İçeriğe geç

Gece Ortası

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Gece Ortası

Bölüm 6

Perde 2

Şubat

2009

Amerika, Washington

"Şu şişeyi de uzatsanıza." Masada oturan kalabalık tarafından elden ele verilerek sahibine ulaşan içki şişesi onun elinde havaya kalktı. "Bugün dostlarım... Bugün bütün içkiler benden. Doyasıya için. Doyasıya eğlenin. Neden mi dostlar? Çünkü bugün benim, evet benim ve elbette sizin klüp başkanınızın, en mutlu günüm! Niye mi? Hmm... Ben de bilmiyorum! Ama mutluyum işte. İçimden masanın üstüne çıkıp tüm gece dans etmek geliyor..." Karşısındaki boş duvara yaptığı 'resmi' konuşmasını yarıda keserek bir şarkı mırıldanmaya başladı.

"Cellophane flowers of yellow and green...

Towering over your head...

Look for the girl with the sun in her eyes...

And she's gone...

Lucy in the sky with diamonds,

Lucy in the sky with diamonds,

Ah..."

Gereğinden fazla süre bedenini taşıyınca bir anda boşalıveren ayakları yüzünden sandalyesine çöktü ansızın. İçki şişesi masaya şiddetle çarpınca masadaki bardaklar hopladı, karşısında oturan geniş cüsseli, kolu ejderha dövmesiyle kaplı zenci adamın bira bardağından köpükler hafifçe taştı. Başını masaya yaslayıp kollarını etrafına sararken yüzünde hiç sönmeyen bir gülümseme vardı. "Ah, ah... Bu yatak çok rahatmış. Uyusam mı burada?"

Gözlerini kapattıktan birkaç dakika sonra hoplayıverdi yerinde. Ellerini hiddetle masaya vurdu. Diğerleri onu dikkate almak bir yana, masadaki patırtıyı bile fark etmediler. Uğultu her yana hakimdi, herkes kendi hayal dünyasındaydı.

Ağzını yayarak bağırmaya başladığında da onu dikkate alan olmadı. "Amaaa baaağkın şimdiii... Bir liider olarak beeğni dinlememeniz buu sevgiiğli canımı çoook üzüyor." Kalbini tutarak şişeyi ağzına doğru tuttu. "Ben aslında diyoordum kiii... Heh evvet. Çoook mutluyyum diyordum. Hayat mükemmeeeğl. Niye üzüleyim kiii? Paaram var. Sonraaa... Param var bir dee. Param da var. Dördüncü olarak param var. Hem deee... Az para deeiil. Çooook param var. Tabii... Daha ne olsun? Başkaa neye hacet?"

Yeniden masa başına yıkıldı. Fakat bu sefer hareketsiz kaldı. Elindeki içki şişesi de masadan yuvarlanarak yere düştü, bin parçaya ayrıldı. Bir parçası yüzünü sıyırdı. Hissetmedi bile. Yanağından akan kan gözyaşına karıştı eline damlarken. "Çook param var," diye fısıldadı ya da sadece dudağını oynattı. Bu gürültüde kendi sesini duymasının imkanı yoktu. "Başka hiçbir şeye ihtiyacım yok. Ailemin doğum günümü hatırlamasına bile."

Önünü bulanıklaştıran yaşlardan kurtulmak için gözlerini kırptı birkaç kez. "Bir aileye de ihtiyacım yok." Yanındaki değişik Avusturya aksanlı Rus adam gülerken ona istemeden koluyla vurunca masaya çökmüş bedeni yere, cam parçalarının içine yığıldı. Yara bere içinde kalan kolundan ve yüzünden damlayan kanlar yerde kızıl bir gölcük oluştururken o buna gülümsedi. "Evet, ailem olmasa da olur. Ne de olsa çoook..." Cümlesinin sonuna doğru sesi yavaşça kesildi. Coşkusu tükendi. Kuvvetli bir hıçkırık tutundu ciğerine ve kanlı elini yüzüne tutarak ağlamaya başladı. "Param var."

"Çok param var." Diye tekrar etti hıçkırıklarının arasında. İçini kavuran acının vücuduna batan cam parçalarından mı yoksa kalbinden mi geldiğini anlayamadı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.