İkinci yarının başlaması üzerinden 10 dakika kadar geçmişken Huzur yine absürt bir şuta imza atmış ve durumu 3-2 yaparak takımını öne geçirmişti. Maçın heyecanı arttıkça kendisinin oyunculuğu da güçleniyordu. Hızı, çevikliği ve gücü gözle görülür ölçüde artıyordu. Buna karşılık Azap gittikçe deliriyor ve onun da gücü aynı orantıda artıyordu.
Ama Huzur mantığını kullanmada Azap'tan daha iyi olduğu için şu anda önde sayılırdı. Azap oyun kurma dışında her konuda Huzur'dan daha iyiydi fakat aralarındaki bu küçük fark bile Azap'ı geriye düşürmeye yetiyordu.
(Huzur)-Ahoyyy kaptan!!! Yelkenler FORAAA!!!
Huzur inanılmaz bir hızla oradan oraya geçip dururken Azap bir saniye bile onu rahat bırakmıyordu. Attığı her adımda peşindeydi ve kendisini geçmesine izin vermiyordu. Oğuzhan ise hala "otopilot"taydı ve aralarına girip topa alabileceği bir boşluk arıyordu.
Oyunu keskin gözleriyle bir bilgisayar gibi okuyor ve ikilinin boşluklarını arıyordu. Ve buldu da. Huzur air elastico yapıp topu sola çekerken Oğuzhan ileri atılıp topa alttan bir müdahalede bulunarak uçmasını sağlamıştı. Sonra da zıplayıp topu havada yakalamış ve takla atarak yere inmişti.
Arkasına bile bakmadan koşmaya başlamışken Huzur ve Azap etrafında bitmişler ve top için baskı yapmaya başlamışlardı.
(Huzur)-Sıkıcı olmaya başladın.
Huzur bir anda topa saldırdı ancak Oğuzhan aniden durup Huzur'un hareketinin boşa gitmesine izin verdi. Azap ise Oğuzhan'la birlikte durmuş ve bir anda atılıp topu ayağından almıştı. Ya da en azından bunu yaptığını düşünmüştü. Çünkü Azap topu aldığını düşünürken Oğuzhan havaya zıplamış ve bir kafa darbesiyle topu yere indirmişti.
Top yerden sekerken Huzur bir kez daha atılmış ancak Oğuzhan topu diziyle sektirip Huzur'un üstünden aşırtmıştı. Azap arkasından saldırırken topla birlikte etrafında dönmüş ve bundan da sıyrılmıştı.
Ama o anda Huzur ve Azap'ın fark ettiği bir şey vardı.
(Huzur)-Hala çok yönlü ama...
(Azap)-İlk yarıdaki kadar çevik değil.
(İkisi birlikte)-Yoruluyor!
Olan şey buydu. Oğuzhan bu üstün durumda kesinlikle onlar kadar iyiydi ve hatta onlardan daha iyi bile denebilirdi ama vücudu artık bu durumu sürdürmekten yorulmaya başlamıştı. En fazla 15 dakika içinde Oğuzhan tamamen yorgun düşüp "otopilot" modundan çıkacaktı. Ve o zaman sahne yeniden bu deli ikiliye kalacaktı.
Hareketleri ağırlaşıyor olsa da hala daha "otopilot" modunda olduğundan sezgileri sonuna kadar açıktı. İkili ona bakarken Oğuzhan'ın bedeni bir şeylerin değiştiğini anlamış olacak ki Oğuzhan birden koşmaya başlamıştı.
Huzur ayağa kalkıp Azap kendisine yetişene kadar Oğuzhan çoktan şut çekecek pozisyona girmişti bile ve bacağını germişti. Huzur Oğuzhan'ı engellemek için ona doğru koşarken Azap hiç durmadan Oğuzhan'ı geçip gitmişti. Huzur topu durdurmak için yeterli olamazken Oğuzhan tüm gücüyle şutunu çekmiş ve kaleyi hedeflemişti.
Ancak o anda topun önünde beliren bir karaltı topu durdurmuş ve...
(Azap)-Çok beklersin amına koyduğum!
... topla birlikte yere inmişti. Azap Oğuzhan'ın yanından geçip giderken Oğuzhan'ı değil doğrudan çektiği şutu durdurmayı hedeflemiş ve başarılı olmuştu da. Ayağındaki topla birlikte arkasını dönmüş ve şut çekmek için gerildiğinde...
(??)-AZAAAAAPPP!!!!!
... kendi adının haykırılışını duymuştu. Arkasına bakmadan haykıran kişinin Huzur olduğu zaten biliyordu. Azap gülümsedi. Huzur tam kendisinin önüne geçecekken gerilip sert bir şut çekti ve top Huzur'un omzuna çarparak yön değiştirdi. Fakat Azap'ın istediği şey tam da buydu.
Yön değiştiren top kaleciyi aldattı ve diğer tarafa uçarak ağlarla buluştu. Azap Huzur'un kendi kalesine gol atmasını sağlamıştı.
