Vardıkları yer,kahve havasi veren bir yerdi ortaya açılan tavla oldukça gergin oynanıyordu,Aral Efken sürekli bacağını sallıyor ellerinden taşları düşürüp duruyordu. Arda şuan onun bu halini görse kırk yıl dalga geçerdi.
"Ya O bacağını sallamayı bırak ya da konuş evlat!" Dedi Cihan bey
Aral Efken derin bir nefes alıp üzerinde olan deri ceketin yakalarini düzeltti ve duruşunu dikleştirdi..
"Komutanım,ben kızınızla evlenmek istiyorum"
"Af buyur?" Dedi Cihan bey gözlerini kısarak önünde kırk şekle giren Aral Efken'e. "Komutanım,şimdi şöyle anlatayım-"
"Anlat yüzbaşı,anlat!"
"Komutanım,malum olaydan sonra Efsûn işine devam edemedi,eğer benimle evlenirse hem o işine devam etmiş olur çünkü asker eşi olduğu için ona yaklaşamazlar bile hemde adım bu küçük ilçede duyulur ve bilinir uzun zamandır burada olduğumdan kimse benim eşime gözünün ucu ile bile bakamaz"
Omuzlarını dikleştirdi ve devam etti genç adam "hem de eğer evlenirsem, Buğra'nın ailevi durumu yüzünden oluşan tehditler ortadan kalkar" yutkundu sertçe lakin bunu belli etmemeye çalıştı. Karşısında olan adam kendisini severdi evet,ama kızı onun göz bebeği idi. Bir babaya nasıl kızı ile evlenmek istediğinizi söylerken şekilden şekile girilirse Aral Efken o şekilde şekil degistiriyordu.
Cihan bey önünde olan tavlaya döndürdü bakışlarını "Efsûn'un, Küçük çocuk ile olan bağı beni etkilemedi değil. Kızım küçük yaştan bu yana çocuklara ilgi duymuştu ama böyle bir bağ bu kadar kısa sürede beklemiyordum" anlayış ile yavaşça başını salladı Aral. O da biliyordu,bu kadar kısa sürede bağlanmalarını o da beklemiyordu.
Lakin anne sevgisine aç bir bebek ve pamuk gibi yüreği olan bir kadın birleşince ortaya bu muhteşem tablo çıkmıştı.
Kıvrılmak isteyen dudağına hakim oldu Aral,oğlunun kısa zamanda gelişiminde olan değişimin farkında idi. Özel ilgi gerekli idi bunu önceden o da biliyordu.
"Ama benim dikkatimi daha çok çeken şey ise senin bakışlarını Aral Efken!" Cihan bey parmakları ile kavradığı tavla taşını Aral'ın önünde olan üst üste taşların üzerine sertçe çarpıp keskin bakışlarını Aral Efken'e dikti.
Aral'ın gözlerinde tırsma bekledi, korku bekledi lakin hiç beklemediği kendinden emin gözler ile dikkat kesildi. "Efsûn,benim ailem!" Dedi. Cihan beyin kasları yukarıya kıvrıldı. Aral Efken'in kızını üzecek bir adam olduğunu düşünmüyordu eğer ki düşünseydi baştan beri kızını ona emanet etmezdi.
Kızının onun evinde,yan odasında kalmasına asla izin vermezdi.
"Şuan size net bir cevap veremem ama o benim canımdan değerli,hele ki eşim olduğunda canımdan can olur o benim. Gözün arkada kalmasın komutanım"
§
Salonda oturmaktan sıkılıp kucagimda uyuyan bebeğimi alıp yatıran Elif ile elime yüzüme bakmak için odaya gelmiştim. Kasıklarımda hissettiğim sızı ile yüzüm burustu.
Evet,bu ağrıyı tanıyordum. Geliyordu.. özel günlerimde çok fazla ağrı ile zor ayakta kalıyordum. Ve bu berbat bir şey idi.
Hemen sıcak suyun altına attım kendimi. Soğuk su tüm vücuda iyi gelse de dışarıda hala kar varken ve hastalanma evresinde iken vücudumun gevşemesini istiyordum. Vücuduma akın eden sıcak su kıvırcık saçlarımı birer birer tavaf edip duzlestirdi.
