İçeriğe geç

GALİBİYET

Bölüm 3 · 4 dk okuma

GALİBİYET

Bölüm 3

Korku Ve Endişe

Gözlerimiz fal taşı gibi açılmış, onları izliyorduk. Kitap, Kraliçe Lisa'nın arkasında, bir başka vampir soyundan gelen kız ise Vampir Okulu sahibi olan Kraliçe Jenny'nin arkasındaydı. İki kraliçe de birbirine lazer tutmuştu. Bu kadar çabuk mu savaş bitecekti? Birbirlerini bu kadar çabuk mu bulmuşlardı? Kraliçe Lisa'nın gücünün bitmeye başladığının farkındaydık. Onun ölmemesi gerekiyordu. Jenny:

"Daha 1 saat bile geçmeden savaşta gücünü kaybetmek, korkunç..."

Kraliçe Lisa derin nefes alıp bir elini cebine götürdü ve tam o sırada Kraliçe Jenny bir lazer daha çıkarıp onu oldukça sert bir şekilde yere savurdu. Çığlık ve bağırmalar kulaklarımızı sağır edecekti neredeyse. Lisa yerden kalkmaya çalışsa da kalkamıyordu. Kitap hızla yanına koşup onu kaldırdı. Jenny:

"İntikam, hazırlıklı olan bir şeydir Lisa, bir anda pat diye olan bir şey değil."

Lisa nefes nefese konuştu.

"Hazırlıksız olduğumuzu mu düşünüyorsun?"

Nefesimi tutmuş şekilde onları izlerken arkadan zombi sesleri geldiğini fark ettik. Zombilerin hepsi vampirlere saldırmaya başladı ve tek hamlede bazılarını yere serebiliyorlardı. Jenny, endişe ile etrafına bakıyordu. Tam Kraliçe Lisa'ya yine lazer tutacaktı ki Lisa hızlı davrandı ve onu lazer ile yere serdi. Kraliçe Jenny'nin arkasındaki öğrenci ise çoktan kaçmıştı bile. Ben ve Lina ise kafamızı bir o yana bir bu yana çevirmekten başka bir şey yapmıyorduk. Kitap yanımıza geldi.

"Kızlar, acilen okuldan çıkalım."

Başımızı salladık ve peşinden koşmaya başladık. Merdivenlerden hızla inerken bir kaç vampir öğrenciler ile karşılaştık. Tam bize saldıracakları sırada Kitap hızlı davranıp bir tanesini yere serdi. Hızla cebimdeki lazeri ellerimi açarak açtıktan sonra birisine tuttum. Bu bir kızdı ve beyaz tenli, kızıl saçlıydı. Duvara yaslanmıştı ve gözlerini kapatmıştı. Çok korktuğu belliydi. Sessizce nefes nefese konuştum.

"Çok korkuyorsun..."

"Beni bırak... Pis sürtük..."

Sesi oldukça etkileyiciydi. Lazeri hızla kullanıp onu yere serdikten sonra Arkamı döndüm. Lina zor durumdaydı. Hızla Lina'ya sataşan öğrenciyi de hiç düşünmeden yere serdim ve Kitap yanımıza geldi.

"Kaçalım kızlar."

Yine başımızı salladık ve koşmaya başladık. Bu sefer daha dikkatliydik. Farkında değildim ama ellerim titriyordu. Oldukça korkak bir insandım ve korkunca sessizleşiyordum. Sadece hızlı hızlı nefes alarak koşuyordum. Okulun kapısına gelince olduğumuz yerde durduk. Kapının önü resmen tam bir felaketti. Herkes birbirine lazer, silah ve âsa tutuyor, birbirlerini yere serip, yaralıyorlardı. Lina ve ben korku ile Kitap'a döndük. Kitap bize baktı.

"Hızlı davranırsak kaçabiliriz."

Lina sessizce konuştu.

"Kitap, ölebiliriz. Başka yoldan çıkmalıyız."

