İçeriğe geç

GARİP KOMŞU

Bölüm 2 · 3 dk okuma

GARİP KOMŞU

Bölüm 2

Uzak Duracağız!

Gece – Villanın Bahçesi Kadir’in elleri cebindeydi. Bahçedeki siyah taş yolda ağır adımlarla yürüyordu. Gökyüzüne bakarken göz bebekleri bir anlığına hafifçe parladı; yıldızlar onun bakışıyla titredi sanki. Damarları hafifçe kabardı, teninde ince bir ışık hüzmesi belirdi ve ardından kayboldu. Yan taraftan Kübra belirdi, elleri kollarını sarmış, omzunu silkerek yanına geldi. “Karanlık çok sessiz bugün. Sanki bir şey olacak.” dedi. Kadir ona dönmeden, gözlerini uzaklara dikerek cevap verdi: “Bir şeyler hep olur Kübra. Ama biz asla dâhil olmamalıyız.” Kübra yüzünü buruşturdu. “Ama Yusuf... Biliyor musun, bakışları garipti. Sanki... Sanki bana yaklaşmak istiyor gibiydi.” Kadir başını ona çevirdi. Yüzü gergindi. “Uzak duracaksın. İnsanlar bizim dokunamayacağımız birer yansıma sadece.” Ama Kübra bir anlığına düşündü; Yusuf’un gülüşü gözlerinin önüne gelince, kalbi hafifçe hızlandı. Hemen kendini silkeledi. “Kübra... Sınırı unutma.” dedi Kadir, sesi kararlıydı. --- Sabah – Yusuf’un Odası Yusuf yatağında döndü durdu, uykusu kaçmıştı. Kübra’yı düşünmeden edemiyordu. O kahverengi gözler... O soğuk ama bir o kadar etkileyici duruş. Kendi kendine söylendi: “Niye böyle oldum ki? Daha iki dakika gördüm, aklımdan çıkmıyor. Ulan Yusuf, toparla kendini.” Ama toparlayamadı. Aklında hep Kübra’nın gece rüzgârında uçuşan sacı ve o içe işleyen bakışlar. --- Öğleden Sonra – Fadime’nin Odası Fadime pencerenin önünde oturuyordu. Elindeki deftere Kadir’in adını yazdı, yanına bir çizim karaladı. “Kadir Karakuş…” diye fısıldadı kendi kendine. Bir anda içini bir titreme kapladı, sanki birinin onu izlediğini hissetti. Perdeden dışarı baktı, villa yönüne… Ama kimse yoktu. Ya da öyle sandı. Kadir, evinin çatısında duruyordu. Fadime’ye bakıyordu. Kolları göğsünde birleşmiş, yüzünde belli belirsiz bir ifade… Onun gözlerinden bu kadar net görünmeyeceğini biliyordu, ama yine de bir bağ hissediyordu. --- Akşam – Komşu Buluşması Mahallenin yaşlı kadınları, yeni taşınanlar hakkında dedikodular yaparken Fadime fırsat kolladı ve Yusuf’u dürttü. “Haydi, tekrar uğrayalım. Belki bu sefer konuşurlar.” dedi heyecanla. Yusuf başını iki yana salladı ama aslında gitmek istiyordu. İçindeki merak, Kübra’nın soğukluğu ve aynı zamanda o çekim hissi… Dayanılmaz bir hâl almıştı. Kapıyı bu kez Kübra açtı. Gözlerinde yorgun bir ifade, ama o yorgunluk bile gizemli bir güzellik katıyordu. “Bir şeye mi ihtiyacınız vardı?” dedi. Yusuf boğazını temizledi, ne diyeceğini bilemedi. Fadime, kıvrak bir gülümsemeyle araya girdi. “Yemek yaptım, paylaşmak istedim.” Kübra bir an duraksadı, sonra yüzünde soğuk bir tebessüm oluştu. “Teşekkürler… Ama biz yemek yemeyiz.” Fadime’nin yüzü düştü. “Nasıl yani?” Kadir içerden geldi, sessizce Kübra’nın omzunun arkasından bakarak, “Rahatsızlık vermeyin.” dedi ve kapıyı yavaşça kapattı. --- Gece – Kübra ve Kadir’in Konuşması Kübra odasında aynanın karşısında durmuş, Yusuf’un gözlerini düşünüyordu. Kalbinin hızlandığını fark edince hışımla yüzünü buruşturdu. Kadir kapının eşiğinde belirdi. “İçinde bir şey kıpırdandığında bunu hemen söndür. Onlar bizim gibi değil. Onlar… insan.” Kübra gözlerini kısmıştı. “Ama neden abi? Neden biz normal bir hayat yaşayamayalım? Onlar gibi olamaz mıyız?” Kadir bir an sustu, sonra sessizce: “Çünkü biz kan taşısak da, kalp atsak da... Biz onlar gibi değiliz, Kübra. Biz… başka bir varoluşun çocuklarıyız. Ve unutma, onların dokunuşu bizim için felakettir.” --- Fadime’nin Günlüğünden – O Gece “Ne garip insanlar… Kadir’in gözleri, içine bakan bir karanlık gibi. Kübra… sanki dokunsam buz kesecek gibi. Ama neden bu kadar çekiciler? Sanki bir sır saklıyorlar ve bu sır beni çağırıyor…” ---

Bölüm sonu

4 yorum