Yarım saattir bakıştığım kıyafetlerden gözlerimi ayırıp kapıya vurulan küçük tıklamalar ile yüzümde tebessüm oluştu.
Hemen kapıyı açıp bana boncuk gözlerle bakan bebeğimi kucağıma aldım. "Bebeğim,sen büyüdünde kapı mı çalışıyorsun?" Onu yatağın üzerine yatırıp gıdıklamaya başladım "büyüdün mu sen? Annenin kapısına mı dayaniyorsun" onun kahkahaları tüm odaya dolarken boynundan öpüp mis kokusunu içime çektim. "Ane!" Elleri yüzüme yerleşince "annem!" Diyerek yanaklarından öptüm.
O kadar tatlıydı ki yememek için zor duruyordum. O her 'anne' dediğinde içimde oluşan his gözlerimi dolduruyordu. Bu bambaşkaydı...
"Kızım!" Babamın boğuk gelen sesine "gel baba" diye seslendim. Buğra omzumdan destek alıp ayağa kalktı ve yatakta zıplayarak saçlarıma tutundu "hazırlanmadın mı daha?" Odaya giren babamla "bebeğim,hadi dedeye gitte ben giyineyim" Buğra dediğimi anlamış gibi babama kollarını uzatınca babamın tüm yüzü yumuşayıp "gel bakalım,tosunum" diyerek onu kucağına aldı.
Odadan çıkarken "bu çocuk beni gençleştiriyir Efsûn" diyordu. Babam çocukları hep çok sevmişti ve erkek çocuğu olmadığından galiba koskoca adam Buğra ile oyun oynuyordu.
Üzerime beyaz,siyah çizgili vücudumu saran bir badi giydim onun uçlarını açık renk mavi Jean pantolonun içine katarak üzerime deri ceketimi alacaktim.
Odadan saçlarımı açık bırakırken kivirciklarim kabarmasın diye dua ettim. Takılarımı taktığım sırada odanın kapısı alacaklı gibi açıldı,içeriye giren annem burnundan nefesler veriyordu. Yine ne oldu acaba,diye düşünmeden alamadım kendimi.
"Ne bu hazırlık Efsûn?" Tehditkar ses tonu ile burnumdan bir nefes verdim. "Ev bakacağız anne"
"Hayırdır,evlenecek gibi hazırlık oluyor!"
"Çünkü evleneceğim"
"Evlenmeyeceksin Efsûn!" Kaşlarım çatıldı hiddetle. Yeterdi arrik bu hareketlerine anlam veremiyordum. "O niye?"
"Benden izin aldın mı? Yok,ben kimim ki? İzin vermiyorum,o adamla falan evlenmeyeceksin!" Gözlerimi tavana dikip kötü bir şey sozlememek için alt dudağımı ısırdım. "Anne..ne bu hareketler? Neden birden böyle davraniyorsun sen? Ben sana ne yaptım ya? Ne istiyorsun sen benden? İnsan evladına böyle davranır mı? Sen benim hiç mi iyiliğimi düşünmüyorsun?!"
"Sen benden kocamı çaldın!"
"Ne?.." bir kaç saniye sonra anca verebildigim cevapla gözlerini kaçırdı sanki söylememesi gereken bir şey söylemiş gibi. "Yeter! Ben senin triplerini çekemem tamam mı? Yeter! Kaç yaşına geldim artık,burama kadar geldi. Demedigin kalmadı bana ya! Yeter arrik benden bu kadar!"
Sonunda sinirimi tutamamıştım işte. Olan olmuştu,asla pişman değildim. Burnundan getirmişti. Kocası ile olan sorununu onunla halletsindi.
Buğra'yı Aras almıştı ve bizde emlakçıya gitmiş ve onunla beraber bir eve geçmiştik. Dubleks ama fazlada büyük olmayan bir eve gelmiştik. Çok gezmek istemiyordum çabucak bulmak istiyordum aslında.
