Gözlerimi odunların ateşte yanan çıtırtısı ile açtığımda ağrısı yok olmuş başım ile gözlerimi kırpıştırdım. Bulanık görüntü gittiğinde ahşaptan bir evde gözlerimi açmıştım.
Uzandığım kahverengi koltuğun sol tarafimda kalan küçük salonda şömine sesi haricinde bir şey yoktu. Ben gözlerimi etrafta gezdirirken içeriye o girdi elinde tepsi vardı. "Uyandın,sonunda. Al hadi vücudun direncini yitirmiştir. Bir şeyler ye,kendine gel"
Ben ise sadece ona odaklanmıştım. Ses tonu tamamen Aral Efken gibiydi. Çenesinde bir ben vardı,tıpkı Buğra gibi. Bu oydu,Aral Efken'in ikizi. "İlk önce yemeğini ye,konuşacağız" dedi yatıştırıcı sesi ile. Önümde olan çorbaya baktım. Aral Efken'in ikizi olduğu için ona karşı bir kararsızlık duymadım.
Kaşığı mercimek çorbasına daldırıp ilk önce kıvamına baktım. Şuan kafam o kadar boştu ki,ne hissedeceğimi bilmiyordum.
"Efken kadar olmasa da,güzel yemek yaparım" söyledikleri ile ona döndüm. "Aras,ben" dedi.
"Efsûn" dedim zar zor çıkan sesim ile. "Biliyorum" dedi. "Nereden biliyorsun?" Çenesi ile ilk önce tabağını gosterdiginde yemeye başlamıştım.
"Her şeyi uzaktan takip ediyorum, seni, Buğra Efe'yi, Efken'i. Hepinizi" bakışlarım tekrar ona döndüğünde Aral Efken'den daha açık olan kahverengi gözlerine baktım. Efken'in aksine saçları kulaklarına kadar uzundu,ondan daha açık tenli idi. "Neden diye soruyorsun biliyorum. Ama korktum işte"
Kaşlarımı kaldırdım "neyden korktun?" Yarılamış olduğum tepsiyi ortada duran ahşap sehpaya koydum. "Ayağını burkmussun,merhem sürdüm. Gidince baktır mutlaka" dedi.
Üzerimde olan kareli battaniye oldukça sıcak tuttuğu için ona sarıldım "Eline sağlık" başını varla yok arası sallayıp oturduğu tekli koltukta kollarını dizlerine yasladı. "Kazadan sonra başımdan aldığım darbe ile hafıza kaybı yaşadım Tamer'in yanında açtım gözlerimi. Karımı,çocuğumu kaybettigimi düşünerek yaşadım. Yaklaşık bir sene önce her şeyi yavaş yavaş hatırlamaya başladım lakin çok geçti,psikolojim bir çocuğa iyi gelmezdi. Baba olmak,unutup gitmiştim. Biliyordum Efken benden çok istiyordu baba olmak her zaman,gözüm asla arkada kalmadı"
"O zaman niye dönmedin?"
Sözlerim onu bıçak gibi kesmişcesine "korktum,beni kabul etmeyeceğinden. Oğlumun beni benimsemeyeceğinden korktum" yüzüm burustu "o hastalıklı herif mi soktu bunları senin aklına?" Şaşkınca bana baktı.
"Oğlumun annesi düşündüğümden zeki" kalakaldım tabii. Yüzünde oluşan gülümseme tıpkı Aral Efken'i andirdi bana. Aslinda bu tahmin etmesi zor bir şey değildi. "Siz ona benden daha iyi ebeveyn olursunuz Efsûn,öyle de. Buğra Efe senin gibi bir annesi olduğu için çok şanslı"
"B-ben onun annesi değilim Aras,ben sadece ona eksik olan sevgiyi veriyorum" yanlış anlaşılmak istemedim bı an. Omuz silkti buruk gülüşünün ardından "öylesin, eğer annesi yaşasaydı o da sevindirdi merak etme"
Kapının çalması ile korku ile irkildim. Ya onlar gelmişse?
"Merak etme,Elif geldi" gözlerim açıldı şaşkınlıkla Aras kapıyı açmaya giderken. Elif biliyor muydu? Gerçi asıl benim Elif hakkında bilmediğim şeyler vardı.
