İçeriğe geç

Futbolun Çocukları

Bölüm 26 · 6 dk okuma

Futbolun Çocukları

Bölüm 26

Cilt-2 Bölüm-6 Otopilot Modu

(Azap)-Bana bakın. Bundan sonra yapacağınız temel şeylerden birisi ip atlamak ve bilek ağırlıklarıyla koşmak. Ayrıca denge topu üzerinde durmaya çalışacaksınız. Alt bedeninizi geliştirmeniz lazım.

Bir önceki gün yaptıkları maçın ardından Azap hepsini analiz etmiş ve kesin olarak alt bedenlerinin zayıf olduğuna kanaat getirmişti. Buna karar vermesini sağlayan yegâne şey dengeleriydi. Kendileri Azap'a omuz atsalar bile Azap sarsılmıyor onlar sarsılıyordu.

Bu durum onların denge anlamında çok kötü olduklarını gözler önüne seriyordu. Ama tek sorun bu değildi. Kendi çaplarında iyi olsalar da şut anlamında ya da pas anlamında kesinlikle kötülerdi. Yetenekleri onları bir yere kadar getirmiş olsa da bundan fazlasına erişmek için çok daha fazlasına ihtiyaçları vardı.

(Erdem)-Oraya geçmeden önce Azap, sizin için birkaç haberin var. Turnuvanın takımları ve eşleşmeleri belli oldu. Bu sene 32 takım olacakmış ve İstanbul'dan 3 takım var. Bizim takım yani Büyük Fatih, Huzur'un olduğu takım yani Kızıl Kartal ve son olarak Rüzgârın Tacı takımı. Geri kalan 29 takım Türkiye'nin diğer illerinden. İzmir ve Ankara'nın takımları arasında 3 gün sonra bir hazırlık maçı olacak. Kendi aralarında öyle bir karar almışlar ve maç canlı yayınlanacak. O maçı izlemenizi ve analiz etmenizi istiyorum. Son olarak da sizin ilk maçınız Edirne'yle olacak.

(Azap)-Bitirdin mi?

(Erdem)-Devam edebilirsin.

(Azap)-Güzel. Şimdi turnuvayı unutun. 1 saat süreniz var. 5000 ip atlayacaksınız. Atlayamam derseniz 3000 atlayın. 5000 yapanlar 150 tur, 3000 yapanlar 250 tur ve 3000'in altında alanlar 300 tur koşacaklar. Tabii bilek ağırlıklarıyla.

(Oğuzhan)-Bizi öldüresin mi var?

(Azap)-Sızlanma. Benim yaptığım antrenmanın yarısını bile yaptırmıyorum.

(Pars)-Yine de bizim için çok değil mi bunlar?

(Azap)-Yapmak istemeyen hemen şimdi takımı terk edebilir. Ağlak bebeklere ihtiyacım yok. Dediğim gibi, kendi antrenmanımın yarısını bile yaptırmıyorum size. Başlayın. Şimdi!

Oyuncular oflaya puflaya antrenmana başlarken Azap geri çekildi ve Erdem'in yanına geçerek oturdu. Dikkatini direkt olarak antrenmandaki oyunculardan çekip Erdem'e odaklanmış ve hiç beklemeden lafa girmişti.

(Azap)-Kızıl Kartal'la ne zaman karşılaşıyoruz?

Azap'ın umursadığı tek şey Huzur'la yeniden karşılaşmaktı. Onunla bir kez daha karşı karşıya gelmek ve onun tüm gücünü görmek istiyordu. Kendini ne kadar geliştirdiğini ilk elden tatmak ve onun bütün egosunu ayakları altına alıp yok etmek istiyordu.

(Erdem)-Onlar karşı 16'dalar. Yani Huzur'la yalnızca final maçında karşılaşabileceksin. Tabii kaybetmezlerse.

Bu durum Azap'ı üzmek yerine daha fazla heyecanlandırmıştı. Onunla ilk kısımlarda hiç karşılaşmayacağı için Huzur'un yeteneği onun için bir sır olarak kalacaktı. Maçlarını da izlemeyeceği için Huzur'un sahip olduğu her şeyle ilk defa yüzleşecekti.

(Azap)-Kaybetmeyecek. Bu turnuvada sadece finalde bana yenilecek. Onun dışında Türkiye'de o çocuğu yenebilecek kimse yok. Otopilottaki Oğuzhan'la baş edebiliyor.