Başım annem sayesinde yeterince ağrımıştı. "Evet,evimiz 4+1,bahçeli" emlakçı abi bizi içeriye yönlendirdiğinde önümüze açılan geniş holden geçip sol tarafta ada tezgahın arkasında olan mutfak gayet modern görünüyordu sağ tarafa açılan mutfak ile birleşik salon gri güzel bir koltuk takımı şöminenin önüne dizilmisti. Bir tarafı boydan cam olan evin arka bahçesi görünüyordu.
"Selamın aleyküm" evde yankılanan Efken'in sesi ile hepimiz kapıya döndüğümüzde o koca bedeni ile bize doğru gelmiş gelirken beni suzmeyi ihmal etmeyip goz goze gelince göz kırptı. Yerime mıhlandım o an.
Bu kadar karizmatik olmak zorunda değilsin!
Emlakçı ile ile el sıkıştı "siz bir gezin,ona göre konuşalım fiyat konusunda da anlaşırız hiç dert etmeyin" dedi emlakçı amca onlar babamla konuşmaya başlayınca ben boydan cam olan alana doğru ilerleyip bahçeye göz attım.
Çok büyük değildi gayet yeterli idi bizim için zaten normalde oldukça soğuk olan bu şehir bizi dışarıda fazla tutmazdı. "Yukarıya bakalım mı?" Efken'in sorusu ile onu başımla onayladım. Beni sırtımdan yönlendirdiğinde beraber sağ tarafta olan merdivenlerden çıktık.
"Bu merdivenler için Buğra'nın büyümesi gerekiyor" dedim sıkıntı ile. "Begenirsen bır yolunu bulacağız" dediği ile başımı kaldırarak yüzüne baktım ve güldüm "sen ne dersen o dediğinde şaka yaptigini sanıyordum" belimden kavrayıp merdivenlerin başında beni kendine çektiğinde ağzımdan bir "hi!" Nidasi çıkmıştı. Ellerim göğsüne konumlanirken yüzünde serseri bir sırıtış vardı.
"Ne haddime" dedi,dediğime itaf olarak. Ona utanarak güldüğümde "akşam bir yemek yiyelim diyoruz,bizimkinler bekarlığa veda yapalım dediler de.." tek kaşımı kaldırdım "dediler de?" Omuz silkti "gerek yok,öyle şeylere hem sende istemezsin diye düşündüm" dedi gözlerini kaçırarak,utanmış mıydı o?
"İyide,siz gideceksiniz bekarlığa vedaya ben ne alaka?" Gözlerini çevirdiği yere başımı uzatıp tatlı tatlı güldüm "utandın mı sen?" Lafıma karşı kaşlarını çattı hemen "yok,yani izin vermezsin diye çünkü bar falan gerek yok öyle şeylere" ağzının içinden konuşuyordu.
Böyle düşünmesi beni benden alırken elimi çenesine koyarak gözlerini gözlerime çevirip kısık gözlerle baktım. Ceketinin yakasını düzeltip omzunu pat patladım "olacak he senden" yarım ağız gülerek kollarından çıktım ve sağ tarafta olan ilk odaya girdim burası misafir odasiydi,yanında olan oda Buğra'nın olur diye düşündük.
Ebeveyn odası ise gayet geniş ve ferahti ayrıca banyosu da vardı.
Az önce söyledikleri beni içten içe çok sevindirmişti,sanki gerçek karı koca gibiydik. Tamam böyle bir şey henüz yoktu,birbirimizi sevmiyorduk ama ikimizde aile olmayı başarmak istiyorduk.
Aral Efken bizi eve bırakmış ve akşam almak için gelecekti. Hemen bir duş alıp saçlarımı yapmıştım,gördüğümüz evi beğenmiştik Efken'de merdivenlere halı kaplama yapabilecek birisini bulacağını söylemişti.
Makyajımı ve saçımı üzerimi giyindikten sonra yapmayı düşünüp bugün yine ikinci kez dolabımın karşısına geçtim. Hep beraber akşam yemeği için bir restorana gidecektik,Buğra ve Berke benim içim sinmese de anaokulu öğretmeni olan İrem'in bir arkadaşında kalacaktı. Efken bende tanıyorum dediği için ikna olmuştum.