"Selams" içeriye neşesi ile giren Elif göründüğünün aksine neşeli idi. "Hayırdır,sende mi savaştan geliyorsun?" Dedim. Başını salladı "kuşum sana destek çıkayım diye geldim,ne hünerlerin varmış kız!" Dedi koluma hafifçe vururken. Duzlestirdigimden dolayı kabarmaya saclarimi savurdum.
"Slay hayatım" bana güldüğünde ona gülümseyen gözler ile bakan Aras'a döndü. "Naber?" Dedi. Sesi daha sakin bir şekilde. Aras omuz silkti "hasta bakıcıyım bugün" diyerek koltuğa oturdu.
Elif ona güldüğümde onlar gözümde muhtesem bir çift olarak alev almıştı.
Tebessüm yüzüme yayıldığında "aşkım yarım saate çıkacağız, Aral abiler bizi almaya gelecek" dedi.
Al geliyor Aral Efken'in
Az daha oluyordum aşkından sorma ayol!
Ona başımı salladığımda aklıma düşüncelerin doluşması ile hızla onu soru yağmuruna tuttum "sen? Nasıl biliyorsun? Bu zamana kadar neden söylemedin? Ayrıca o adamın yanına nasıl adam soktun?" Dedin hızlı hızlı. "Aşkımsu bir nefes al da!" Dedi bana.
Dizine attığım çimdikten sonra "ben vatanımıza çalışan özel biriyim" dediğinde ilk duraksadım. Sonra anladığım şey ile önüme döndüm. E onun bunu bana söylememesi gerekiyordu. Gözlerim büyüyerek ona baktığımda "sen,Aral,Aras" dedi ve ağzına bir fermuar çekti.
"Ben gelmeyeceğim" dedi Aras. Kaşlarım çatılırken ona döndüm "o niyeymis?" Ama onun yerine Elif cevap verdi "sen bilirsin".
"Niye? Efken'in bunu bilmesi gerekiyor" dedim. Bu çaba niyeydi ki beni memleketime tollayacak bir adam için, bilmiyordum! "Efsûn,olmaz ben-"
"Hadi,Efsûn yola çıkalım artık" Elif'in araya girmesi ile oturur pozisyona geldiğim koltukta Elif'e döndüm "hiç bir yere gitmiyoruz ben böyle bir şeyi Efken'den saklayamam,senin görevin olabilir ama ben hiç bir zorunluluk altında değilim ona bu acıyı yaşatamam"
"Efsûn" Elif bana sessiz ikazı ile tekrar Aras'a döndüm "Aras,o ailesini kaybettiği için o kadar kırılmış ki. Sen onun can yarısısın,o seni,sizi çok özlüyor. Göz göre göre ona bunu yapabilecek misin?" Buğulu kahve gözleri bana döndü.
"Ya oğlun,Buğra?. Fark ettirmese de anne ve baba sevgisinden çok fazla yararlanamadığı için yavaş gelişen bı çocuk. İki yasind sokmasına rağmen benim verdiğim bir,iki aylık ilgi ile daha yeni yeni doğru düzgün koşup yürüyor. Çocuğunun yürüdüğünü, konuştuğunu hiç görmek istemez misin?"
Elif'in elleri koluma dokundu lakin ben Aras'ı ikna etmeye niyetliydim. Efken bu kadar acı çekerken, Buğra bilmese de babasından uzakta iken ve en önemlisi ben gideceğim için tekrar yanlız kalacakken onları ayrı koyamazdim. Ben Efken'den bir şey saklamak istemiyordum.
İyileşecek ise Buğra'nın psikolojik olarak onda büyük bir etsiki olacağını biliyordum. Hissediyordum. Babası ile birlikte iyileşecek idi.
"E-Efsûn ben yalamam-"
"Peki,seni daha fazla zorlamaya hakkım yok. Kendine dikkat et Aras" daha sonra Elif'e tutunark kalktım. Gözlerinde gördüğüm o ifade onun geleceğini söylüyordu bana. O koltuktan sıyrılarak bizimle beraber gelecekti. Emindim..
Ben yanmış botlarıma ulaşmak istediğimde Elif getirdigi poşette olan botları ban uzatti. Güç bela giydikten sonra montumu iyice üzerime sardım. Bot ile yürümek daha zor oluyordu, soğuktan hissetmeden de bileğimi fena incitmistim galiba. Elif koluma girerken bu ahşap evden çıktık. Bembeyaz olmuştu her yer.