Oğuzhan kontrol edemiyor olsa da otopilota ulaşmıştı ve Huzur gerçekten de ona karşı ağır bir farkla geri düşmemişti. Hatta yer yer Oğuzhan'dan daha bile iyi oynamıştı.

(Erdem)-Ve maçın sonunda bir anlığına kendisi de otopilota geçti.

(Azap)-Fark ettin demek.

(Erdem)-Fark etmeyeceğimi sana düşündüren şey ne? Sende iyi biliyorsun ki...

Erdem'in gözleri muhteşem bir kızıllıkta parladı ve geri eski rengine döndü.

(Erdem)-Bende otopilota girebiliyorum.

Bu beklenmedik değişim Azap'ı heyecanlandırmamıştı. Erdem gibi bir oyuncunun otopilota giremiyor olması onu daha çok şaşırtırdı.

(Azap)-Son seviyeye ulaşamadın mı hala?

Otopilotun bilinen 3 seviyesi vardı ve kızıl gözler ikinci seviyeyi temsil ediyordu. İlk seviye genel hatlarıyla oyuncunun gücünü ve hızını artırıp algılarını olabilecek en üst seviyeye çıkarıyor. Ve hatta oyuncu bazen kendi etrafındaki her şeyi yavaşlamış şekilde bile görebiliyor çünkü çevre bilinci maksimuma çıkıyor.

Aşırı gelişmiş bir kuşbakışı gibi de denebilir.

İkinci seviye olan kızıl gözler ise oyuncuyu fiziksel olarak sınırlarının ötesine çıkartıyor ve fiziksel olarak en iyi halinde olan insanların ötesine çıkartıyor.

Normal şartlar insanlar sahip oldukları "potansiyelin" en fazla %50'sine ulaşabiliyorlar. Ancak alan yani otopilot onların bu sınırı aşmasını sağlıyor. Mavi gözler yani ilk seviye algıları geliştirmekle birlikte bireyin potansiyelinin %75'îni kullanmasını sağlıyor. Kırmızı gözler oyuncuyu insanlığın zirvesine taşıyarak potansiyelinin %100'ünü kullanmasına olanak sağlıyor.

Ve en son seviye olan...

(Erdem)-Ulaştım. Ama ikinci seviye bana yettiğinden dolayı son seviyeye girmek için uğraşmıyordum.

(Azap)-Sen ve senin neslin, otopilot üzerinde neredeyse %100 kontrol sağlamıştınız. Otopilota istediğiniz zaman giremiyordunuz ama girmeyi başardıktan sonra seviyeler arası geçişte çok rahattınız.

Otopilot moduna bireyin istediği girip çıkması uzun süreli çalışmalarla bile yapılamayacak bir şey. Azap'ın daha önce belirttiği gibi bunu yapabilen bütün futbol dünyasında yalnızca 2 kişi var.

(Erdem)-Hala istediğim gibi girip çıkamıyorum. Ama anlık olarak göz rengimi değiştirebiliyorum çünkü vücudum daha önce buna adapte oldu. Yani yapabildiğim tek şey göz rengimi anlık olarak değiştirmek. Girip çıkmak değil.

Erdem hala daha istediği gibi otopilota girip çıkamadığını açıkça belirtmişti. Bu gerçekten dünya üzerinde yapılamayacak tek şey olabilirdi.

(Azap)-Yine de otopilota girebildiğin zamanları biliyorum. Maçlarını izledim. Korkutucu bir oyuncusun.

(Erdem)-Bizim zamanımız sizinki kadar kırılgan değildi. 19 yaşındayken sahada ölümden döndüm ben. Kafama biraz daha sert bir darbe alsaydım kafatasım parçalanacaktı. Ama bir şey olmadı. O maçı 7 golle bitirdim. Sizin nesliniz fazla yumuşak.

Erdem kendi zamanında oynadıkları futbolla bu dönemde oynanan futbolu karşılaştırdığı zaman kendi dönemleri gerçekten aşırı sert ve yıkıcı bir dönemdi. O dönemde futbolda sık sık kavgalar olur, birçok oyuncu maç sırasında yaralanırdı. Hatta 1 dönemde en çok oyuncunun öldüğü dönem bile Erdem'in zamanıydı. 1 turnuva dönemi içinde tam 7 oyuncu sahada ölmüştü.

