Sabah – Yusuf’un Bahçesi Yusuf, sabahın erken saatlerinde bir sigara yakmış, villanın ön bahçesinde dolanıyordu. Gözleri hep o villada, Kübra’nın odasına bakıyordu. İçinde bir huzursuzluk vardı; sanki orada bir şeyler ters gidiyordu, ama ne olduğunu çözemiyordu. Fadime de pencerenin önünde oturmuş, elindeki kahve fincanıyla dalgınca Kadir’in camına bakıyordu. “Kadir…” diye fısıldadı, nefesi buğulu cama işledi. --- Kübra’nın Odası Kübra aynanın karşısında durmuş, yüzüne dokunuyordu. Avucunun içi hafifçe parıldıyordu. Parmaklarının ucundan ince bir enerji akımı yükseldi. O anda aynada yüzü hafifçe değişti: Gözleri siyaha döndü, derisi hafifçe çatlamış gibi göründü. “Hadi ama…” diye mırıldandı, elini yüzünden çektiğinde görüntü normale döndü. Kadir kapıdan seslendi: “Kontrolünü kaybediyorsun, Kübra.” Kübra başını eğdi, dudaklarını ısırdı. “Bilmiyorum abi, bazen... Onları görünce sanki bir şey uyanıyor içimde.” Kadir içeri girdi, ona yaklaşarak sessizce konuştu: “İnsanlar bizim için bir zaaf. Onlardan uzak durmak zorundayız. Yoksa… dönüşüm başlar.” Kübra başını kaldırdı, gözleri dolmuştu. “Ya onlar? Hiçbir şey hissetmiyor musun abi?” Kadir bir an sustu. Fadime’nin bakışları, dün geceki o kırılgan hali gözlerinin önüne geldi. Yutkundu, sonra sessizce: “Hiçbir şey hissetmiyorum.” --- Akşam – Komşu Bahçesinde Küçük Buluşma Mahalle sakinleri bahçede toplanmış, çay içip sohbet ediyordu. Yusuf ve Fadime, Kadir ve Kübra’nın da gelmesini umuyorlardı. Kübra ve Kadir istemeden de olsa davete katıldılar. Kübra sacları açık, kısa siyah bir elbise giymişti. Kadir sade bir siyah tişört ve kot giymişti; yüzleri donuk, ama gözleri dikkat çekiciydi. Yusuf bir fırsatını bulup Kübra’nın yanına sokuldu. “Merhaba… Şey… Dün için kusura bakmayın, belki kaba davrandık.” Kübra başını çevirmeden, donuk bir sesle: “Önemli değil.” Yusuf biraz daha yaklaştı, içindeki cesarete şaşırarak: “Biliyor musun, seninle bir kahve içmek isterdim. Hani... tanışmak için.” Kübra gözlerini hafifçe kıstı. Bir anda Yusuf’un üzerindeki havanın dalgalandığını hissetti. Kübra istemsizce ellerini sıktı; avuçlarından incecik bir ısı yayıldı. O anda Yusuf’un telefonu cebinden yere düştü ve kendiliğinden alev aldı! Yusuf şaşkın bir şekilde geri çekildi. “Bu... nasıl olur ya!” diye panikle telefonu yere bastırmaya çalıştı ama alev sönmüyordu. Kübra hemen arkasını dönüp uzaklaştı. Gözlerinde bir anlığına beliren siyah bir perde vardı. --- Fadime ve Kadir – O An Fadime, uzaktan Kadir’in bakışlarını yakaladı. Sanki Kadir, olanları anlamış ve kontrol altında tutuyormuş gibi duruyordu. Yavaşça yanına geldi ve cesaretini toplayarak konuştu: “Sizinle ilgili bir şeyler... garip. Ama ne olduğunu bilmiyorum.” Kadir yüzünü ona döndü, gözleri birkaç saniyeliğine parladı. Fadime nefesini tuttu, bir ürperti hissetti. Kadir, soğuk bir gülümsemeyle fısıldadı: “Merak, insana her zaman zarar verir Fadime. Uzak durmayı öğren.” Fadime bir an dili tutulmuş gibi oldu. Kadir gözlerini ondan çektiğinde, Fadime’nin kalbi deli gibi atıyordu. --- Gece – Kübra ve Kadir’in Tartışması Eve döndüklerinde Kübra, Kadir’e çıkıştı: “Görüyorsun değil mi? Yusuf’un bana yaklaşmasını… Ben… bir şeyler hissediyorum. Anormal bir şeyler oluyor bende!” Kadir onun omzunu tuttu, yüzü öfkeyle karışık bir endişeyle doluydu. “Kübra! İnsanlara yaklaşmak seni değiştirecek. Biz… onların arasına karışmak için yaratılmadık.” Kübra gözyaşlarını tutamadı: “Belki de ben… onlar gibi olmak istiyorum! Normal olmak istiyorum!” Kadir’in sesi buz gibiydi: “İmkânsız.” ---
Bölüm 3
Anormal Olaylar
Bölüm sonu
7 yorum
İmkansız diye bir şey yoktur
Ay naptın kız yaktın telefonu
Ay naptın kız yaktın telefonu
He he aynen tabi tabi
He he aynen tabi tabi
Qu noluyo kız deri degiştitiyoalt hajssjkskke
Ne meraklı buda kadire