Maç yeniden başladıktan sonra Huzur'da Azap'ta beraberliği bozmak için tabiri caizse sahada savaş veriyorlardı. Oğuzhan artık onların oyunlarına dahil olamıyordu. Tüm bu kargaşa için fazla yorulmuştu. Otopilotta olmadığı halinden bile daha ağır hareket ediyordu. Ama onun aksine Azap ve Huzur sanki maç yeni başlamış gibi hareket etmeye devam ediyorlardı.
Hiçbir yorgunluk belirtisi göstermeden normal oyunlarını oynuyorlardı. Sadece, aralarında küçük bir fark vardı. O da Azap'ın fiziksel olarak Huzur'dan daha üstün olması. Dakikalar ilerledikçe ve maç sona yaklaştıkça Azap vahşileşiyordu. Huzur hala akıcı ve yakalaması zor oyunlara sahipti ancak top Azap'ta olduğu zaman Azap'ı durdurmak bir işkenceye dönüşüyordu.
Azap ağırlığını topa verdiğinde bir pres makinesi topa baskı yapıyormuşçasına ağır bir etki bırakıyordu. Farklı bir şeyler deneyip topu Azap'ın yörüngesinden çelmediğiniz sürece ciddi anlamda topu ondan alamıyordunuz.
Neyse ki Huzur yeterli çevikliğe ve çevikliğine destekleyecek güce sahipti. Farklı noktalardan saldırıp güçlü darbelerle topu Azap'tan alabiliyordu. Yine topu Azap'tan aldığı bir seferde kaleye doğru son hız yaklaşırken Oğuzhan aniden yoluna çıktı ve topa hamle yaptı. Huzur topla birlikte zıplayarak bu hamleden kaçındı.
Oğuzhan ise kaydıktan sonra ayağa kalkarken dengesini kaybetti ve sırt üstü yere düştü. O anda yanından karanlık bir ışık geçti ve dev karanlık pençeler Huzur'un yolunu kapattı.
(Azap)-Çok vaktin kalmadı aşkım! Gol atmaya ne dersin!?
(Huzur)-Merak etme! Maçın son golünü atacağım!
O anda Oğuzhan arkadan bir kez daha kayarak topu almaya çalıştı ancak Huzur topu sola atıp sağa atıldı. Ayağının ucuyla topa vurdu ve Azap'ın üstünden aşırttı. Bir anda ikisini birden çalımlamıştı. Ancak Azap sanki Huzur'un bunu yapacağını biliyormuşçasına gerilip zıpladı ve o kadar yükseldi ki normal oyunların kafalarıyla ancak erişecekleri noktaya karın seviyesinde yükseldi. Topu karnıyla durdurdu ve yere indi.
Oğuzhan kendisine doğru koşarken Azap seri bir bacak arasıyla Oğuzhan'ı geçti ve geçerken omuz atmayı da ihmal etmedi. Yediği darbeyle birlikte savrulan Oğuzhan'ın diğer gözü de normal rengine döndü ve Oğuzhan sert şekilde nefesler alıp vermeye başladı.
(Oğuzhan)-Heeehhh!!! Huuuuu!!! Başım ağrıyor lan!
Oğuzhan nerede olduğunu anlamlandırmaya çalışırken yüksek bir ses kulakların parçaladı ve parlak ışıklar gözünü aldı. Ellerini gözlerine siper etti ve etrafına bakındı. Işıklar sahanın spot ışıklarıydı ve kargaşa dolu sesler taraftarlardan yükselen heyecan dolu çığlıklardı.
(Oğuzhan)-Lan! Maç!?
Hemen ayağa kalkmaya çalıştı ancak dengesini kaybederek oturur pozisyona geçebildi. Ellerini yere dayayıp zorlanarak da olsa ayağa kalktı ve tribündeki dev ekrana baktı.
(Oğuzhan)-4 dakika kalmış! Siktir! Adım atacak halim yok! Ne oldu lan bana!?
Oğuzhan hareket bile edemezken Azap çoktan yarı sahayı yarılamış ve kaleye yaklaşık 30 metre kalacak kadar ilerlemişti.
