(Genç)-Dünkü maçı izlediniz mi lan!? AltınKapı ne yaptı öyle?
(Genç 2)-AltınKapı mı? Oğlum Azap yaptı Azap. Kendi takımındakileri bile çalımladı.
(Genç 3)-Maç skorunu niye konuşmuyorsunuz lan siz? 17 – 0 bitti maç lan 17! Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görülmemiştir. 63 dakikada 17 gol.
(Genç)-Keşke bilet alıp yerinde seyretseydik.
(Genç 3)-Keşke ya. İnternette bir anda karşıma düştü maç 8 – 0 diye neye uğradığımı şaşırdım.
(Genç 2)-Abim gitti o maça ya. Gidelim dedi de gitmedim dışarı çıktım.
(Genç)-Salaklığına doyma.
(Genç 2)-Nereden bileyim ya. Kim beklerdi bu maçın böyle olacağını?
Gençler kendi aralarında tartışma yaşarken ülkenin büyük bir kısmı AltınKapı – Alay Bozan maçını konuşuyordu. Azap tek bir maçta 17 gol atarak dünya rekoru kırmıştı. Hem de Huzur'un yaptığı skoru temiz bir farkla geçmişti. Süre olarak da bariz bir farkla öndeydi.
(Huzur)-Hahahahaha!!! Benden gerçekten nefret ediyor lan bu! Sırf beni geçmek için 17 gol atmış sapık herif! Peki, peki. Bunu kabul edebilirim. Madem bu şekilde oynamak istiyorsun Azap Kangülü... Bende insanların neden bana "Futbolun Mucizesi" lakabından önce...
Dudakları kıvrılıp gözleri kocaman açılan Huzur elindeki telefonu sıkıp parçaladı.
(Huzur)-... "Cehennem Meleği" dediklerini göstersem iyi olur.
***
(Miray)-Alooo!!! Bütün ülke senin için deliriyor sen hala antrenman yapıyorsun!
(Azap)-Bebeğim ilk defa böyle bir ilgiye maruz kalmıyorum. Brezilya'da hatta dünya basınında benim için neler yazıldığını bir bilsen aklını yitirirsin.
Azap ayağındaki topu sektirmeye devam ederken Miray'la konuşuyordu.
(Azap)-17 gol dünya rekoru olabilir ama o takıma daha az gol atmak benim itibarımı zedeler. Dünya seviyesindeki bir oyuncu için öyle bir takımın zaten hiç şansı yoktu.
Azap onlarca defa dünya basınına düşmüş bir oyuncu olarak böyle basit bir ilgiyi tabii ki umursamıyordu. Daha önce yaptığı şeylerle kaç defa gazetelere manşet olmuştu, kaç internet sayfasında adı geçiyordu bilmiyordu bile. Ki zaten "Azrail'in Bacakları" lakabını Brezilya – İtalya maçında İtalya'ya 5 gol atıp 2 kaleci ve 3 oyuncuyu sadece şut çekerek sakatladığında kazanmıştı. Hatta kendisine bu lakabı veren kişi Amerikan basınında önemli yere sahip bir gazeteciydi.
(Azap)-Yani heyecanlanmam için herhangi bir önem arz etmiyor bu durum.
(Miray)-Ayyy ay. Sen ve Brezilya anıların.
(Azap)-Biraz öyle tabii bebeğim. Ama bırak şimdi bunları. Akşam boş musun? Seni yemeğe çıkartacağım.
Yemek teklifini duyan Miray'ın yüz ifadesi bir anda değişti.
(Miray)-Olurrr. Yeni elbise almıştım zaten.
(Azap)-Elbise aldıysan planlar değişir. Tamam. Güzel bir yer ayarlarım.
Azap zaten kafasında yemek için bir yer planlamıştı ama Miray'ın elbise aldığını duyunca daha lüks bir yere gitmenin daha cazip olacağın düşünmüştü. Planında salaş bir yere gitmek vardı ama Miray'ın elbisesi için işleri değiştirecekti.
(Azap)-Sen git hazırlan. Az bir işim kaldı. 1 saate falan hazırlanmış olurum. Gelir seni alırım.
(Miray)-Tamam aşkım.
Miray sahadan uzaklaşırken Azap yeniden topu sektirmeye başlamıştı. Etrafta dolanırken sektirmeye devam ediyordu.
(Azap)-Huzur Vefa Neşegönül. Gece Güneşi. Futbolun Mucizesi. Adın bile iğrenç anasını satayım!
Azap tam önünde duran bir silüet hayal etti ve bir anda şut çekerek o silüeti darmadağın etti.
