Maçın ilerleyen zamanlarında Huzur ve Azap karşılıklı olarak atışmaya devam ediyorlardı. Durum 2-1 olmuş ve Azap hala öndeydi. Alaz resmen saf dışı bırakılmıştı. Çocuklarla oynayıp ortamı hazırlayan kişi kendisiyken şu anda bütün ilgi ve odak Azap ve Huzur'a kaymıştı.
(Alaz)-En son dedem 4. kez evlendiğinde üstümdeki ilgiyi kaybetmiştim. Bunlar bayağı seviliyorlar lan.
Alaz yanda durmuş kalabalığı seyrederken kendi kendine bunları söylemişti. Beraber oynadığı küçük çocuklar bile kenara çekilmiş Huzur ve Azap'ın 1'e1 mücadelesini izliyordu. Sokak maçı olarak başlayan maç canlı yayınlarla ülkenin 4 bir tarafına yayınlanan bir savaşa dönüşmüştü.
Huzur topla birlikte ilerlerken durup topu geri çekmiş ve bir anda hızlanarak Azap'ı geçmişti. Geçilen Azap geriye doğru devasa bir adı atarak topa vurmayı amaçlasa da Huzur hızıyla bunu engellemişti. Ardından yumuşak bir şutla kaleyi bulmuş ve durumu eşitlemişti.
(Huzur)-Yavaşlamışsın.
(Azap)-Sadece eğleniyorum. Eğer istersen ciddileşebilirim.
Azap kendini kasmadığını açıkça belirtirken Huzur kendini oldukça yoruyordu. Daha doğrusu kendisini kasıyordu. Sokakta yaptıkları rastgele bir maçta bile kendini kasıyordu. Azap'ın bunu yapmasına gerek yoktu. Burada kaybetse bile bir önemi yoktu sonuçta sokaktalardı. Şu anda oynamıyor olsalar da maçta çocuklar vardı.
İnsanların eğlenmek için izlediği bir şeyi ciddiyete dökmesine gerek yoktu. Ama Huzur bu şekilde devam edecekse bunu bir eğlenceden korku filmine çevirebilirdi.
(Huzur)-Durma.
(Azap)-Pekâlâ.
Azap boynunu kütletti. Durumdan zevk aldığını gösteren gözleri değişti ve hedefine odaklandı. Gözlerindeki bütün zevk silindi.
(Azap)-Yenilince beni suçlama ama.
Oyun bir kez daha başladığında Huzur topu almış ve Azap'a doğru koşmaya başlamıştı. Ancak Azap Huzur'a doğru koşmuyordu. Onun kendisine yaklaşmasını bekliyordu. Huzur kendisine iyice yaklaştığında bir anda ileri atılıp omuz attı ve Huzur'u yere devirdi.
(Huzur)-Sen ne...
(Azap)-Sokaktayız geri zekalı! Burada kurallar yok.
Azap boşta kalan topu aldı ve yumuşak bir darbeyle kale çizgilerine yolladı. Top yavaşça sekerek çizgiyi geçti ve Azap'ı 3-2 öne geçirdi.
(Alaz)-Yalnız, kurallarımız var.
(Azap)-Artık yok. Ne yapacaksın? Faul diyerek bana sarı kart mı göstereceksin? Çocuk oyunu oynamıyoruz burada.
(Huzur)-Hahahahaha!!! Gerçekten harikasın biliyor musun? Bu huyundan nefret ediyorum ama haklı bir yavşaksın işte! Tamam. Kuralları siktir et! SAVAŞ ZAMANI!!!
Huzur kalabalığın varlığını çoktan unutup haykırırken Azap gülümseyerek ona bakıyordu.
(Azap)-Bende senin bu huyunu çok seviyorum! Ezildikçe daha güçlü oluyorsun! Bu da içimde öldürme isteğini azdırıyor!
(Alaz)-Yok yok. Bunlar kesin sevgili. Medyadan saklıyorlar. Futbol oynayarak bu kadar azgın olunamaz yoksa. Hahahahaha!!!
Alaz kendi kendine onlarla dalga geçerken onlar bir kez daha karşı karşıya gelmişlerdi. Bu kez omuzları çarpışmış ve burun buruna savaşmaya başlamışlardı. Huzur topu koruyup ilerlerken Azap topu almak için baskı yapıyordu.
Ama Huzur ona izin vermiyordu. Topu koruma konusunda ustaca hareketler sergiliyordu. Kaleye yaklaştıkça Azap'ın baskısı artıyordu ama kendini ezdirmiyordu. Daha fazlasını yapabilmeliydi ama vücudu gerçekten yorgundu ve bu kadar baskı artık ona fazla gelmeye başlamıştı.
