İçeriğe geç

GECENİN ÇİÇEĞİ

Bölüm 15 · 12 dk okuma

GECENİN ÇİÇEĞİ

Bölüm 15

Bölüm 13|

Gözlerimi yüzüme vuran sıcak nefes ve güneşin keskin ucunun yüzüme dayanması ile açtım. Perdesi açılmış camdan bana günaydın dedi karlı havaya rağmen güneş. Kolları belimi sarmış güvenli göğsü asla benden ayrılmamış idi. Dudaklarımı ıslattım şuan arkamda olma düşüncesi beni benden alıyordu, ondan etkileniyordum evet bunu inkar etmeyecektim tam olarak sevgi sayılmasa da bizi birbirimize çeken bir bağ olduğunu hissediyordum.

Acaba hislerim erken miydi? Bunu düşünmek istemeyerek her zaman anı yaşamaya karar vermiştim.

Kollarından çıkmak istedim ama bir santim dahi oynamamış idi. Başı arkamda hareket ederken burnunu ve dudaklarını saçlarımın arasından derime surterken hissettiğimde tüm bedenim titredi.

Kollarının arasında bu sefer merak duygum ile ona döndüm. Uyurken çok tatlı görünüyordu, düşündüğümden masum görünen yüzü her zaman ifadesiz olsa da ciddi görünürdü ama şimdi tüm mimikleri kendini salmış ve huzurlu görünüyordu.

Gür kirpikleri yüzünü süslemiş biraz büyük ama yüzüne oturan burnu çekici görünürken kalın dudakları beni çağırıyordu.

Hayır,halanlar geldiği için dürtülüyorsun hayatım..

Doğruydu regl olunca hormonların on kat fazla çalışıyordu. Saçları yumuşacık gelmiş ve beni kendine davet etmişti ince parmaklarım saçlarının arasına daldı, yumuşak saçları tenime çarparken gülümsedim. "Gülümsemene mi biteyim, küçük parmaklarının beni mayıştırmasına mı?" Birden konuşması irkilmeme neden olurken o gözlerini açmadan güldü. Gerilen dudakları 'ben buradayim' diyordu sanki.

"Ellerim Küçük değil" dedim alakasız. Değildi,aslında ince uzun sayılırdı. Tırnaklarımı kesince dolma gibi oluyordu o ayrı mesele ama hep uzun kullandığımdan elim uzun ince görünüyordu.

"Öyle diyorsan öyledir" dedi tebessüm ettiği dudaklarını oynatarak. Sonra kafasını eğip boynumdan öptü. Bu sırada saçları yüzüme sürtünmüştü ve ben kokusundan mest olmuştum.

Bu adamın boyun fetisi mi var?

Ben,biz fetişi olmasını tercih ederim iç ses.

Şimarma.

Kes. "Günaydın" dedim mırıldanarak ama sesim neşeli çıkmıştı gözlerini sonunda açıp yüzümü turladı ve gülümsemesi eksik olmayan yüzü ile karşılık verdi "günaydın, kıvırcık. Daha iyi misin?" Nereye gittiğini bilmediğim sıcak su torbası bizi çoktan terk etmişti ama ben gece bir kaç kasılma yaşasam da Efken'in elleri hemen kurtarmıştı beni.

Tıpkı karı-koca gibi olmuştuk.

"Çok iyiyim hemde! Çok teşekkür ede-"

"Etme,senin her anında yanında olacağım çünkü" duraklamama sebep oldu sözleri. Kanlar yanaklarıma toplanırken karşılık verdim "bende, her anında" dedim fısıltı gibi çıkan sesim ile.

Nolduuu? Sesin nerene kaçtı kız?

Bana karşılık olarak burnunu burnuma sürmüştü,bu adam bugün beni çıldırtacak idi!! "Dün akşam,ilk regl dediğimde niye anlamadın?" Buna cidden şaşırmıştım. Umursamazca gözlerimin içine baktı ve belimden çekilen bir eli ile yüzüme gelen saçlarımı geriye attı "bilmiyroum çünkü,hayatımda olan tek kadın annemdi"

"Hiç mi sevgilin falan olmadı" şaşkın sesim ile sorduğuma "bu zamana kadar başka birisinin sevgisi bana cazip gelmiyordu,ihtiyaç duymuyordum, duymadım. Aklım hep başka şeylere çalışırdı bu konulara ilgi duymadım hiç" diye karşılık verdi.

Bı an içimde olan şey çöktü gibi hissettim. Şuan onun kollarında olmam onun için bir görevdi demekki,böyle şeylere ilgi duymuyordu. Banada sırf eşi olacağım için mi böyle davranıyordu?

