İçeriğe geç

Gece yarısı çizgileri🌃

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Gece yarısı çizgileri🌃

Bölüm 11

Bölüm-11- Gerçeğin Dokunuşu

Sözlerim bittiğinde aramızdaki sessizlik o kadar ağırlaşmıştı ki, karakalem vadide esen o uğultulu rüzgâr bile durulmuş gibiydi. Gözlerimi ondan kaçırıp yere dikmiş, fırtınanın kopmasını bekliyordum. Muhtemelen beni tamamen delirmiş bir kız olarak görecekti. Belki de arkasını dönüp beni bu yarım kalmış karanlık dünyada tek başıma bırakacaktı.

Fakat beklediğim şey olmadı.

Valerius, aramızdaki o son mesafeyi de tamamen yok ederek bana doğru bir adım daha attı. O kadar yakınıma gelmişti ki, üzerime çöken gölgesi beni dış dünyadaki tüm tehlikelerden koruyan kalın bir zırh gibi hissettiriyordu. Başımı yavaşça kaldırıp ona baktım. Kömür karası gözlerinde ne bir yargılama ne de şüphe vardı; aksine, derin bir anlayış ve tarif edilemez bir sıcaklık parıldıyordu.

Ağır ağır elini kaldırdı. Uzun parmakları büyük bir dikkatle yanağıma doğru uzandı. Dokunuşu tenime değdiği an, vücudumdan yukarıya doğru elektrik çarpmış gibi bir ürperti dalgası yayıldı. Parmaklarının o tanıdık, buz gibi soğukluğu tenimi usulca okşadı. Eli yanağımdan aşağıya, boynuma doğru kaydı ve en sonunda duraksayarak tam kalbimin üzerine, göğsüme yerleşti.

"Deli olduğunu mu düşünüyorsun Raya?" diye sordu. Sesi fısıltıdan farksızdı ama her bir kelimesi ruhumun en derin köşelerinde yankılandı. "Sıradan insanların, zihinlerinin sınırlarını aşan şeylere 'delilik' dediğini bilmiyor musun?"

Elimi refleks olarak göğsümün üzerindeki elinin üstüne koydum. Kalbimin onun avcunun altında nasıl deli gibi çırpındığını hissedebiliyordum.

"Hisset," dedi, gözlerini bir saniye bile gözlerimden ayırmadan. "Kalbinin avcumun altında nasıl attığını, parmaklarımın teninde bıraktığı o ürpertici soğukluğu hisset. Eğer tüm bunlar zihninin uydurduğu acımasız bir oyun olsaydı, acıyı ve bu korkuyu bu kadar net duyumsayabilir miydin? Eğer bu bir delilikse Raya, o zaman ikimiz de aynı deliliğin içindeyiz. Çünkü ben buradayım. Ve seninle birlikteyim."

Yüzündeki o her zamanki mesafeli maske tamamen düşmüştü. İlk defa bana bu kadar yakın, bu kadar gerçek geliyordu.

"Annenden duyduğun o lanetli miras, o kanındaki şizofreni şüphesi..." dedi, sesi biraz daha derinleşirken. "O aslında bir hastalık değil Raya. O, senin dünyandaki insanların açıklayamadığı, bu yüzden de ilaçlarla uyuşturup yok etmeye çalıştığı çok nadir bir yetenek. O, dünyalar arasındaki kapıyı aralayan asıl anahtar. Senin kanın, bu evrenin mürekkebi. Sen deli değilsin Raya, sen sadece buraya ait olan bir yaratıcısın."

Duyduğum sözlerin ağırlığıyla nefesim kesildi. Yıllarca kendimden kaçmama neden olan, beni korkutan o "hastalık", aslında beni bu dünyaya bağlayan o gizemli gücün ta kendisiydi. Valerius’un elini daha da sıkı tuttum. Gözlerimden süzülen tek damla yaş, onun buz gibi parmaklarının üzerine düştü.

"Şimdi bana inanıyor musun?" diye fısıldadı, yüzünde belli belirsiz, güven veren bir tebessümle.

Ona cevap vermek üzere dudaklarımı araladığımda, saklandığımız binanın hemen dışından, az önce uzaklaşan o hırıltılı sesin çok daha yakından gelen yankısı duyuldu. Yaratık geri dönmüştü. Ve bu sefer, saklandığımız o dar boşluğun tam girişinde duruyordu...

Bölüm sonu

2 yorum