Kulaklarımı dolduran kapı zili ile kapıya yöneldim bugün annem ve babam buraya gelecekti okuldan gelir gelmez temizliğe başlamış ve yemek yapmıştım. Zil bir kez daha çaldığında kapı alacaklı gibi çalınmaya başlanmıştı.
Adımlarım hızlanarak kapıya ulaştığında kapının kulpunu kavrayarak açtım lakin karşımda annem veya babam yoktu,o çocuğunu döven ağa ve bir kaç adam vardı hepsi simdiyah giyinmiş üzerime doğru geldiler.
"Ne işiniz var burda ne yapıyorsunuz siz?" Sesim sanki onlara ulaşmıyordu. Beni duymazdan gelerek üzerime yürüdüler korku ile geri geri giderken Ali Ağa kirli sakallarını okşadığı eli ile boynuma yapıştı.
Arkam duvara çarptığında acı ile gözlerimi kapattım. "Yardım edin! İmdat!" Sesimi kimse duymuyordu. Ağa'nın arkasındaki iki adam üzerime gelerek silahını dogrulttular çırpınışlarım bagirislarim boşa gidiyordu. Nefesim kesilirken sesim çıkmamaya başladı.
Zil tejrar çaldığında Berktuğ geldi sandım benim imdadına yetişti sandım.
Siyah adamlardan birisi kapıyı açtığında annem ve babam vardı.
Annem üzerime doğru yürüdü "bu adamların burada ne işi var Efsûn?!" Ali Ağa'nın nefesini kulağımda hissediyordum. Ensemden tutarak sıkıyordu "anne,bilmiyorum bu adamlar beni öldürmeye çalışıyor!" Babam içeriye girmiyordu kapının ardında sadece yüzü kapkaranlık sadece izliyordu.
"Yalan söyleme! Kesin sen çağırmışsındır bu adamları! Terbiyesiz ahlaksız!"
Çırpındım bacaklarım yerinde durmazken anneme doğru gitmek istedim ama beni birakmiyorlardi. "Anne,hayır! Yarım et bana! Öldürecekler beni! Anne,nolursun anne!"
"Hı!" Ter içinde yataktan doğruldum. Elimi hızla inip kalkan göğsüme koydum, saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırıp etrafıma baktım. Rüyaydı! Sadece bir rüya.
Etrafıma bakındığımda dün Aral Efken'in ban verdiği oda olduğunu gördüm. Anlımdan terlerimi silerek bacaklarımı yataktan sallandırdım,üzerimde beyaz bir tişört ve beyaz bir şort vardı.
Dışarıda hava yavaş yavaş soğusa da evlerde kalorifer olduğu ivin içerisi gayet iyiydi. Yatağın yanında olan küçük komidinden kıskaçlı tokamı alıp saçlarımı toparladım. Yerimden kalkarak nefesimi düzene sokmaya çalışıp yatağımın çarşafını düzelttim.
Odadan çıkarak odamın karşısında olan banyoya girdim ve yüzüme soğuk su çarptım işlerimi halledip kahvaltı hazırlama düşüncesi ile çıkarak mutfağa yöneldim.
Çaprazımda olan spor odasında koşu bandının üzerinde büyük vücudu ile koşan bir adet Aral Efken vardı.
Doğdu güneşim:)
Altında sadece siyah bir şort vardı üzeri çıplaktı ve arkadan kocaman görünüyordu şişkin kasları dalgalar yaratırken vücudunun parlamasından dolayı terledigini anlamıştım.
Birden çalan kapı zili ile olduğum yerde sıçradım. Hay ben böyle işin,neyse kapıya ilerledigim vakit arkamdan gelen ayak sesleri ile beraberinde tok sesini işittim "günaydın"
Elim kapı kulpuna ulaştığında omzundan geriye dönerek ona baktım. Gülümseyerek "günaydın" dedim gözlerimi onda tutmadan hemen kapıyı açtım. Karşımda kıvırcık saçları ve gulen yüzü ile Elif vardı.
Sabah sabah enerjik olan sesi ile "Günaydın" dedi. Bende neşesine eşlik ettim "Günaydın" Elif bir bana bir de arkamda olan Aral Efken'e bakış attı. Hulen yüzü ile "İrem ablam sizi kahvaltıya çağırıyor" başımı salladım hemen.
