İkili Oğuzhan'a bakakalmışken Oğuzhan birden arkasını dönüp koşmaya başlamış ve 10 metre kadar koştuktan sonra topu havaya kaldırıp eğildi ve vücudundaki tüm kasların aynı anda harekete geçmesiyle birlikte Huzur'dan bile yükseğe zıplayıp ters döndü.
(Huzur)-Harikasın lan!
Huzur heyecanla haykırırken Azap ondan daha heyecanlıydı.
(Azap)-MAVİ GÖZ!!! CİDDEN HARİKASIN LAN SEN!!!
Bunların hepsinin yanında Erdem yedek kulübesinden olanları izliyordu.
(Erdem)-Bu hareketler... bu hız... Mavi gözler... Gerçekten de benim oğlumsun!
Yumruğunu sıkmıştı. Suratında korkunç bir gülümseme vardı. Heyecandan kalbi deliler gibi çarpıyordu.
(Kurtuluş)-Şaka mısın lan sen!?
AltınKapı'daki herkes büyük bir heyecanla Oğuzhan'ı izliyordu.
(Spiker)-Gözlerim beni yanıltmıyorsa Oğuzhan şu anda 33 metreden röveşata vurmaya hazırlanıyor sayın izleyiciler. Bu maçta daha kaç insanüstülük yaşanacak gerçekten merak ediyorum!!!
(Oğuzhan)-Ters Bisiklet.
Röveşata için yükselen Oğuzhan tüm gücüyle topa asıldı ve top 33 metreden bir fişek gibi tetiklenerek ilerlemeye başladı. Fakat tek bir sorun vardı. Topun en sonunda alçalmaya başlaması lazımdı. Fakat top normalin aksine düz bir doğrultuda ilerlemeye başlamak yerine olabildiğince alçak bir noktadan harekete başlamış ve yükselmeye başlamıştı.
Bu mucize şut karşısında kalecinin yapabildiği tek şey izlemek olmuştu. Durumun 2-1 olmasına öylece izin vermek zorunda kalmıştı. Hayatı boyunca çıktığı bütün maçlarda böyle bir şutla ilk defa karşılaşıyordu. Alçalmak yerine yükselen bir şut. Üstelik röveşata olmasına rağmen yukarıdan değil aşağıdan kavislenen bir şekilde.
Oğuzhan yumuşak bir şekilde yere inerken bakışları hala bomboştu. Kendi sahasına doğru ilerlerken boğucu bir aurayla Azap ve Huzur'un yanından geçmişti.
(Huzur)-Bu piç kurusu... "otopilota" geçmiş!
Huzur'da Azap'ta ona bakarken gülümsüyordu. Oğuzhan'ın bu ani değişimi maçı çok daha eğlenceli kılacaktı.
(Azap)-Otopilot... Akış... Alan... Ne dersen de! Sadece sayılı seçkinlerin ulaşabileceği bir seviye bu!
Azap'ın dudakları kulaklarına kadar yükselirken gözleri parlamaya başlamıştı.
(Azap)-Asıl eğlence şimdi başlıyor!
Hakemin düdüğüyle birlikte maç yeniden başlarken top doğruca Huzur'a iletilmişti. Top Huzur'un ayağına geçer geçmez Oğuzhan topu almış ve uçuşa geçmişti. Fakat bir an sonra Huzur dibinde belirmiş ve...
(Huzur)-Dünyamıza hoş geldin Kuduz Köpek!
... diye haykırmıştı. Sonra da bir anda aşağı düşerek kaybolmuştu. Ani bir kayışla topu Oğuzhan'ın ayağından almış ve aksi yöne doğru depara kalkmıştı. Aynı anda ise Oğuzhan geri dönüp ileri atılmış ancak yetişememişti.
Bir anda ortada beliren Azap ise Huzur'un karşısına çıkmıştı.
(Azap)-Oyunu bitirmeye ne dersin? D
(Huzur)-Memnuniyetle!
Huzur bağırdıktan sonra aniden gözden kaybolmuştu. Aynı anda da Azap'ın arkasında belirmişti. Tam koşmaya başlayacakken Azap aynı hareketi yapmış ve önünde belirip topu almıştı. Patlayıcı gücünü ateşleyip yanından geçerken Huzur'a omuz atıp dengesini bozmuş ve onu devirmişti.