O zaman hiç gerek yoktu aklımın bir köşesine bundan sonra ona karşı mesafeli..

"Ama..bu zamana kadar olmayan şey birden doluştu kalbime sanki. Bu zamana kadar ışık görmeyen gecemde bir çiçek açtı şimdi" efsunlu bakışları beni etkisi altına alırken gözlerimi kırpıştırdım. Bu ne demek oluyordu şimdi? Dubaklarimi tekrar ıslattım ve gözleri dudaklarıma indi. Uzun uzun bakması ve birbirimize yaklaşmamız aniden gelişen bir şey idi.

Kalbim deli gibi çarpıyor,heyecandan başıma ağrılar girecekmiş gibi hissediyordum.

Dudakları benimkilere değecek olduğu vakit ortamı Buğra'nın ağlama sesi doldurdu. Öylece kalakalan Efken ilk önce gözlerini kapattı. Çenesi gerilirken "iki oldu bu,iki" diye sayıklanıyordu. Benden ayrılıp yataktan kalktı ve beşikte olan Buğra'ya egildi "oğlum" diyerek onu kucağına aldı. "Ba-babba" diyerek heceleyen Buğra babasına çoktan yapışmıştı bile.

Onlara gülümseyip banyoya ilerlemiş ve işlerimi halletmistim,Efken'de Buğra ile birlikte benim ardımdan girdiğinde ben mutfağa geçmiş kahvaltı hazırlamaya koyulmuştur onlarda çok geçmeden bana yardıma gelmişti. Buğra ortada koştururken eline verdiğim salatalık ile ilgileniyor oyuncaklarını mutfağa getiriyordu teker teker.

Biz masayı kurup kahvaltımızı yapmıştık. Efken üniformasını giyip çay içmek için geri gelmişti. "Babam ve annem öğlene doğru gelirler" dedim çayımı yudumlarken "baban karargaha uğrar zaten bir kaç işimiz var,akşam beraber geliriz"

"Seni Buğra ile tehdit eden kim? O adam mı?" Böyle bir şeyi hangi caninin yaptığını bilmek istiyordum,küçücük çocuğu bile kullanıyorlardı "yok, kardeşi aynı sayılırlar zaten. Aklıma geldikçe deli oluyorum Efsûn,bir bebeği bile işlerine alet ediyorlar para için"

"Kimsenin canını önemsemiyorlar"

"Kadın diye bir şey de diyemedim,o herifi oldurmedigime şükretmeleri gerek gelmiş hala tehtid ediyorlar" sinirle konuşmasına ılımlı yaklaştım ve saygılı elini avuçlarıma aldım "eline baktır orada pansuman yapılsın,nikah tarihini de bir an önce alalım" dedim.

Gözleri şaşkınca bana döndüğünde tebessüm ettim ona "bebeğimi göz göre göre veremem kimseye" dedim. Kelimelerim sanki içine işlemiş gibi duraklarında tebessüm oluştu ve beklemedigim bir anda uzanıp boynumdan öptü,bardağını tezgaha koyup. Gitti. Gitmeden ilk oğlu ile vedalaşıp sonra benle vedalaştı.

Annemler gelmeden masayı topladım,Elif kahve içmeye gelmişti bir yandan Buğra ile oynarken bir yanndan anlatıyordum bana 'arda sizi ayıplı ayıplı gormus' diye laf soktuğunda benden dayağı yiyecekti ama hemen toparladık.

"E Aras gelecekti. Annen de gelirse Buğra'ya bakarlar bizde seninle gelinlik bakmaya gidelim" cümlesini kafamda ölçüp tartarken elindeki uçakla benim ogrettigim şekilde bana doğru gelen Buğra "vınn anee!" Diyerek uçağı getirdi yanağından öptüğümde şen şakrak gülerek uçağını Elif'e sürdü bu sefer.

Onu her öptüğümde utanıp guluyordu ve bu beni tatlı komasına sokuyordu. "Bilemedim ki,öyle gelinlik falan sanki gerçekten evlenecekmis gibi oluyor o kadar abartmaya-"

"Ay saçmalama kızım,hayatında bir kez evleniyorum sonuçta" dedi. Onu basimla onayladım "ama yinede abartı bir şey olmaz ben Efken'e mesaj atayım haber vereyim" dediğimde onun yanında olan telefonu Buğra ile oynamak için aşağıda oturan bana attı.

Efsûn: selam,Efken.

Efsûn: napiyorsun?

Aral Efken: bir kaç dosya ile ilgileniyorum,güzelim. Sen napiyorsun?

