İçeriğe geç

Garip Bir Yaz Kampı

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Garip Bir Yaz Kampı

Bölüm 3

3. Bölüm

Sıkıntıyla bir nefes verirken yemekhaneye vardığımız gördüm. Eğitmenler içerideydi ve öğrencilerden de beş-altı kişi vardı. Kapıdan geçerken eğitmenlerin bize bakıp gülümsediğini fark ettim.

Henüz çok boş yer olduğu için duvar kenarında bir masaya oturduk. Yemekhanede konuşmalardan dolayı çok sesli olmayan bir uğultu vardı. Diğerlerini beklerken ben de oturan diğer kişileri incelemeye başladım. İleride yan masamızda iki kişi beraber oturuyordu. Bunlardan kız olan şen bir gülümsemeyle erkeğe bakıyor, beraber oldukça hoş bir muhabbet ediyorlar gibi duruyordu.

İleride sol çapramızda ise üç erkek birbirleriyle şakalaşıyor ve gülüşüyordu. İçlerinden biri sessiz duruyordu. Diğer ikisi de arada konuşuyor arada susuyordu. Dört masa ilerimizde ise bir kız vardı. Uzaktan oldukça yalnız duruyordu, yazın giydiği kareli gömleği ve beresi ise kesinlikle kızı bayıyor olmalıydı. Kızların da gözünün ona döndüğünü fark edince konuştum.

-"Yanımıza mı çağırsak?"

İkisi de zaten bunu söyleyecekmiş gibi bana dönünce Açelya sordu.

-"O zaman hangimiz yanına gidip çağıracak?"

Ava çekingen gözlerle başını olumsuzca salladı.

-"Ben bu gibi durumlarda biraz utanıyorum." diye kendini açıkladı Ava.

Açelya bana bakarak cebinden bir bozukluk çıkarttı.

-"Yazı mı tura mı?"

Bunu neden yaptığını anlamamıştım, ben direkt gidip kıza sorardım.

-"Yazı."

-"Eh, o zaman bana da tura kalıyor." dedi.

Para havada mükemmel birkaç tur atıp Açelya'nın elinin üstüne düştü. Diğer elini paranın üstüne kapatıp parayı açtı.

-"Yazı geldi." dedi bizlere göstererek.

Bunun üzerine yavaş yavaş yerimden kalktım. Herkes otururken benim yerimden kalkmam dikkat çekmiş olmalı ki o kız da dahil yemekhanedeki herkesin bakışları kısa bir süreliğine bana dönmüştü. Bir anlığına gerilecek gibi olmuştum ama zaten ben daha masanın yanından geçmeden herkes önüne dönmüştü. Birkaç adımda kızın oturduğu masaya varınca gülümseyerek kızla konuşmaya başladım.

-"Yanına oturabilir miyim?"

Kız biraz şaşırmış olsa da hemen kendini toparlayarak konuştu.

-"Tabi, oturabilirsin."

Masaya oturup ellerimi masanın üstüne koydum.

-"Benim adım Doğa." demekle yetindim.

Kız da bunun üzerine konuşmanın devam edeceğini anladı.

-"Ben de Dicle." dedi.

-"Bizim masamıza gelmek ister misin diye soracaktım."

Tereddütle Dicle'ye bakıyordum. Ona nasıl yaklaşacağımdan tam emin olamamıştım ama şimdilik bana karşı gülümsüyor ve yakın davranıyordu. Bu yüzden doğru yolda olduğumu düşünüyordum.

-"Sen bir renk olsan yeşil olurdun." dedi.

Dicle bir anda bu cümleyi söyleyince ne dediğini en başta anlayamadım.

-"Affedersin?"

Kız benim şaşırmamla bir anda gülümsedi.

-"Yanlış anlama. Sadece davranışların, sesin ve vücut dilin. Hepsi sana özgü duruyor. Sadece bunlar bana yeşil rengini hatırlattı, o kadar. Eğer hala gelmemi istiyorsan masanıza gelebilirim." dedi.

Bunun üzerine başını salladı ve aynı anda ayağa kalktık.

-"Teşekkür ederim." dedim.