Üzerimde olan kirlerden,o yıkık dökük evden sıyrılıp bir yılan gibi devrimi degistirdigimi hissettiğim vakit çıktım duştan en son soğuk su ile yıkanmıştım. Üzerime bir siyah tayt ve kalçalarımı örten krem rengi bir sweet giyerek ayaklarıma kalın çoraplarımı geçirdim.
En son düzleştirdiğim kıvırcık saçlarımı güzelce nemlendirip bakım yaptım. Salık bırakıp beyaz tenimi süslemesine izin verdim. Odadan çıkacağım vakit kasıklarımda olan ağrım artmıştı. Ağrı kesici alsam iyi olacaktı galiba.
Odanın kapısına yöneldigim vakit odaya giren annem ile bir adım geri çekildim. Çatık kaşları ile bana bakıyordu. Bende anlamazca onun yüzünde olan memnuniyetsiz ifadeye baktım. Kesin bir şeyden şikayet edecekti..
"Sen geç bakayım şöyle" dedi çenesi ile yatağı gösterip. Ne yaptığını anlamasam da kasıklarımda olan ağrının verdiği sinire yenik düşmemeyi kendime hatırlattım.
"Anne nolu-"
"Ne bu Efsûn? Ne oluyor?"
"Ne olmuş anne?" Başımda dikilmiş elleri belinde bana hesap soruyordu ama neyin hesabını ben bilmiyordum tek sorunumuz buydu. "Bu adamla sen bu evde mi kalıyorsun?" Dişlerimi dudak içime batırdım ve başımı salladım olumlu anlamda,karın ağrısı belli olmuştu. "Yanlız kalıyorsunuz yani!" Dedi tek kaşı kalkmış tehtidvari ifadesi ile. Burnundan verdiğim nefes ile başımı olumlu anlamda salladım.
"Burada mı kalıyorsun?" Diyerek etrafı süzdü ama o yüzünde olan ifade beni öyle rahatsız etti ki daha bir ayım geçen bu odayı o an öyle bir sahiplendim "evet anne? Hayırdır,ne bu tavırlar?Yine ne oluyor Allah aşkına?" O ise beni duymazdan gelip keskin bakışlarını bana çevirdi hemen
"Söyle,ne yaptinda adam seni aldı evine?"
"N-Ne?"
"Adam asker,boylu poslu,çocuğu bile var istese bu evde kalmayacak kadar zengin görünüyor,ne yaptinda aldı adam seni evine? Bana doğruyu söyle Efsûn!"
Ne anlatıyordu bu kadın? Ne demek istiyordu? Konuyu nereye getirmeye çalışıyordu? Şuan karşımda gerçekten bunları söylüyor muydu?
"Anne sen ne demeye çalışıyorsun?" Bu sefer bende celallenmiş idim. Karnımda olan sancı tetikledi beni her an parlayabilirdim.
"Adamın çocuğu var,parmağında yüzük yok. Çocuğun da gözüne girmişsin,cici anne mi olmaya çalışıyorsun?"
Onu asla çözemiyordum,bir insan kızına nasıl böyle cümleler kurardı? Nasıl böyle şeyleri dilinin ucuna getiriyordu? Yine babamdan alamadığım eksik sevgim ile mi zorbalayacaktı beni? Bir insan kızına düşman gibi nasıl konuşabilir di ya?
"Ya sen ne kuruyorsun kafanda anne? Ben sadece-"
"Altına mi girdin o adamın? Dog-"
"Sakın!" Oturduğum yerden kalkıp hemen hemen benle aynı olan benden biraz uzun olan boyu ile gözlerimi gözlerine diktim,tek unuttuğu şey ben arrik o küçük savunmasiz kız değildim!
"Sakın bana böyle bir şeyi aklına getirdigini bile söyleme! Kimse bana böyle bir ima yapamaz,aksine anne. Kızın orospu olmadı,o içeride gözüne girmişsin dedin küçücük çocuğun yüreğini attırmaya uğraşıyorum ben, senin yıllar önce yapmadığının aksine!" Kimse bana böyle bir ithamda bulunamazdi,yapmadığım bir şey için bana orospu damgası veremezdi.