(Azap)-O maçtan cenazeni kaldıracağım lan! Melekmiş! Düşmüş melek seni!
***
(Huzur)-Bugünlük bu kadar antrenman yeter mi beyler?
Huzur kendi takım arkadaşlarına seslendi. Tam 3 saattir aralıksız şekilde maç yapıyorlardı ve artık dinlenme hatta bırakma zamanları gelmişti. 45'er dakikalık 4 periyottan oluşan bu maçta sadece 3'er dakika dinlenme süreleri vardı. Bu onların dayanıklılıklarını geliştirmek için Huzur'un ayarladığı bir antrenmandı.
(Oyuncu)-Bitir Huzur bitir. Daha kaç gol atmayı planlıyorsun?
Kendi aralarında yaptıkları bu maçta Huzur tek başınaydı ve yedeklerle beraber 15 kişiye karşı oynuyordu. Yine de 3 saat içinde onlara 36 gol atmış ve yalnızca 1 gol yemişti. O golü de oyunun başında hiç gol yememiş olmak için tamamen keyfi bir şekilde yemişti. Her yarıda 9 gol atmıştı. Ve işin delice olan tarafı 3 saat sonunda daha yeni yeni terlemeye başlıyor oluşuydu.
Gerçekten insanlık dışı bir dayanıklılığa sahipti. Gücü, teknikleri ve çevikliği de cabası.
(Huzur)-Pekâlâ o zaman. Bugünlük gidebilirsiniz. Ben biraz daha buradayım.
(Oyuncu)-Kendini çok yorma. Gerçi yorulur musun orası ayrı bir konu ama. Sen yine de çok abartma. Karşımızda senin gibi bir canavar var.
(Huzur)-Dert etme. Türkiye'de benden daha iyi tek bir oyuncu bile yok. Ne gençler liginde ne de büyükler liginde.
***
Aradan birkaç gün geçmiş ve o büyük gün gelmişti. Beyaz Mucize takımı ve AltınKapı takımı arasındaki maç birazdan başlayacaktı. Önceki bütün maçların aksine herkes bu maçı izlemek can atıyordu. Öyle ki stadyum ağzına kadar dolmuş, yetmemiş birde insanlar dışarıda sıra bile olmuşlardı. Diğer maçların hiçbiri televizyonda paylaşılmamış ama bu maçı televizyonda canlı olarak yayınlayacaklardı. Hatta maç daha başlamamış olmasına rağmen maçı paylaşan televizyon kanalı şimdiden en üst seviyede bir reytinge sahipti.
Sırf bu durum yüzünden bu maça özel bir spiker bile atamışlardı.
(Oğuzhan)-Azap bizi dinleyecek misin artık!? Karşındaki oyuncu tıpkı senin gibi! Belki senden bile iyi!
(Azap)-Bu bana sadece onu öldürmem için bir sebep daha sunar. En iyi benim! Ve bu sebep hepinizin ölümü olacak!
Azap inatla arkadaşlarını dinlemiyordu. Diğerleri Huzur'un ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu biliyorlardı.
(Oğuzhan)-Sen geri zekâlısın. Biraz bile aklı olmayan bir geri zekâlı.
(Azap)-Bak beyinsiz dangalak!
Azap ayakkabılarını bağlamayı bitirmiş ve ayağa kalkıp Oğuzhan'a diklenmeye başlamıştı.
(Azap)-Türkiye'de nasıl boktan oyuncularla oynadınız bilmiyorum ama umarım benim hala dünya seviyesinde bir oyuncu olduğumun farkındasındır. Siz işe yaramaz dingiller o beyaz kafalı piç kurusundan daha kötüsünüz diye bu benimde aynı olduğum anlamına gelmiyor. Eğer çok korkuyorsan gözümün önünden çekil ve köşene geçip aptal bir bebek gibi ağlamaya başla!
Azap Oğuzhan'ı kenara itip soyunma odasını terk etmişti. Tam kapıyı açacakken arkasına dönmüş ve dalga geçer gibi bakarak...
(Azap)-Babana biraz bile çekmemişsin!
Kapıyı kapatmadan hemen önceki aşağılayıcı bakışı Oğuzhan'ın dişlerini sıkmasına neden olmuştu.
(Oğuzhan)-Senin hayatını..!
(Kurtuluş)-Sana şununla uğraşma dedik değil mi? Eleman çok değişik.
(Baskın)-Boş ver gitsin. Sadece iyi futbol oynuyor diye bu kadar kendini beğenmişlik yapamaz!