Yaklaşık bir metre yürüdükten sonra arkamızdan gelen ses ile yüzüme tebessüm yayıldı. "Elif! Efsûn öyle yürüyemez,yardım edeyim" demiş ve yanımıza gelmişti. Gülümseyen yüzüm ile Elif'e baktığımda o ban 'sen çok fenasın' bakışı atarken bende ona 'oyleyimdir hayatim' bakışı atmıştım.
"Rahatsız olmazsan kucağıma alabilir miyim seni?" Aras'ın nazik sorusu ile başımı onaylayarak salladım. Zaten Aral Efken kadar uzun lakin daha az bir cussesi olduğu için kolaylıkla taşıyordu. Biz küçük bir yoldan yürüdükten sonra benim bulduğum toprak yola çıktığımız an Elif elini kolunu sallamaya başlamıştı.
"İşte,oradalar!" Aras ile ikimizde söylediği yere baktığımızda bize doğru koşan Aral Efken ve Arda vardı görüş açımda.
"Efsûn!" Gür sesi kulaklarıma dolduğunda sanki tuttuğum nefesi verdim. İçimde olan o güvensizlik, dolmuşluk hissi uçuverdi gitti. "İyi misin? Ne oldu sana-" iki eli hemen sırtım ve dizlerim arasına yerlestiginde beni Aras'ın kucağından alacaktı ki, Aras'ı fark etti.
Koyu kahve olan gözleri,hafif açılmış aralıklı kalın dudaklari bu soğuk havada nefesini dışarıya verdiğinde çıkan buhar ile oldukça karizmatik idi. Evet,bu anda bile!!!
Kendini hemen toparlayıp bir bana bir Aras'a baktı. Beni hemen alıp Aras'a "arabaya" dedi. Hepimiz arabaya ilerledigimizde onun yüzüne bakıyordum. Bembeyaz kar olan havada dahi bedeninin bütün sıcaklığı ile kucaklamıştı beni.
Çatılan kaşları birkaç saniye durduktan sonra hemen bana döndü. Lakin kucağında olan ben ile oldukça yakın olmuştuk. Burnum burnuma sürtünmüştü. "Sen iyi misin? Sana bir şey yaptılar mı?" Gözleri vücudumda gezerken yanağında olan siyah is izine anlam veremedim.
Başımı iki yana sallayıp onu reddettiğimde "hayır,sadece kaçarken ayağımı burkmusum" dedim. Hala çatık kaşları ile "başka bir yerin? Sana dokundular mı? Bir şey yaptı mı o it?" Korumacı ses tonu şuan beni etkisi altına almıştı ama ben başımı sallamak ile yetindim. Konuşmamıştım.
Kelimelerine dikkat et aslan parçası,yerim seni hee!
Herkes arabaya yerleştiğinde Efken beni bırakmadan asla kollarının arasından çıkarmadan kucağına oturtmustu.
Evet,kucağına!
Olduğum yere mıhlanmışken o bunu gayet normal karşılasa bile arabada olanların bakışlarının arada bize döndüğünü fark edebiliyordum. Güzel kokusu tüm atmosferimi kucaklamış iken hastaneye gelmiştik. Neden geldiğimizi söylememe gerek yok herhalde?
Aral Efken tüm watty erkekliğini konusturup illada gideceğiz bakılacak ayağına demişti. Bende,tamam bey. Dedim.
Şaka.
Ama evet,Aral Efken ayağıma bakılması gerektiğini söylemişti. Bu sırada Aras ile asla etkileşime gecmiyorlardi. Yanağında olan is izine elimi sürdüğümde kaşlarım anlamsızlık ile çatıldı. O bana gözünü açıp kapamak ile yetinmisti sadece. Hastaneye geldiğimiz vakit hemen ayağıma bakilmisti ,sadece incindigi için sargıya alınmış ve krem verilmişti. Birde halsizlik yüzünden serum takılmıştı ve ben şuan yatarak serumun bitmesini bekliyordum.
Berktuğ sıkıntılı bir ifade ile "babamlar geliyormuş,maalesef haberleri oldu. Seni aramışlar, açmayınca beni aradılar" dediğinde başımı salladım. Ne olsa gidecektim zaten dimi. Burada insanlara boş boşuna yük olmaktansa..