"Bu göt veren arkamda. Beni delirtse de o şutu böyle bir maçta göstermeme gerek yok. Son 4 dakikayı eğlenerek mi geçirsem yoksa "Huzur" mu kaçırsam bilemedim. Hayır..."
Azap gülümsedi.
(Azap)-Öldür gitsin.
Azap'ın gözlerinde zevk akıyordu. 27 metredeyken birden durdu ve gerildi. Beyaz tüyler görüş açısını doldururken bacaklarından yayılan karanlık dikenler tüyleri delip geçerek yolunu açıyordu. Huzur tüm gücüyle topu almak için hamle yaparken Azap hala gülümsüyordu. Hatta öyle gülümsüyordu ki porselen güzelliğindeki 32 dişi ortaya çıkmış ve karanlık gözleri dipsiz bir kuyu gibi insanı içine çekiyordu.
(Azap)-Çocukça evet ama bazen havalı oluyor işte! ÖLÜMÜN SOĞUK NEFESİ TEPENİZE ÇÖKSÜN!!!
Huzur tam ayağını topun önüne koymuşken Azap şutunu çekti ve Huzur topu durdurmasına rağmen inanılmaz bir şey oldu. Azap bacağını savurmadan hemen önce sahadaki bütün ışıklar bir anlığına gidip geldi ve rüzgâr bile ölüm meleğinin gücü karşısında boyun eğerek sadece bir anlığına, Azap topu ayağından çıkarana kadar esmeyi bırakmıştı.
(Azap)-Azrail'in Tırpanı!
(Spiker)-Gözlerime inanamıyorum sevgili izleyiciler! Huzur topu durdurmuş olmalıydı. Durdurmuş olmalıydı ama şu anda havada savruluyor!
Azap şutunu çekmiş ve top Huzur'un ayağını yıkıp geçerken Huzur bu şutun etkisiyle birlikte gerçek anlamda havaya savrulmuştu. Belki de yerden yarım metre kadar havaya yükselmişti.
(Huzur)-Kaleci! Bırak gol olsun!!!
Huzur bağırsa bile kaleci yerinden bile kıpırdayamamıştı. Top sanki basit bir araç değil de ölüm saçan bir canavar gibi kalecinin yanından geçip gitmişti ve kaleci o canavardan kaçacak cesareti bile kendinde bulamamıştı.
Top kalecinin korkularını bile parçalayıp geçtiğinde top fileleri delip geçmiş ve tribünlerin altında duvara çakılmıştı. Duvara çarpıp patladığı yetmezmiş gibi duvarda bir çatlak oluşturmuş ve cansız bir şekilde yere yapışmıştı.
Huzur aynı şekilde sertçe yere çakılmış ve acıyla inlemişti. Kramponun ipleri parçalanmış ve ayakkabı ayağından neredeyse çıkacak duruma gelmişti. Hemen önünde Azap bedenini saran sonsuz bir karanlıkla dikiliyordu. Bu dünyadan değilmişçesine korkunç bir aura yayıyor ve Huzur'un parlaklığını yok ederek her şeyi karanlığa boyuyordu.
(Huzur)-Azrail...
Seyircilerin biri bile ses çıkaramayacak kadar şok olmuşken Huzur'un yıldızlarla kaplı parlak dünyası Azrail'in karanlığıyla kaplanmıştı ve kemiklerle kaplı bir el o karanlığı da yarıp Huzur'un yakasına yapışmıştı.
Azap tek hareketle Huzur'u tutup kaldırmış ve karanlık gözlerini gözlerine dikmişti. Huzur ucu bucağı olmayan bu karanlığa bakınca midesi bulanmış ve tüyleri diken diken olmuştu. Boğazı yanmaya başlamıştı. Bütün dünyası kara deliğe çekilir gibi karanlığın içine çekilirken Azap ölüm soğukluğundaki sesiyle o sözleri söylemişti.
(Azap)-Karanlığa Hoş Geldin..! Düşmüş Melek! Kanatlarının kopartılması nasıl hissettiriyor!?
Azap Huzur'u yere fırlatırken ağır adımlarla kendi sahasına dönmüştü. O andan itibaren Huzur'un bütün dünyası değişmeye başlamıştı. Bugüne kadar hiç hissetmediği bir duygu bedeninde baş göstermeye başlamıştı.
