İçeriğe geç

Garip Bir Yaz Kampı

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Garip Bir Yaz Kampı

Bölüm 2

2. Bölüm

Ne başımdaki şapka ne de güneş gözlüklerim güneşin bana gelmesini engelliyordu. Elimdeki bavulumla iskeledeki toplanma noktasında bekliyordum. Bu sırada etrafıma bakınıyordum. Etrafta benim gibi bekleyen çok kişi vardı. Tahminimce herkes buraya aynı zamanda varmıştı.

Bir anda puf sesiyle iki kişi ortaya çıktı. Bizden çok az büyük duruyorlardı. Kadın olan sarı saçlı ve yeşil gözlüydü. Bir vampir kadar beyaz bir teni vardı ve bayağı uzundu. Tam bir manken vücudu vardı. Hemen yanında ise kadından üç-dört santim uzun, sporcu vücudu olan bir erkek vardı. Sarıdan siyaha dönen saçları, yeşil gözleri ve keskin bir çenesi vardı. Bunlar eğitmenler olmalılardı. Herkes onların etrafına toplanınca kadın ellerini çırpıp konuşmaya başladı.

-"Kampçılar, merhaba. Benim adım Deniz. Bu kampta göreceğiniz eğitim süresince bir sorununuz ya da ihtiyacınız olursa ikimize de ulaşabilirsiniz."

Konuşmaya ara verince elindeki broşürleri bizlere dağıtmaya başladı ve o sırada erkek olan eğitmen bizi tanımak istercesine dikkatlice yüzlerimize bakıyordu. Kadının dağıtması bitince diğer eğitmen konuşmaya başladı. Kollarını bağladı ve ayakları arasındaki mesafeyi çok az açtı. Etrafına bakarak konuşmaya başladı.

-"Ben de Eren. Herhangi bir sorunda bana da ulaşabilirsiniz. Şimdi... Elinizdeki broşürlerde kamp ile ilgili çoğu genel bilgiye ulaşabilirsiniz. Her bir kulübe üç kişiliktir, erkekler ve kızların kulübeleri ayrıdır, ayrıca saat on birden sonra kulübelerden çıkış yasaktır. Bunun gibi diğer kurallar da her bir kulübeye poster şeklinde asılmıştır."

Deniz, Eren'e gülümseyerek baktı ve konuşmaya devam etti. Konuşurken gülmeye devam ediyordu.

-" Herkes kulübesine yerleştikten sonra akşam yemeği için yemekhanede olsun lütfen. Yemekten önce birkaç etkinliğimiz olacak. Şimdi ilerideki kulübenin önündeki panodan kalacağınız yerleri öğrenebilirsiniz. Yemeğe geç kalmayın ve güneş kreminizi sürün gençler."

Diğer herkes gibi panoya doğru yürüyordum. Bu sırada bazı kişilerin birbiriyle konuşmaya başladığını fark ettim. Birbirini tanıyanlar vardı, hatta kampa beraber gelen arkadaşlar. Kamp boyunca arkadaş bulabilecek miydim bilmiyorum. Kırmızı panonun üstünde adların yazılı olduğu kâğıtta kendi ismimi ararken panoda asılı başka bir kâğıdı gördüm.

Üzerinde eğitmenlerin kulübeleri yazıyordu. Deniz 2-B'de, Eren ise 4-D'de kalıyordu. Sonra kendi kulübeme baktım. Doğa Çeviker: 5-A. Hemen kulübeye doğru gitmeye başladım. Beşinci blok kulübeleri kampın merkezine çok yakındı. Broşürde merkeze en yakın 8-E bloğu gözükürken en uzak blok 1-A'ydı. Broşüre bakıp yürürken sonunda varmıştım.

Kapıyı zorlukla açıp içeriye girince iki kişinin benden önce geldiğini gördüm. Bavulumu iki katlı bir ranzanın üst katına koydum. Güzel bir yatak seçmiştim. Sonra meraklı bir şekilde bana bakan kızları gördüm. Biri kızıl saçlı ve mavi gözlü bir kızdı. Boyu hafif kısaydı. Diğer kız ise siyahi ve kahverengi düz saçlıydı. Çoktan tanışmış gibi duruyorlardı.

-"Merhaba, ben Doğa." Kızlar bunun üzerine önce birbirlerine bakıp heyecanla konuşmaya başladı.

-"Ben Ava."

-"Ben de Açelya."

-"Tanıştığıma memnun oldum." dedim gülümseyerek.

-"Doğa, biz şimdi yemekhaneye gidiyoruz. Sen de bizimle gel istiyorsan. Kapının önünde bekliyor olacağız." dedi Açelya.

-"Tabi gelirim. Beş dakikaya hazır olurum." dedim.

Kızlar kulübeden çıktığında hemen üstümü değiştirmeye başladım. İkisi de çok iyi insanlar gibi gözüküyordu. Ava daha sessiz ve sakin duruyordu. Açelya ise daha baskın bir karakterdi. Eğitmenler de cana yakın duruyordu. Her ne kadar Deniz sürekli gülümsese de Eren kıza göre biraz soğuk duruyordu. Fakat o da konuşmaz ya da gülümsemez biri değildi sanırsam.

Kulübeden çıkıp kızların yanına gittim. Birkaç adım ötede konuşuyorlardı. Sonra da yemekhaneye doğru yol almaya başladık.

-"Açelya, Doğa; gücünüzün ne olacağını düşünüyorsunuz?" diye sordu Ava.

Adı yabancı olmasına rağmen Türkiye'de büyümüş olmalıydı çünkü Türkçeyi oldukça düzgün konuşuyordu.

Ava'nın sorusu beni düşündürmüştü. Daha önce hiç bu konu hakkında meraklanmadığımı, tüm çabamın bir gücüm olması üzerine olduğunu fark ettim. Sadece onu açığa çıkarmakla uğraşmıştım. Büyü gücü genellikle genetik olarak aktarılırdı; bu yüzden ailedeki üyelerin çoğu ya aynı ya da benzer güçlere sahip olurdu.

Ablam ve annem havayı kontrol edebiliyordu, babam da ateşi kontrol ediyordu. Ama eğer bir gücüm olacaksa büyük ihtimalle onlarınkine benzer olurdu. Ya da bu kamp işe yaramazsa ve ben büyü yapamazsam hayatımın sonuna kadar normal bir insan gibi yaşayacak, bunun ağırlığı altında ezilecektim.

Ben bunları düşünürken Açelya konuşmaya başlamıştı bile.

-"Ben görünmez olmayı çok isterdim. Ailemdeki neredeyse herkes suyu kontrol ediyor, ama büyük amcamın gücü görünmez olmaktı. O yüzden küçük de olsa bir ihtimal var benim için. Sen ne düşünüyorsun, Doğa?"

Bu sefer ikisinin de gözleri bana dönünce cevaplamak zorunda kaldım.

-"Ben-bilmiyorum. Yani hiç bunun hakkında düşünmemiştim ama ateş havalı olabilir."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.