Kasları çatık bir ifade ile içeriye giren Aral Efken yaklaşık yarım saat önce Aras ile birlikte çıkmıştı. "Dışarı çıkın" itiraz istemeyen sert sesi ile odada olan bir kaç kişi çıktı.
Gözlerimden uyku akıyordu,serum ve sıcak hava beni mayıştırmıştı. Sandalyeyi yatağımın önüne çekerek büyük cussesi ile oturdu. "Efsûn" ismim dudaklarının arasından döküldüğünde yutkundum. Ona kırgındım..
Hiç bir cevap vermeden devam etmesi için baktım yüzüne "sen...sen bana onca zamana karşı,onca olaya karşı aile hissiyatını tekrar tattırdın..ben,sana ne kadar teşekkür etsem az,bir yaraftan seni koruyamamam bir taraftan da hem benim için yeni bir aile olusturman hemende canımın diğer yarısını bana geri getirmen.."
"Efsûn,evlensene benimle!"
Şaşkınlık ile kalakaldım. Önceki cümleleri gözlerimi doldurmaya yetmişti lakin bu sözü nefesimi tutmama yetmişti asıl.
"N-Ne?"
Omuz silkti "Efsûn,sen bana bilmeden de bir aile sıcaklığı yarattın dört duvar arasında" alıcı göz ile ile beni süzdükten sonra "seni evlenmemem için hiç bir neden yok" ben ne dediğini idrak etmeye çalışıyordum lakin yapamıyordum.
Onun yerine yatağın yanında olan komidinin üzerinde olan rulo peçeteyi ona attım. Tabii hiç bir yerine gekmeden tuttu o ayrı mesele ama serumlu kolum ile yaptığım için kolum acımıştı. Hemen doğruluğunda kolumu tuttu "dikkat etsene" dedi sahte kızgınlık ile kolumu parmaklarının arasından kurtarırken hiç tereddüt etmeden lafımı söyledim.
"Beni göndermek isterken hiç böyle değildi ama!" Anlamıyordum,benim yanımda değilken 'kalamam onunla! Yarın gidiyor!' Gibi şeyler söylüyordu ama karşıma çıkınca evlenme teklifi ediyordu.
Kafayı yiyecektim..
Yutkundu "hepsini dinlemedigin belli-"
Sözünü kestim "dinlemedim,sadece kulak misafiri oldum" dudakları kıvrılırken yüzü buruk bir ifade aldı. "Efsûn,seni koruyamadim. Evet o herifi ne kadar benzetsem de telafisi olmayacak bu yaşananların ama benim demek istediğim buydu işte,senin markette olan fotoğraflarını çekip beni tehtid ediyor bu adamlar Efsûn, Berktuğ'a dedim ki "İrem,Berke bilse ne olur?" Çünkü aynı şey,onun ailesi ve benim ailem.."
Beni ailesi olarak mı görüyordu?
"Şimdi ne olacak?" Sesim ağlama isteği ile kavrulur gibi çıkmıştı lakin ağlamadım,sesimi duyduğunda göz bebekleri titredi ve bana biraz daha yaklaşıp büyük eli ile elimi kavradı.Parmakları parmaklarıma değince sanki elektrik çarpmış gibi oldu tüm bedenim."Bundan sonra hiç bir şey olmayacak, sana güvenliğin adına söz veriyorum"
Kaşlarım çatıldı,benim anlatmak istediğim bu değildi "hayır yani,Buğra ne olacak ben gidersem?" Yutkundu. Gitmeyecektin demedi,kal demedi,git demedi.
Neden gitmek istemiyordum?
Ne kadar babasına düşkün bir kız çocuğu olsam da arrik annemin baskıları sadece beni kanser ederdi. Gençliğimin baharinda kendi ayaklarım üzerinde durmami,aile evindeyim diye çalışmamı istemezdi. Evde oturup akşama kadar kocaman kadınların kendilerine gram yararı olmayacak dedikodusunu dinlemek,erkeklere hizmet etmenin önemini öğrenmekten başka bı bok olacağı yoktu.
Yani orası bir zindan idi.
Ama burda da insanlara yük olarak kalamazdım. Buradan gitsem başka şehre gitmeme izin vermezlerdi.