Beyaz vücudumu saran birazcık mini sayılan iki omzumuda açıkta bırakan uzun kollu elbise cidden en sevdiğim parçalardan birisi idi dolabımdan. Saçımı ensemde topuz yaptım ve güzelce sabitledim. Kolyemi ve yüzüklerimi taktım. Gözüme koyu tonlarda bir makyaj yaparken pembemsi rujumu dudaklarıma yedirdim iyice üzerine de glos sürmüş en sonunda parfüm sıkmayı unutmamıştım.
Üzerime deri ceketimi giydim,Aral Efken geldiğini belli eden bir şekilde ban seslnmis ve duyduğum seslere bakilis duşa girmişti. Kol çantamı hazırladığım sırada son dokunuşları yapıyordum. Yarın öğlene doğru nikah olcakti bu benim bekar olarak son akşamım idi. İçten içe heyecan duyuyordum gereksiz, sonra bunun şuanlık gerçek bir evlilik olmadığını hatırlayıp yatışıyordum.
"Efsûn,hazır mısın?" Tıklanan kapım ile yüzüme gülümseme serilirken "evet,gelebilirsin" dedim nazik bir şekilde. Kapıdan bedeninin yarısını gösteren Efken'e rağmen onu suzebilmistim. Beyaz bol,salaş görünen gömleği ve bol kumaş pantolonu ile tarzına hayran kalmadım diyemem,üzerine attığı deri ceketi ile kısmen uyumlu olmuştuk.
Bir kere erkeklere bol giyinmek bizden daha çok yakışıyordu bence.
Gömleğinin baştan bir kaç düğmesini açmış ve esmer tenini sunmuştu. Kokusu buram buram odaya dolup benim kokum ile buluştuğunda o da beni süzüyordu. Kaşları yine yukarıya kalkmış dakikalardir benim gibi vücudumda gezinen gözlerini benden ayırıp öksürmeye başladı "ben bı soğuk su içeyim" diyerek içeri gittiğinde hareketlerine anlam veremeden güldüm.
Topuklu botlarımı çıkardığımda o da kapıda beni bekliyordu. "Çantamı tutar mısın?" Dediğimde hemen elimden aldı bende ayakkabılarımı giydim "benimkinleri de koyayım mı?" Yerden doğruluğumda cebinden sığar ve telefonunu çıkarıyordu. "Tabii" diyerek elinden aldım.
Onun cüzdan,sigara,telefon ve çakmağını da çantama koydum. Lojmanın park alanında olan jipe bindiğimizde restoranın yoluna düşmüştük bile. "Beyaz..sandığımdan fazla yakışıyor, kıvırcık." Dedi yola pür dikkat bakarken. Duymamış gibi sanki "efendim?" Dedim.
Parlayan gözleri kırmızı ışıkta benimkiler ile buluştuğunda dudağının bir tarafı kıvrıldı yine "diyorum ki,baş başa mi yemek yesek bugün. Evimizde.. ne gerek var insan içine çıkmaya" dediğine kahkaha attım. Kendimi tutamayan halimle onun söylerken mimiklerine gülmüştüm.
"Sür bakalım,komutan sür"
Restorana geldiğimizde Rojda çoktan gelmiş ve kızlarla konuşuyor olduğunu gördüm ben Rojda'nın yanında boş yere oturduğumda Aral Efken'de benim yanıma oturmuştu. Ceketlerimizi sandalyemizin arkasına astık ikimizde. "Nerde kaldin yeni gelin?" Rojda gülerek bana sarıldığında onu ne kadar özlediğimi fark ettim. Sadece telefondan konuşuyor,mesajlaşıyorduk.
"Eğer bunu yüksek sesle söylersen ben utançtan ölür seni de öldürürüm" sarılırken kulağına söylediğim ile kıkırdadı "utanmalar da başlamış" koluna bir cimcik attım.
"Oo,kıvırcık kankam yengem oluyormuş" karşımızda olan Arda ona öldürücü bakışlar attım "ben dedim demek istiyorum ve diyorum efendim ben demiştim!" Böbürlenerek söylediği şeye Aral Efken bana döndü "ne söylemişti?"
