu ama almıştı.
Hep beraber mutfağa ilerledik. Kurulu olan masada kendimi biraz çekingen hissetmiştim çünkü nereye oturacağını bilmiyordum. Masanın bir tarafına geçip oturduğumda Elif Su bardaklarini masaya koymuştu hemen ayağa kalktım "yardım edilecek-" o benim sözümü keserek "yok,hayatım otur. Her şey hazır zaten" demiş ve oturmuştu.
Sıcak tavrı oldukça hoşuma gidiyordu. Benim gibi kıvırcık saçları onun yüzünü oldukça güzelleştirmiş,ela gozleri sarışın olduğu için kirpiği ile güzel bir karışım içerisine girmişti. Duru guzelligi beni oldukça büyümüşti şahsen.
Berktuğ "Babanla konuştun mu?" Tam karşımda konuşurken başımı iki yana salladım "hayır,eğer konuşursam oraya gelmemi isteyecek ve ben-" başını salladı "gitmek istemiyorsun" bu sefer de ben başımı salladim.
İçeriye büyük vücudu ile giren Aral Efken ile gözlerimiz kesişti. Garip bir şekilde oturduğum yere baktığında anlamamıştım. Koluna destek için siyah bir bandaj takıp boynuna asmışlardı. Siyah tişörtünden önümüze serilen kol kasları ve beyaz bandaj ile sarılmış sol kolu ile yanıma oturmuştu. O oturunca sanki sıcaklığı vücudumu sarmıştı ama belli etmedim. Onun arkasından gelen İrem ile yemeğe başlamıştık.
Yemek güzelce devam ederken konuşulan hafuf sohbetin dışında kalıyordum. "Aral sen nasıl bakacaksın şimdi Buğra'ya?" Berktuğ'un sorusu ile Elif de katılmıştı konuşmaya "bende yarın gidiyorum abi" Aral Efken'in yanımdaki vücudu geniş omuzlarını aşağıya eğdiğinde derin bir nefes aldı.
"Hallederim bir şekilde,yeni bir ba-" onun sözünü Berktuğ kesti "yeni bakıcıyı bulman neredeyse bir ayını alabilir,bu kolla nasıl yapacaksın?" Elimden kaşığı bırakarak sessizce dinlemeye başladım.
Annesi,ablası falan yok muydu? Bebeği bırakabilecek başka bir akrabası ya da?
İremin boğazını temizlemesi ile gözlerim bakisan Berktuğ ve İrem ikilisine döndü. Onlar da aynı anda bana döndüğünde bardağını masaya bırakan Arda bile bana bakmıştı "ne? Niye bakıyorsunuz öyle?" Dedim.
"Hayır!" Aral Efken'in sert ve itiraz istemez sesi aramıza girdiğinde kaslarimi çattım. "Düşündüğünüz şeyi aklınızdan silin" Berktuğ Aral Efken'e döndü ve başını iki yana salladı.
"Efsûn,sen çocukları çok seversin hem bunun için okulunu da bitirdin,bu aşiret yüzünden zaten devam edemeyecek din okula o yuzden-"
Berktuğ'un sözünü kestim "ne demek devam edemeyeceksin?"
"Onlar seni rahat bırakmazlar Efsûn,hem baban da bu konuda gayet itiraz istemez bir şekilde konuştu benimle"
Kaşlarım çatıldı "babam,ne dedi sana?" Derin bir nefes aldı. "Seni kesinlikle korumaya almam gerekiyor. Yani okulu bir süreliğine bırakmam gerek-"
"Saçmalama istersen Berktuğ, abartıyorsunuz!"
"Efsûn,sen olayın ciddiyetinin farkında değilsin belliki,o herifler sana kim bilir neler neler yapar. Bir süre burda kalman gerekiyor,yanlız kalmazsın bu çok teh-" sinirle güldüm "bu adamlar,mafya falan mı? Ne demek ara vermeliyim. Bu meslek için ne kadar Can attığımı biliyorsun o çocukların eğitimini yarıda kesemem"
Berktuğ bu sefer sinir ile soluk verdi "mafya değil ama mafya gibiler seni unutup gitmezler asla bir de o Ağa denen cahil herif sırf kadın olduğun için bırakmaz yakanı!"
Başımı iki yana salladım "saçmalama istersen Berktuğ,kendimi koruyabilirim. Ayrıca-"
Elini sertçe masaya vurdu "Efsûn, olgunlaş artık. Olayın ciddiyetine var!" Kaşlarım kalktı alay ile ben gayet olayın ciddiyetinde idim,bana bir şey yapacak olurlar ise polise giderdim,dağ başı değildi burası!
