11. BÖLÜM: Gölgelerdeki Geçmiş
Aras masanın üzerindeki büyük gaz lambasını yaktı. Işık birden bütün salonu kapladı. Taş duvarlardaki kabartma resimleri görebiliyordum; ellerinde pusula tutan pelerinli adamlar ve onları izleyen gözü olmayan gölgeler çizilmişti.
"Bana anlatacaksın demiştin," dedim, masaya yaklaşıp doğrudan gözlerinin içine bakarak. "Bu muhafızlık meselesi nedir? Ve sen neden bu kadar şey biliyorsun?"
Aras derin bir iç çekti. Deri ceketini çıkarıp masanın kenarına bıraktı. Yüzündeki yorgunluk ve geçmişin yükü ilk defa bu kadar net görünüyordu.
"Babam da bir muhafızdı, Melek," dedi sesi kısılarak. "Teşkilat bu pusulanın peşine yıllar önce düştü. Babam sırrı korumak için hayatını feda etti. Ben o günden beri hem bu pusulayı saklıyorum hem de babamın yarım bıraktığı işi tamamlamaya çalışıyorum."
Sessizlik salonu kapladı. Aras’ın gözlerindeki hüznü gördüğümde, içimdeki korkunun yerini garip bir güven duygusu aldı.