"Tamamdır hemen geliyoruz" benim ardımdan arkamda varlığını hissettiğim Aral Efken konuştu "bir şey lazım mı?" Elif gozunu ikimiz arasında melek dökülen gülerek başını iki yana salladı
" yok abi bı siz eksiksiniz" ben başımı sallarken Aral Efken Elif'e "o imalı bakışlarını çek sarı kafa,geliyoruz"
Elif sesli bir şekilde kıkırdayarak gittiğinde kapıyı kapattım. "Babam" Aral Efken ne zaman geldiğini bilmedigim Buğra'yı kaldırarak kucağına aldı. Buğra'nın tombul yanağından öperken Buğra uykulu hali ile kıkırdadı.
Onları yüzümdeki tebessüm ile izlerken Buğra beni görünce gözlerini büyüttü "hi!" Kollarını bana uzattiginda gülümseyerek onu kucağıma aldım. "Gunaydıın!" Diğer yanağından öperek karnına elimi yavaşça vurdum.
O parlak gözlerle yüzüme bakarken elleri saçlarıma varmıştı bile. "biz hazırlanalım,sende hazırlan. Bekletmeyelim" Efken'in sesi ile onu onayladim. Gözlerim ne kadar zorlansa da büyük vücudunda gezindiğinde göğsünün üzerinde olan büyük dikiş izi olduğunu gördüm.
Kaşlarım çatılırken hemen düzeltip Buğra'yı ona uzattım. Gözleri yüzümde oyalanirken ifadesiz yüzü ile odasına gitti bende çok oyalanmadan odama yöneldim.
Yerleştirmeye daha vaktim olmayan valizleri açıp içinden kıyafet seçtim.
Hava yavaş yavaş soğusa da içerisi iyi olduğu için askılı bir siyah uzun crop altına gri kumaş pantolonunu giydim rahat ve şık bir kombin olmuştu. Kıvırcık saçlarımı şekillendirmek için ıslattım ve nemlendirdim. Elektriklenmesin diye Argan yağı sürdüm.
Ardından saçlarımı omuzlarına bırakıp herhangi bir şey yapmadım ve kabarmasın diye köpük sıktım.
Evet kıvırcık saç ayrıcalıktı lakin çok zahmetli idi...
Fondöten veya kapatıcı suremeyi sevmediğim için rimeli uzun siyah kirpiklerime sürüp yanaklarıma hafif bir allık yaydım. Dudaklarıma uzun süre kalacak bir şeftali dengi ruj yedirdigimde parfümümü sıktım ve beyaz hırkamı üzerime giydim.
Telefonumu alıp odadan çıktığımda mutfakta Buğra'ya su içiren Aral Efken'i gördüm. O kadar oyalanirsam tabii.. "kursura bakmayın,beklettim mi?" Sesim ile bana bakan ikili ile yerimde kıpırdandım.
İfadesiz yüzü ile gözleri bende gezinen Efken başını iki yana sallayıp Buğra'yı kucakladı "yok,çok beklemedik. Hadi bakalım, Berke abiye gidiyoruz" hep beraber evden çıktık.
Bir aea bugra bana gelmek istese de Aral Efken ağır okur diye bana vermeyip kendisi önden ilerlemişti. Baba oğul ikilisinin iliskisi içimi sıcacık ederken Aral Efken ile nasıl bir ilişki kuracağımı bilemiyordum.
Yani aynı evde yaşayacaktık,çocuğu olan bir adama nasıl davranmam konusunda kararsızdım,şaka yapmayı, eğlenmeyi, insanlara takılmayı severdim lakin bu adam çocuğu olduğuna göre -ki karısına ne oldu bilmiyorum ama- demekki karısına aşık bir adamdı hareketlerimi yanlış anlaması beni rahatsız ederdi bu yüzden ona oldukça mesafeli dvranmayi kafama koymuştum.
Evet onda beni çeken bir şeyler vardı lakin şu durumda daha asla emin olmadığım ve yeni tanıdığım bu adama kesinlikle mesafeli davranmam gerekiyordu.
İrem bize kapıyı açtığında Berke koşa koşa bacaklarıma sarılmıştı. Kahvaltı masasına Aral Efken ile ben yanyana otururken karşımızda İrem ve Elif vardı Berktuğ'un olmamasını ise gitmesine yormuştum.
Berke ise masanın başında benim yanımda oturuyordu. "Hala,ilk defa gittim ama dikkatlice geldim. Annem babama resmimi cekip attı hem" bana heyecanlı heyecanlı ilk defa ekmek almaya gitme hikayesini anlatıyordu.
Ama bir yandan yemek yemeği unuttuğu için boldugum simiti ikiye ayırıp içine patates kızartması koydum.
Bence güzel ikili oluyorlardı...
