İçeriğe geç

Futbolun Çocukları

Bölüm 12 · 9 dk okuma

Futbolun Çocukları

Bölüm 12

Cilt-1 Bölüm-12 Hayvan Terbiyecisi

Yarasını kanla kaplayan Atilla keskin bakışlarını Pars'ın üzerine dikti.

(Atilla)-Oyun şimdi başlıyor!

Santrayla birlikte top Atilla'nın ayağına geldi. Atilla tüm kaslarını sıktı ve o aslanla dövüşürken hissettiği şeyleri tazeledi. Bir an sonra ise yerinden fırladı ve göz açıp kapayıncaya kadar 4 oyuncuyu geçti. Pars tam karşısında belirmişken Atilla topla birlikte kaydı ve Pars'ın bacak arasından geçip gitti.

Kaleye en az 30 metre varken gerildi ve tüm gücüyle sert bir şut çekti. Fakat çektiği şutun ardından hiçbir şey düşünmeden koşmaya başladı. Defansın o topun önüne geçeceğini biliyordu. Ve öyle de oldu. Top defanstan sekti ve Atilla seken topa doğru kayarak ileri atılıp yerden bir vole çekti.

Çektiği vole kalenin direğinde patlarken bunu bilerek yapmışçasına yerden kalkıp zıpladı ve gökyüzüne yükseldi. Sanki bir anda bütün bedeni var olduğu her şeyi kullanmaya karar vermiş gibiydi. Atilla süzülürken Pars bir anda önünde belirdi.

(Pars)-İzin verir miyim lan sence buna!?

Bu şekilde haykırdıktan sonra topu karşılamak için gerilip röveşataya röveşatayla karşılık verdi. Yani en azından öyle yaptığını düşündü. Çünkü Atilla topa gücünü vermek yerine kendine doğru çekmiş ve zıplayışını bir taklayla tamamlayıp topu ayağında tutmuştu.

Pars yere çakılırken Atilla gerilip şutunu çekmiş ve fişek gibi ateşlenen top hedefini tam yerinden vurarak ağlarda parlamıştı. Golün ardından keskin ve soğuk bakışlarını Pars'ın üzerine dikti.

(Atilla)-İzin istemiyorum zaten. Tek isteğim seni burada öldürmek.

Atilla delilik dolu gözleriyle kesinlikle vahşi bir hayvanı andırıyordu. Kendi sahasına dönerken attığı her adımda toprağı eziyor ve ağırlığını belli ediyordu.

(Pars)-Tch! İzin istemiyormuş. Götüm. Burada ölecek tek bir kişi var. Ve o da ben değilim.

(Azap)-Böyle sıkıcı maçlar için heyecanlanan aptal insanlar görmeyeli çok olmuştu. Brezilya'da oynarken böyle hareketleri yedekler yapıyordu.

Azap onların öldürmekten bahsettiğini duysa kesinlikle kahkahalara boğulurdu.

(Azap)-Kazanan belli olduğuna göre izlememin daha fazla anlamı yok.

Oturduğu yerden kalkan Azap sahayı terk etti. Azap gittikten sonra Huzur Azap'ın oturduğu yere geldi.

(Huzur)-Bence de izlemenin anlamı yok. Bu saatten sonra Atilla yenilmeyecektir. Yine de biraz daha bekleyeceğim. O deliyle hiç uğraşasım yok.

Onlar sahayı terk ederken maç yeniden başlamıştı. Durum 4 – 4 eşitti ve sürekli karşılıklı gol atıp duruyorlardı. Tabii şu anda herkesin içinde nedensizce bu durumun bozulacağına dair bir his vardı. Seyirciler dair herkes bunu hissediyordu ama bu hissin neyden kaynaklandığını bilmiyorlardı.

Pars topu alır almaz koşmaya başlamış ve hızlı paslaşmalarla birlikte birkaç oyuncuyu geçmişti. Geçmişti geçmesine de bir şeyler eksikmiş gibi hissediyordu. Bunun nedeni de Atilla'nın hareket etmiyor oluşuydu.

Atilla olduğu yerde bekliyor ve Pars'ın geçip gitmesine izin veriyordu. Pars bunu görünce birden durdu. Topu olduğu yerde bıraktı ve sinirli bir şekilde Atilla'ya doğru yürümeye başladı. Arka tarafta maç devam ederken Eriyen Ruh'un oyuncuları topu almış ve ilerlemeye başlamışlarken Atilla aniden kendi takım arkadaşına saldırmış ve topu ondan çalmıştı.

(Pars)-Ne yaptığını sanıyorsun lan sen!?

(Atilla)-Bir terbiyeci...