Koşmaya başladığında ise birkaç adımdan sonra kendi omzunda sağlam bir baskı hissetmeye başlamıştı.
(Azap)-Hoş geldin sikik köpek! Sahibini mi özledin bakalım!?
Oğuzhan'ın suskunluğuna karşın Azap heyecandan kuduruyordu. Ama ne olursa olsun Azap gibi bir canavarı birebir güç mücadelesinde yenmek aşırı zordu. Ayrıca Azap'ın toplu hızı topsuz hızına eşit olduğundan onu durdurmak gerçekten inanılmaz bir denge ve güç istiyordu.
Azap aniden adımlarını hızlandırmaya başladı. Oğuzhan ona yandan baskı uyguluyor olsa bile bu hayvan karşısında yeterli gelmiyordu. Azap hızıyla ve gücüyle Oğuzhan'dan kurtulup inanılmaz bir hızla koşuya başlarken sağından ve solundan gelen iki aura onu çevreledi ve yolunu kapattı.
Oğuzhan'ın azı dişli köpeği sağdan bastırırken Huzur'un kanlı kanatları soldan bastırıyordu.
(Huzur)-Beni unuttuğunu söyleme sakın!
(Oğuzhan)-...
İkili Azap'ın önünü kapatırken Azap onları hiç umursamadan gerildi ve şut pozisyonu aldı. Huzur'u bir an bile umursamadan bakışlarını sağa çevirdi ve aniden geri çekilip Oğuzhan'ın kayan müdahalesinin boşa gitmesini sağladı.
(Azap)-İçgüdülerin seni okunabilir kılıyor uyuz köpek!
Boşa giden kaymanın ardından Oğuzhan ellerini yere dayadı ve elleri üstünde dönerek dans edercesine kıvrak hareketlerle topu Azap'tan aldı. Ancak böyle bir şeyi bekleyen Huzur hemen araya girerek Oğuzhan ayağa kalkamadan topu kaptı.
Azap aynı anda bacağını uzattı ve arada kalan top havada uçtu. Üçü birden zıplayarak topun peşine yükseldiler.
(Spiker)-Üçü birden topa kafa atıyor sayın seyirciler! Futboldan çok bir savaş alanını canlı izliyor gibiyiz! Böyle bir oyun şeklinin futbol olduğuna inanmak çok zor!
Üçü birden topa kafayla vurduktan sonra Azap vücut ağırlığını ve gücünü kullanarak topu yere indirmiş ve seken topa vurmak için bacağını kaldırmıştı. Oğuzhan yere iner inmez elleriyle kendini geriye itmiş ve sert bir darbeyle Azap'ın kalkık bacağının altından kayıp topa vurmuştu.
Huzur ise inanılmaz bir depar atarak topu kapmış ve uzaklaştırmak için karşı kaleye kadar vurmuştu. Top AltınKapı yarı sahasını geçerken üçlü tüm güçleriyle topun peşinde gidiyorlardı.
(Huzur)-HADİ BİRAZ EĞLENELİM ÇOCUKLAR!!!
Bağıran Huzur aniden hızını artırmaya başladı. Adımları çim sahayı parçalayacak kadar sertti. Bir anda ikilinin yanından sıyrılan Huzur röveşata çekmek için yükseldiğinde Oğuzhan hemen dibinde bitti ve Huzur Azap'ta yaptığının aynısını yaparak topu Oğuzhan'ın üstünden aşırttı.
Yere indiğinde Azap bir anda gökyüzüne yükseldi. Ancak Huzur zıplamadan önce bir saniye bekledi ve röveşata vurmak için dümdüz zıplamak yerine beklenmeyeni yapmak adına vole vurmak için yan bir şekilde zıpladı. Yan şekilde zıplamasının sebebi topun tam altında olmasıydı. Topun tam altında olduğu için vole vurabilecek alana sahip değildi.
Topun sol tarafından yükselen Huzur gerildi ve...
(Huzur)-Yakaladım seni!!!
(Azap)-Siktir!
... sert bir vole vurdu. Zıplamadan önce bir saniye beklediği için top biraz alçalmıştı. Böylece Huzur şut çektiğinde top Azap'a çarpmamıştı. Huzur şut çekmeden önce Azap bacağını uzatsa da başarılı olamamıştı. Top kaleye doğru ilerlerken Oğuzhan bir anda topun rotasında belirmişti ancak Huzur bu durumu gülümseyerek karşılamıştı.