Masada oturup bize bakan Açelya ve Ava'ya yaklaşırken yanımda yürüyen kızın bir anda değiştiğini fark ettim. Sanki soğuk bir rüzgâr aramızdan geçmiş gibiydi. Kızın kaşları gerilmiş deminki güler yüzlü halinden eser kalmamıştı. Yürürken bir anda durduk.

-"Bir şey mi oldu?" dedim hemen ona dönerek.

Dicle bana dönüp gözlerime baktı.

-"Ben insanlarla tanışma konusunda pek iyi değilim." dedi boynunu sıvazlarken.

-"Ama az önce benimle tanıştın?"

-"Çünkü o farklıydı. Ben normalde pek kişiyle konuşmam, konuşamam. Bunlar beni zorlar. Ayrıca tanışmaya hazır mıyım emin de değilim."

Dicle'nin sözleriyle ona bakarak gülümsedim.

-"Endişelenmene gerek yok. Eğer istersen sana yardımcı olurum."

Bunun üzerine yürümeye devam ettik ve masaya vardık. İkimiz de oturunca kızların merakla Dicle'ye baktığını fark ettim. Dicle beş-altı saniye boyunca konuşmaya çalışmıştı.

-"Dicle." dedi hafif fısıldayarak.

Dicle'nin konuşmasıyla kızlar ona anında onlarca soru yöneltmişti. 'Soyadın ne? Nerede yaşıyorsun? Gücünün ne olduğunu biliyor musun? Hep böyle sessiz misin? Neden bere takıyorsun? Bu sıcakta pişmiyor musun?..'

Ani soruların üzerine ikisi de sakinleşip nefes aldı.

-"Bize biraz ailenden bahsetsene." diye hevesle atladı Açelya.

Bunun üzerine Dicle'nin bakışlarını masaya sonrasında da kucağına çevirdiğini ve başını olabildiğince eğdiğini gördüm. Belli ki bu konuda konuşmayı istemiyordu.

-"Neden başka bir şey hakkında konuşmuyoruz?" diye sordum.

Üçü de bana baktı ve Dicle'nin gözleriyle bana teşekkür ettiğini anladım.

Tam yeni bir konu açılmışken Deniz ve Eren konuşmaya başladı. Herkes çoktan yemekhanede toplanmıştı bile. Eğitmenlerin isteği üzerine herkes yarım daire şeklinde yemekhanenin ortasında dizildi.

Deniz yine ellerini çırparak konuştu.

-"Sizi neden burada topladığımızı merak ediyorsunuzdur ya da ne gibi etkinlikler olacağını. Üç çeşit etkinliğimiz var. Birincisi sahilde hazine avı, ikincisi halat çekme yarışı, üçüncüsü de odun kesme etkinliği. Eren'in sizlere uzattığı torbadan bir kağıt çekeceksiniz. Ona göre üç gruba ayrılacaksınız. Biz de sizlere eşlik edeceğiz. Hadi durmayın. İyi şanslar kampçılar!"

Eren torbayı sırayla herkese uzatırken kâğıt çeken kişilerin yüzünü inceliyordum. Çekenlerin çoğu seviniyordu bazıları ise üzülüyordu, bunların odun kesmeye seçildiğini tahmin ediyordum. Açelya'ya halat çekme Ava'ya sahilde hazine avı çıkmıştı. Sıra hemen solumdaki Dicle'ye geldiğinde Eren'e baktım.

Gözleri uzaktan daha koyu duruyordu, şimdi ise çok açık bir maviydi. Tam gözlerine bakarken bir anda bana döndü. Dicle kağıdını çekmiş Açelya'nın gittiği gruba doğru gidiyordu, ona da halat çekme yarışı çıkmıştı. Torbayı önce karıştırıp sonra rastgele bir kağıdı seçtim. Hemen açıp baktığımda odun kesme olduğunu gördüm. Yüzüm düşerken Eren'in konuştuğunu duydum.

-"O kadar kötü değil, merak etme." Gülerek sağımdaki kişiye torbayı uzattığını gördüm.

Hafifçe yutkunarak seçtiğim gruba gittim. Sahilde hazine avı çok ilginçti ve ben halat çekme yarışına bile razıydım.

Lütfen yorum yapmayı ve bölüme oy vermeyi unutmayın!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.