İçeriğe geç

Gece Ortası

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Gece Ortası

Bölüm 1

Perde 1

Temmuz 2008

Gün Işığı Psikiyatri Kliniği

Güneş pencerelerden içeri sızarak tüm odaya parlak ışıklarını yayıyordu. Işıklar mavi duvarlar üzerinden zıplayıp koltuklara ve sandalyelere ulaşıyordu. Sımsıcaktı oda, bunaltıcı derecede sıcak. Odadaki çoğu kişi eline geçen her şeyi yelpaze olarak kullanarak kendisini serinletmeye çalışıyordu. Her zamanki bir yaz sabahı sakinliği hakimdi odaya.

Açık televizyonun sesi hastaların boğuk uğultusu altında eziliyor, kesik kesik duyuluyordu. Köprüde yaşanan bir kaza. Spiker olay yerinde kazayı anlatırken etraftaki harabe ekrana yansıyor, ağlama sesleri az çok duyuluyordu. Üç ölü iki yaralı. Yine bir telefonda konuşma vakası.

"Öf çok sıkıcı, kapatın şunu." Beyaz hastane kıyafetleri içinde orta yaşlarında bir kadın terliklerini yere sürüyerek ayağa kalktı ve şeffaf paketle kaplı kumandayı eline aldı. Eliyle kafasındaki ayı figürlü örgü şapkasını düzeltirken rastgele kanalları dolaşmaya başladı. "Her gün birileri ölüyor zaten. Kimsenin ölmediği bir gün yok." Sesi titriyordu.

"Ölümden çok korkuyorsun değil mi?" Odanın televizyona en uzak köşesinde duvara resmedilen renkli çizgi film karakterlerinin önünde, tırnaklarını kemiren, yüzünde rahatsız edici bir gülümsemeyle şapkalı kadına bakan başka bir kadındı konuşan. Diğerine göre oldukça genç ve yara izleri de olmasa oldukça güzel bir yüze sahipti. "Ama ölümden asla kaçamazsın, kaçamazsın anladın mı?"

Paketin yırtılma sesi yankılandı odada. Kumanda yere düşerek parçalandı, piller odanın iki yanına yuvarlandı. Hastalar seslerini kestiler, televizyonun belli belirsiz sesi dışında oda sessizliğe büründü.

Şapkalı kadın mavi hastane terliklerini beyaz fayansa sürerek yavaş hareketlerle diğer köşeye ulaştı, genç kadının önünde durdu. Gözleri korkuyla, saf bir korkuyla bakıyordu. Çatlamış ve kan dolmuş dudaklarını sertçe ısırdı.

"Ben... Ben belki ölümden kaçarım. Belki kaçarım ama sen? Sen nasıl kaçacaksın kendinden? Ölmene bile izin vermiyorlar, buradasın ve kendindesin. Ölmeyi bile beceremeyen bir zavallısın sen. Nasıl kaçacaksın aptal!? Kaçamazsın!"

Bağırmaktan kıpkırmızı olmuştu yüzü, ağzından tükürükler akıyor ve tüm bedeni titriyordu. Genç kadın ayağı kalktı. Diğerinden beş veya altı santim kadar uzundu. Üstten uzunca bir süre ona baktı. Odadaki tüm kadınlar onları izliyor, birazdan bir fırtınanın patlak vereceğini biliyorlardı.

Gülümsedi.

"Geber."

İki elini kadının boğazına kenetlerken yüzündeki gülümseme daha da büyüdü. "Korkuyor musun ha? Ölüme şu an çok yakınsın!" Kahkahaları arasında şapkalı kadının boğuk sesi duyuluyordu. Bedenini can havliyle çekiyor, tırnaklarıyla kanatana kadar boğazına dayanan elleri tırmalıyordu. Gözlerindeki korku öyle gerçekti ki, bu diğerine zevk veriyordu. Zevkle sıktığı dişleri arasından aynı sözleri tekrarlayıp duruyordu.

"Geber."

Odaya hemşireler ve güvenlik doluşmadan önce genç kadın ellerini diğerinin boğazından çekmişti. Gülümseyerek yerde nefes almaya çalışan kadına bakarken hemşirelerin onu tutup götürmesine karşı koymadı. Hemşireler ona kızıp nutuklar çekerken gözlerini yumup kendini onlara teslim etti.

Ve böylece altısı acile, biri tecrit odasına olmak üzere yedi kişi odadan çığlık çığlığa çıktı. Oda artık bomboş kalmış, televizyonun sesi duyulur hale gelmişti. Sarı saçlı kadın spiker sabah haberlerini aktarıyordu.

"Evet sevgili izleyenlerimiz, bugün heyecanla beklenen üniversite sınavı sonuçları açıklandı..."

Oda tamamen boş değildi. Sadece bir kişi vardı. Boş gözlerle tavana fakat aslında geçmişine bakan; başından beri orada, hep orada olan ama yok sayılan bir kız.

"...ve biz de bugün sınavda ülke birincisi olan öğrencimizin yanındayız..."

Ne zaman gelmişti buraya, neden böyle olmak zorundaydı? Sürekli bunları düşünüyor, düşündükçe daha içten hissediyordu acısını. Susup kalıyordu; kelimeler tükeniyor, zaman duruyordu sanki. Yapabileceği tek şey ise böyle oturup delirene kadar düşünmek oluyordu.

"...kendisi ayrıca son dönemlerde ivme kazanan ünlü yemek şirketi KA'nın sahibi Kaya A.'nın oğlu..."

Gözleri usulca kapandı. Güneş ışığı da onunla birlikte ruhundaki karanlığa gömüldü. Gecenin ortasında gibi. Zifiri karanlık. Sadece o ve anıları. Kırık camlar, yırtık bir fotoğraf, kanayan eller...

"....işte sınav birincisi Reha..."

Geriye dönmeyi diledi, gerçek olamayacağını bilse de. Yeniden doğmak ve başka bir hayatta...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.