"Bu his ne lan böyle!? Boğuluyorum sanki!"
Huzur ilk defa hissettiği bu duyguya anlam vermeye çalışırken herkes hala sessizdi. Gerçekten kimsenin ne tepki vereceğini bilemediği bir andı bu. Sahaya sessizlik hakimken herkesin aklını çelen bir düdükle birlikte Huzur kendine geldi.
Takım arkadaşları santrayı yapmış ve topu kendisine atmışlardı. Top yavaşça kendisine doğru gelirken bir kükreme duydu ve başını kaldırdığında bütün sahayı kaplayan karanlık bir silüet gördü. Silüet elinde bir tırpanla kendisine doğru koşuyordu.
O anda refleks olarak çekildi ve silüetten kaçındı.
(??)-Ne yapıyorsun amına koyayım!? Oyna artık!
O anda sahanın arkalarından yükselen bir ses Huzur'u kendine getirdi. Huzur az önce çekilmişti ancak farkında olmadığı şey Azap'ın topu almasına izin verdiğiydi. Derin bir nefes alıp arkasını döndüğünde Azap'ın kendisine baktığını gördü. Hareket etmiyordu. Sadece kendisine bakıyordu.
Ve Azap'ın yüzünde daha önce takınmadığı bir ifade vardı. Her zaman delicesine gülen ve korkunç suratı olan Azap şu anda hayal kırıklığıyla dolu bir ifadeye sahipti.
(Azap)-Gerçekten mi? Korkuyor musun yani?
Sesindeki soğukluk daha da artmıştı.
(Azap)-Beni yenebileceğine inanmıştım halbuki. Onlar gibi olmadığına inanmıştım. Gerçekten öfkeme layık bir düşman olduğunu düşünmüştüm. Yanılmışım. Hayal kırıklığına uğradım Huzur.
"Ben... hayal kırıklığı... kayıp mı ediyorum şu anda... iyi de çok güçlüsün... seni nasıl yenebilirim ki..? Yenmek mi? Ben hiç yenilmedim."
"Ahhh, bu hissi hatırlıyorum. Midemi bulandıran bu boktan his. Kendimi öldürmek istememe sebep olan o sikik his bu! Kaybetme korkusu yaşamayalı o kadar uzun zaman oldu ki ne kadar iğrenç hissettirdiğini unutmuşum!"
-Benim kadar iyi olsaydın her şey farklı olabilirdi. Seninki futbol değil. Sen sadece top peşinde koşturan işe yaramazın tekisin.
"Kapat çeneni baba."
(Huzur)-Şimdiye kadar bir kez bile YENİLMEDİM!!!
"Beni ezmek isteyen herkesin üstüne basarak yükseldim! Hayatımı kurtarmak için yükselmem gerekliydi. Bunun için elimi kana bile buladım lan ben!!!"
(Huzur)-SENDE ÇIKMIŞ ÖYLECE BENİ YENDİĞİNİ Mİ SÖYLÜYORSUN AMINA KOYAYIM!?!?!? Kimse beni yenemez! HAHAHAHAHAHAHA!!!!!!! HİÇ KİMSE!!!
Azap'ın yüz ifadesi birdenbire değişti.
(Azap)-Biliyordum. Sen EN İYİSİSİN!!! HADİ BİRBİRİMİZİ ÖLDÜRELİM!!!
(Huzur)-Öyle metaforik isimlere de ihtiyacım yok benim. Ben bir KATİLİM!!! Ve bu sebep senin için yeterli olacak!
(Spiker)-Son 1 dakika kaldı ama hala hareket etmiyorlar!
Huzur'un turuncu gözleri muhteşem bir delilikle parladı ve... Huzur yok oldu. Bir anda 20 metrelik mesafeyi kapatmış ve Azap'ın önünde bitmişti. Azap Huzur'un yüzüne baktığında biraz daha gülümsedi ve bütün dişlerini sergileyen az önceki gülüşü yeniden belirdi ve Huzur'un mavi gözlerine bakarken haykırdı.
(Azap)-GEL BAKALIM MAVİ GÖZLÜ!!! BU SON SAVAŞIMIZ!!!
