Elimdeki kâğıtta okulun bilgileri ve üst kısmında okulun ön tarafının küçük bir fotoğrafı vardı.
Okul, yemyeşil otlarla çevriliydi. Bina neşeli bir sarı renkteydi. Sağlam ve güven verici görünüyordu. Çocukların mutlu bir şekilde koşup oynadığı, herkesin samimi olduğu bir ortamın resmiydi.
Ve karşımda ise o okul vardı.
Yerler beton ve taşlarla kaplıydı. Okulun boyası kirli bir çamura dönüşmüş, boyanın arkasındaki kırık betonlar resmen bana gülümseyerek selam veriyordu. Okul, güçlü bir rüzgârda yıkılacak gibiydi.
İçimi çekerek okul çantamın askısını daha sıkı kavradım.
Cidden gideceğim okul burası mıydı?
Başımı, bu düşünceleri aklımdan atmak istercesine salladım.
"Her neyse. Burası yine de normal bir okul. Diğer devlet okulları gibi, sadece biraz bakımsız."
Tereddütle bir adım attım. Sonra bir adım daha.
Okulun girişine doğru yürüdüm.
---
Okulun girişinden geçtiğimde yüzüme sıcak bir hava dalgası çarptı. Nemliydi. Hatta çok fazla nemliydi.
"Ciddi misin? Bu okul nasıl dışarıdan daha sıcak olabilir? Burada nasıl ders işliyor bu insanlar?"
Huzursuzlanmaya başlıyordum. Ama şimdilik hâlâ son bir umutla müdür yardımcısının odasına doğru yürüdüm.
Koridorlarda ilerledikçe okulun içi hakkında daha fazla şey fark etmeye başladım.
İlk olarak duvarlar dikkatimi çekti.
Bazı yerlerde boyalar tamamen dökülmüştü. Duvarın üzerine yıllar önce asılmış olması gereken duyurular hâlâ duruyordu. Kâğıtların kenarları kıvrılmış, bazı yazılar ise nemden dolayı okunamayacak hâle gelmişti.
Tavan da pek farklı değildi.
Bazı yerlerde küçük su lekeleri vardı. Birkaç tavandaki lamba ise ya titreyerek yanıyor ya da tamamen sönmüş durumdaydı.
"Gerçekten burada ders işliyorlar mı?"
Etrafıma bakınırken ilerlemeye devam ettim.
Koridor şaşırtıcı derecede sessizdi.
Dışarıdan bu kadar gürültülü görünen bir okulun içinde bu kadar az ses olması garipti.
Sınıfların önünden geçerken kapıların çoğunun açık olduğunu gördüm.
İçeride öğrenciler vardı.
Ama...
Ders işliyor gibi görünmüyorlardı.
Bir sınıfta birkaç öğrenci sıraların üzerinde uyuyordu.
Başka bir sınıfta öğrenciler kendi aralarında konuşuyor, öğretmen ise masasının arkasında oturmuş telefonuyla ilgileniyordu.
Bir başka sınıfta ise tahtada yarım kalmış bir konu vardı.
Öğretmen ortalıkta yoktu.
Kaşlarımı hafifçe çattım.
"Ne oluyor burada?"
Adımlarımı biraz yavaşlattım.
Belki de bugün farklı bir gündü.
Belki öğretmenler toplantıdaydı.
Belki...
Bir öğrencinin sınıftan dışarı çıkmasıyla düşüncelerim bölündü.
Çocuk beni fark ettiğinde birkaç saniye boyunca yüzüme baktı.
Sonra hiçbir şey söylemeden yürüyüp gitti.
Ben de arkasından bakakaldım.
"Ne tuhaf insanlar..."
Nihayet koridorun sonunda bir kapı gördüm.
Üzerinde küçük, eski bir tabela vardı.
Müdür Yardımcısı
En azından doğru yerde olduğumu düşünüyordum.
Kapının önünde durup derin bir nefes aldım.
Elimi kapıya doğru kaldırdım.
Tam vuracakken içeriden bir ses duydum.
"Yine mi?"
Elim havada kaldı.
...
Bir saniye bekledim.
Sonra kapıya iki kez hafifçe vurdum.
İçeriden kısa bir sessizlik geldi.
"Gel."
Kapıyı yavaşça açtım.
Ve odanın içine adım attım.