(Azap)-Size Savaş Nesli deniyordu. Bize ise Savaş Sonrası Nesil. Bunun bir hakaret olduğunu anlamak için zeki olmaya gerek yok. Sizin döneminizdeki maçlar kadar sert ve heyecanlı maçlar yapmıyoruz. Yapmıyorduk diyelim. Bu dönemin maçları öyle olmayacak ama. Henüz sahip olduklarımın yarısını bile kullanmadım. İstediğim her an yeni bir savaş nesli başlatabilirim. Hem de tek başıma.

Azap ne olursa olsun kendisine inanılmaz derecede güveniyordu ve tek başına yeni bir dönem başlatacağına inanıyordu. Ki başlatabilirdi de.

Ondan nefret eden o kadar fazla oyuncu vardı ki hepsi onu yenmek için durmadan güçleniyorlardı. Yani Azap teknik olarak zaten yeni bir neslin kapılarını aralıyordu.

(Erdem)-O kadarını biliyoruz. Tek başına bir takımı ezebilecek güce ve yeteneğe sahipsin. Şimdilik kullanmıyor olsan da.

(Azap)-Bu seviyedeki oyuncular için tüm gücümü kullanmama gerek yok. Zaten tüm gücümle alanın ilk seviyesindeki oyunculara denk hatta onları yenebilecek durumdayım. Biliyorsun ki bazı insanlar diğer insanlardan farklı olurlar. Onlar potansiyellerini alan kullanmadan %65 seviyesine kadar çıkartabilirler. Benimki biraz zorlama oldu tabii ama sonuçta bunu yapabilecek yeteneğe sahiptim.

Azap aşırı dozda bir çalışmayla ve yatkınlıklarıyla kendi sınırlarını aşmış ve %50 yerine %65'lik bir potansiyele ulaşmıştı. Bu durum onu zaten dünyadaki yüzbinlerce oyuncunun önüne atan bir durumdu. Kaldı ki Brezilya'da oynadığı maçlarla birlikte sahip olduğu yeteneklerini de muhteşem seviyelere çıkartmıştı.

(Erdem)-Dünya üzerinde senin gibi çok fazla oyuncu yok Azap. Ama senin gibiler alanın ilk seviyesine eriştiklerinde diğerlerinin aksine alanı kontrol etmeye daha yatkın oluyorlar. Alana girdiğinizde %10'luk bir artış bile inanılmaz bir artış sağlıyor. İkinci seviye zaten herkesi tam potansiyele getirip insanlığın zirvesine itiyor. Yeterince dayanıklıysan ikinci seviyede maç boyu bile kalabilirsin.

(Azap)-Dayanıklılıkla birlikte alanı düzgünce kontrol edebilmekte önemli ama. Alanı kontrol edemezsen tam potansiyelde vücudun mahvolur ve uzun bir süre hareket bile edemeyebilirsin.

(Erdem)-Dinlenme rekorum 1 haftaydı. Yataktan bile çıkamamıştım.

(Azap)-70 dakika kızıl gözde kaldığın maç mı?

(Erdem)-Evet. O maçtan sonraki diğer iki maça çıkmamıştım. Antrenman bile yapabilecek durumda değildim. Turnuvanın final maçından önce ayağa kalkabildiğim için şanslıydım.

(Azap)-9-0 yendiğiniz final maçı mı? Evinde yatıp dinlensen daha iyiydi. Sizin neslinizin yaptığı en kötü sıkıcı maç olabilir. Sizin takımdaki sen dahil 5 kişi daha ilk yarıdan otopilota geçtiğiniz için sonuç daha ilk yarıda belli olmuştu zaten.

(Erdem)-Her neyse. Bu kadar şamata yeter. Git ve şunlara antrenmanlarını yaptır. Bende gidip diğer takımların maçlarına bakayım. Sana olmasa bile onlara verebilecek direktiflere ihtiyacım var.

Erdem yavaşça yerinden kalkıp giderken Azap hala oturuyordu. Diğerlerinin ip atlaması bitene kadar oturmaya devam edecekti. Bugün hiç antrenman yapası yoktu o yüzden boş oturmak ona daha cazip geliyordu.

Cebinden telefonunu çıkardı ve internette gezinmeye başladı. Biraz vakit öldürdükten sonra bir haber sayfasında Valentine'yi gördü. Onu görmesiyle birlikte haberde yazanı bile okumadan o gönderiyi geçti.

Onu görmekten nefret ediyordu.

(Azap)-Şerefsizi görünce kafasına sıkasım geliyor! Karşı karşıya geldiğimiz ilk an etini kemiklerinden ayıracağım lan senin!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.