Ona uzattigimda elimden alarak yemeğe başladı. "Aferin sana,halacım. Biraz büyü bütün ekmeklere sen gideceksin. Bu milli bir görevdir" lokmasını yutarak "tabii hala,anneme hep yardım edeceğim"
Elif "Arda ekmek poşeti ile resmini görünce 'keske sünnette de böyle cesaretli olsaydi' dedi" gülüştük. Berke ise küçük yumruğunu Elif'e gosterip "ya teyze! Hani kimseye söylemeyecektin? Ayrıca o benim Arda amcamla aramda bir mesele" Berke'nin sözleri ile gülüştük.
Yanımdaki Aral Efken yok sesi ile "hallederiz o meseleyi koçum sen rahat ol" Berke'ye takılıyordu kesinlikle. Berke hemen "Amca en sevdiğim amcam olduğunu diylemis miydim sana?" Dediğinde İrem oğlunun saçlarını karıştırdı "Yağcı"
"Halasının yeğeni" Aral Efken'in sesi ile tek Kaşımı kaldırarak ona döndüm. "Bir şey mi dediniz komutan bey?" Aral Efken bir gozlerime bir de dudaklarıma bakarak başını iki yana salladı.
Elinin ilk iki parmağını birlestirerek dudaklarinin üzerinde gezdirdi. Ağzına fermuar çekme hareketi yaptığında zaferle gülümsedim. Bakışları gülüşüne kayarken ifadesiz yüzü sanki canlanmıştı "bende öyle düşünmüştüm" diyerek önüme döndüm.
Bizi izleyen İrem ve Elifin imalı bakışları eşliğinde kahvaltımızı etmiştik. Yemekten sonra biz masayı kaldırırken Aral Efken ve Berke içeriye geçmişti Elif kahve yaparken bizde İrem ile Buğra'nın altını değiştirmek için Berke'nin odasına girdik.
Yatağın üzerine Buğra'yı yatırıp pantolonunu çıkardım "aa,bu bebiş pislemis mi? Hm? Bebeğim? Değiştirelim mi senin altını?" Ben Buğra ile konuşurken İrem de yanıma oturdu.
İrem "Tanışamadık doğru düzgün,İrem ben hayatım"deyince güldüm "memnun olduk İrem,bende Efsûn. Olaylardan dolayı nefes almaya vakit olmadı" başını salladı"Evet, Efsûn yani hızır gibi yetiştin. Ben tekrar çalışmaya başlayınca Buğra'ya da bakıcı bulduk ama hiç kimse ile anlaşamıyordu. Baksana şimdi uslu uslu gülüyor sana"
Dedikleri ile yüzümdeki tebessüm büyüdü. Bana tıpkı babası gibi olan gözleri ile bakıyor dikkatle yüzümü inceliyordu. "Çok tatlı bir bebek,gördüğüm an sanki içime oturdu." Sonra dayanamayıp boynunu koklayarak öptüm. Buğra buna kıkır kıkır gülerken "baksana ya şu tombul tombul yanaklara,insanın yiyesi geliyor" onu gıdıklaya gıdıklaya severken gülerken nefes alması için durup İrem'e döndüm "Berktuğ ile evleneli baya oluyor,kusura bakma şimdi tanıştık ama benimde dün haberim oldu. Uzun zamandır görüşmüyoruz.."
Başını iki yana sallayıp elini koluma koydu "sorun değil güzelim, Berktuğ seni kardeşi benimsemiş birden karşına çıkarsa senin şoka ugrayacagini düşündü ona kırgın olduğun için tersleyecegini düşündü. Doğru zamanı bekliyordu aslında" dedi.
Omuzlarım düşerken "o benim abim,yeri geldiginde babam oldu asla böyle bir şey yapmazdım ona ki yapmadım da ama son yaptığı gerçekten sinirlerimi hoplattı. Neyse hallolur elbet" dediğimi onayladı o da "gel bakalım bebeğim!" Buğra'yı kaldırıp kucağıma aldığımda boynuma sarıldı.
Birlikte salona geçtiğimizde üçlü koltugun kenarında oturan Efken iki bacağını açmış ve bacağının üzerine Berke'yi oturmuştu ne konuştuklarını bilmiyordum ama Berke'nin saçlarını karıştırıp "dersini bitir gideriz aslanım" demişti. Berke bu söz ile hemen yemek masasındaki kitaplarına ulaştı. Kucağımda olan Buğra ile üçlü koltugun diğer ucuna oturdum.
Ortada olan sehpada kahvem duruyordu. Buğra'yı yere bırakıp oyuncaklarına ulaşmasına izin verdim. Kahveden yudum alırken Elif telefonda olan bakışlarını bize çevirdi. "Ee,kendinden bahset bakalım Efsûn. Nerelisin? Nereden geldin?" Demişti.