Değil annem,babam,herhangi birisi bana asla böyle bir şey söyleyemezdi bile. Namus denilen şey herhangi birisinin dilinde olup olmadan sallanamazdı.
"Tch tch tch,anneyle konuşma şekline bak-"
"Oldun mu bana anne? Hm? Oldun mu? Bir kere başımı okşadın mı? Anne nasıl olunur ben sana söyleyeyim mi? O hep vurduğun baba sevgisi var ya? Anne olsaydın eğer beni teselli edip iki kez saçımı okşar benim yanımda olurdun. Babam geldiği her vakitte ona her anını zehir etmek yerine birazcık aile olmayı demeseydin bana anne olabilirdin! Anne dediğin kızına orospu der mi? Kan bağı falan hikaye! Sen anne falan değilsin bundan sonra da bunu bilerek yaşa!"
Çöken omuzlarım,dinmeyen sinirim ile hırsla odadan çıktım. Kalbimi sanki elinde paramparça etmişti,tek bir kelimesi, sözü beni yerle bir ediyordu. Yıllardır bunu yapıyordu bana senelerce niye kızı gibi hissetmiyordum? Niye bana anneymis gibi davranmıyordu?
Buraya geldiğim vakitte,sınava hazirlandigim o psikolojimin allak bullak olduğu senede saatlerce düşünme sebebiyetine itmisti beni,kendi hareketlerimi onun hareketlerini saatlerce düşünüp bir sonuca varamamıştım. İçimde olan o küçük kız çocuğunu daha fazla kıramazdı,benimde kalbim vardı. Canım vardı,yıllar önce bana küçücük bir çocukken taciz edilmiş bir bedene bir ruha onları söyleyen kadın şimdi de beni böyle bir itham ile suçluyordu.
Bir anne böyle yapmazdı! Ya ben onun kızı değildim ya da başka açıklaması da yoktu. Böyle bir ihtimal olamayacağı için annemin bozuk! Olan psikolojisine bağlamıştım sonucu. Onun bozuk psikolojisi ile kendimi de bozamadım.
Gözlerim dolsa da aldırış etmeden ilacımı içtim, Buğra'yı kontrol edip pamuk gibi yüzünden öptüm. Ayağım ağrımaya başladığı için oturduğumda zil çalmıştı. Annemin kapıya baktığını biliyordum ama gelen İrem ve Berke ile birlikte içeriye gelmemişti.
"Halam!" Belime atlayan Berke ile gülümseyip sarıldım ona "halam!" Dedim bende. "Seni çok özledim,nerelerdeydin sen?"
"Annem,halanın üzerine çıkma bak ayağı yaralanmış" İrem'in evhamlı sesi ile hafif sızı hissettiğim ayağıma rağmen gülümsedim. "Bende seni özledim kuzum ne yaptın ben yokken?" Başını göğsüme yaslayan Berke tek omzunu silkti "Arda amcami dolandırdım ve okula gidip geldim. Bu bu kadar"
Sonra heyecan ile konuşmaya başladı "hala! Biliyor musun Buğra sen yokken hep anne diye ağladı ve gündüzleri hiç uyumadı bende hep onunla oynayıp ona baktım" yanağından öptüm sertçe "aferin benim yeğenime,halasının eksiğini aratmamış hiç"
Bu dediğime dudağını büzerek omzuma yasladı başını "sen hiç eksik olma hala, ben ödevlerini seninle yapmayı seviyorum" kırık kalbimin parçaları mıknatıs gibi birbirine çekildi o an işte bu kadar kolaydı beni mutlu etmek.
"Yeter annem,sen sessizce bir Buğra'ya bak bende halanla konuşayım" İrem Berke'yi gönderdiğinde "nasılsın birtanem?" Dedi hemen bana. Sesinin yumuşaklığı ile büzülen alt dudağıma aldırıp etmeden yanıma oturan bedenine sarıldım. "İyi olacağız İrem,hep beraber saracağız birbirimizi" tebessüm etti "o kadar şaşkınım ki Efsûn, Aras'ı öyle kanlı canlı görünce bütün beynim durdu sanki. Senin sağ sağlim dönmene mi yoksa onun ölmemesine mi sevineyim bilemedim ama çok sevindim"
"Buğra ona iyi gelecek,Aral Efken ile anlaştılar galiba Buğra yine burada kalacak ama inanıyorum Buğra onun psikolojisini saracak buna eminim" benim dediğime başını salladı. "Aral karargahta çok sinirli idi,beni aradı seni kontrol etmemi söyledi" evet,telefonum kayıplara karışmıştı...