Efsûn: Elif ile oturuyorum,şey diyecektim ben sana

Aral Efken: ney diyecektin sen bana?

Efsûn: Aras abi gelecek birazdan eğer Buğra onda durursa sana elbise bakmaya gidelim dedi Elif,nikah için.

Aral Efken: tabiiki,gidin. Buğra'yı bana da bırakabilirsiniz. Ama ben de gelirim sizinle nikah tarihini alalım güzelim.

Efsûn: tamamdır o zaman,biz işimiz bittiginde haber veririz sana.

Aral Efken: tamam yavrum,benim odamda komidinin ilk çekmecesinde senin için kart bırakmıştım onu al. Ne istiyorsan onu kullanıyorsun.

Efsûn: gerek yok ki,var bende kart.

Aral Efken: gerek olup olmadığını sormadım.

Aral Efken: kontrol edeceğim eğer ondan almazsan külahlari degisiriz, kıvırcık.

Aral Efken: çekinme veya utanma, bir kaç gün sonra eş olacağız böyle şeylerin aramızda lafı geçmez.

Efsûn: peki,bakarız.

Aral Efken: bak bakalım sen.

Uygulamadan çıktığımda yüzümde olan saçma sırıtıştan bir haberdim. "Bak bak,gülüşe bak" Elif benimle dalga geçtiğinde,göz kirp imalı imalı "hayırdır,ağzın kulaklarina yapışacak?" Dedi.

Yerde elime aldığım Buğra'nın oyuncağını ona attığımda Elif kurtulmustu ama bu hareketim Buğra'nın sınırlı olduğunu sanıp "annee!" Diye bağırmasına neden olmuştu.

Elif ben Aras'ı arayayım sende hazırlan diyerek kendisi hazırlanmak için çıkmıştı bende gözümün önünde dursun diye Buğra ile beraber odama geçmiş hazırlanıyordum. Giyip çıkarması kolay olsun diye siyah kışlık bir elbise giyip altıma transparan taytı giymiştim. Elbise dizlerimin bir kaç karış üzerinde bitiyor ve alttan destedigi olduğu için gogsum sadece gerdanimi açık bırak elbiseden dolgun görünüyordu.

Sırtımı ve belimi sardığı için üşümüyordu. Saçlarımı salarak yüzüme uğraş vermeyecek bir makyaj yapıp dudaklarıma sadece glos sürdüm. Çalan kapı ile Buğra'yı kontrol edip dışarıdan gelen annem ve babamın sesleri ile kapıyı açtım. Babam önden annem arkadan girerken babam gayet sakin annemde hararetli idi.

İçeriye girdiklerinde salona geçtiler "o kadını burada istemiyorum dedim Cihan!" Annemin yüksek sesi ile babam 'hasbinalah' çekti "ne yapayım,devletin lojmanından mı kovayım kadını?"

"Gerekirse yapacaksın,yıllar önce nasıl olduysa şimdide çekip gidecek" babam ona şaşkınca bakakaldı "o gitmedi,gitmek zorunda kaldı. Sen nasıl böyle konuşursun onun hakkında o senin-"

"Hala gönlün onda değil mi senin?" Annemin cümlesi ortaya gülle gibi otururken ne düşüneceğini bilmiyordum ama bacaklarıma sarılan Buğra ile onu kucağıma aldım "ne için tartışıyorsunuz bilmiyorum ama sessiz olsanız iyi olur, Buğra korkuyor" her şeyden ayrı sakin sesim beni de şaşırtırken Buğra ile odama gidip kapıyı kapattım.

Babamın annemi asla aldatacağını düşünmüyordum,asla böyle bir şey olmazdı. Babam hayatında çok şey yaşamış ve böylesi ahlaksız şeylere göğsünü hike kaydirmayacak koskaca adamdı.

Bu hayatta kimseye güvenilmezdi ama ben babamdan emindim. Annem ne diyordu bilmiyorum ama sadece bundan emindim. Kaç yaşına gelmişlerdi aralarında olan şeye karışmak bile istemiyordum.

Sonuçta babam bana açıklardı vunku o annemin aksine beni bir birey olarak görüyor ve çocukları olduğum için beni aralarında olan bir şey hakkında objektif bir şekilde bilgilendiriyordu.

Çantamı hazırladığımda Elif'in araması ile evden çıktım. Kucağımda olan Buğra'yı da hazırlamış idim. Çünkü ev kibrit çaksan ateş alacaktı şuan. Bebeğimi böyle hir seyin arasında bırakıp psikolojisini etkileyemezdim.