Sinirle konuştum "aylar boyunca çocuğunun öğretmeni olmama rağmen karşıma çıkmaya korkan birisini bana olgunlaşmaktan bahsediyor? Kalsın!" Beni kimse bir toplumun içerisinde aşağılar gibi konuşmazdı.
"Efsûn! Dünya senin etrafında dönmüyor-"
Dünya senin etrafında dönmüyor...
Bu cümle beynime şimşek gibi çarptı. Dudaklarım titredi. Annemin sesi kafamın içinde yankılandı.
Bende onun gibi elimi masaya vurarak kalktım "keşke değişen tek şey zaman olsaydı! Size afiyet olsun" karşımda oturan Berktuğ'un gözlerine bakarak lafımı söyleyip sandalyeden kalktım.
Değişen şey zaman değildi sadece, Berktuğ abimden öte bazen babam olan arkadaşım, dostum..o bu cümleyi bile bile bana söylemişti..o da değişmişti artık!
Kapıya geldiğimde durdum "sana bir tavsiye vereyim,bu sözü var olan çocuğun için kullanmayı bırakmalısın!"
Mutfaktan çıktığım gibi kabanımı üzerime geçirip çantamı aldım ve zaten bu katta olan asansöre ilerledim.
Gözlerim dolmuştu ama asansöre binip gözlerimi tavana diktim. Ağlamayacaktım!
Yıllar önce annemin bana sırtını çevirdi birkaç kelime söz ile o zamanlar bana kanat geren insan şimdi bu sözler ile hançerledi beni...
Asansörün kapısı açıldığında burnumu çektim ama karşımda up uzun boyu ile dikilen bir Aral Efken görmeyi beklemiyordum.
Kaşlarım çatıldı "senin ne işin-"
"Konuşmaya geldim" asansöre binerek kapının kapanmasını bekledi "konuşulacak bir şey yok,zaten bundan sonra görmezsin bir daha beni" hareket eden asansöre bir bakış atıp mimiksiz yüzü ile bana döndü "klostrofobin var mı?"
Kaşlarım çatıldı tekrar "hayır?" Soru doku sesim ona hiç ulaşmamış gibi bir düğmeye bastı ve asansör durdu,çıkan ses ile ellerim havaya kalktı "ne oldu? Asansörde mi kaldık?" Büyük vücudu ile önümde durdugunda "sayılır" dedi.
"Bak, Berktuğ ile olan sorununuza karışamam o sizin aranızda olan bir şey ama seninle bir anlaşma yapmak istiyorum,tabii sende istersen?" Sargılı koluna bir bakış atıp başımı ona bakmak için yukarıya kaldırdım.
Bir şey dememem ona olumlu mesajı verirken devam etti "bak, Berktuğ'un bu konudaki hassaslığı yıllar önce birisini böyle bir durumda ölümün eşiğinden kurtarması. Seni öldürmeye kadar gidebilirler"
Bir nefes bıraktım "illaki bu işi bırakmalı mıyım? Okulumu, çocukları bırakmak istemiyorum başka bir yolu olamaz mı?" Birisi benimle inatlasmadan konuştuğunda olumlu bakıyordum lakin bana emrivaki ve inat edit üzerime gelindiginde ben daha çok inada biniyordum.
İnatcı keçinin tekiyim burnunun dikine gitmek için yer ararım demiyorsun da..
Başını iki yana salladı "eğer kabul edersen sana bir teklifim var" kaşlarımı kaldirarak ona baktım.
Evlen benle demezse ölermişim..
"Kolumdan dolayı Buğra'ya bakamam, bakıcı bu sabah işten ayrıldı. Yeni bakıcı bulmam zaman alacak, işten ayrıldıktan sonra Buğra'ya bakıcılık yaparsın bir süre sonra bende yeni bir bakıcı bulunca işine geri dönmeni sağlarız?" Dudaklarımı büktüm.
İllaki işimi bırakmam gerekiyor ise -ki babam bu konuda kesinlikle Berktuğ'a belirtisini yapmıştı- bu daha makbul olur çünkü zaten eve geri dönmeyeceksem bir gelirimin olması gerekiyor,kimseye yük olamam. Başka bir yerde de çalışamayacağıma göre bu teklif gayet kabul edilebilir. Hem Buğra'yı da gayet sevmiştim.