Baskın hala ilk tanıştıkları zamanlardaki öfkesini sürdürüyordu. Onun yüzünden takımdaki yerini kaybetmiş ve yedeğe alınmıştı.
(Oğuzhan)-Kapatın çenenizi! Bunu söylediğim için kendimden utanıyorum ama o piç haklı! Bizden ne kadar iyi olurlarsa olsunlar onlara karşı geri duramayız! Tch! İkinizden daha iyi oynamazsam benim adımda Oğuzhan değil lan!
Oğuzhan aralarından geçip gitmiş ve soyunma odasının kapısını sertçe açmıştı.
(Oğuzhan)-Babam gibi değilmişim! Daha iyi olacağım lan!
Ve aynı anda babasını gördü.
(Erdem)-Oğuzhan?
(Oğuzhan)-Ba... koç?
(Erdem)-Çıkın hadi. Maç başlayacak.
Erdem gerekli olan konuşmaları önceden yaptığı için bir şey söyleme ihtiyacı hissetmemiş ve sadece sahaya çıkmalarını söylemişti.
***
Selamlaşma kısmı geçildikten ve top ve kalenin sahipleri belirlendikten sonra Beyaz Mucize takımı santra için orta sahadaydı.
(Azap)-Ölmeye hazır mısın boktan melek!?
Azap durup dururken Huzur'a bağırmıştı. Huzur ise ona bakmış ve Azap'ın duyabileceği bir ses tonuyla sakince...
(Huzur)-Seninle işim bittiğinde Azrail, kendi ellerinle ruhunu cehenneme taşıyacaksın! Ayaklarımın tam altına hem de!
Huzur'un suratındaki gurur, kendine güven ve aşağılama dolu gülümseme her zaman olduğu gibi takımındaki diğer oyuncuları geriyordu. O meleksi görüntüsünün arkasında futbol için deliren egoist bir şeytan vardı.
(Azap)-HAHAHAHAHA!!!!!!! Cehenneme götüreceğim tek şey cesedin olacak!
Bu sözlerden birkaç saniye sonra hakem başlama düdüğünü çaldı ve efsanevi maç başlamış oldu. Top Huzur'un ayağına gelir gelmez kanatları parladı ve bembeyaz bir ışık oyuncuların arasından geçip gitti. Huzur oyun başlar başlamaz 3 oyuncuyu geçmişti bile.
Ta ki...
(Azap)-Nereye gidiyorsun aşkım!?
... sonsuz bir karanlık yolunu kapatıp önünde belirene kadar. Azap anında Huzur'un önünü kapatmıştı.
(Azap)-Beni geçebileceğini mi düşünüyorsun!?
(Huzur)-Düşünmeyeyim mi?
Huzur basit bir hareketle topu Azap'ın bacak arasından geçirmişti ancak Azap rabona vurur gibi ayağını arkaya savurarak topun önünü kesmiş ve kendi önüne çekmişti. Ardından ileri doğru adım atmış ve topu birden kaldırmıştı. Aynı anda da Huzur'un ayağı topun altından geçmişti.
Yükselen topa diziyle vuran Azap koşmaya başlamış ve yarı sahayı geçerek Beyaz Mucize takımının 2 oyuncusunu sadece koşu hızıyla geçmişti. Önüne geçmeye çalışan oyuncuları sade bir topuk kaldırmasıyla geçmiş ve saniyeler içinde kale önüne gelmişti.
Fakat o anda ayağındaki top bir anda ortadan kaybolmuştu. Ve bir an sonra sağ kanatta belirmişti. Huzur sağ kanatta ayağında topla birlikte Azap'a bakıyordu.
(Azap)-Eğlenceli şey seni!
(Spiker)-Görebiliyor musunuz sayın seyirciler ama ben olanları takip etmekte zorlanıyorum. Maç başlayalı 30 saniye bile olmadı ama Huzur ve Azap ikilisi çoktan 3 defa karşı karşıya geldiler bile. Azap sağ kanada koşup kendinden uzaklaşan Huzur'a yetişti ve yine önüne geçti. Hayatımda bu kadar hızlı oyuncular görmemiştim.
Spiker bile neye uğradığını şaşırırken seyirciler daha büyük şoktaydı. Kimse ne olduğunu anlayamıyordu. Huzur ve Azap inanılmaz hızlarla hareket ediyorlardı.
Huzur kanatta durup Azap'ı geçmeye çalışırken topu ustaca koruyordu. Azap uzun zaman sonra ilk defa topu almak için çaba gösteriyordu. Bu da onu daha çok heyecanlandırıyordu. Süresi önemli olmamakla birlikte uzun zaman sonra biraz bile olsa karşısında durabilen birini bulmak onu delicesine zevke sürüklüyordu. Ve bu durum oyununa yansıyordu tabii.