"Niye sinirliydi ki?" Soruma omuz silkti sadece sonra koltuk altı desteğim olan bastonu alarak onlara gitmek için asansöre bindik bir kaç gün önce yeni taşındığı için bize gelen kadının oğlu ile karşılaşmıştık oğlu doktormuş İrem ile tanışıyorlardı ama ben tanismadigim için bir şey demedim. Ayağım için bana geçmiş olsun diyerek inmişti asansörden bizde eve vardığımızda Elif ve İrem her şeyi hazırladığı için onlara kızmıştım ama onlarda bana bu ayakla ne yapacaksın diye kızmıştı.
Akşama kadar Berke'ye ödevlerini yaptırıp küçük Buğra ile Berke'nin oyunlarını izlemiştim. Kızlar mutfakta birşeyler ile uğraşıyorlardı. Zil sesi tüm evi sardığında omzumdan destek alıp oraya buraya koşturan Buğra'yı bırakarak dikkatlice ayağa kalkıp kapıya yöneldim.
"Ben baktım" diyerek evdekileri bilgilendirdim. Kapıyı açmam ile Berktuğ,Arda,Bedirhan,Aras ve sonra yüzü ifadesizce giren Aral Efken vardı. Kaşlarım çatılmak istese de buna engel oldum "hayırdır? Karadeniz'de gemilerin mi battı?"
Benim lafına içeriye daha girmemiş Arda cevap verdi bağırarak "onun gemileri bı açıklamadı ki be kıvırcık kankam batar tabii" dedi. Yüzüme tebessüm yayılırken sinurli ifadesi ile Arda'ya bakan Efken ev içi terligini on ikiden Arda'nın kafasına yapıştırmıştı. Arda "komutanından terlik yemeyende ne bileyim ölsün yani" diyerek gitmişti.
Ona gülüp tekrar Efken'e döndüğümde yüzündeki ifade kırıldı ve sevkate büründü "sen niye bu halde ayaktasın bakayım?" Demesine kalmadan beni kucağına alacaktı ki sarılı olan elini tuttum "eline ne oldu?" Bu sefer kaşlarım çatıldı "önemli degi-" bakışlarım gözlerine çıktığında ifadem ile burnundan bir nefes verdi beni çaprazda kalan odaya yönlendirdiğinde belimden bir anda kavrayıp tek kolu ile kaldırarak odanın içine soktu,ben vazo falan mıydım? Bu adam beni ordan alıp oraya koyuyordu?
Şaşkın gözlerime tebessüm ettiğinde gerilen yüzü bana güneş açtırdı. Gülümseme bana da bulaşırken "öyle çok kolay alıp koyuyorsun beni ama,olmuyor böyle" dedim.
Omuz silktiginde odanın bir köşesine gitmiş ve elinde ilk yardım çantası ile gelmişti,loş bir havası olan odada koltuğa onun yanına bacağıma dikkat ederek oturdum. Elindeki sargıyı açmak
İçin elini hiç düşünmeden alıp bacaklarımın üzerine koydum.
Keşke düşünseydim...
Bacaklarıma değen parmakları normalde beni rahatsız etmesi gerekirken etmiyordu, sargıyı açtığımda yer yer derisi parcalanmis gibi olan eli ile gözlerim kocaman oldu.
"Hii! İrem'i çağıralım o baksın bu çok -" başımı kaldırıp ona baktığımda zaten bana bakan loş ışığa rağmen parlayan gözleri ile buluştu harelerim "gerek yok, hissetmiyorum acısını."
Kaşlarımı kaldırıp onu reddettim "yok ciddi bi-"
"Sen yap, kıvırcık." Kalın dudakları ve ifadesiz yüzü zaten bana acıyı hissetmediğini gösteriyordu. Ses tonu o an beni tekrar mest ederken uysal bir kedi gibi başımı sallayıp eline ilk yardım çantasından aldığım pamuk ile temizledim ilk önce.