Gülümsedim "mersinliyim ben,Mersin'in bir ilcesinden geldim. Babamın görev yeri burası olduğundan burayı seçtim. Gerçi kendisi yazdırdı ama" yaptığım imzaya güldü "siz kardeş misiniz?" Elif ve İrem'e sormuştum.
İrem sarı saçları ve ince fiziği ile uzun güzel bir kızdı. Elif ise orta boylu kıvırcık sarı saçları ile Duru guzelligi olan bir kızdı. "Yok kuzeniz" başımla onayladım.
"Sizde Berktuğ abim ile mi kuzensiniz?" Elif'in sorusuna başımı salladım "yani,sayılır birlikte büyüdük. Daha çok abi kardeş denebilir" ne kadar ona kırgın olsam da geçerdi elbet kırgınlığım.
"Sen ne zaman gideceksin?" Elif'e sorduğum soru ile "üç saate kalkacak otobüsüm"
"Okuyor musun?"
Başını iki yana salladı"yok,yeni bitti okulum kpssye çalışacağım inşallah"
Laf lafı açarken Berke ve Aral Efken karargaha gideceklerini söylemişlerdi. İrem Berke'nin üzerini giydirirken bende yolcu etmek için kapıya ulaşmıştım. "Hadi bakalım size iyi eğlenceler,oğlum lütfen uslu dur ama olur mu?"
İrem'in ikazına Berke çok ciddi ciddi yanıt veriyordu. "Ya anne,rahat ol amcam yanımdayken bir şey olmaz bana. Hem Arda amcam ile olan meselemiz halledip döneceğiz" bu tatlı haline gülüp eğilerek yanağından öptüğümde "halam öpünce daha çok güçlendim sanki sen rahat ol anne!" Demişti.
Bu haline gülerken "hadi hadi,laf cambazlığı yapma kerata" Aral Efken'in sesi ile ayakkabılarını giyen Berke kapıya çıkmıştı "bir öpücük alayım önce" benim sesime dönerek küçük ellerini omzuma taslayan yeğenim yanagimi öpmüştü. Elleri saçıma değince hayran hayran gözlerle "hala saçların çok güzel olmuş, hep sal olur mu?" Demişti.
Ben ona cevap veremeden çocuğu omzuna atan Aral Efken küçücük çocuğa sinirle "sıpa " deyip asansöre binmislerdi.
Biz içeriye geçince Elif hazırlanmaya başlamıştı. Ben onları rahatsız etmemek için eve dönmek istedim. Aral Efken'in verdiği anahtar ile kapıyı açıp kucağımda olan Buğra'yı yere bıraktım.
Ona yiyebilmesi için mama yapıp icirdim ve uyuması için sarf ettiğim önce çaba üzerine uyumuştu sonunda.
Akşam için yemek yapmayı düşünmüştüm lakin bu benim görevim miydi bilmiyorum. Ama ne olursa olsun sonuçta aynı evde kalıyorduk ve her gün İremlerde yemegecektik sonuç olarak yemek yapmam gerekiyor diye düşünmüştüm.
Mutfağa ilerleyip buz dolabını açtım lakin içerisinde yumurta bile yoktu. Dudaklarımı birbirine bastırarak odaya ilerledim. Telefonumun yükselen zil sesi ile Buğra uyanmasın diye koşarak telefonumu açtım.
Arayan Rojda idi.
"Efsûn,nerelerdesin?"
"Ah,Rojda sorma neler neler oldu!" Balkona çıkarak masanın başında olan sandalyeye oturdum ve Rojda'ya olan biteni anlattım.
"Ne yani sen şimdi adamla aynı evde mi kalıyorsun?"
"Aynen öyle,durum bu maalesef"
"Yuh,demekki adam her bakıcıyı evine mi alıyormuş? Ay ne saçma şey öyle!" Sözleri kafama dank etti. Cidden her bakıcı ile birlikte mi kalıyordu? Kaşlarım çatıldı bu düşünce ile. Burnumdan nefes verip başımı iki yana salladım.
"Aman bize ne? Hem ben mecburum bir süre böyle olacak,yanlış bir hareketi olmadı hem babam bile tanıyor" babam güveniyorsa canını bile emanet edebilirdin bir insana babam kimseye guvenmezdi çünkü.
"E tabii bize ne hayatım ama bir garip şimdi. Ee nasıl bir adam? Askerler yakışıklıdır da he, kız durup durup turnayı gözünden vuracaksın!"
Gülerek gözlerimi devirdim "git düğün için kendine elbise seç Rojda ne diyorsun ya!" Alayla söylediğime kahkaha attı.