(Azap)-Çok bağırma şekerim. Sesin kısılır bak.
Azap küçümseyici bir şekilde Huzur'a bakarken Huzur yumruklarını sıkmıştı. Gözleri nefret doluydu.
(Huzur)-Öldüreceğim lan seni!!! Etini kemiklerinden sıyıracağım!!!
Huzur sert nefeslerle birlikte dişlerini sıkıyordu. Gol olan topun kendisine çarpmış olmasını hazmedemiyordu. Hele de bunu bilinçli olması onu daha da delirtiyordu.
(Azap)-Ne oldu? Strateji yapabilen tek kişinin sen olduğunu mu düşünüyordun? Sen olsan da olmasan da o gol atılacaktı. Sen sadece işleri benim için biraz daha eğlenceli hale getirdin o kadar. Bu maç benim!
Azap gözlerini açtı ve o deli gülümsemesini bir kez daha sergiledi.
(Huzur)-Çok beklersin!
Huzur adımlarını sertçe yere vurarak başlama vuruşu için yerine giderken Azap ağır adımlarla peşinden gidiyordu.
"Beni öldüreceğine inanmaya devam et. Bu maç daha yeni başlıyor."
Azap bu düşüncelerle yerine geçmişken hakem başlama düdüğünü çaldı ve maç yeniden başlamış oldu. Huzur ayağına gelen topla birlikte gözden kaybolurken Oğuzhan bir anda önünü kapatmıştı. Durmak zorunda kalan Huzur hemen arkasını dönmüş ve topu kaldırıp Oğuzhan'ın üstünden geçirmişti. Sonra da etrafından dönerek onu geçmişti. Top yere inmeden altına girip topuğuyla bir kez daha havalandırmış ve Azap'ı geçmişti.
(Huzur)-HEPİNİZ GELİN LAN!!! Hava Yürüyüşü!
Huzur önüne gelen bütün oyuncuları topu havada tutarak geçiyordu. Topu yere indirmeden hepsini tek tek devirip geçiyordu.
(Azap)-O kadar kolay mı lan!?
Azap bir anda haykırdı ve zıplayarak Huzur'un kaldırdığı topu havada yakaladı. Ardından koşmaya başladı. Oğuzhan bir anda dibinde belirirken sağlam bir omuz darbesiyle Oğuzhan'ı def etti. Savrulan Oğuzhan takla attı ve yeniden ayağa kalkıp koşmaya başladı. Koşu hızı yavaşlamaya başlamıştı. İlk yarıda olduğu kadar seri değildi. Zaten bir omuz darbesiyle takla atacak kadar savrulması bunun bir diğer göstergesiydi.
(Azap)-Geberteceğim! HEPİNİZİ GEBERTECEĞİM!!! YENİLMEYECEĞİM AMINA KOYAYIM!!!
Devrilen Oğuzhan Azap'a yetişmeye çalışırken Azap koşu hızını artırıyor ve aradaki mesafeyi açıyordu. Delirmiş gibiydi. Kimseyi çalımlamaya çalışmıyor önüne çıkan herkese çarparak omuz darbeleriyle devirip geçiyordu.
(Azap)-Birinizi bile bu sahadan canlı çıkarmayacağım lan!!!
Azap daha da hızlanmaya başladı.
(Huzur)-Nereye gidiyorsun lan!?
(Azap)-Yolumdan çekil!
Azap kendisine yetişen Huzur'a bağırdı ve onu da bir omuz darbesiyle yere yıktı. Azap Huzur'u da devirdikten sonra bacağını daha önce hiç olmadığı kadar fazla gerdi. O an için Azap'ın çevresinde akan bütün zaman durdu. Gerçeklik parçalandı ve kale hariç Azap'ın görüş açısındaki her şey paramparça oldu.
Bir anlığına sahada kendi, top ve karanlık dürtüleri kalmıştı. Azap'ın karanlığı topu çevrelerken Azrail gülümsedi ve Azap'ın karanlık kanatları parladı.
Miray'ın bu duruşu biliyordu. O gün tesadüfen gördüğü duruş buydu. Azap'ın 5 kat daha ağır ve sert olan özel yapım topu parçaladığı duruştu bu.
-KABUSA GÖMÜLÜN!!!
(Azap)-Saf-i Ölüm!
(Miray)-AZAAAAAAPPP!!!!!!!!!
***
O gün Azap'ın telefonunu vermek için gittiğinde gözlerine inanamadığı bir şey görmüştü. Azap bacağını normalde girdiği pozisyondan çok daha fazla germişti. Sanki esneme işini biraz abartmış gibi görünüyordu.
(Miray)-O nasıl bir duruş be?
Top yerde iki defa sektikten sonra Azap bacağını ateşlemiş ve aynı anda Miray'ın göz bebekleri büyümüştü. Azap topa vurduğu anda top yok olmuş ve sahayı çevreleyen tellerin sesi yankılanmıştı. Miray korkuyla gözlerini ovaladı ve gördüğü şeyin gerçek olup olmadığını anlamaya çalıştı.