Ona dönüp şirince gülmeye çalışırken bakışları parlak dudağıma dustugunde derin bir nefes aldığını fark ettim "hiic" tehditkar gözler ile Arda'ya döndüm "ne söyleyebilir ki zaten canım" o bana sırıttı sadece.
"Ee,gelinlik seçtiniz mi?" İrem'in sorusuna karşı Elif bitkin bir şekilde "şükür ki evet" garsonlar siparişleri getirirken "bı an kendimi yürüyen merdivenden atıp kendim giyecektim beyazları,asla bir şey beğenmedi" gözlerimi kıstım "sanki her beğendiğime bir kulp bulamamışsın gibi"
"Ya yenge,sen niye bununla gidiyorsun? Anca baş ağrısı" Arda Elif'e lafını attığında Elif "sus be! Tabii benle gidecek, seninle mi gidecek kız?"
"En azından kıza cinnet geçirtmezdim" Elif'in dudakları şaşkınca açılırken "bana bak oyarim senin gözlerini" çatalı Arda'ya tuttuğunda Arda komik bir eda ile geriye çekilip elini dudaklarına yasladı "hi! Bak bak,insanın aklı neyse zikri de odur görüyorsunuz değil mi?"
"Ee,balayına gidecek misiniz?" Berktuğ'un sorusu ile ona döndüğümüzde dudaklarımı 'bilmem' der gibi büzerek yanımda olan Aral Efken'e çevirdim. "Albay izin verecek gibi konuşuyordu" dedi o sadece. "Hayatım, albay hep evlenenlere böyle bir hafta balayı için izin verir. Bizde evlendiğimizde gittik sayesinde" İrem'in açıklaması ile başımı salladım.
O sırada ne zaman geldigini bilmediğim rakı bardağı ile goz goze geldik. "Çekirdek aile tatil yaparsınız ne güzel"
Elif İrem'in dediğine başını salladı "isterseniz,Buğra'ya biz bakarız"
"Yok,ikinci bir amcalik için o kadar yaşlanmadım" Arda'nın sözleri,içmekte olduğum suyun bogazima kaçmasına yetmişti. Ben öksürürürken Aral Efken sırtımı sıvazlıyordu "helal" diyerekten sonra keskin bakislarini Arda'ya çevirip "ölmek için de daha gençsin bir düşün istersen" dedi.
"Yok biz, Buğra'yı da alırız" diyip sonra rakı bardağını elime aldım,şimdiye kadar şarabı devamlı içiyordum,fazla alkol tuketmedigim için alkol eşiğim oldukça düşüktü ne kadar rakıyı merak etsem de sarhoş olursam büyük sıçardım.
Çünkü sarhoş olduğumda bütün aklımda geçeni söylüyor,sabahına hatırlamayıp düşüncelerimi döküyordum.
"Rakı bardağını kıskandıracaksın bana, daldın gittin" Aral Efken'in daha yumuşak ses tonu ile bardaktan bakışlarımı ona çevirdim. Yarısına geldigi bardagini benimkinin ucuna vurup bardağından bir yudum aldı.
Oynayan adem elması beni kendisine çağırırken yutkunarak düşüncelerimi itmeye çalışıp rakidan bir yudum aldım. Gazamız mübarek olsundu.
"Hayırdır? Ne sıkıntın var senin?" Rojda'nın gözleri sesim ile bana döndü sadece omuz silktiginde bardağından büyük bir yudum almıştı benim aksime onun alkol eşiği yüksek idi. "Babam..görücü bulmuş" kaşlarım çatıldı "ee?" Buraya kadar herşey normaldi "arkadaşıma mahcup olamam illede bi söz veya nişan yapalım diye beni sıkıştırıyor."