Tamam bey,sen ne dersen o.
Saçlarımda hissettiğim nefesi gayet gerilmeme bir sebep olurken dudaklarımı birbirine bastırdım.
Elini sararken kıpkırmızı yanaklarımla yarım saatte yaptığı işi bitirmeden onun konuşması doldu kulaklarıma "dün saçın düzdü,yapma bı daha" çok yakındı...
Başımı hangi cesaretle kaldırdım bilmiyorum ama parlayan kahvelerinde baktım.
Geceyi anımsatan siyahlığa yaklaşmış kahvelerine...
"Niye? Güzel olmamış mıydı?" Başı yavaşça sağ omzuna eğildiğinde dudaklarında tebessüm belirdi. Şuan kapıdan herhangi biri girse bu yakınlığımızdan öpüştüğümüzü sanabilirdi.
"Aksine,çok güzeldin. Ama kıvırcıkken daha güzelsin" yutkunamadım bı an. Ölüyordum sanki.
Ben bişey diyecekken durgunlasan gülümsemesi ile biraz daha yaklaşmıştı sanki bana. Gözleri dudaklarıma kaydığında yutkundum,göz bebeklerim titredi. Elimi nereye koyacağını bilemeyerek kaldırdığımda üst koluna tutundum ve onun eli belime yerleşti.
Hepsi bir kaç saniyede olmuştu belki bir dakikadir ama aramızda olan inkar etmediğim atmosfer sayesinde sanki bir anda yaklaşmıştık ikimizde.
"Bı an senide kaybedeceğim diye çok korktum" burnu burnuma sürttü. Kalbimin sesini duyacak diye korktuğumdan nefesimi tuttum. Gözleri kapanırken benim yanaklarım al al olmuştu kesin.
Gözlerini kapatıp başını aşağıya eğerek burnunu boynumda olan atar damara yerleştirdi bu sefer,tenimde sürtünen burnu sırtımın yay gibi gerilmesine ve yutkunmama sebep oldu.
"Bı an herşeyi unuttum,zaman durdu, kafayı yedim sandım." Nefesi boynumu talan ederken bel oyuntumda olan eli yavaşça bedenimi okşuyordu. Gözlerim kapanırken güzel sesi tekrar kulaklarıma doldu "Efsûn,fark ettirmeden sızmışsın yüreğime,ailem olmuşsun" kalbime öyle bir oturdu ki kelimeleri,teker teker. Eridim sandım. Oracıkta!
"Efken!" Diğer elim omzunu bulurken uzun tırnaklarım tenine batmıştı. "Efsûn,evlenecek misin benimle?" Bütün algın kapanmış ses tonuna adapte olurken 'ismimi kimse bu kadar güzel söylememişti' diye düşündüm bir on saniye sonra algıladım ve mırıl mırıl çıkan sesim ile "Ne?" Dedim sesimde olan şaşkınlık ile.
Sesim içime kaçtı sanki,adam öyle bir etki bırakıyor ki...
"Babanla konuştum ama senin fikrin daha önemli,sen şaka yaptığımı sandın ama ben ciddiyim kıvırcık."
Başını boynumdan cikararak doğruluğunda "Buğra'yı annesi ve babası olmadığı için tehdit ediyorlar,eğer dava ederlerse onu benden alabilirler. Lakin evlenirsek anne ve babası olacağı için bu tehlike ortadan kalkacak." Diğer eli de belimi bulurken ellerim omuzarina tırmanmış bir elimin ensesine yayılan parmaklarım ile tırnağımı tenine sürtüyordum.
"Hem sende bu sayede işine geri dönebilir,burada kalırsın" şuan ne dese mırıl mırıl onaylayacak kıvamdaydım ama beynime çakan yıldırım gibi sözler ile gözlerini bir bıçak gibi kestim. "Memleketime! gitme konusunda kararsızım malum en son gönderilecektim bu konuyu Buğra için düşüneceğim" sinirliydim işte öyle konuşması ne olursa olsun sinir etmişti beni.
Trip atmak için yer arıyorum demiyor da..
Dudağının kenarı kıvrılırken güldü serserice gözleri yüzümü tavaf ederken "tribin bile güzel anasını satayım" dedi içi gide gide,ona bakakaldığımda kapı dan diye açılmıştı.