Asansöre bindigimde dün oğlunu gördüğümüz yeni taşınan kadın ile karşılaştım. "Merhaba kızım" dedi içten bir şekilde. Ona gülümseyip karşılık verdiğimde "maşallah,ne tatlı bu delikanlı. Eline de çok yakışmış." Demişti. Kadına dikkat ettiğimde tıpkı benim gibi kıvırcık saçları vardı ve teni benim aksime esmerdi, annemin de saçları kıvırcıktı.

Asansörden indikten sonra Bizi arabada bekleyen Aras ile öne Elif'in oturması için arkaya Buğra ile yerleştim.

§

Bilmem kaçıncı mağazaya girdiğimizde sadece sade bir gelinlik tarzı bir şey istiyordum,Elif her şeye bir kulp bulduğu için sade beyaz bir elbiseye bile okeydim.

Y

eni bir mağazaya girdiğimizde burada gelinlikte ayrı elbiselerin de olması hoşuma gitmişti,açıkçası zaten kabarık bir gelinlik hiç istememiştim ben direk normal elbiselere yoneldigimde Elif "yok yok yanlış yere bakıyorsun hayatım,bu tarafta bak gelinlikler" demişti.

Bende ona elimde tuttuğum beyaz elbise ile şirince gulumsemistim "bunu deneyeceğim" Elif kendini göz devirerek bordo deri koltuğa atarken ona gülüp görevlinin gösterdiği kabine girdim.

Üzerimde olan elbise goguslerimi sarmış gerdanimi açıkta bırakmıştı,ince askıları ve belimi saran korse üstünde hafif detaylar vardı. Kalçamı ve fazla olmayan basenlerimi sarıp bollasarak ayaklarımı geçiyordu. Görevliden topuklu istemiş ve topuklu ile denemiştim. Sanki üzerime göre dikilmiş elbise ile memnunca gülümsedim.

Kesinlikle bunu alacaktım.

"Eliiif!" Neşeli bir ses ile girdiğim kabının kırmızı örtüsünü açarak Elif'in oturdugu koltuğa döndüğümde kesinlikle karşımda ellerini cebine sokmuş kaşlarını kaldırarak beni süzen bir Aral Efken beklemiyordum.

"Aa! Senin görmemen lazim ama gelini" Elif elini Efken'in koluna attığında arkadan gelen Aras ve kucağındaki Buğra da görmüştü beni. Utanarak yerimde kıpırdandım Aral Efken herhangi bir tepki vermezken huzursuz olmuştum.

Bence güzel olmuştum ama..

"Anee!" Buğra'nın çığlığı ile ona öpücük attığımda beni gören Aras "oov! Kardeşim" diyerek Aral Efken'in omzunu pat patladı. Buğra utanarak yüzüne Aras'a bastırdığında Aral Efken, Aras'a baktı "biz arabadan bekleyelim hadi" diyen Aras ile sadece Aral Efken ve ben kalmıştık.

"Güzel olmamış -" elim kalçalarımı saran kumaşta gezinirken Efken benim sözümü kesmişti "Efsûn.." yerinden sonunda oynayarak yanıma geldi ve tam önümde durdu. Büyük vücudu ve uzun boyundan dolayı başımı kaldırarak onunla goz goze geldim. Gözleri sonunda gözlerime çıktığında yutkunmus ve Adem elmasini oynatmıştı.

"Bu kadar güzel olacağını düşünmüyordum ben...sol yanımdan vurdun yine" dedi dudakları. "Ne yani beni çirkin-" eli korse gibi belimi sarıp ince gozukmesine neden olan bölgeye giderken bel oyuntumdan tutarak beni kendine yasladı. Dudakları saçlarıma değdiğinde put gibi kaldım.

Yüreğim yine depar atıyordu. "Bir an önce karım olman gereken konular var" dedi sesi kısılıp yoğunlaşırken.

BEN BU CÜMLEDEN NE ANLAMALIYIM?

Çenemi göğsüne yaslayarak alttan alttan ona baktım. Yanaklarım kızarmaktan elma olacaktı. "Efken" dedim mırıldanırken. Sözüm ile yüzünü benim yüzüme eğerek tüm vücudu önüme bariyer olmuş ve eğilerek benim diyeceğim şeyi pür dikkat dinliyordu.

"Bu evlilik-" yüzü yüzüme çok yakınken cevapladı beni "bu evlilik,bir şey üzerine sorunlu bir evlilik değil. Normal evlilik olacak kıvırcık,hele ki bu saatten sonra gerçek bir aile olacağız" dedi tane tane.