Kaşlarım sinirle çatıldı "yahu,bu devirde ne görücüsü!" Rojda kızlar olarak ortaya anlattığı için Elif girdi söze "sen kaç yaşına gelmişsin kuzum,kendi kalbinin sesini dinle " Rojda omuz silkti "tayin istedim,gidersem en azından kafam rahat olur"
İrem "görücüye olmaz hem bu işler, gönlünün canı ne isterse o olur insanın" Elif'in gözleri masanın diğer ucuna kaymıştı. İstemsizce oraya baktığımda Aras'ın olduğunu gördüm. "Ay amaan benim gönlümde ayran gibi ki" Rojda birden gülerek konuştuğunda Elif ona katıldı "ya bı adamla hayat mı geçer sende Gülben!"
"Sizin nikaha elbise bulamadım daha yaa!" İrem bana yakınarak "karargah-ev arası gidip gelirken yorgunluktan vakit olmuyor" tebessümle omuz silkti "zaten sadece Efken'in karargahtan arkadaşları ve önemli kişiler gelecek çok kalabalık olmayacağız"
"Hayatım bak bende bir elbise var aldım ama giymek hiç nasip olmadı,aklıma geldi tam vücuduna göre ben biraz alınca hiç benlik olmadığını anladım" Rojda telefonunu açıp İrem'e gösterdiğinde erkekler farklı bir sohbet ediyordu.
"O göğüs dekoltesini birazcık şey edersek mukemmel olur" İrem elbiseye bakmıştı "ay evet,seninkiler benden büyük maşallah anam" Rojda'nın yorumuna güldüğümde elbiseye bizde baktığımızdan yorum yaptım "bence çok da güzel olur öyle niye kapatalım dekoltesini,daha güzel oturur diye düşünüyorum ben"
"Elbise bana daha güzel oturur da bende evde çok güzel otururum be güzelim" İrem cümlesi bitmeden yanında olan kocasını gösterip omuz silkmisti onun bu haline gülerken "evlenme evlenme,başa bela bu evlilik"
Keşke daha önceden söyleseydin Elif!
"Bak bana,no manita no dırdır. Giyiyorum istediğimi fildır fıldır" Elif nispet yapar gibi İrem'e omzunu çarptı İrem ona Side eye attığında onun mimiklerine gülmüştük.
İlerleyen saatlerde yavaş yavaş içmiş ama iki bardağı devirmistim neredeyse taninben öyle hatırlıyordum. İnşallah öyle değildi. Çünkü rakı sert olduğundan daha fazla çarpardı. Açılıp kapanan gözlerimi dışarıya dikmiş yıldızlara bakıyordum.
Yanımda olan Efken'in omzuna basım düştüğünde utanmadım veya çekinmedim. "İyi misin?" Efken'in kısık sesi bana öyle naif geldi ki.. "hm hm" diye mırıldandım.
Dilim bian dönmeyecek gibi hissederken, Efken'e dönüp "bak şu yıldıza,ne kadar güzeller. Dışarıdan bakalım mi?" Gözlerim durmayıp büyük yüzünün her yerini turluyordu. Gözleri yüzümde oyalanirken diğerlerine dönüp,hava alacağımızı söyledi.
Bana elini uzatmıştı kalktığında ama ben uzattığı eli es geçip kendim kalkmaya çalıştım. Sandalyeyi bacaklarımla arkaya itmeye çalışıp gitmediği için sendeledim Efken'in elleri hemen belimi sarmıştı bile. Buna gülümsedim,ellerinin belimde olması rahatsız hissetmek yerine aksine beni çok heyecanlandiriyordu. Ama bunu Efken'in bilmesine gerek yoktu.
"Bak şu yildiz,kutup ayısı mi o?" Efken bana güldüğünde "hangisi?" üzerimdeki Efken'in giydirmis olduğu cekete iyice sarıldım elini alıp parmaklarını bükerek işaret parmağını gördüğüm yıldıza çevirdim "o kutup yıldızı ayısı değil, küçük ayı takımyıldızı" kaşlarımı bildiği bilgi ile şaşırarak ona döndüm.
Uzun boyundan dolayı ona başını kaldirarak bakıyordum. Eli hala ellerimin arasındaydı "elin bana göre ne kadar da büyük" söylemek istediğim şey ile söylediğim şey arasında dağlar kadar fark vardı. Ama sorgulamadım şuan.
