İçeriğe geç

Gece yarısı çizgileri🌃

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Gece yarısı çizgileri🌃

Bölüm 6

Bölüm-6- Bilinmezliğin Fısıltısı

Aynanın o buz gibi, pürüzsüz siyah mermer zemininde doğrulamadan öylece kalakalmıştım. Karşı tarafta, yani geride bıraktığım gerçek dünyada, odamın kapısına doğru yaklaşan o ağır ayak sesleri tam eşikte durdu. Kalbim o kadar hızlı ve gürültülü çarpıyordu ki, sesinin aynayı delip dışarı taşmasından korktum.

TIK.

Odamın kapı kolu yavaşça aşağıya doğru indi. Kapı ağır ağır aralandı ve içeriye doğru bir gölge süzüldü. Kim olduğunu seçmeye çalışarak, gözlerimi kırpmadan o aralığa bakıyordum. Tam o anda, arkamda dikilen o maskeli adamın buz gibi elini yüzümde hissettim. Uzun, kemikli parmaklarıyla gözlerimi tamamen kapattı. Görüşüm bir anda zifiri karanlığa gömüldü.

Nefesim boğazımda tıkandı. Panikle adamın bileğini kavradım, elini yüzümden çekmeye çalışarak boğuk bir sesle fısıldadım:

"Bırak beni... Her şeyi görüyorlar zaten! Bırak, bakmam lazım!"

Adam yerinden milim kıpırdamadı. Elinin soğukluğu tenimi eritmek ister gibi yüzüme yayılırken, eğildi. Maskesinin arkasından gelen o kalın, pürüzsüz ve ciddi sesi tam kulağımın dibinde yankılandı. Nefesi buz gibiydi:

"Bekle... Acele etme Raya, her şeyi anlatacağım. Sadece bekle."

O seste, tıpkı beni aynanın içine çekerkenki gibi, karşı konulamaz bir büyü vardı. Parmaklarım adamın bileğinde gevşedi. Gözlerim onun avuçlarının içinde karanlığa hapsolmuşken, kulağıma gerçek odamdan gelen sesler çalınmaya devam ediyordu. Kapı tamamen açılmıştı. İçeri giren her kimse, yatağıma doğru yürüdü. Sonra gardırobumun kapakları açıldı, odadaki eşyalar karıştırılmaya başlandı. Ama bu sesler normal bir insanın çıkaracağı sesler değildi; sanki hırlayan, nefesten mahrum bir yaratık odamı talan ediyordu.

"O..." diye mırıldandım titreyen bir sesle, "O gelen kim? Annem değil, biliyorum."

Adam gözlerimi kapatan elini yavaşça çekti. Gözlerimi araladığımda, maskeli yüzüyle tam tepemde dikiliyordu. Kömür karası gözleri karanlıkta parıldadı. Elini kapüşonuna götürdü ve ağır ağır geriye doğru iterek yüzünü tamamen açığa çıkardı...

Adamın uzun parmakları kapüşonunu ve yüzünü gizleyen o koyu renkli maskeyi yavaşça aşağıya doğru indirdiğinde, nefesimi tuttum. Karanlığın içinden, fantezi kitaplarından fırlamış gibi kusursuz ve büyüleyici bir yüz açığa çıkmıştı.

Keskin yüz hatları, mermerden yontulmuş gibi pürüzsüz çene çizgisi ve alnına hafifçe düşen koyu renkli saçları vardı. O tekinsiz, kömür karası gözleri bile bu sıra dışı yakışıklılığın içinde insanı kendine çeken gizemli bir derinliğe dönüşmüştü. Karşımda bir canavar beklerken, bakışlarımı kaçırmakta zorlandığım, tekinsiz ama bir o kadar da büyüleyici bir adam duruyordu.

Yüzümdeki şaşkınlığı görmüş olacak ki, dudaklarının kenarında belli belirsiz, hafif bir tebessüm belirdi. Fakat bu tebessüm çok kısa sürdü; yüzü hemen eski ciddi ve mesafeli halini aldı.

Aramızdaki mesafeyi kapatarak hafifçe üzerime doğru eğildi. O erkeksi, kalın ve pürüzsüz sesiyle konuşurken doğrudan gözlerimin içine bakıyordu:

"Burası senin dünyan gibi değil Raya," dedi, sesi bir uyarı gibi zihnimin duvarlarına çarptı. "Burası Gece Yarısı Çizgileri. Orada bildiğin, güvendiğin hiçbir kural burada geçerli değil. Adım attığın her köşe, nefes aldığın her an ölümcül bir tuzağa dönüşebilir. Burada hayatta kalmak istiyorsan, attığın her adıma acayip dikkat etmen gerekiyor."

Sözleri içimi titretmişti. Aynanın diğer tarafında, benim odamda hâlâ o hırlayan, eşyaları altüst eden tekinsiz yaratığın sesleri yankılanıyordu. Bir yanda kendi odamda gezinen o korkunç tehlike, diğer yanda ise beni hiç bilmediğim bir dünyada uyararak korumaya çalışan bu gizemli, yakışıklı adam...

"Peki sen..." dedim titreyen sesimi gizlemeye çalışarak. "Sen beni neden koruyorsun? Kimsin sen?"

Bölüm sonu

5 yorum