Gerçekten iğrenç bir hayat...
Hastaneden çıkış yapıp eve geldiğimizde Aral Efken beni kucağına almış eve çıkarıyordu fakat asansörden indigimiz vakit bizi bu şekilde gören babam ile hiç iyi şeyler hissetmedim. Aral Efken bozuntuya vermeden "hoş geldiniz, komutanım. Arda kapıyı aç,buyurun girelim" demiş ve hep beraber eve girmiştik önceden gelen Elif ve İrem oturma odasında bana bir yatak hazırlamış idi,zaten baston vermişlerdi. O kadar ciddi değildi ayağım ama gelin bunu Aral Efken'e anlatın.
Big boy olduğunu herkese hatırlatıp beni poşet gibi dolastiriyordu kucağında..
Koltuğa ayağımı uzatarak oturduğumda İrem'e döndüm "Buğra nerede?" İrem hemen "getireyim hayatım" demiş ve içeriye gitmişti karşımızda oturan annem etrafa hiç memnun olmayan bakışlar atıyordu.
"Ane!" Buğra tüm evi şaşırtıp koşarak ve konuşarak içeriye girip onun için açtığım kollarıma girdi. Annem ve babamın yanında ne kadar bana anne demesi sıçtığım anlamına gelse de bunu takmadım.
"Bebeğim!" Onu kucağıma alıp iyice sarıldığımda kokusunu ciğerlerime dolduran kadar içime çektim. Cennet kokuluydu ya..
"A-a-ne" elleri yakalarımda gezinirken bana parlayan boncuk gözlerini dikmiş bakıyordu. "Miniğim benim!" Yanaklarından öptüğümde boynuma saklanarak saçlarıma tutundu.
Duş almam gerekiyordu aynı zamanda. Herkesin gözünün bizde olması utanmama neden olurken Aral Efken'in parlayan gözler ile izlemesine tebessüm ettim. Gözüm Aras'a kaydığında tebessümüm yüzümde buruklaştı. "Gel babam" Aral Efken kucağımdan alarak Aras'ın yanına gitti ve onu gerçek babası ile tanıştırdı.
"Bak amca oğlum"
§
YAZAR ANLATIMINDAN
Aral Efken ve Aras karargaha geldiklerinde konuşmak için bir banka ilerlediler grubun geri kalanı içeriye girip Tamer'in ifadesini alacaklardı. Aral Efken üstün körü konuştuğu ikisine baktı canımın yarısını getirdin bana demişti ama Efsûn çoktan onun canının diğer yarısı olmuştu. O bilmese de..
Aral Efken aynı anda durdukları kardeşine dönerek kendine göre fazla sert olmayan yumruğu sert bir şekilde Aras'ın yüzüne indirdi. İnleyerek geriye giden Aras ile Aral Efken güldü "güçten, kuvvetten de düşmüşsün" dedi ikizine.
Bu,sırf Aral Efken'in tepkisinden korkup iki sene boyunca varlığını bildirmemesi içindi. Aras kardeşine hak veriyordu zaten.
"Psikoloğun ile görüşmeye devam et,istersen ev tutalım istersen basım gözüm üstünesin biliyorsun" dedi ona kendi kararını vermek için bekleyen Aral
Aras omuz silkti "eski eve gideceğim, anladım ki. Kabullenmem, yüzleşmem ve bununla yaşamayı ogrenmem gerek. Sürekli görürüm oğlumu" Aras Buğra ve Efsûn'un arasını görünce onları ayırmanın yanlış olacağını düşünüyordu.
Tabii Efsûn'un da fikri ile. "Güzel,babası ile bu konuyu konuşacağım. Sonra dedemi arayıp haber vericem" dedi Aral. Ne konuştuklarını sadece ikisi anlıyordu zaten.
Aral Efken içinde olan his şuanlık çok kuvvetli olmasa da Efsûn'a kapıldığını biliyor ve bundan oldukça memnun idi. Aklında kurdugu şeyler eğer olursa iki taraf da memnun olacaktı.
"Komutanım,adam hazır" yanlarına gelen er ile ikisi de başını aynı anda salladı Aras içeriye girmek istemediği için arabaya geçtiğini belirtti.
Aral Efken koridorda ona selam veren askerlerin arasından geçerken sorgu odasına girdi,kameralar kapanmış hiç bir delil kalmamış idi.