(Huzur)-Gecikmeli Ölü Yaprak Volesi.
Oğuzhan tam topa kafasıyla müdahale edecekken top bir anda sağ sol yaparak yalpalamaya başlamış ve Oğuzhan'ın hamlesi boşa gitmişti. Savrulan top kalecinin zıpladığı yerin tam tersine dönmüş ve filelerle buluşmuştu.
Huzur sertçe yere çakılırken Azap iki ayağı üzerine inmiş ve Oğuzhan ayağa kalkıyordu. Huzur yere çakılmasına rağmen kahkahalar atıyordu.
(Huzur)-HAHAHAHAHAHAHA!!!!! En iyi benim lan! İkinizin de amına koydum! HAHAHAHAHAHAHAHAHA!!!!!
Sesindeki irrite edici mutluluk ve kibir Azap'ı delirtse de haksız değildi. Sondaki vole hiç beklemediği bir şeydi. Huzur kendi kendine konuşurken hakem düdüğü üç kez çalmış ve ilk yarıyı bitirmişti.
Oğuzhan ağzını bile açmadan soyunma odasına doğru ilerlerken Azap somurtkan bir suratla peşinden ilerliyordu. İki takımda soyunma odasına çekildikten sonra 15 dakikalık dinlenme süreçleri başlamış oldu.
(Erdem)-Pekâlâ. İlk yarı için iyi bir maçtı çocuklar. Huzur ve Azap kendilerini tutmadıkları için yer bulamamış olmanız normal bu yüzden üzülmeyin.
(Kurtuluş)-Huzur ve Azap'ın ne olduğunu biliyoruz. Oğuzhan'a ne oldu peki?
(Erdem)-O konuya gelecek olursak da..
(Azap)-Otopilot.
(Kurtuluş)-Ne?
(Azap)-Oğuzhan otopilot modunda.
Oğuzhan bir kenarda sessizce oturmuş tavanı izliyordu. Gözleri hala parlak mavi tondaydı. Yani hala otopilot modundan çıkmamıştı. Hiç kimseyi duymuyordu. Algısında hiçbir şey yoktu. Sadece duruyordu. Tıpkı kendini bekleme moduna almış bir robot gibi.
(Kurtuluş)-Detaylı açıklamanı rica etsem nasıl olur?
(Azap)-Otopilot. Dünya genelinin bildiği ismiyle "alan" ya da "akış". Oyuncu yorgunluğunun üst kademesi. Ne dersen de. Basitçe bireyin kendine olan nefreti ve yok olma isteğiyle tetiklenen fakat yalnızca belirli seçkin oyuncuların ulaşabildiği bir durumdur. Temel olarak insan bedenindeki bütün hücreleri uyararak kişiyi ölüm korkusu olmadan tüm potansiyelini kullanmaya itiyor. Oyuncunun algıları sonuna kadar açılır ve tek bir şeye odaklanır. Dikkatini dağıtacak her şey ortadan kalkar. Sınırsız bir odaklanma yeteneğin var gibi düşün. Vücut kendini serbest bıraktığı için bedendeki kasıntılık ortadan kalkar, gerginlik kaybolur. Genişleyen sezgilerle birlikte saha görüşü artar ve beden kontrol kapasitesi artar.
(Azap)-Ancak alan kendi içinde 3 bölüme ayrılan bir yetenek ve ilk seviyesi bireyin tüm potansiyelini ortaya çıkarmaz. Alana ulaşıldığını belirten tek fenomen ise göz renginin değişmesidir. Mavi göz ilk seviyeyi temsil eder. Ve ilk seviye, bireyin potansiyelinin %75 ya da 80'ini kullanmasına izin veriyor. Ancak sayılara pek aldanmamak gerek. Potansiyel kısmı kişiden kişiye değişiyor.
(Erdem)-Daha basit bir mantıkla bakacak olursak eğer insanlar sahip olduklarının ancak yarısını kullanabilirler. Beyin daha fazlasına izin vermez. Bir insanın tüm gücünü kullanabilmesi için ölüm korkusu gerekir.