(Azap)-Eğlendir beni!
Bir anda haykırdı ve bacağını uzatıp topa vurdu. Huzur'un ayağından seken top yükselirken Azap ışınlanıyormuşçasına hareket etti ve seken topu havada yakaladı. Topu ayağında yalnızca bir saniye tuttu ve yere iner inmez gerilip inanılmaz bir şut çekti.
Top kaleciyle çarpışmak üzereyken bir anda orada beliren bir ayak topun momentumunu kullanarak daha güçlü bir şekilde geri gönderdi. Huzur şuta şutla karşılık vermişti. Azap ise sakinliğini hiç bozmadan düz bir surat ifadesiyle ayağını kaldırıp geri dönen topa vurmuş ve top uçarak sahanın dışına fırlamıştı.
Defans oyuncularından birisi hızlıca tacı kullanıp topu forvetlerden birine vermiş ancak aynı zamanda Oğuzhan harekete geçmişti. Oğuzhan topu havada kapmışken Huzur uçarak önünden geçmiş ve daha havadayken topu Oğuzhan'dan çalmıştı.
(Oğuzhan)-O ne lan öyle!?
Oğuzhan neye uğradığını şaşırırken Huzur ayağında topla birlikte depara kalkmıştı. Orta sahayı saniyeler içinde geçip giderken AltınKapı'nın defansı önünü kapatmıştı. Huzur çabuk bir air elasticoyla iki oyuncuyu geçmiş ve Ayberk'le karşı karşıya kalmıştı.
Topu bir anda arkasına alıp topuğuyla kaldırmış ve Ayberk'i de geçmişti. Top havada giderken kaleci Doruk ileri çıkıp topu tutmak için zıplamış fakat aynı anda Huzur'da kafa vurmak için ileri atılmıştı. Ancak ikisi topa bile yaklaşamadan havada bir karaltı belirmiş ve Azap bir röveşatayla topa abanmıştı. Yerden seken top o kadar yükseğe sekmişti ki tribünlere kadar uçmuş ve bir seyircinin kucağına düşmüştü.
Ayrıca kimse fark etmemiş olsa da sahadaki çimin bir kısmını ezip yerinden oynatmıştı.
(Huzur)-Sanırım gerçekten beni öldüresin var ha? Kafa atacağım topa röveşata çekiyorsun.
(Azap)-Korkuyorsan evine dön. Çocuk oyunu oynamıyoruz.
Azap bu sözlerden sonra Doruk'a dönmüştü.
(Azap)-Gol yiyeceğini bilsen bile kaleden ayrılma. Forveti de defansı da ben hallederim. Beni geçecek kadar yetenekliyse golü yedin demektir zaten.
(Huzur)-Aynı anda tüm sahada bulunamazsın Azap.
(Azap)-Öyle düşünmeye devam et Huzur. Kale dahil tüm pozisyonlarda oynayabilecek şekilde eğitildim. Ayrıca, Azrail'in Bacakları lakabı sadece gücümü temsil etmiyor.
Azap'ın güçlü bacakları ona gücünün yanında inanılmaz bir hızda sağlıyordu. Ancak tüm bu hızına rağmen dünya gençlik ligindeki en hızlı oyuncu değildi. Bir sıralama yapılacak olsa en hızlı oyuncular arasında 3 ya da 4. olurdu. Ama bu ligde Huzur'un tüm hızı bilinmediğinden Azap için ligin en hızlı oyuncusu diyebiliriz.
Yine de sahanın belli yerlerinde olması gereken zamanda bulunması onun için bile zordu. Yapamayacağı bir şey değildi tabii ama zor olduğu kesindi. Şimdilik maç en tansiyonlu noktasında olmadığından tüm hızını sergilemesine gerek yoktu. Ayrıca maç Azap ve Huzur arasında dönüp diğer oyunculara pek bir rol düşmediğinden sürekli olarak Huzur'un karşısında kalıp onunla beraber defansa döneceğinden dolayı sahanın her yerinde bulunmasını gerektirecek bir durumda yoktu.
(Huzur)-Pekâlâ. Sana güveniyorum Azap. Umarım dediğin kadar iyi çıkarsın yoksa maç bittiğinde senin için çok üzüleceğim.
Bu konuşmanın ardından Huzur arkadaşının taç atışını almak için çizgiye yaklaştı ve topu göğsüyle karşılayıp yere indirdiği anda Azap'la göz göze geldi.