Azap önündeki topu çekti ancak Huzur bir anda arkasında belirdi ve topu ondan aldı. En azından aldığını düşündü. Çünkü Azap çoktan topu geri çekmiş ve Huzur'dan kurtulmuştu. Kaleye doğru koşmaya başladığında Huzur yine önünde belirmiş ve bu sefer topu almayı başarmıştı. Topu aldığı gibi Azap'ın arkasında belirmiş ve yarı sahaya yetişmişti.
Ancak ne kadar hızlı olursa olsun karşısındaki kişi Azap'tı. Huzur aralarındaki mesafeyi açtığını düşünürken Azap'ın nefesini ensesinde hissetmiş ve ani bir refleksle sola çekilmişti. Azap kayarak müdahale ettiği için Huzur'un yanından kayıp gitmişti ancak elini yere sertçe bastırmış ve sola dönüp oturduğu yerde bacağını savurup Huzur'un ayağındaki topa vurmuştu.
Top havalanırken Azap ayağa kalkmış ve Huzur çoktan kanatlarını çırpmaya başlamıştı. Tüyleri eksilen kanatları kendisini hala taşıyabiliyordu. Topu alan Huzur 40 metre mesafeyi umursamadan gerilmiş ve topa havada vurma kararı almıştı.
Ancak Azap buna izin vermemek için zıplamış ve röveşataya kalkarak Huzur'un şutuna karşılık vermişti. Rastgele bir noktaya savrulan topun peşine önce yere inen kişi olan Huzur düşmüştü. Fakat Azap bir anda yanında belirmiş ve topu almıştı.
Akıl almaz bir hızla koşmaya başlamış ve 30 metreyi yalnızca 2.1 saniyede koşarak dünya rekorularına imza atacak bir hız sergilemişti. Otopilota girmiş olan Huzur bile ona yetişememişti. Azap tüm gücüyle gerilip şutunu çekecekken yandan gelen bir darbeyle birlikte Huzur topu uzaklaştırmıştı. Ancak Azap öylesine yanıyordu ki Huzur topa vurduktan sonra 1 saniye bile geçmeden dönüp topa koşmaya başlamıştı.
Topu almış ve 45 metreden şut çekmek için gerilmişti. Mevcut durumunda 45 metreden gol atamaması için hiçbir sebep yoktu. O mesafeden kaleyi kesinlikle delip geçebilirdi. Huzur'da bunu bildiğinden çabuk bir karar değişikliğiyle birlikte topun peşine düşmek yerine Azap'ın çektiği şutu hedeflemişti.
Azap topu bir gülle gibi ateşlediğinde Huzur uçarcasına zıplamış ve kafasıyla topa ucu ucuna da olsa dokunabilmeyi başarmıştı. Top kazandığı ivmeyle birlikte üst direğe çarpmış ve gökyüzüne yükselmişti. Huzur topu almak için koşmaya başladığında Azap çoktan havadaydı ve maçın son röveşatasını vurmaya hazırlanıyordu. Maçın bitimine saniyeler kalmıştı ve bu hareket maçın sonunu getirecekti.
(Huzur)-Hassiktir!
Her şey o an için yavaşlamış ve Huzur Azap'ın son darbesini ağır çekimde görmeye başlamıştı. Zaten 1 puan gerideydiler ve bu şutla birlikte biraz daha öne geçeceklerdi. Azap'ın karanlık kanatları korkutucu bir şekilde gökyüzünü kaplıyordu ve sonun habercisi olarak görevlerini yerine getiriyorlardı.
(Huzur)-Pekâlâ. Sen kazandın Azap. Yenilgimi kabul ediyorum.
(Spiker)-Azap maçın kaderini belirleyecek olan son vuruşunu yapmak adına gökyüzünde süzülüyor değerli izleyiciler! Beyaz Mucize'nin bu noktada yapabileceği hiçbir şeyi yok!
Azap tüm gücüyle gerilmiş ve topu kaleyle buluşturmak adına son hareketini yapmış ve ölümcül darbesini topa indirmek için bacağını savurmuştu.
-HEPİNİZİN TABUTUNA ÇİVİLERİ ÇAKACAĞIM DEMİŞTİM!!!
(Azap)-Son darbem... TAM KALBİNİZE!!!