20. BÖLÜM: Ayrılan Yollar
Aras derin bir nefes aldı. İhanetin getirdiği acı, gözlerinde aniden devasa bir öfke kıvılcımına dönüştü.
"Melek, haritayı kap!" diye bağırdı Aras.
Aynı anda Aras kendini Karahan’ın üzerine fırlattı! Silah patladı, kurşun kulenin tavanındaki ahşap kirişlere saplandı. Masanın üzerindeki altın işlemeli haritayı kaptığım gibi geriye doğru sıçradım. Hain muhafız üzerime doğru hamle yaptı ama onu saatin dönen koca dişlilerinin arasına doğru itmeyi başardım.
"Kaç Melek! Saat kulesinin dış balkonuna çık!" diye bağırdı Aras, Karahan'la boğuşurken.
"Seni burada bırakmam!"
"Gitmene izin veremem, harita sende!" dedi Aras, adama sert bir darbe indirirken. "Aşağıda buluşacağız, söz veriyorum!"
Ağlayarak kule balkonunun dar kapısından dışarıya, fırtınalı geceye fırladım. Arkamda kapanan kapının ardından gelen boğuşma sesleri yağmurun gürültüsünde kayboldu. Aras’tan ayrılmıştım; karanlık şehirde tek başımaydım.