"Bebeğim,naber?" Göz kırparak eğlenen sesi ile içeriye giriş yaptığında Bedirhan ve Arda birbirine bakıp sırıtmış idi. Onlara da eğlence çıkmıştı. Aral Efken masaya eğilerek kafası eğik olan güya kuzeninin saçlarını kavrayarak kaldırdı. Yemine odaklanmisnbir aslan gibi gözleri ile deldi adamı, "iyi olsan güzel olur çünkü bir kaç dakika sonra o çeneni sikecegim senin!"
Yanağını eli ile patpatladı. Ceketini çıkarırken arda hemen aldı "komutanım beş dakika müsade edin ben çekirdekleri kapıp geliyorum hemen" dedi eğlenen sesi ile.
Soluksuz bir şekilde benzettiği adamın ağzından kanlar sizarken "bir daha,bak bı daha benim canımın olduğu yerde nefesini kadar hissedersem,andım olsun seni yaşatmam. Anladın mı beni?" Parçalanacak elini umursamadan bir yumruk daha çarptı adama.
"Sen bu kadarsın lan,kadınlar,çocuklar ise bulaştırılır mı lan!" Bu sefer dizini adamın karnına geçirdi. "Babam, senden bunun intikamını alacak" dedi akillanmayan Tamer. Aral Efken'in kahkahası odada yankılandı "babasının köpeği konuştu iste,bir bok yapacağı yok senin o babanın! Yerse gelsin lan! Buradayım ben,o senin gibi kadınları, çocukları işine bulaştırmak gibi bir kalleşliği de düşünemez bak!"
"Bir daha geçtim seni,ailenden, çevrenden bir kişi bile kadın erkek fark etmeksizin benim canımdan olanlara bulaşırsa sağ bırakmam.."
Karargahta bütün siniri ile çıkan Aral çalan telefonunu kim olduğuna bakmadan açtı "söyle!" Karşıda olan kuzeni Nur büyük bir kahkaha attı. Kötü kadın kahkahası.
Aral gözlerini kapatıp açtı sinir ile. "Bende iyiyim Aral,uzun zaman oldu konuşmayalı"
"Aynen öyle ve sen beni aradıysan-"
"Aynen öyle Aralc,ben seni aradıysam altında bir şeyler yatıyordur ama öyle deme hemen ben yeğenimi sormak için aradım." Aral Efken buz kesti bu cümle ile.
"Ahahahah! Sonuçta bir annesi yok dimi resmi olarak,yazık çocuğa halbuki yetistirme yurdunda senden daha iyi olan bir baba ve anneye sahip olabilir" çenesi sıkılmaktan kırılacak olan Aral Efken sakin bir ses ile konuştu.
"İçi boş tehtidkerini al ve abini içerden çıkarmak için iyi bir avukat bul!" Hemen aramayı sonlandırdı.
Abisini bırakmak için Buğra'yı almakla tehdit edeceklerdi ya da Buğra'nın annesi resmi olark olmadığı için mahkeme ile yetiştirme yurduna verilebilirdi. Bunun karşılığında ya abisi ya da dosyaları isteyeceklerdi. Aral Efken ise elini çabuk tutmaya baktı.
§
Bütün sınırını atıp gelen iki kardeş Aral ve Aras eve giriş yapmıştı. Aral Aras'a Efsûn'a bakmasını tembih ederken kardeşi ile hasret gideremeden Efsûn'un babası Cihan beye "komutanım,bildiğim bir yer var iki el tavla atmaz mıyız?" Diye sordu.
Cihan bunun ne demek olduğunu bildiğinden içi rahat etmese de kızını içeride bırakıp Aral Efken ile çıktı.
Vardıkları yer,kahve havasi veren bir yerdi ortaya açılan tavla oldukça gergin oynanıyordu,Aral Efken sürekli bacağını sallıyor ellerinden taşları düşürüp duruyordu. Arda şuan onun bu halini görse kırk yıl dalga geçerdi.
"Ya O bacağını sallamayı bırak ya da konuş evlat!" Dedi Cihan bey
Aral Efken derin bir nefes alıp üzerinde olan deri ceketin yakalarini düzeltti ve duruşunu dikleştirdi..
"Komutanım,ben kızınızla evlenmek istiyorum"