Ama bu hemen kabul edeceğim anlamına gelmiyordu!
Gözlerimi tekrar kahverengi harelere çevirdim. Başımı varla yok arası salladım o dikkatle benim yüzüme bakıyordu "peki,şimdilik bunu düşüneceğim." Gözlerini kıstı "kabul ettiğini ikimizde biliyoruz" omuz silktim "şimdi izin verirsen evime gideceğim asansörü çalıştırır mısın?"
Asansörü tekrar çalıştırmıştı ancak bana itiraz etti "eve gitme,güvenli olmaz bende kal" alayla sırıttım "soru eki kullanmamanı öküzlüğüne mi bağlamalıyım yoksa beni çok sevmene mi?"
Kesin eve atacak!
Dudaklarının sağ kenarı yukarıya kıvrılırken gülüşünü göstermemek için önüne döndü. Bende onun önüne başımı eğerek yüzüne baktım "Tüh,ben ilk şık diye düşünmüştüm ama ikincisiymis galiba" gulen yüzüm ile önüme döndüğümde boğazını temizledi. "Ben sen yanlız kalma diye şey ettim,yoksa.."
Tek kasımı gulen yüzüm ile kaldırarak "yoksa ne?" İlk önce gulen yüzümde gözlerini gezdirdi sonra dudağıma baktı ama dudaklarını birbirine bastırarak önüne döndü "seninle yeterince bir yılda kimse ile konuşmadığım kadar konuştum"
Sen aşığım demesen de olur be aslan...
"Eve gideceğim" burnundan bir nefes verdi "eve gider eşyalarını toplarsın, döneriz!" Kaşlarımı çattım "sende kalacağımı söylememiştim" omuz silkti "Berktuğalarda kalmak istediğini düşünmüyorum şuanlık,evinde kalman da güvenli olmaz" tırnaklarım avuç içime batarken sözünü devam ettirdi "Elif'i çağırırım o da kalır,eğer için rahat etmezse"
Başımı iki yana salladım "yok gerek yok" ona ilk baştan bu yana içimde bir güven vardı kesinlikle ondan korkmuyordum ama bir kadın olarak benimde yaşadıklarım vardı. Şimdi de o sözler aklıma tekrar doluştu
Dünya senin etrafında dönmüyor Efsûn, babanın vermediği ilgiyi başka adamların üzerine yıkma!
Sen yanlış anlamışsındır!
Yutkundum,dolan gözlerimi kırpıştırıp dolan yaşların geri gitmesini sağladım.
Asansör açıldığında inerek Aral Efken'in arabasına yöneldik. İkimizde bindiğimizde çantamı önüme alıp dizlerimin üzerine koydum ve kemerimi taktım.
Yol boyunca sadece benim evi tarif etmem ile aramızda bir diyalog olmuştu başka bir şey konuşmamıştık evimin olduğu apartmana geldiğimizde birlikte indik o kadar gelmesine gerek olmadığını söylesem de o beni takmamıştı pek.
Evim zaten ikinci katta olduğu için hemen çıktık lakin ikimizin de tahmin etmediği bir şey olmuştu. Kapım kındırılmış bir şekilde açıktı. Korkuya içeriye giriecegimde Aral Efken beni durdurmuş ve yavaşça kapıyı aralamıştı.
Belindeki silahı çıkararak iki elinde tutarken içeriye bakmış ve sonra beni içeriye almıştı.
Evim zaten küçüktü talan edilmiş salonum ve küçük mutfağımı es geçerek kendi odama yöneldim. "Bütün eşyalarını topla,artık burda kalamazsın asla" Efken'in sesi ile başımı salladım. Eğer evde olsaydım neler olurdu neler..
Banyoda olan eşyalarımı toplayip bütün dolabını iki valize sığdırdım. Aral Efken büyük olanı alırken bende diğer valizi almıştım ve evden çıkmıştık. O bagajı açarken telefonumun zil sesi ile cebimde olan telefonuma baktım.
Babam arıyordu.
"Efendim,babacım" ona bir şey çaktırmamalı idim. "güzel kızım,ne yapıyorsun?" Etrafıma bakındım "Berktuğ'un evine gideceğim,sen napiyorsun baba"
"Berktuğ yanında mi?" Benim sorumu es geçip hemen ciddilesmisti "hayır" cevabım ile kaslarının çatıldığına yemin edebilirdim. "Kim var yanında o zaman?" Dudaklarımı birbirine bastırıp valizleri bagaja koymuş olan Aral Efken'e baktım.
