İçeriğe geç

Futbolun Çocukları

Bölüm 27 · 6 dk okuma

Futbolun Çocukları

Bölüm 27

Cilt-2 Bölüm-7 Ağır Antrenman

(Azap)-19.998. 19.999. 20.000.

Azap ip atlamasını bitirip ipini bir kenara atarken arkasında duran topu almış ve sektirerek diğer oyunculardan uzaklaşmaya başlamıştı.

(Pars)-3 saatte 20 bin mi atladı o?

(Atilla)-Şaşırdığın tek şey bu mu? 80 kilo fazladan ağırlık ve 3 saat boyunca 1 kez bile mola vermedi. Akıl almaz bir dayanıklılığı var.

(Yücelen)-O canavarla kendinizi kıyaslamak gibi bir hata yapmayacaksınız umarım. Bu seviyedeyken ona yetişmemiz imkânsız.

Pars ve Atilla kendi arasında konuşurken Yücelen araya girmiş ve bu sözleri söylemişti. Azap'la kendilerini kıyaslamaya başlarlarsa aşağılık kompleksleri ağır basabilirdi ve futbola olan heveslerini kaybedebilirlerdi. Ya da...

(Oğuzhan)-O canavarla kendimizi elbette ki kıyaslayacağız. O şerefsizi yendiğini bir düşünsene. Herkese tepeden bakan o canavarın üstüne bastığını ve insanların bunu gördüğünü. Bunu düşünmek bile heyecandan titrememe sebep oluyor.

Oğuzhan korkutucu bir inançlılıkla yanlarına gelirken Yücelen'in düşüncelerini boşa çıkarıyordu. Azap'ın kendisinden iyi olması onu yalnızca gaza getiriyor ve daha hırslı hale gelmesini sağlıyordu.

(Pars)-Oğuzhan haklı. Bir şeyleri yapacaksak en iyi şekilde yapmalıyız ve bir şeyi en iyi şekilde yapmanın tek yolu aşağılık kompleksi.

(Atilla)-Aşağılık kompleksini doğru şekilde kullanabilirsen kimse seni durduramaz. Ve Azap piçi buradayken aşağılık kompleksinden kurtulabileceğimizden emin değilim.

Onlar bu sohbetin içerisinden antrenmanlarına devam ederken Azap sahanın öbür tarafında farklı şeyler peşindeydi.

(Azap)-Defans bozuntuları karşıma geçin! Birebir adam savunma yapacaksınız. Teker teker beni savunmaya çalışacaksınız. Sonra da hepiniz birden beni durdurmaya çalışacaksınız.

Bu sözlerin ardından Azap arkasına döndü ve Oğuzhan'a seslendi.

(Azap)-Oğuzhan Dalgakıran! Kaleciyi ve orta sahaları alıp atak antrenmanı yapın. İnsaf aptalına da şahin gözü kavraması için yardım et. Bugünlük antrenman yapmana gerek yok.

Erdem şu anda sahada olmadığından dolayı Azap ikinci bir antrenör olarak Oğuzhan'ı seçmişti. Oğuzhan diğerlerine göre daha iyi bir oyuncu olduğu için bu seferlik antrenmanı boş geçmesinde bir sorun yoktu.

(Oğuzhan)-Tamamdır! Duydunuz çocuklar. Pozisyon alın. İnsaf yerine geç. Geri kalanınız İnsaf'a karşı birlik olacaksınız. İnsaf, şahin gözü kullanarak herkesin ne yapacağını ve topu kime paslayacağını tahmin etmeye çalış. Oyunu en kadar iyi okursan ileride oyun kurma konusunda o kadar iyi olursun.

Oğuzhan için İnsaf'ın şahin gözünü aktif etmenin daha doğrusu geliştirmenin en iyi yolu buydu. Onu ne kadar çok kullanırsa ve kendini kullanmak için zorlarsa daha hızlı gelişirdi. İsteği İnsaf'ın gözlerini ve beynini daha fazla kullanamayacak raddeye gelene kadar yormaktı.

İnsaf zorda kaldıkça ve özelliğini kullanmaya çalıştıkça yorulacak, aşağılık kompleksine girecekti. Aşağılık kompleksinin altında ezilmeye başladığında ise yeteneğinin gerçek doğası ortaya çıkacaktı çünkü İnsaf hırslı bir oyuncuydu.