Atilla soğuk bir ses tonuyla cevaplamıştı. Soğuk bakışları kanla kaplı yarasıyla birleşip onu bir insandan çok bir avcı gibi gösteriyordu.

(Atilla)-... asla evcil hayvanının yanına gitmez. Hayvanı çağırır. Ve hayvan ona itaat eder. Aksi takdirde evcil hayvan...

Atilla ayağındaki topu Pars'a pasladı.

(Atilla)... terbiyecisinden dayak yiyeceğini bilir. Bu top... senin kırbacın olacak Pars. Emirlerime itaat etmediğin her an sana acı çektireceğim! Bu artık futbol değil.

Atilla kollarını iki yana açarak kafayı yemiş gibi gülümsemeye başladı ve haykırdı.

(Atilla)-Bu bir sirk! Bu siktiğiminin oyunu artık lanet bir sirkten ibaret! Seyirciler eğlenmeden sirkten ayrılmamalı!

Diye haykıran Atilla Pars'a doğru koşmaya başladı. Pars hemen topu geri çekti ve Atilla boş yere ileri atılmış oldu. Pars hemen dönüp Eriyen Ruh'un kalesine doğru koşmaya başladı ancak Atilla bir anda yanında belirip kendisine saldırdı. Topu ayağından çaldı ve ters yöne koşmaya başladı.

Pars'ın bedeni öfkesiyle kavruluyordu ve yorgunluğu silinmeye başlamıştı. Attığı adımlar hızlanmaya başlamış ve saniyeler içinde Atilla'ya yetişmişti. Arkasından kayıp topu kapmak istemişti ancak Atilla onun arkasında olduğunu biliyormuşçasına zıplamış ve bu hareketten kurtulmuştu.

Yere iner inmez koşmaya devam etmiş ve bir an için bile hız kaybetmemişti. Tüm gücüyle oyuncuları deviriyor ve durdurulamaz bir şekilde ilerliyordu. Tam kalenin önüne gelip şut çekmek için gerildiğinde Pars bir anda önüne atlamış ve gelen şutu suratıyla durdurmuştu. Havaya seken top için Atilla zıplamış ve kafa vuruşu için pozisyon almıştı ancak Pars yine önüne geçmiş ve topu göğsüyle karşılayıp kaleye gitmesini engellemişti.

Yere düştükten sonra hemen ayağa kalkmış ancak karşılaştığı şey suratında patlayan şut olmuştu. Pars dengesini kaybedip sırt üstü yere çakılırken Atilla bir kez daha şut pozisyonuna girmiş ve kaslarını ateşleyerek topu ağlara saplamıştı. Skoru 5 – 4 yapan bu golün ardından hakem gol düdüğünü çalarken Atilla seyircilere dönmüş ve kolların iki yana açarak...

(Atilla)-Evet sayın seyirciler! İlk gösterimiz "Bir Pars'ın Çevikliği" umarım hoşunuza gitmiştir! Bu gösterinin onun ilk gösterisi olduğunu sizlere bildirmek istiyorum! Lütfen evcil Pars'ımıza büyük bir alkış!

Diyen Atilla'yla birlikte seyircilerin büyük bir kısmı alkışlamaya başladı. Bu kadar aşağılamanın ardından Pars, Atilla'ya saldırmak istese de arkadaşları tarafından durdurulmuştu.

O andan itibaren maç bitene kadar Atilla Pars'ı aşağılayıp ağır şekilde domine etmişti.

(Pars)-Nefret ediyorum lan senden! Elime geçen ilk fırsatta seni paramparça edeceğim! Gerekirse kırmızı kart yiyip oyundan atılacağım ama seni de kendimle birlikte götüreceğim.

Tabii bu sözler için çok geçti. Maç bitmişti. Skor 8 – 5'ti ve Pars yorgun argın yerde yatıyordu. Ne kadar çabalarsa çabalasın, kendini ne kadar zorlarsa zorlasın Atilla'ya yetişememişti. Ve üstüne bir de inanılmaz derecede aşağılanmıştı.

Pars yerde uzanırken Atilla gelip tepesinde dikilmeye başlamıştı.

(Atilla)-Sana söyledim. Sikik bir sirk hayvanından fazlası değilsin. Ben bir terbiyeciyim. Ne kadar vahşi olursanız olun evcilleştirilebilirsiniz.

***

O maçın ardından Atilla'nın oyunu sosyal medyada inanılmaz bir şekilde yayıldı ve insanlar ona "Hayvan Terbiyecisi" lakabını taktılar. Onun adını anan tam 18.291 mesaj atıldı ve ülke genelinde adı hızla duyuldu.