"Ovv! Ben görmedim,yo yo hiç önemli değil ben görmedim,şimdi çıkıyorum" Arda'nın içeriye dalıp kendi kendine konuşarak çıkması ile ister istemez utançtan şuan neredeyse üzerime çöreklenmiş adamın kucağına sinecektim.
Sinirle gözünü kapatan Aral Efken ağzının içinden "tam zamanını bul amına ko-" elimle küfür etmesin diye ağzını kapatırken gözleri yine gözlerimde kalmıştı. "Yemeğe çağırıyorlar komtanim siz doydunuz gibi ama çağırayım dedim!" Kapının arkasında olduğundan sesi boğuk gelen Arda ile Aral Efken hemen kalkıp kapıya varmıştı bir iki adımda "gelde sikme şimdi" diye söylendiğinde onlara gülüp Arda'nın kaçış sesi eşliğinde hızlıca ilk yardım çantasını toplayıp yerine bıraktım ve çıktım.
Yemeğimizi yedikten sonra herkes çaylarını almış ve salona geçmiştik Buğra'yı uyutmuş karnımda olan ağrıdan dolayı lavaboya girmiştim. Sıcak çayın iyi gelmesi dileği ile Arda kalktıktan sonra tek boş yer olan Efken'in yanına oturdum. Sıcak çay mideme yudum yudum girerken ortada dönen sohbette olan bir kulağım ve ağrıyan karnımda olan dikkatim ile biten çay bardağımı birkmak için kalktığımda Efken'in çayının da bittiğini ama elinde tutup dikkatle Berktuğ'u dinedigini fark ettim.
Çay bardağını aldığımda farkinda olmadı ve konuşmaya başlamıştı ben icmeyecegim için bardağını koyarken ona yeni bir çay koymuş ve vermiştim. Elimden alirken fark ettiğinde dudaklarına yerleşen tebessüm ile teşekkür etmişti.
Karnına giren ağrılar beni durdurmaz ve ortamdan soyutlarken sinirim yavaş yavaş bozulmaya başlamıştı. Derin bir nefes alıp yanında olan Efken'in kulağına doğru yaklaştım "eve gidelim mi?" Ortasında çukur oluşan kaşları duzelip ifadesizlige dönerken ilgili sesi ile "ağrı kesici aldın mı?" Dedi. Nerden anladigimi anlamazken yüzümde olan şaşkın ifadeden anlamış olacak ki "yarım saattir bacağını sallayıp elin ile karnını ovuyorsun" dedi.
"Aldım ama tekrar alamam bugün eve gitsek olur mu?" Dedim tekrar biraz daha konuşursam gözlerim dolardı regl olunca tüm duygular basıyordu bana. Ve bu düşünceli adam,bir an onunla evli olduğumu ve kocam gibi ona bunu söylediğimi düşündüm. Düşüncesi içimde olan kelebekleri uçuş uçuş yapmıştı.
Eli belimi bulduğunda yavaşça kalkmış bende otomatikmen onunla kalmıştım. Diğerlerinden izin isteyip kalktığımızda Aral Efken Buğra'yı kucağına almış ve eve geçmiştik babam asker arkadaşına gideceklerini ve orada kalacaklarını kalmazlarsa darılacağını söylemişti bu yüzden evde yine sadece biz olacaktık.
Sıcak su torbasına ısıttığım suyu koydum o zaman daha çok artmıştı ağrılarım,her zaman böyle okuyordu ve bu beni sinir ediyordu. Yavaş adımlarla ve su torbasını karnıma koyarak odama ilerledim. Ben girdiğimde arkamdan eşofman takımını giymiş üzerinde tişört olan Efken kapımda belirmişti "gelebilir miyim?" Onu başımla onayladım.
O Buğra'ya bakarken elime gelen pembemsi tonlarda kalın pijamaları alıp banyoya geçtim,odaya tekrar geldiğimde yatağımda oturan bir Efken beklemiyordum onun gitmiş olabileceğini düşünüyordum açıkçası. Şaşırdığımı belli etmeden ona doğru ilerlediğimde "neden bu kadar ağrıyor bir rahatsızlığın mi var? Üşüttün mü?" Diye sordu saf saf.