"Sence diğer yolların buradan bir farkı var mıdır?"

"En azından buradan biraz sakindir. Kitap, ben çok korkuyorum. Lütfen başka yerden çıkalım."

"Lina, bana güven. Buradan daha hızlı çıkabiliriz."

Kitap ve Lina tartışırken, ben ikide bir etrafa bakıyordum. Ayak sesleri bir yaklaşıp, bir kesiliyordu. En son konuştum.

"Kızlar, biraz hızlı mı karar verseniz acaba?"

Kitap, Lina'ya döndü. Lina başını salladı. Buradan çıkacaktık. Tehlikeliydi ama mecburduk. Okuldan çıktık ve yavaş yavaş yürümeye başladık. Herkes birbirine saldırıyor, kaçıyor ve saklanıyordu. Hatta bir ara bir vampir öğrenci, yanlışlıkla bir vampir öğrenciyi yere sermişti. Nasıl serdi anlamadım. Bizim kıyafetlerimiz beyaz, onların ise siyahtı. Nasıl karıştırmış olabilirdi? Bunları düşünürken durduk. Duvara yaslana yaslana yürüyorduk ve artık durmamız gerekiyordu, çünkü köşeye gelmiştik. Lina okulun arka tarafına baktı. Bize döndü.

"Orası daha beter."

Kitap etrafına baktı.

"Kızlar, hazırlıklı olun. Galiba çıkıyoruz."

Kaşlarımı çatarak onun baktığı yere baktım. 3 vampir öğrenci gözünü bize dikmişti. 2 kız, 1 erkekti. Kitap gözünü ayırmadan konuşmaya devam etti.

"Erkek olan benim. Diğerlerini siz hâlledin."

Hızla yerinden kalktı ve lazeri açıp hızla onu yere serdi. Bende yerimden kalktım ve sarışın bir kızın boğazına lazer tuttum. Diğer kız tam arkamdan âsasını tutacaktı ki Lina beni kurtarıp o kızı tek hamlede yere serdi ve üzerine lazer tutmaya devam etti. Ben ise sarışın kızı sert bir şekilde öldürmeye çalışıyordum. Acınacak durumdaydı. Kızın nefesi git gide kesiliyordu. Ne kadar acısam da maalesef kızı öldürmüştüm. Gözlerini kapattı ve kollarını iki yana açtı. Sonrasında ise buhar olarak ve dönerek göğe çıktı. Kitap tuttuğu lazeri bırakmadan bana bakıyor, Lina'nın ise umruna olmamış gibi kıza lazer tutmaya devam ediyordu. Galiba benim saldırdığım kız biraz dayanıksız ve güçsüzdü. Hızlıca kızın elinden düşen âsasını aldım. Kitap ise çocuğu kaçırmış bana bakıyordu.

"Kötü bir şey mi yaptım?"

"Asla."

Lina'ya baktım. O da galiba kızı göndermişti. Yerdeki kızdan düşen lazeri alıp bize döndü.

"Burada birbirinize bakacağınıza kaçmalıydınız!"

Bağırması irkilmeme sebep oldu. Hızlıca birbirimize başımızı salladık koşmaya başladık. Üçümüz de aynı hızda yan yana koşuyorduk. Oldukça yorulmuştum ama koşmaya devam ediyordum. Ormanlık alana doğru gelince bir ağaç kütüğüne oturduk. Lina nefes nefese başını eklerinin arasına almıştı. Kitap ise oturmamış, ayakta bir şeyler düşünüyordu. Ben ise oturmuş, etrafımızı gözetliyordum. Konuştum.

"Buralarda biri olabilir. Nereye gideceğiz?"

"Kütüphâneye..."

Kitap'ın verdiği cevap ile ikimiz de hızlıca başımızı ona çevirdik.

Bu kız bizi bir türlü rahat bırakmayacak mıydı?

Bölüm sonu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.