~~~~~
"Bir küçücük aslancık varmış. Annesi onu çok çok severmiş. "
Eski, yayları dışına fırlamış kanepenin üzerinde, kucağında kirden rengi görünmez hâle gelen bebek battaniyesine sarıldı. Onu kucağına sanki birisi elinden zorla alacakmış gibi göğsüne bastırdı. Takılı kalan plak gibi sürekli aynı şeyi yineledi, battaniye kucağında ileri geri salındı.
"Bir küçücük aslancık varmış. Annesi onu çok çok severmiş. "
Kızaran gözlerinden damlalar bir zamanlar masum bir bebeği saran battaniyeye düştü. Küçüldü; kocaman bedeninin içinden küçük bir çocuk çıktı.
Karanlığa gömülen hatıraların içinden bir ses kopup geldi. "Ben sana kaç kez diyeceğim kız gibi bebeklerle oynama diye? "
Hıçkırdı; "Hayır baba, lütfen vurma! Tamam bir daha bebeklerle oynamayacağım. "
Ağlamaya başladı. Hatırasındaki ses kemerini çıkarttı. Bağırdı; battaniyeyle birlikte daha çok salındı. İleri, geri, ileri, geri...
"Bir küçücük aslancık varmış... "
Ses hiddetlendi. "Sus, söyleyip durma şunu! Senin anan kaçtı piç kurusu. " "Hayır, annem kaçmadı onu sen kovdun, " dedi ağlamaktan boğulmuş sesiyle. Ses kemerin ucundan tuttu. Küçük bedenine inen her darbeyle küçüldü. Zihnindeki küçük beden büzülüp duvar kenarına sindi. Hıçkırığını bastırmaya çalışarak ağlayan minik bedenine sarıldı.
"Şişt, geçti! Artık büyüdük. Bize zarar veremez. " Minik bedenin kömür karası, çevresi morarmış gözleri, tüm masumiyetini kaybetmiş büyüklüğünün gözlerine kilitlendi. "Sen o oldun, sende onun gibi oldun. Sana güvenmiyorum. "
Elini zihninde kıvrılan çocuğa uzattı. " Hayır, ben o değilim. "
Çocuk iyice küçüldü, kömür karası gözler usul usul silindi. Gitmeden hemen önce, "Sen o oldun, " dedi.
"Hayır! "
Haykırdı; kucağına bastırdığı battaniyeyi öfkeyle yere vurdu. "Hayır, ben o değilim, ben değilim, değilim! " Katıla katıla, bağıra çağıra ağladı. Kanepeden yere düştü. Dizleri beton zemine çarptı. Kanadı; zihnindeki çocuğun gözleri birer kuyu oldu, onu içine çekti. Minik eller zihnini kavradı. Simsiyah sis olup ruhunu avuçladı. Kollarına sardı, göğsüne bastırdı. "Şişt, geçti! Sen büyüdün, zarar veremez artık. "
"Ben büyüdüm, " dedi. Kahkaha attı. Öyle çok güldü ki gözlerinden yaş geldi. Çocuğun elleri kana bulandı, kanlı eliyle saçını okşadı. Daha çok sindi minik bedene. Sis, hatıraları usul usul örterken başka bir ses sisi dağıtarak çıka geldi.
"Bir küçücük aslancık varmış, annesi onu çok çok severmiş. "
Büyük bedeni küçük bedene karıştı. Buram buram anne kokan sese koştu. Büyük adımları küçüldü. Saçları zifir karası kadına ulaştı. Zihninin içine basa basa yürüyen kadına çığırdı.
"Anne gitme! "
Zifir karası saçlar uçuştu, karanın içinden bembeyaz ten parıldadı. Kiraz dudaklar aralandı.
"Ben gidiyorum gardiyan, uyan! "
Sis dağıldı, dizlerinin acısından yüzü buruştu. Ayağa kalktı, keskin amonyak kokusu etrafı sardı. Eğildi; bakışları ıslak pantolonunda son buldu. Altına kaçırmıştı...







