İçeriğe geç

Gece yarısı çizgileri🌃

Bölüm 10 · 2 dk okuma

Gece yarısı çizgileri🌃

Bölüm 10

Bölüm-10- Kandaki Gölge

Valerius’un o kömür karası gözleri, karakalem duvarın gölgesinde üzerime dikilmişti. "Sıra sende," derken sesi o kadar sakin ama bir o kadar da sorgulayıcıydı ki, kaçacak hiçbir yerim kalmadığını hissettim. Başımı hafifçe arkamdaki yarım kalmış çizim duvara yasladım. Boğazımdaki o kuru düğümü yutkunarak çözmeye çalıştım.

"Ben..." diye başladım, sesim neredeyse fısıltı gibi çıkmıştı. "Benim hayatım, senin bu gördüğün tamamlanmamış dünyaya çok benziyor Valerius. Hep eksik, hep biraz gölgeli."

Gözlerimi ondan kaçırıp kendi ellerime baktım. Parmaklarım hâlâ hafifçe titriyordu.

"Aynanın diğer tarafında sıradan, hatta sıkıcı denebilecek bir hayatım vardı. En azından dışarıdan bakanlar için öyleydi. Annemle birlikte yaşıyorum. Babamı hiç tanımadım; ben çok küçükken bizi bırakıp gitmiş. Annem ise hayatını bana, daha doğrusu beni 'korumaya' adamış bir kadın. Ama beni korumaya çalıştığı şey dış dünya değil... Benim kendi zihnim."

Valerius milim kıpırdamadan, adeta nefesini tutmuş gibi beni dinliyordu. Bu sessizlik bana daha önce kimseye anlatamadığım şeyleri dökme cesareti verdi.

"Bizim ailemizde, nesillerdir süregelen karanlık bir bağ var. Kanımızda taşınan lanetli bir miras... Şizofreni. Bu kelime evimizde hiçbir zaman yüksek sesle telaffuz edilmezdi ama her köşede onun gölgesini hissederdim. Annem her sabah, adeta kutsal bir ritüelmiş gibi elinde o küçük beyaz haplarla başımda beklerdi. Bana her baktığında gözlerinde o derin acımayı ve korkuyu görürdüm. 'İlaçlarını al Raya,' derdi, 'zihninin seni ele geçirmesine izin verme.' Çünkü biliyordu; bu genetik miras bir kez uyandı mı, insanı kendi kafasının içine hapsederdi."

Derin bir nefes aldım. Gözlerim tekrar Valerius'un yüzüne kaydı.

"Yıllarca her gördüğüm gölgeden, her duyduğum tuhaf sesten korkarak büyüdüm. 'Acaba zihnim bana oyun mu oynuyor?' sorusu benim en büyük kabusum oldu. Bu yüzden kendimi yazmaya verdim. Kafamın içindeki o tekinsiz sesleri, korkuları kağıda dökerek onlardan kaçmaya çalıştım. Gece Yarısı Çizgileri’ni de bu yüzden yazdım. Ama şimdi..."

Hafifçe yutkundum ve elbisemin kenarını sıktım.

"Şimdi buradayım. Sen tam karşımda duruyorsun, ayaklarımızın altındaki zemin az önce çatladı ve ben hâlâ o hapları içmediğim için mi bu deliliği yaşadığımı, yoksa gerçekten kanımdaki o lanetli mirasın beni tamamen ele geçirip geçirmediğini çözemiyorum. Eğer bu bir sanrıysa, hayatımda gördüğüm en gerçekçi, en acı verici sanrı."

Valerius’un gözlerinde garip bir parıltı belirdi. Yüzündeki o sert, mesafeli ifade yavaşça yumuşadı. Bana doğru bir adım daha yaklaştı, öyle ki artık gölgesi tamamen üzerime düşüyordu...

Bölüm sonu

1 yorum