İçeriğe geç

GECENİN ÇİÇEĞİ

Bölüm 20 · 2 dk okuma

GECENİN ÇİÇEĞİ

Bölüm 20

Bölüm 16| pt.2

Evden çıkıp asansöre bindiğimizde yine bize tabak getiren kıvırcık saçlı kadının doktor oğlu ile karşılaşmıştık Aral Efken onunla ayak üstü sohbet etmiş ve arabaya binip yola koyulmuştuk.

Gittiğimiz restoranda biz hariç herkes vardı bu yüzden hemen onlara doğru ilrrledik. Arda bizi fark edip hemen sarılmıştı. Aral Efken onun sarılmasına izin vermeyip yerine göndermişti. Bedirhan'ın kolu alçıda olduğu için ona 'gecmis olsun' dileklerimi göndermiştim.

Masada Ezgi bile vardı fakat buna fazla takılmayıp yanyana oturan Elif ve Aras'a imalı bakış atmayı ihmal etmedim.

Arda "Valla iki gün rahatız,tabii komutanım bir hafta balayı yaparsa bir hafta rahatız" dediğinde Aral Efken

"Yanlız ben burdayım,koçum." Diyerek onun tüm defikodu aşkını yitirmiş gibi oldu. Arda "yani komutanım,sen kıvırcık yengemle vakit geçirmek istersin diye şey ettim ben yoksa,asla kaçmam biliyorsun antrenmanlardan"

Bedirhan "Tabii,canım kaçmazsın. Onun yerine artı 100 sınav cektirirsin bize"

Arda "hayır kolun da sağlam değil cekmeyeceksin şınav neyin tribi bu?" Meriç ona "kardeşim bence sen şu ağzını bir kapat,yeterince zarardayız" demişti.

Arda ona alınmış gibi bakıp yeniden Elif'e döndü ve ona laf attı bu sefer "kız, cimcime. Özledin dimi beni?" Elif ise "sorma yataklara düştüm bı an,hemen toparlayıp yollarını gözledim tabii"

"Seni bekleyen manitan olmasa da bazen böyle güzel arkadaşlıkların vardır,ula hayat!" Meriç onun ensesine çarptığında "çok konuşma da zeytini uzat" demişti.

"Allah Allah,bunlarda iyice şiddet yanlısı oldu. Yanlizliktan mı böylesin abi? Söyle de bulalım yani sana birini,yoksa kimse senin yanlizlik depresyonuna dayanamıyor ben söyleyeyim"

"Sen önce bi kendine bak lan, başımıza kaldın diye üzülüyoruz adam bizi depresyonda sanıyor." Meriç'in sözleri onda derin yaralar açmış olacak ki hülyalı bakışlarını sürdürdü Arda. Ezgi ise ikn defa konuşarak "komutanım,balayına nereye gideceksiniz?" Diye sormuştu. Bu kaşlarımı çatma istegimi uyandırsa da yüzümü mimiksiz tutmaya çalıştım.

Aral Efken ona bir bakış atıp bana döndüğünde "ayarladık bir yer,öğleye doğru çıkalım mı yola?" Diyerek bana sormuştu. Başımı sallayıp onu onayladığımda "ama sen yorgun değil misin? Araba kullanacaksın o kadar?"

Başını iki yana salladı,Elif ise Ezgi'ye değişik bir bakış atıyordu. Bakışları beni bulduğunda bende kaşlarımı çattım. Sanırım o da bunu garip bulmuştu.

"Ha gideceksiniz yani?" Ezginin bu sorusuna bu sefer Arda alaylı ifade ile atladı "hayırdır, Ezgi Buğra'ya bakıcılık mi yapacaksın?" Ezgi gözlerini devirerek ona döndü ve laf attı. Bu kızın bu kadar deşmesi bu sefer beni rahatsız etmişti cidden.

Meriç elinde olan zeytin tabağını yerine uzatırken Ezgi'nin eline geçmesi ile yerinde kıpırdanıp herkese baktı. "Zeytin isteyen var mı? Komutanım siz?" Eh, yeterdi artık!

"Yok,Efken zeytin sevmez Ezgicim" dedim tatlı tatlı gülerek ama ezgi hala Aral Efken'e bakıyordu. Şimdi bana şu kızın kafasını o zeytin tabağına gömmemek için bir sebep verin?

"Değil mi kocacım?" Gülümseyen yüzümü Efken'e çevirdiğimde o bana anlamadığım ama parlayan gözlerle bakıyordu bile. Dudağının kenarı yukarıya kıvrılmış, yakınımda olan gözleri yüzümü turluyordu.

Başını ağır ağır aşağı yukarı salladı ve beni onayladı...

Bölüm sonu

8 yorum