(Miray)-Sen... şaka mı yapıyorsun lan!? Bir insan böyle bir şut çekebilir mi gerçekten!?
Bu şut bir insana ait olamazdı. Demir telleri delip geçen top yetmediği gibi sahanın yakınındaki eski bir binanın duvarına çarpmış ve o kalın duvarın içine iki topun sığacağı kadar derine saplanmıştı. Sahadaki yapay çimleri yakarcasına yok edip geçmişti.
Miray'ın eliyle kaldırırken bile zorlandığı bir topun böyle ölümcül bir şekilde ilerlemesi bir insana ait olabilecek bir güçle mümkün değildi. Olmamalıydı.
(Miray)-O lakabı kesinlikle boşa almadın sen! Bu şut... birilerini öldürebilir...
***
Azap öyle bir karanlığa gömülmüştü ki, Miray'ın çığlığı sadece boğuk bir yankı gibi zihninde çarpıp kayboldu. Ama sadece bir anlığına bile olsa bu yankı ve aklını başına getirmesini sağlamıştı. Azap tam yıkım dolu şutunu çekecekken durdu ve pozisyonunu bozup normal bir şut çekmek için anlık şekilde pozisyonunu değiştirdi ve yeniden gerildi.
Öncekilerle aynı güçte etki bırakacak bir şut çekti ve parlayan top inanılmaz bir hızla kaleye doğru hareketlendi. Kaleci bir şekilde atlamayı başarsa ve topa dokunabilse de top eline çarptığında yavaşlamadı ve kaleciyi devirip ağlara çakıldı.
Miray gergin bir şekilde titreyerek yerine çöktü.
(Miray)-Hayırhayırhayır!!! Buna kesinlikle izin veremezdim. Karşındaki insan lan!
Azap asabi bir şekilde kendi sahasına dönerken yerde duran Huzur'un yanına gelince durdu.
(Azap)-Sevgilime dua etsen iyi edersin parlak kanatlı. Kalecinizi kurtardı.
(Huzur)-Tch! Bu kadarıyla beni korkutabileceğini mi sanıyorsun!?
Huzur ayağa kalkarken öfke dolu gözlerle Azap'a baktı.
(Azap)-Hah. Onu sana kalecin söylesin.
Aynı anda bir çığlık yükseldi ve Huzur kalecilerinin olduğu tarafa baktı. Kaleci bileğini tutuyordu. Azap'a sert bir bakış daha attıktan sonra hemen kalecilerinin yanına koştu. Hemen kalecinin bileğine baktı ve o anda topa dokunduğu elindeki eldiveninin aşındığını gördü. Tek bir şut ve bir kaleci eldiveni aşınmıştı.
(Huzur)-Sakin ol. Elini hareket ettirme tamam mı? Bileğin çıkmış. Sağlık ekipleri geliyor.
Sağlık ekipleri kaleye koşarken Azap küçümseyici bir gülümsemeyle onları izliyordu. Birkaç saniye sonra Oğuzhan Azap'ın yanına geldi. Tek gözü eski rengine dönmüştü. Tek gözü ise hala maviydi.
(Azap)-Öleceksin geri zekalı. Dayanıklılığın bitmek üzere.
Sadece gözlerine bakarak Oğuzhan'ın enerjisinin bitmek üzere olduğunu anlamak zor değildi. Normal bir şekilde ayakta dururken bile biraz eğri duruyordu. Onu ayakta tutan şeyin otopilot olduğu kesindi.
(Azap)-Neyse. Birkaç dakika daha oynarsan otopilottan çıkarsın zaten.
Sağlık ekipleri kaleciye müdahale ederken Huzur yavaşça ayağa kalktı ve gözlerini Azap'a dikti.
(Huzur)-Bitireceğim lan seni!!! O duayı ben değil senin parçalarının bulunması için sevgilin edecek!
Huzur dişlerini sıktı ve gözleri bir kez mavi parlayıp yeniden turuncuya dönmüşken orta sahaya doğru yürümeye başladı. Oyuncu değişikliği yapacakları kesindi. Yedek kalecileri olduğu için şanslılardı.
(Azap)-N'aber küçük prens? Gülün dikeni mi battı yoksa?
(Huzur)-Battı. Hem de çok derinlere battı. Ama dikkatli ol Azap. Sen dikenleri seçtin, ben ise saplamak için...
... bir sürü çivi dövdüm!
(Azap)-HAHAHAHAHAHAHA!!!!!!! Anladım. Anlıyorum. Beni büyük bir dertten kurtardın gerçekten Huzur biliyor musun?
(Huzur)-Ne o? Ölesin var da katil mi lazım oldu!?
(Azap)-Tabutuna çakacağım çivileri kendi ellerinle ayaklarıma getirdin!