Azap'ın kalesine varmışken şut için ayağını savurduğu anda Azap onu omzuyla ittirmiş ve dengesini kaybetmesini sağlamıştı. Bu denge kaybı yüzünden Huzur düzgün şut çekememiş ve gol atamamıştı.
Top kalabalığa karışırken Azap gülmeye başlamıştı.
(Azap)-Hahahahaha!!! Oğlum onu da atarsın lan! Dokundum alt tarafı.
(Huzur)-Sus lan! Herkes senin kadar hayvan değil burada!
(Azap)-Öyle olmaya çalışmıyor musun lan sen!? HAHAHAHAHAHAHA!!!!! Gerçekten aptalsın!
(Huzur)-Oyununu oynamaya ne dersin? Beni devirmekte zorlanıyorsun.
(Azap)-Uğraştığımı kim söyledi ki? Sadece eğlenmeme bakıyorum.
(Huzur)-Emin misin? Buradan çabalıyor gibi görünüyorsun da.
(Azap)-Emin olduğum tek şey gözlerinde bir sorun olduğu.
---Şimdiki Zaman---
(Huzur)-Hala dalga geçebilecek halde misin?
(Azap)-Hala öndeyim rezil herif! Gösteriyi "Ziyan" ettin.
(Huzur)-Diğer adımı hatırlıyorsun ha? Bana âşık olduğunu bilmiyordum.
Huzur ve Azap etraflarında birkaç kişi daha ve çevrelerini saran kalabalığın arasında laf dalaşındalardı.
(Alaz)-Pekâlâ beyler. Susun da maça devam edelim.
(Azap ve Huzur)-Sen karışma!
(Alaz)-Frekanslarınız uyuşuyor bakıyorum. Âşık olmadığınıza eminsiniz değil mi?
(Azap ve Huzur)-Eminim!
(Alaz)-Yaaani. Ben pek emin olamadım.
(Huzur)-Boş ver şimdi aşkı falan. Maçı başlatın. Daha 10 dakikamız var.
(Azap)-Gönder gelsin. Öne geçemeyeceksin nasıl olsa.
***
(Erdem)-Antrenmana neden geciktin.
Erdem göz ucuyla sahaya yeni gelen Azap'a bakmış umursamaz bir ses tonuyla bu soruyu sormuştu.
(Azap)-Gelirken bir sokak maçına denk geldim. Huzur'da oradaydı. Biraz "huzur" kaçırıp geldim.
(Erdem)-Kaç golle yendin?
Erdem Azap'ın kazandığından o kadar emindi ki ikinci bir ihtimali düşünmemişti bile.
(Azap)-5-3. Kolaydı.
Azap maç boyu kendini kasmadığı için bunu kolay bir zafer olarak değerlendirebiliyordu. Yapacak başka bir şeyi de yoktu. Gerçekten de maç sırasında zorlanmamıştı. Huzur kendini çok kastığından oyunu sekteye uğruyordu. Hata yaptığı yer de burasıydı.
(Erdem)-İyi. Antrenmanına başla. 300 tur koşunu üstüne 5000 ip.
(Azap)-Bekle de şu ağırlıklarımı takayım.
(Erdem)-Bekle. Ağırlıklarını takma. Hatta, madem maç yapıp ısındın... Hey veletler! Hepiniz bir takım oluşturun. Azap'a karşı oynayacaksınız. 15 kişiye karşı oynayabilirsin değil mi Azrail?
(Azap)-30'a kadar yolu var.
(Erdem)-Güzel.
Erdem gülümsedi ve planının bir sonraki aşamasına geçmek için bu maçı kullanma kararı aldı. Sahadakilerin zayıflarını yüzlerine vurup onları ezerek ileri gitmeye zorlama taktiğine geçiyordu. Ve bunun için en uygun aday kesinlikle aldığı nefesle bile diğerlerini delirten, her fırsata birilerini aşağılayan Azap'tı.
(Erdem)-Azap.
Azap göz ucuyla arkasına baktı.
(Erdem)-Öldür hepsini.
Bu sözleri duymasıyla birlikte Azap'ın dudakları sonuna kadar kıvrıldı ve suratında korkunç bir gülümseme belirdi.
(Azap)-O zaman bir sürü tabut hazırlasan iyi edersin Erdem Dalgakıran! Çünkü oyuncaklarını paramparça edeceğim!