"Aral mı?" Yuh! Babam ve Aral Efken tanışıyor muydu? "Hmhm" mirilti ile onayladım.
"Ver bakalım ona" telefonu Aral Efken'e uzattım "babam" anlamaz bakışlar atan adam söylediğim ile telefonu almıştı "aleyküm selam komutanım" komutanım? Babam ile beraber görev yapma olasılıkları yüzde kaç???
"Evet,evi bulmuşlar bile ama benim gözetimim altında olacak bizzat...Evet.. sizde komutanım" telefonu bana uzattı. Elinden alırken parmaklarımız birbirine değmişti. Bozuntuya vermeden arabaya yöneldik. Ben hala babam ile konuşuyordum.
"Bir yaramazlık yok değil mi?"
"Hayır baba,yerli yerimde duruyorum" babamın erkeksi gülüşü doldu kulaklarıma isyemsizce bende gülümsedim "o tabir pek şenlik değil hele Berktuğ da orada olunca" yüzüm düşmüştü.
"Gerçekten,hem siz ne yaptınız? Yokluğumda yataklara dusmedin inşallah?" Elim kemere gittiğinde babam tekrar gülmüştü "sorma,annen hiç bakmıyor bana yataklara düştüm"
Kemeri çekmeme rağmen gelmezsen "Yokluğumu tattın ya sende ah be babam cabbar" dedim. babam kesinlikle bu espriyi anlardı Instagram reels bölümünden duymuş ve birgün konuşurken arkadan gelen sesle dinlediğini duymuştum.
Kahkaha attı "hadi hadi cıvıma,selam söyle bizim kerataya iyi baksın sana!" Yuvasından çıkmayan kemeri sinirle çekmeme rağmen gelmemişti "aleyküm selam babacım görüşürüz!" Telefonu kapatmam ile kemere asıldım sinirle söylenirken "ya bu ne biçim kemer?!"
Bir el elimin üzerine uzandı,irkilerek önüme baktığımda Aral Efken'in çenesi burnuma sürtünmüştü.
Dedim ben hamileyim!
"Kemerde değil sıkıntı,sende" tepki vermeden etrafımı saran barut ve ağaç kokusuna kendimi bırakmıştım. Kemeri yuvasından çıkararak yerine taktı.
Gözlerim keskin çenesi yeni çıkmaya başlamış sakalları ve şekilli burnuna takılmıştı oysaki. Kafasını kaldırıp göz göze geldiğimizde göz bebeklerim titredi.
"Senin araban sorunlu,niyeymis bende sıkıntı?" Ne zaman tuttuğumu bilmediğim nefesimi verirken soylenmeme güldü "hiç bir lafın altında kalma zaten" kıvrılan kalın dudakları bana manzara sunarken yüzümde tebessüm oluştu "kalmam tabii"
§
Yıllar önce/Efsûn 6 yaşında iken...
Küçük kız korku ile karşısındaki abi sandığı çocuğa baktı "acımayacak küçük Efsûn,ağlamamalısın" çirkin suratı ile gülerek küçük kızın tombul yanaklarında ki yaşları silmeye çalıştı. Efsûn hemen geri çekildi
"Ben ağlayan kızları sevmem ama" çirkin sözleri ile Efsûn küçük dudakları arasından "ama bende seni sevmiyorum ve bana böyle dokunamazsın" küçücük bedenine karşı Efsûn çok zeki bir çocuktu.
"Hadi ama,sadece seveceğim seni küçük kız" kendisinden yaşça büyük olan çocuk elini Efsûn'un eteklerinden içeriye attı ve çıplak bacaklarında gezdirdi. Efsûn hıçkırıkları arasında çocuğun elini itmeye çalıştı.
"Hayır,bana dokunamazsın! istemiyorum!" Çocuk onun ağzını kapatıp sokakta iki yanına baktı. Küçük kızın gözünden düşen damlalar çocuğun eli engeline takıldı.
Bu ergen ve ne yaptığını bilmeyen çocuk küçük kızın özel bölgelerine dokunuyordu. "Bırak beni! Seni babama söyleyeceğim!" Efsûn çocuğun elini ısırmaştı.
"Sen çok olmaya başladın ama!" Kendinin erkek olduğunu düşünen çocuk kızın kolunu tüm gücü ile sıkarak ona elini kaldırdı lakin indiremeden bir ses onu durdurmustu "Lan! Bırak onu!"