(Erdem)-İnsanlar kendi çabalarıyla güçlerini en fazla %65'e kadar çıkartabilirler. Sayıların yanıltıcılığı hala geçerli çünkü Azap'ın da dediği gibi yüzdelik dilim kişiden kişiye değişiyor. Ancak ne kadar güç kullanırsan o kadar çabuk yorulursun. Otopilot fenomeni ise yorgunluk dediğimiz durumu ortadan kaldırıyor ve bedeni sınırlarının üstüne itiyor. Vücut yorulsa bile beyin onu durdurmuyor ve sürekli şekilde aynı performansta devam etmesine izin veriyor.
(Azap)-İkinci aşamasında erişilen kırmızı gözler ise... neyse. Bu kadarını bilmeniz bile fazla zaten.
(Erdem)-Sen bu kadar bilgiyi Valentine piçinden öğrendin değil mi?
(Ayberk)-Valentine? God Valentine mi!? Lan!? Dünyanın en iyi oyuncusuyla tanışıyor musun sen!?
Ayberk şaşkınlıkla Azap'a bakmaya başlamıştı. İşte bu durum bu kadar iyi bir oyuncu olmasını açıklardı. God Valentine "Futbolun Tanrısı" lakabına sahip olan güncel olarak en iyi futbol oyuncusuydu.
(Azap)-Sadece o piç değil. "İlahi 11"in hepsi buna sahip. Aralarındaki tek fark Valentine şerefsizi kafasına göre "alana" girip çıkabiliyor. Bu da onu durdurulmaz yapan şey zaten.
(Erdem)-Tch! Niye bu kadar güçlü olduğu belli oldu. Şimdi onunla maç yapacak olsam ne durumda olurum sence?
Erdem Valentine'ye daha önce defalarca kez yenildiği için şu anda karşısında ne yapabileceğini merak ediyordu. Alacağı cevabın olumsuz olacağını bilse de ne kadar olumsuz olacağını kesinlikle merak ediyordu.
(Azap)-Formasını tutacak kadar bile yaklaşamazsın.
Bu sözlerden sonra Erdem sinirlendi ve Azap'a cevap vermedi.
(Yücelen)-Dünyanın en iyi oyuncularıyla çalıştığın için ne kadar heyecanlı olduğumuzun farkındasın değil mi?
(Azap)-Benim için günlük bir şeydi bu. Brezilya'da olduğum 3 sene boyunca Valentine'yle aynı evde kaldım. O çirkin suratını her gün gördükten sonra pekte bir heyecanı kalmıyor.
(Kurtuluş)-Yine de bu bizim için çok fazla. Sadece rüyamızda görebileceğimiz bir seviyede onlar.
(Azap)-Neyse ne. Kapatın o aptalın konusunu.
Azap Valentine hakkında konuşmaktan hoşlanmıyor gibi görünüyordu.
"Bayıldığınız o piçin ne tür bir çatlak olduğundan haberiniz yok tabii. Eğer herkes cahilse herkes kahraman olabilir."
(Azap)-Lan! Mavi gözlü dalyarak. Kalk hadi maça gidiyoruz.
Aradan birkaç dakika geçtikten sonra sahaya çıkma zamanı gelmişti ve tepkisiz Oğuzhan'ı uyaracak birisi lazımdı. Azap gerekli uyarıyı yaptıktan sonra Oğuzhan ayağa kalkmış ve doğruca sahaya hareketlenmişti.
Oyuncular sahaya çıkarken Huzur Azap'a bakmış ve...
(Huzur)-Bu hala otopilotta mı lan?
(Azap)-Çıkacak kadar yorulmadı.
(Huzur)-İkinci yarı eğlenceli geçecek desene.
(Azap)-Geçecek geçecek.
"Ama tek gülen ben olacağım." Dedi Azap sadece kendi duyacağı bir ses tonuyla.
Herkes yerlerine geçtikten sonra AltınKapı takımı santra için ortadaydı. Hakemin düdüğüyle birlikte ikinci yarı başladı ve top Azap'ın ayağına geldi. Azap koşmaya başlamadan önce dudaklarını sonuna kadar gerdi ve suratını korkunçlaştıran o lanet gülüşünü sergiledi.
(Miray)-Ne planlıyorsun Azap? Hiç olmadığın kadar korkutucu görünüyorsun.
Miray Azap'ın gülüşünü gördükten sonra istemsizce kötü hisler tarafından sarılmıştı. Neden bilmiyordu ama Azap her zamanki gibi hissettirmiyordu.
(Azap)-"O"nu kullanacağım...
-Ve hepiniz ÖLECEKSİNİZ!!!