İçeriğe geç

Gece Beni Seçti

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Gece Beni Seçti

Bölüm 4

Kanın Sırrı

Ela rüzgarın yüzünü kesmesine aldırmadan koşuyordu. Aslında koşan Aron’du; onu kolayca taşıyor, bir binadan diğerine atlıyordu. Şehrin ışıkları aşağıda bulanık bir deniz gibi akıyordu. Sonunda yüksek, terk edilmiş bir yapının çatısına indiler. Ela’nın dizleri titriyordu. “Beni nereye getirdin?” “Geçici olarak güvende olacağın bir yere.” “Geçici mi?” Ela’nın sesi yükseldi. “Beni kovalayan şeylerin vampir olduğunu yeni öğrendim! Bana biraz daha açıklama yapamaz mısın?” Aron birkaç saniye sessiz kaldı. Sanki doğru kelimeleri seçmeye çalışıyordu. “Dün gece sana saldıran vampir sıradan biri değildi,” dedi sonunda. “O, Kan Avcıları’ndandı.” “Kan… avcıları?” “Nadir kana sahip insanları bulurlar. Çünkü bazı kanlar güç verir.” Ela’nın boğazı kurudu. “Benim kanım ne veriyor?” Aron gözlerini ondan kaçırmadı. “Efsanelere göre senin kanın bir vampiri tamamen değiştirebilir. Güneşe çıkabilen, yaşlanmayan, gerçek anlamda ölümsüz bir varlığa dönüştürebilir.” Ela başını salladı. “Bu imkansız.” “Ben de öyle olmasını dilerdim.” Sessizlik çöktü. Şehrin uzak uğultusu dışında hiçbir ses yoktu. Ela yavaşça sordu: “Peki ya sen?” Aron’un kaşları hafifçe çatıldı. “Ne demek istiyorsun?” “Kanım seni de etkiliyor mu?” Bu soru havayı değiştirdi. Aron bir adım geri çekildi. Çenesi gerilmişti. “Evet.” Kelime kısa ama ağırdı. “Yakınında olmak… kontrolümü zorlaştırıyor.” Ela’nın kalbi hızlandı. Bir an korkması gerektiğini düşündü. Ama Aron’un ondan uzak durmaya çalışması tuhaf bir şekilde güven veriyordu. “Öyleyse neden gitmiyorsun?” Aron’un cevabı gecikmedi. “Çünkü seni korumak zorundayım.” “Bu bir emir mi?” “Hayır.” Aron’un sesi bu kez daha düşüktü. “Bir seçim.” Ela ilk defa onu gerçekten inceledi. Kusursuz görünen yüzünün altında bitmeyen bir yorgunluk vardı. Sanki yüzyıllardır uyumamış gibiydi. “Kaç yaşındasın?” diye sordu. “Yüz seksen yedi.” Ela’nın gözleri büyüdü. Aron omuz silkti. “Artık saymayı bıraktım.” Tam o anda Aron’un başı aniden yana döndü. Dinliyordu. “Yine mi geldiler?” diye fısıldadı Ela. Aron’un sesi sertleşti. “Hayır… bu farklı.” Bir saniye sonra havayı metalik bir koku doldurdu. Kan kokusu. Çatının kenarına siyah pelerinli bir kadın indi. Hareketi o kadar sessizdi ki insan olması mümkün değildi. Gözleri koyu kırmızıydı ama bakışları sakindi. “Prens,” dedi kadın hafifçe eğilerek. “Sizi arıyordum.” Aron’un yüzü buz kesti. “Lyra… Seni buraya gönderen kim?” Kadın gülümsedi. “Elbette Kraliçe.” Ela’nın midesine bir ağırlık çöktü. “Kraliçe mi var?” diye fısıldadı. Lyra’nın bakışları yavaşça Ela’ya kaydı. Gözbebekleri genişledi. “Demek söylentiler doğruymuş…” dedi hayranlıkla. “Kokusu bile farklı.” Aron bir adım öne geçti ve Ela’yı arkasına aldı. “Bakmayı kes.” Lyra alayla gülümsedi. “Bu kadar korumacı olmanı beklemezdim. Daha dün tanıştığın bir insan için fazla ilgili görünüyorsun.” Aron’un sesi tehditkardı. “Neden buradasın?” “Kraliçe kızın saraya getirilmesini emrediyor.” “Hayır.” Cevap o kadar keskindi ki Ela bile irkildi. Lyra’nın kaşları kalktı. “Emre karşı mı geliyorsun?” Aron’un gözleri karardı. “Onu saraya götürürsem hayatta kalamaz.” Lyra başını hafifçe eğdi. “Belki de amaç hayatta kalması değildir.” Ela’nın nefesi kesildi. “Ne demek o?” Lyra bu kez doğrudan ona baktı. “Sevgili insan… senin kanın bir krallık başlatabilir. Ya da bitirebilir. Böyle bir gücün özgür kalmasına izin verilmez.” Aron dişlerini sıktı. “Yeter.” Hava aniden gerildi. Lyra iç çekti. “Prens… bu sadece bir davet değil. Eğer kız gelmezse Kan Avcıları gönderilecek.” Ela’nın elleri titremeye başladı. “Kaçamayacağım, değil mi?” Aron ona baktı. Bakışlarında ilk kez net bir duygu vardı. Öfke. “Kimse seni zorla götüremez,” dedi. Lyra başını yana eğdi. “Bu bir savaş başlatır, Aron. Bir insan için değer mi?” Aron hiç tereddüt etmedi. “Evet.” Bu tek kelime Ela’nın kalbine beklenmedik bir sıcaklık bıraktı. Lyra bir süre onları izledi, sonra geri çekildi. “Üç gün,” dedi. “Kraliçe üç gün bekleyecek. Sonra seçim hakkınız kalmayacak.” Kadın gecenin içine karışarak kayboldu. Sessizlik uzun süre bozulmadı. Ela sonunda fısıldadı: “Bir kraliçeye karşı geliyorsun.” Aron uzaklara baktı. “Gerekirse bütün vampir dünyasına karşı gelirim.” Ela’nın kalbi hızla çarpmaya başladı. “Benim için mi?” Aron’un cevabı neredeyse duyulmayacak kadar sakindi. “Sadece senin için değil…” Bir adım yaklaştı. “…kendim için de.” Ela ne demek istediğini soracaktı ama o anda fark etti. Aron artık ona eskisi gibi bakmıyordu. Sanki bir görev değil… Bir bağ hissediyordu. Ve bu, ikisi için de tehlikeliydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.