Gözlerini kapattıklarında karanlık daha da derinleşti ama bu kez farklıydı… boğucu değil, çekici bir karanlıktı. Sanki onları içine değil, geriye doğru çekiyordu.
Bir an…
Sessizlik.
Sonra Jungkook’un sesi, çok uzaktan geldi:
“Tae… buradasın, değil mi?”
Tae gözlerini açmadı.
“Buradayım.”
Ama ses değişti. Okul koridoru geri gelmedi. Bunun yerine beyaz, neredeyse sonsuz bir boşluk vardı.
Ve ortada… bir masa.
Üzerinde iki isim yazıyordu.
TAE
JUNGKOOK
Ama isimlerin yanında başka bir şey vardı:
ince, siyah bir çatlak.
Jungkook masaya yaklaştı.
“Bu… bizim anımız.”
Tae de adım attı. Her adımda zemin kırılıyordu ama düşmüyorlardı.
“Bizi buraya bağlayan şey bu,” dedi Tae. “Sadece okul değil.”
Jungkook başını salladı.
“Bir seçim.”
Tam o anda gölge tekrar ortaya çıktı. Ama bu kez Tae’nin ya da Jungkook’un yüzünde değildi.
İkisinin arasındaki boşlukta şekillendi.
“Yanlış,” dedi gölge.
“Siz birbirinizi seçmediniz. Siz beni seçtiniz.”
Jungkook bir adım öne çıktı.
“Hayır.”
Gölge güldü.
“Hatırlamıyorsunuz çünkü en acı kısmı sildiniz.”
Tae’nin elleri titredi.
“Ne sildik?”
Gölge yavaşça eğildi.
“Onu.”
Bir anda boşluk çatladı.
Ve bir görüntü düştü aralarına:
2009…
Okulun altında açılmış bir kapı.
Tae ve Jungkook, yan yana ama farklı bir halde. Gözlerinde korku değil… kararlılık vardı.
Ve kapının içinden yükselen bir şey.
Siyah, canlı, düşünür gibi hareket eden bir varlık.
Jungkook’un sesi görüntünün içinden geldi:
“Bunu durdurmazsak herkes unutulacak.”
Tae’nin sesi:
“Bir kişi kalacaksa… o da biz olmalıyız.”
Görüntü dondu.
Jungkook nefesini tuttu.
“Biz… onu içeride bıraktık.”
Tae’nin gözleri büyüdü.
“Ve kendimizi mi?”
Gölge yaklaştı. Bu kez daha yumuşak konuşuyordu.
“Beni içeride bırakmadınız. Beni taşıdınız.”
Tae bir adım geri çekildi.
“Ne demek bu?”
Gölge, Tae’nin kalbine doğru uzandı.
“Beni ikinizin arasına kilitlediniz.”
Ve o an Tae ile Jungkook’un arasındaki bağ çizgisi parladı.
Işık gibi değil…
yaralı bir anı gibi.
Jungkook fısıldadı:
“Demek bu yüzden birbirimizi unutmuyoruz…”
Tae gözlerini Jungkook’a çevirdi.
“Çünkü biz hâlâ onu taşıyoruz.”
Gölge ilk kez sessiz kaldı.
Ve boşlukta tek bir cümle yankılandı:
“Eğer birlikte bırakırsanız… ikiniz de özgür olursunuz.”
Jungkook Tae’nin elini tuttu.
“Bu sefer kaçmıyoruz.”
Tae başını salladı.
“Bu sefer bırakıyoruz.”
Ve ikisi aynı anda gölgeye doğru bir adım attı.