İçeriğe geç

Gece Ortası

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Gece Ortası

Bölüm 2

Perde 1

Temmuz

2008

Havalimanı

"Kimlik kartını aldın mı? Evin anahtarını? Kredi kartını cüzdanının ön cebine koymuştum, kontrol etsene orada mıymış."

Oğlunun çantasını karıştırmaya başlayan kadın çantanın sahibi tarafından engellenirken yüzüne saf bir telaş hakimdi. Oğlu onun bu haline gülmeden edemedi.

"Hepsini aldım anne, hepsini. Unuttun mu, sen hazırladın çantamı. Bir şey unutmuş olmanın imkanı yok."

Kadın dibinin görünmeye başladığı parlak sarı saçlarını geriye atarak sıkıntıyla nefes verdi. "Ne yapayım canım? İlk defa bu kadar uzağa gidiyorsun. Tam 8104 km uzağa! Telaşlanmamamı bekleyemezsin benden." Sonra göz kırparak omzunu sıktı oğlunun kadın, "Hele de sen artık ünlü birisin."

Annesinin kolunu sanki elinden kaçacakmışçasına sıkıca tuttuğu oğlu göğsünü şişirerek saçlarını düzelttikten sonra güldü. "Evet ünlüyüm tabi." Sonra gözleri kısıldı. "Ama cidden kaç kilometre uzakta olduğunu hesapladın mı yani?"

"Bir annenin aklını sorgulama, anlayamazsın çünkü."

Çocuk başını salladı, yüzündeki alaycı gülüş silinmemişti. "Pekala ama ben gittikten sonra peşimden gelmeye de kalkma."

Kadın oğluna yaklaşırken fısıldadı. "Dikkat et her an odandan çıkabilirim."

"Banyodan çıkma da."

İkisi gülüşürken kaybolan bir kızın anonsu Amerika uçağının son anonsuna dönüştü. Yanlarındaki birkaç kişi anonsla beraber hareketlendiler. Onun da gitmesi gerekiyordu. Uçak birazdan kalkacaktı, hatta birazdanı bile kalmamıştı. Ama o diğerleri gibi bavulunu çekip annesine el sallayıp uzaklaşmak yerine yerinde kalıp etrafına telaşla ve korkuyla bakındı. Sormaya korkuyordu ama...

"Anne..."

Annesi oğluna söyle dercesine kaşlarını kaldırdı. Acele etmesi gerektiğini biliyordu, bu yüzden onu ittirmeye çalıştı ama içini kemiren bir şeyler olduğunu fark etmişti. Kolundan kurtulmak üzere olan çantasını omzuna geri attı. "Söyle oğlum."

"Babam... Gelmeyecek mi?"

İyi ki ona bakmıyordu da bir anda sönen gözlerini ve düşen dudaklarını görmemişti oğlu. Ama ellerini tutan ellerinin gevşediğini hissetmişti. Ve anlamıştı o an. Bir daha ve bir daha. Sayısız kez. Belki bir umut olur dediği şey hayatının tüm umudunu öldürmüştü. İnanmayı bırakmıştı, beklemeyi bırakmıştı. Artık tepki alamadığı kalbi ona gitmesini söylemişti.

Git. Artık gerçekten gelmeyecek.

"Çok önemli bir toplantısı var. Biliyorsun işi olmasa kesin gelirdi. O... O seni önemsiyor, evet..." Kadının sesi gittikçe alçaldı ve kesildi. Dudaklarını birbirine kenetledi ve oğlunun elini daha sıkı tuttu. Bir daha bırakmamak ister gibi.

"Artık gitmelisin Reha."

Çocuk etrafa bakmayı çoktan kesmişti. Annesine sarıldı. Ve bavulunu çekerek oradan uzaklaşmaya başladı. Adımları çok ağırdı. Ayağının altında dikenler büyüyor, canını acıtıyordu. Gitmek istemiyordu. İçinde çığ gibi katlanarak büyüyen çok kötü bir his vardı. Gitmemeliydi. Giderse bunun dönüşü olmayacaktı.

Son kez döndü arkasını ve hırkasına sıkıca sarılmış gülümseyerek ona el sallayan annesinin gözünden düşen bir damlayı gördü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.