Elini açıp avucuna ölçmek için kendi elimi koydum ve gördüğüm farkla kıkırdadım. "Hoşuna gitti bakıyorum,kıvırcık?" Alayla sorusuna omuz silktim "analar neler doğuruyor" bir elimi de gelişi güzel sallamıştım.
Tek kaşını kaldırıp yine alaylı ifadesi ile yüzüme doğru yaklaşıp aramızda bir adım kalmasını sağladı "neler doguruyormus analar?" Gözlerine yakalandığımda gülüp elimi yumruk yapıp hafifçe göğsüne vurdum "gözlerin için bir şey yapıyor musun?" Gözlerimi kısarak kahverenginin köyü tonlarına baktım. Ellerimi omuzlarına yerleştirip onu aşağıya çekmeye çalıştığımda bana yardımcı olarak eğildi yüzüme. Böylelikle aradaki fark azalmıştı.
"Allah Allah,bu kadar güzel bakmazsın" ben salak gibi gözlerine bakarken yüzüme çarpan ılık nefesi ile irkilip dudaklarına baktım. Kalbimin kuş gibi çırpınmasına "sarhoş musun kıvırcık?" Dediğinde "yoo" diyip gevşek gevşek başımı iki yana salladım.
Yüzümde saçma bir sırıtış,konuşurken kelimeleri yuvarlamam,yürümek için destek almam. Kesinlikle değildim ya..
"Alkol eşiğim tahminimden düşük" demişti kendi kendine konusurken "ses tonunda ayrı bı güzel ya gelde üstüne atlama şimdi" gözleri büyürken yüzündeki alaylı ifade serseri bir sırıtışa dönmüştü. Hava o kadar soğuktu ki ama vücudumda dolaşan alkolden mıdır bilinmez fazla hissetmedigim soğuğu şimdi hissetmeye başlamıştım.
Ben onun ceketinin içinden kollarımı beline uzattiginda amacım ceketinin içinden ona sarılmaktı. "Demek üstüme atlamak istiyorsun?" Bir kolu belime dolanmış benle aynı anda o d bana yaklaşmıştı. Daha doğrusu bu durumda ben ona yaklaşmış oluyordum. "K-kim? Kim üstüne atlayacakmis senin! Sen evli bir adam olacaksın Efken!" İşaret parmağımı tehdit eder gibi yüzüne uzatıp "söyle onlara karım yolar sizi de"
Başını geriye atarak kahkahasini bana bahsettiğinde yutkunarak adem elmasina baktım. Yahu ne olacaktı ya...
Dudaklarım boynuna ve oradan Adem elmasina degdiginde dondu kaldı. "Efsûn?" Şaşkın sesi ile bana dönen harelerine küçük bir yaramaz çocuk gibi gülümsedim "ne,çok çekici görünüyordu tutamadım kendimi" sözlerim ile başını iki yana sallayıp güldüğünde alt dudağını ısırmıştı. Dudaklarım bu sefer dogun kırmızı dudaklarına kayarken gözüme kestirmistim artık.
Yutkunarak dudaklarına yaklaştığımda hipnoz olmuş gibi bana baktı "Efsûn" eli ile önüme gelen saç tutamımı kulağımın arkasına sıkıştırdı "sorhoşsun güzelim ve sarhoşken daha bı güzelsin"
"Ne demek beni reddetiyorsun? Ama sen bana yalvarırsın Aral Efken Avşar" kaşlarını kaldırdığında güldü sadece. Yaptığım şey aklıma geldiğinde dudakslrina bakarak tıpkı onun dufaklsrj gibi kızardım. Yanaklarım sicaklarken hemen sarıldığım bedeninden uzaklaşıp "neyse ya benimde ipe un serme isim vardı zaten" ne kadar yürümeye çalışsam da üç adımdan sonra burkulan bileğim ile düşmeden kurtulmuştum.
Tam bileğim burkulurken kolları her zamanki gibi belime sarılmış ve beni kolayca kucağına almıştı.
Sonrası ise puslu ve bol Aral Efken'li idi.