(Oğuzhan)-Savunma yapacaksın İnsaf, anlaşıldı mı?

(İnsaf)-Susta başlayın hadi.

"Pekâlâ vücut. Koordine olma zamanı!"

İnsaf antrenmanına başlarken Azap diğerleriyle dövüşürcesine sert oynuyordu. Deha kendisine saldırırken topu ustaca geriye çekmiş ve ileri atılmıştı. Ancak Deha topuğunu yere saplamış ve kendi etrafında dönüp ileri atılmış ve kayarak Oğuzhan'ın ayağındaki topa saldırmıştı. Azap zıplayarak bu hamleden kurtulurken Deha bir anda ayağını kaldırıp Azap'ı gafil avladı. Ya da en azından bunu yaptığını düşündü.

Deha ayağını kaldırırken Azap topuğuyla topa vurup biraz daha havaya kaldırdı ve göğsüyle kontrol ederek önüne indirdi.

(Azap)-Güzel. Ama yeterli değil. İlk hareketinde beni kısıtlayabilsen daha fazla şansın olurdu.

(Deha)-Seni nasıl kısıtlayayım lan ben!?

(Azap)-Yarı gücümden daha azıyla oynuyorum. Bu halimi bile durduramıyorsanız niye buradasınız siz?

(Deha)-Dünyanın en güçlü genç oyuncusu olarak yarı gücünün bizi katladığını unutma sende. Ayrıca gücünü yarım kullanıyorsun da çevre görüşün ve reflekslerinde mi yarım? Senin çevre görüşünü nasıl aşayım amına koyayım!?

Deha haklı olarak Azap'a çıkışıyordu. Azap istediği kadar gücünü, hızını yarı seviyesinde tutsun şu anda Türkiye'de onun refleksleri ve çevre görüşüyle baş edebilecek 1-2 tane oyuncu ya vardı ya da yoktu. Azap'ın oyun kontrolü inanılmaz gelişmişti.

Arkasından gelen bir oyuncuyu arkasına bakmadan atlatabilecek kadar geniş bir görüşe sahipti ve bunu inanılmaz etkili bir biçimde kullanıyordu.

(Azap)-Umurumda değil. Kendini geliştir o zaman. Tepki süreni artır. Bir forvet gibi düşün. Tek amacı gol atmak olan bir canavar olsaydın defansı geçmek için ne yapardın? Bunun bütün cevaplarını bul ve savunmanı o şekilde ayarla. Defansta duran bir forvete dönüş. Doğan. Sıradaki sensin. Akın Barış ve Emirhan, Doğandan sonra ikiniz birden saldıracaksınız anlaşıldı mı?

Azap Akın ve Emirhan'ın cevaplarını beklemeden topu ayağına aldı ve Doğan'a bakmaya başladı. Doğan derin bir nefes aldı ve eliyle saçlarını düzeltti.

(Doğan)-Pekâlâ. Gel bakalım cana... var...

Doğan daha konuşurken Azap bir anda yanından geçip gitti ve arkasında belirdi.

(Azap)-Tepki süren çok yüksek. Reflekslerin yetersiz. Tekrar.

Azap sakince yerine geçerken Doğan'ın şaşkınlığı sürüyordu. Böyle bir hız kesinlikle beklediği bir şey değildi.

(Doğan)-Tch! Odaklan! Odaklan!

Doğan aldığı nefesi yavaşça verdi ve bakışlarını Azap'a kilitledi. Azap bir anda ileri atıldı ve Doğan tepki vererek topa atıldı. Ancak Azap Doğan'ın ayağı üstünden zıpladı ve yumuşak bir şekilde yere indi.

(Azap)-Ne yapacağın çok belli. Hızlı ama kontrollü olman gerek. Aynı aptallığı bir kez daha yapma.

Azap bir kez daha yerine geçti ve Doğan'la karşı karşıya geldi.

Sonra tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar ve tekrar karşılaştılar. Doğan bir kez bile olsun topa dokunamamıştı. Hatta dokunmaya yaklaşamamıştı bile.