"Peki,ya ben istemezsem. Yada sen istemezsen? Birbirimize aşık olamazsak?" Gözleri şeffaf glosun patlattığı dudaklarıma düştü. "Benden yana gönlün rahat olsun Efsûn,ama sen istemezsen sana saygı duyarım. Asla seni zorlamam beni yanlış anlama sakın. Sen ne dersen o olur?"

Elleri belimi olsarken diğer eli ile saçlarımı geriye atıp boynumun ve gerdanimi acilmadina neden oldu. "Hem aşk bizim işimiz değil,bizim işimiz sevgi ve saygı. Güven...aşk gelip geçici,zaman zaman biten bir şeydir. Ama birisini sevmek daha özeldir, kıymetlidir. Çünkü sevgi bitmez yüreğine oturur kalır"

§

Eve geldiğimizde yemeklerimizi yemiş ve çayları içmiştik. Annem hiç konusmadan misafir odasına çekilirken ben babamla konuşmak istemiştim. Aral Efken gitmek istediğinde onu durdurmustum. Buğra çoktan uyumuştu zaten.

"Baba, Efken'in anlatması ile zaten biliyorsun çoğu şeyi." Babam bardağını küçük sehpaya koyduğunda başını salladı devam et der gibi. "Ben Efken'in tejlifini kabul ettim,eğer iznin olursa biz evlenmek istiyoruz" dedim sesimin çekingen çıkmamasını umarak.

Ondan izin almıyordum bunu büyük ihtimal o da biliyordu,sadece bu benim babama olan saygımdı. Böyle ifade ediyorduk biz.

"Gel söyle bakayım sen" dedi elini yanına vururken. Hemen yerimden kalkıp pıtı pıtı yanına gittim. Oturmam ile ellerimi kucağına aldı. "Kızım,sen ne karar verirsen ben her zaman arkandayım çünkü bu sefer yanında olacak kişi o." Dedi kaşları ile Efken'i gosterirken "benim ikinize de güvenim tam,bir birinizi üzmeyin. Kütüğünüzde,kavga olduğunda ikinizde birbirinize ılımlı olun. Aile olmak budur. Başınızı yastığa asla küs koymayın,neler olacağınızı bilmezsiniz bir kaç dakikada. Zaten bunu Aral oğlum oldukça net biliyor,ne gidenin dönüşü ne de zamanın akışının telafisi olamaz."

"Onu asla göreve giderken kırgın gönderme,sende asla öyle gitme görevine. Vatana da hanıma da hizmet bizim için en önemli şeydir" Aral Efken'in hareleri benimkileri yakaladığında derin bir nefes çekti içine gözlerimizi birbirimize kenetledik ve ikimizde yemin ettik sanki. "Onun elini ne sıcak sudan soğuk suya geçiririm ne de yüreğini kırgın bırakırım. Belki kırarım,üzerim onu ama gönlünü alır gözünün yaşına izin vermem."

Sen seviyorum demesende olur Efken..

"Ben babamdan böyle gördüm,bir gün annemin yüzünü egmedi. Gözünden tek damla yaş akıtmadı onun."

"Sana güvenim tam evlat,aynı zamanda kızıma da bilirim ben kırılsa da kırmak istemez o hep alttan alır ılımlı yaklaşır insana" babama buruk bir tebessüm ettim "evlenirken söz vereceğiz ya,hem Allah'a hem birbirimize iyi günde de, kötü günde de yanında olacağım. Yüreğimi açıp girerim yüreğine asla küs göndermem onu" kelimelerim Efken'in gözlerinin parlamasına neden olurken babam "çocuklar,benim yakın bir arkadaşım var emlakçı eğer isterseniz bir ev bulalım size. Artık aile olacaksınız, buyuyeceksiniz" dedi.

O öyle deyince biraz utansam da Efken'e baktım "ister misin?" Dedi benim fikrimi sorarken "yani,burası gayet güzel ama Buğra büyüdüğünde bir odası olması gerekiyor. Biraz daha geniş bir ev gerekli sen ne diyorsun?" Dedim ona karşı. Beni ilgiyle dinleyen Efken başı ile onayladı "doğru söylüyorsun,hep içerde de olmaz hem bahçeli bir yer olursa daha iyi olur Buğra için" dedi.

Babam bizi onayladığında herkes odasına geçmişti. Bu akşamı bu şekilde bitirmiştik,Efken ile iki gün sonraya nikah tarihi almıştık.

Sade bir nikah olacak eve gelince de imam

nikahı kıyılacaktı. Onun askeriyeden arkadaşlarını ve bende Rojda'yı çağıracaktım.

Gözlerimi ışık olmadığından karanlık olan tavana dikip şahidimin kim olacağını düşünmeye başladım.

Bölüm sonu

11 yorum