İçeriden gelen ağlama sesi ile hemen içeriye ilerledim. "Rojda ben seni sonra arayayım hayatım,Buğra uyandı"
"Tamam tamam,hadi kolay gelsin sana. Görüşelim bir ara" onu onaylayarak kapattığımda gözleri yaşlı ağzında emziği ile bana bakan bebeği görünce kalbime sevgi doldu sanki.
"Oyy,bebeğim uyandın mi sen?" Hemen kollarıma gelirken onu kucaklayıp yatıştırdım. Altını değiştirip üzerine dışarıya uygun şeyler giydirdigimde bende üzerime siyah ince montunu aldım.
Çocukları hep çok sevmiştim,en büyük hayalim çok gzuel bir anne olmaktı eğer nasip olursa. Kendim doğurmama gerek yoktu Buğra'yı çok iyi yetiştirmek istiyordum.
Buğra'nın ayakkabılarını bulup küçük ayaklarına giydirmistim. Kendime bir çeki düzen verip biraz evi kurcalamis ve Buğra'nın çocuk arabasını bulmuş onu da arabaya yerleştirmiştim.
Aral Efken'e haber vermek aklıma gelmişti lakin bende numarası yoktu bende bugün aldığım için İrem'i arayarak Aral Efken geldiğinde ona haber vermesini söylemiştim.
Evden çıkarak yakınlarda olan bir zincir markete girdim. Evde neredeyse hiç bir şey yoktu. Buğra'yı kendi arabasından indirdim görevliye haber verip arabayı marketin köşesine koydum ve aldığım market arabasının öne açılan yerine Buğra'yı oturttum.
Küçük bebek buna çok heyecanlanmış gulen gözler ile etrafa kıkırtılar atıyordu. Sebze reyonundan hemen hemen bütün ihtiyaçları almıştım bı an fiyatlardan dudaklarım uçukyacak gibi olmuştu ama hemen toparladım kendimi.
Buğra reyondan aldığım yemek pişirmek için olan ucu mor plastik delikli kaşığı görünce yerinde kıpırdandı heyecan ile gülerek ona baktım "bebeğim,hoşuna mı gitti bu? Seni yerim ya,o tombullarini ısırırım" gülerek boyun girintisine üst üste öptüm.
Buğra kıkır kıkır gülerken kıvırcık saçlarıma tutundu "oov,ama olmaz bebeğim bırak saçlarımı" dediğimi anlamış gibi ellerini açtı "omaş!" Beni taklit etmesi onu yememi gerektirmiyordu! Hayır iradene sahic çıkmalı bu tatlışı yememeliydim.
Saçımın ucunu tutarak burnuna sürtüğümde güldü. "Aa!" Sesine gülerek karşılık verdim. "Oy,maşallah!" Bize gelen yabancı ses ile yaşlı teyzeye döndüm.
"Efendim teyzecim?" Anlamayacak sordugun soruya güldü "ne güzel anne olmuşsun öyle,gencecik şu gibisin. Çok da güzel annelik yapıyorsun yavrum Allah bağışlasın" kalakaldım öyle.
Ne diyeceğimi şaşırırken arkadan ayrı bir ses geldi "amin teyzem,var ol!" Bu ses tabiki de Aral Efken'e aitti. Şaşkın gözler ile ona döndüğümde sargısız kolunu sırtıma koydu "maşallah oğlum,bir yastikta kocayın inşallah. İkinzde genceciksiniz" sonra Aral Efken'e yaklaştı daha az bir ses tonu ile "ama oğlum şimdi hanımın su gibi güzel maşallah, parmağında bir yüzük takmak gerek mazallah genç güzel kız,ne olur ne olmaz oğlum"
Aral Efken kadına bakakaldı,tabii bende. Lakin o daha çabuk toparladı. "Tabii, teyze. Doğru söylüyorsun ben söyledim ama eşim istemedi" topu bana attığında şaşkınca konuştum.
"Ay yok teyze,bu varya çok pinti çok.. hiç teklif falan yok,etse ben hiç reddeder miyim?" Teyzenin ağzı açıldı şaşkınlıkla Aral Efken dudağının kenarını ısırarak bana baktı ve güldü lakin bu gülüş bana hiç iyi gelmedi. "Hadi ahiretliğim!" Gelen ses ile teyze ikimize de bakıp Aral Efken'e "sen benim dediğimi yap çocuğum,hadi sağlıcakla" deyip gittiğinde güldüm.
Aral Efken tek kaşını kaldırarak alayla bana baktı "Demek teklif olsa reddetmezsin?"