***
(Koç)-Neredeydin sen?
(Huzur)-İşim vardı koç.
Huzur buruk bir ifadeyle sahaya girmiş ve direkt olarak antrenman hazırlıklarına başlamıştı.
"İkimizde tüm gücümüzü kullanmadık ama yine yenilen ben oldum. Azap Kangülü. Sınırların yok mu lan senin!?"
(Koç)-Hey. Kaçamak cevaplar verip kaçmak yok. Hele de internete düşmüşken.
(Huzur)-İnternet?
(Koç)-Yaptığın maçı gördüm. Tüm ülke gördü. Canlı yayındaydınız.
Huzur böyle bir olayın olabileceğini hiç düşünmemişti. O, oradaki, kalabalığın varlığını bile unutmuştu. Onun için sadece Azap oradaydı.
(Koç)-Huzur. Oğlum. Niye kendi özgürlüğünü kısıtlıyorsun?
O anda Huzur durdu. Yaptığı işi bıraktı. Dikeldi ve öylece kaldı. Bu soruyu daha önce duymuştu. Babası daha önce kendine bu soruyu sormuştu.
***
(Huzur)-Baba! Futbol oynamak çok zor. Hiçbir şey yapamıyorum.
(Ateş)-Kendini çok kasıyorsun çünkü.
Ateş eğildi ve küçük Huzur'u kucakladı. Ateş kırmızısı saçlarını okşadı.
(Ateş)-Futbol sahaları oyuncuların özgür olması gereken yerlerdir. Ve oyuncular özgür olarak kendi özgün tarzlarını yaratırlar. Yani özgürlük bahçesinde koşturan özgür insanlar olurlar.
(Huzur)-Ama senin gibi olmam için çok çalışmam gerektiğini söylemiştin.
(Ateş)-Maalesef ki, insan ne kadar çabalarsa özgürlükten o kadar uzaklaşır. Burada yapman gereken şey kendi yolunu bulmak. Çabalarken bile özgür olabileceğin yolu bulman gerekli Huzur. Çabalamak demek yalnızca kendini kasmak demek değildir. Çabalarken zevk almak seni özgürlüğe götürür. Eğer yaptığın işten zevk almayı bırakırsan çabalamak sonsuz bir eziyete dönüşür. O yüzden ne yaparsan yap zevk almayı unutma. Ancak o zaman özgür olabilirsin.
Ateş Huzur'u yere bırakırken son bir cümle daha kurdu.
(Ateş)-Benim gibi olma Huzur. Baban gibi olma oğlum. Git ve kendi yolunu bul. Ve o yolu özgürce, parlak kanatlarını çırparak ilerle.
***
(Koç)-Huzur? İyi misin? Donup kaldın?
(Huzur)-İyiyim koç. Unuttuğum bir şeyi hatırladım sadece.
-Yapabilirsin oğlum.
(Koç)-Bakışların soruma bir cevabın var diyor.
(Huzur)-Var koç. Uzun zamandır futbol benim için basit bir şeydi ve artık zevk almayı unutmuştum. Azap'la karşılaşınca da uzun zaman sonra ilk ve en ağır yenilgimi aldım. Ve bu beni aldığım zevkten iyice uzaklaştırdı. Futboldan zevk aldığım zamanlara döneceğim.
O anda Huzur'un kararan kanatları parladı ve kanatlarının yarısı karanlık yarısı ise aydınlık hale geldi.
(Huzur)- Bundan kaçmanın bir anlamı yok artık. Yeni kanatlarımla birlikte "Düşmüş Melek" lakabını kabul edeceğim.
Huzur kanatlarını çırparak gökyüzünü siyah ve beyaza boyarken antrenman için sahaya girdi. Koç ise arkasından baktı ve gülümsedi.
(Koç)-Artık endişelenmeme gerek kalmadı sanırım. Oğlun kendi yolunu buldu Ateş Karadiken. Bundan sonrası için endişelenmene gerek yok. Huzur artık büyüdü. Senden nefret ediyor olsam da çocuğuna verdiğin değeri çok iyi biliyorum.
Koç bu sözleri söylerken gökyüzüne bakıyordu. Ateş'in Huzur'u her zaman izlediğini biliyordu. Ona karşı iyi bir babalık gösterememiş olsa da gözü her zaman Huzur'un üstündeydi ve koç bunu biliyordu. Hem de çok iyi biliyordu. Çünkü...
(Koç)-Ne de olsa Huzur senin gayri meşru çocuğun olduğu kadar benim de gayri meşru torunum.