Berktuğ Hızır gibi yetişmişti küçük kıza. Okul çıkışı büyük öğrenciler tarafından kıstırılmıştı,hergun annesi alırdı okuldan ama bugün annesi gelmemişti Efsûn da yoku bildiği için kendisi gidecekti eve.
"Sen kimsin?" Çocuğun bir şey demesine kalmadan Berktuğ çocuğa yumruğunu geçirmişti. Annesi kendisi gelir kocaman kız okdu demisti Berktuğ merak ederek Efsûn'u almaya gelmişti.
Hep böyle ilerledi bu sistem annesinin psikolojisi bozuktu Berktuğ bunun bilincinde idi. Annesi Efsûn'u ihmal ettiğinde Berktuğ yetiştirdi komşu çocukları olmasına rağmen kardeşi gibi görüyordu Efsûn'u hep istemişti bir kardeşi olmasını Allah ona Efsûn'u göndermişti onun yüreğinde.
Yumruğun etkisi ile yere yığılan çocukla Efsûn'un yanına ulaştı Berktuğ kızın üzerini kontrol etti,bir yerinde bir şey var mı diye baktı. "Ne yaptı sana? Bir şey yaptı mı?" Efsûn hıçkırıkları arasında başını salladı "o-o bana d-dokundu-" Berktuğ hemen yerden yeni kalkmış olan çocuğun üzerine atladı duyduğu sözler ile.
O gün orada o çocuğu dovmekten beter etmişti ama küçük kızın kalbi onun için daha önemli idi. Efsûn içi çıkarcasına ağlıyordu hemen Berktuğ'un omzuna sarıldı. Kafasını omzuna koyup eve varıncaya kadar oradan çıkarmadı.
Eve ulaştıklarında Efsûn'un annesi kasları çatık bir şekilde baktı "yine neye ağlıyorsun sen?" Sinirle kurduğu cümleye abisinin kucağından inen Efsûn göz yaşları arasında "a-anne" annesinin bacaklarına sarıldı.
Fakat annesi neden olduğu bilinmez öfkesi ile küçük kızı itti "öf Efsûn seninle mi uğraşacağım bir de!" Berktuğ sinir ile ters bir şey söylememek için çabaladı "yenge, Efsûn'u bir dinlesen?" Annesi bıkmış bir nefes vererek Efsûn'a baktı.
"Ne? Ne oldu yine?"
"Yenge,bir çocuk Efsûn'u sıkıştırmış lütfen dikkat et bundan sonra ben okulda olursam onu böyle bir durumdan koruyan olamaz" kadın gözlerini devirdi.
"Zorla diyoruz sanki koru diye,ne varmış korunacak ne olmuş sanki ırzına mı geçti çocuk?" Berktuğ sinirle güldü bu kadın cidden norml değildi.
Hıçkırıklar ile ağlamaya devam eden masum kız annesinden şevkat bekliyordu lakin nafileydi.
"Anne,o çocuk bana b-bana dokunmaya çalıştı,benim ö-özel bölgeme-"
Annesi göz devirerek sözünü kesti "Dünya senin etrafında dönmüyor Efsûn, babanın vermediği ilgiyi başka adamların üzerine yıkma!"
"Hayır anne,biliyorum. Okulda anlattılar bize-" kızın göz yaşları ile sarf ettiği cümleler annesinin bir kulagindan girip diğerinden çıkıyordu "Sen yanlış anlamışsındır!"
"Bu konuyu babana açma sakın,adamın aklını saçma sapan bulandırma!"
"Yenge!" Berktuğ'un sözlerini duymazdan gelerek odasına girdi. Efsûn'un kucuk bedeni sarsılarak ağlama krizine girdi ve yere küçük dizlerini çöktü.
Berktuğ hemen küçük kızı kolları arasına aldı. Sinirden gözleri dolmuştu,küçücük kızı nasıl bir itham ile suçluyordu! Berktuğ o günde küçük kıza kanat gerdi, bundan hiç bir çıkar beklemeksizin yüreklerini birleştiren abi-kardes ilişkilerini sağlamlaştıran bir anı daha gömdüler maziye.
Lakin Efsûn'a ilk kez sırt çeviriyordu annesi,o küçük bedenine ilk kez yüzünü dönmüyordu maalesef ki en ağır bu olmuştu.
Annesi kapanmayacak bir yara daha vermişti küçük yüreğine kızının..