Ben farkında olmadan bacaklarının önüne gelmiştim bile dudaklarımı birbirine bastırdığımda birden utandım söylemeye,evet ayıp değildi bu gayet normaldi,olması gerekeni ama böyle olunca da nedensizce utanmıştım. "Şey,regl oldum da" dedim.
Kaşları kalkarken ben onun yanına oturmuştum dizlerimiz birbirine temas ediyordu ama bunu ikimizde takmadık. "Af buyur?" Dedi anlamayan ve tek kaşı kalkan bir ifade ile. O an şaşkınlıktan dört köşe oldum "yani kadınsal özel dönem" dedim nasıl açıklayacağımı bilemeden,bunu neden bilmiyordu? Herkes bilirdi? Tüm erkekler!
Öyle deyince anladığını belirtmiş ve saniyesinde hemen kalkmıştı onunla konuşurken unuttuğum karın ağrıma bir bıçak daha saplanmıştı sanki. Yatağın örtüsünü kaldırdığında "e hadi yat dinlen o zaman ben seni rahatsız etmeyeyim" şaşkınca ilgili yüzüne baktım. "Benim yapabileceğim bir şey var mı? Senin için? Ne yapabilirim?"
Dudaklarıma tebessüm yayılmıştı yatağa yerleşirken sıcak su torbasını bedenime yapıştırdım. "Teşekkür ederim,bir şey yapmana gerek yok" dedim.
Beni onaylayıp bir şey yaoacakmis gibi çıktı odadan Buğra'nın uyanmasından korkarak sessiz konuşuyorduk zaten.
Kasıklarıma yaslandığım sıcak su ile gözlerimi kırpmadan perdenin küçük bir yani açıkta kalmış yerden firar eden sokak ışığına baktım.
Aral Efken'in kocam olması ve şuan bana masaj yapması içimi doldurmuş beni kıpır kıpır etmişti. Bu fikrime güldüm içten içe ben kocam olsa dahi hiç söyleyemezdim ki utanirdim. Elinin kasıklarımda olması birka uyumayı rahatlamayı beni gerim gerim geredi. Birkaç dakika sonra çalan kapım ile sessiz olmaya çalışarak içeriye giren büyük bedeni gördüm.
Kokusu anında burnumdan geçmişti bile. Yatakta ona doğru döndüğümde büyük bedenini eğerek bana yaklaştı ve fısıldadı "araştırdım da masaj yapmak iyi geliyormuş istersen" elinde olan telefonu komidinin üzerine koydu "yani yanlış anlama tabii ama" bir eli loş odada gördüğüm kadarı ile elini ensesine atmıştı. Hiç düşünmeden yana kayıp ona yer açtım ve karanlıkta bile asıl gece onun gözleri olmasına rağmen parlayan gözlerine baktım.
Yorganın altına girdiğinde herşey yine birkc saniye içinde gelimis sırtım göğsüne yaslanırken güven dolu hissi iliklerime kadar hissetmiştim. Büyük göğsü sanki güven dolu idi. Elleri kasıklarıma yerleştiğinde gerçekten de gerim gerim gerildim elleri bedenime şifa olup ruhuma dokunuyordu.
Asla rahatsız hissetmedim,bedenim çekinmedi kendimi onun göğsüne yasladım. Kendimi onun güven doku göğsüne bıraktım.
Başka bir şey istesem olacaktı bugün galiba..
Bunu bilsem yine de bunu isterdim ama.
Beynimde annemin sözleri yankılandı.
ne yaptinda aldı adam seni evine?
Çocuğun da gözüne girmişsin,cici anne mi olmaya çalışıyorsun?
Altına mi girdin o adamın?
Ben bu adamın güya altına aldığı orospusu değil karısı olacaktım.
Annemin sözlerine kanmayı bırakıp psikolojik baskısını fark edeli çok oluyordu kendimi üzmeyecektim bunu kendime yapmayacaktım anneme inat cici anne değil oğlunu bağrına basan bir anne olacaktım.
Derin bir nefes aldım burnuma kokusu doldu,nefesini saçlarımda hissettim hayır anneme inat değil Buğramın küçük yüreği için yapacaktım bunu...