(Azap)-İşe yaramazsın. Tek başıma maça çıkmama izin verseler birinizi bile o sahaya çıkarmam. Cezalısın. 300 tur koşu. Dinlenme hakkın yok. 300 turu bitirene ya da bayılana kadar koşacaksın. Savsakladığını görürsem cezan 500 tura çıkar. Siz ikiniz karşıma geçin. Doğan kadar kötü bir performans sergilerseniz onun yanına gidersiniz.

(Oğuzhan)-Biraz abartmıyor musun?

(Azap)-İşine bak. Bu takımda çöplere ihtiyacımız yok. Dünya liginde Türkiye'yi temsil edecek kadar iyi olmayacaklarsa evlerine dönüp televizyondan bizi izleyebilirler. İyi olmaya niyetleri varsa o niyeti kullanacaklar. Aksi takdirde sadece görüntü olup bir işe yaramayan boktan bir oyuncaktan farkları yok. O yüzden kendi işinle ilgilen. İnsaf işe yaramazını işe yarar bir parçaya dönüştür.

Azap bu sözlerinden sonra arkasını döndü ve yanına gelen ağzını bile açamadan oradan uzaklaştı. Akın Barış ve Emirhan'ın yanına giderek antrenmana devam etti. Oğuzhan'da kendi yerine döndü ve diğerlerine seslendi.

(Oğuzhan)-Pars, Atilla, Doruk. Üçünüz çalışmaya başlayın. İnsaf sen benimle gel. Birebir mücadele edeceğiz.

Doruk kaleye geçerken Pars ve Atilla ellerine birkaç tane top alıp ceza sahasının dışına kuruldular.

(Atilla)-Doruk hazır mısın?

(Doruk)-Her zaman! Gönderin gelsin!

Atilla tam ilk şutunu çekecekken sahada bir ses yankılandı.

(Azap)-İŞİNİZ BİTTİKTEN SONRA HEPİNİZ HAZIRLANIN!!! BANA KARŞI MAÇ YAPACAKSINIZ!!!

Azap tüm sahayı uyardıktan sonra kendi antrenmanın dönmüştü. Böyle tek tek antrenman yaparak onları yeterince ezemeyeceğinin farkındaydı. Hepsiyle aynı anda maç yaparsa ezikliklerini yüzlerine daha rahat vurabilir ve onları daha sert aşağılayabilirdi.

(Oğuzhan)-Antrenmana devam. Azap'ı unutup önünüzdekine odaklanın.

Oğuzhan İnsaf'la karşılaşmaya hazırlanırken diğerlerini uyarmayı da ihmal etmemişti.

(Oğuzhan)-Senden istediğim şey nereye gideceğimi tahmin etmeye çalışman.

Oğuzhan topa dokunup koşmaya başladığında İnsaf pür dikkat kendisini izliyordu. Şahin gözünün aktif olup olmadığını bilmiyordu. O yüzden sadece odaklanmaya çalışıyordu. Oğuzhan kendisine doğru koşuyorken İnsaf onun nereye gidebileceğini analiz etmeye çalışıyordu.

Oğuzhan kendisine yaklaştığı ilk an reflekslerine ve şansına güvenerek sola savunma yaptı ancak aynı anda şok geçirip donakaldı. Oğuzhan sağa ya da sola gitmemişti. Bir gökkuşağı hareketiyle topu İnsaf'ın üzerinden geçirmişti.

(İnsaf)-Lan!? Hani sağa ya da sola gidecektin?

İnsaf haklı olduğunu düşünerek Oğuzhan'a çıkışmıştı.

(Oğuzhan)-Ben öyle bir şey söylemedim.

(İnsaf)-Nereye gideceğimi tahmin et dedin!

(Oğuzhan)-Kim sana beni dinlemeni söyledi? Sahadayken rakibini dinleyip ona güvenecek misin? Şahin gözü düzgün kullanman istiyorsan yapabileceğim her şeyi öngörebilmek zorundasın. Kaldı ki, ortadan gitmekte bir seçenekti ve sen bunu düşünmedin bile. Çevre görüşün zayıf. Oyunu okuma yeteneğin gelişmemiş. İçgüdülerin seni bir yere kadar kurtarabilir.

Oğuzhan bu açıklamayı yaptıktan sonra topu alıp eski yerine döndü.

(Oğuzhan)-Tekrar.

"İnsanların eksikliklerini yüzlerine vurmak o kadar da fena hissettirmedi. İşin sonunda Azap olup çıkmasam bari."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.