(Atilla)-Şunlara bak. Sadece maçı kazanmakla kalmadım gibi duruyor. "Hayvan Terbiyecisi ezici bir üstünlük sağlıyor." "Futbolun Kırbacı müthiş bir gösteri sergiliyor." "Türk futbolunun en genç isimlerinden Atilla harika performansıyla herkesi büyüledi." Bayağı bir başlık açılmış gibi.

Atilla evinde oturmuş kucağında yavru bir aslan varken telefondan kendisiyle ilgili haberlere bakıyordu.

(Atilla)-Sıradaki maç DemirBoğan'la Beyaz Mucize arasında. Beyaz Mucize için en az 10 gol atar diyorum. AltınKapı ve Alay Bozan'a gelirsek... AltınKapı kesinlikle kazanacaktır.

Atilla elindeki telefonu masasına bıraktı ve kucağındaki aslanı indirdi. Biten kahvesini yenilemek için odasının kenarındaki kahve makinesine doğru giderken...

(Atilla)-Bahisler açılınca Beyaz Mucize'ye benden bir 10 bin çalışır. Nasılsa kazanacaklar. Da, biz onlara karşı ne bok yiyeceğiz bakalım!? Beyaz kafalı piç kurusu bu dünyadan değilmiş gibi oynuyor.

Atilla daha önce Huzur'a karşı oynadığından onun oyun tarzını görmüştü ama hâkim sayılmazdı. Onun gördüğü oyun stili diğer her oyuncuyla aynıydı. Sanki hiçbir özel yeteneği yokmuş ve dümdüz bir oyuncuymuş gibi oynuyordu. Ama garip bir şekilde inanılmaz yetenekli bir oyuncu gibi ardı ardına goller atıyordu. Gerçekten korkunç bir oyuncuydu.

(Atilla)-Şimdilik dinlenme zamanı. Yarınki antrenmanda iyi bir performans sergilemeliyim.

***

Aynı zaman diliminde Azap tek başına top sektirmekle meşguldü. Sahada tek başınaydı. Daha maçlarına birkaç gün vardı. Gerçi zaten maça çıkmayacaktı ama yine de antrenman yapmadığı günler boş hissediyordu. Ki zaman geçirmek için yapabilecek daha iyi bir şeyi yoktu. Miray'ın yanından daha yeni ayrılmıştı.

O yüzden şu anda sadece kendi başına topla takılıyordu. Topu sektirirken etrafta geziniyordu.

(Azap)-Bir kez daha denesem mi?

Kendi kendine düşündü.

(Azap)-Denesem bile bu ligde öyle bir şeyi göstermemin imkânı yok. O hayvan herif bile önünden çekildiyse bu ligdekiler kesin sakatlanır. Yeterince dayanıklı değillerse ölebilirler bile. Arghhh. Sadece bir kez... Tamam. Sadece bir kez.

Azap sektirdiği topu yere bıraktı. Kullandığı top normal futbol toplarından 5 kat daha ağır ve dayanıklıydı. Özel yapım bir futbol topuydu bu. Normal bir top olmadığı dışarıdan belli oluyordu. Top olduğu yerde 2 kez sektikten sonra...

***

Miray evi toplarken Azap'ın odasına girmiş çöpü almak istemişti. Çöpü almak için masanın yanına gittiğinde masanın üzerinde duran telefonu fark etti. Azap telefonunu evde unutmuştu.

(Miray)-Bu çocuk beni bile unutur da futbol malzemelerini unutmaz. Telefonu unutmuş salak.

Miray iç çektikten sonra telefonu cebine attı.

(Miray)-Temizliği bitirip telefonu götürürüm artık.

Azap'ın çöpünü de aldıktan sonra kalan işlerini hızlıca halletti ve arabanın anahtarlarını alarak dışarı çıktı. Azap gelir gelmez kendine bir araba aldığı için babasının arabası Miray'a kalmıştı.

(Miray)-Senin bu futbol aşkınla ne yapacağız be adam?

Hızlıca Azap'ın olduğu sahaya gitti. Arabayı kenar bir noktaya park etti ve arabadan inip sahaya doğru yürümeye başladı. Telefon elinde sahaya vardığında Azap'ı siyah renkte bir top sektirirken gördü. Miray biraz daha yaklaşırken Azap topu sektirmeyi bıraktı. Top yerde birkaç kez sektikten sonra ise...

***

Miray şaşkınlıkla gözlerini ovaladı. Gördüğü şeyin gerçek olup olmadığını anlamak istiyordu.

(Miray)-Sen... şaka mı yapıyorsun lan!?

Gözlerini bir kez daha ovaladıktan sonra gördüğü şeyin doğru olduğundan emin oldu. Hayatı boyunca bir kez bile böyle bir şeyle karşılaşmamıştı. Ve belki de karşılaşmayacaktı. Bu... gerçek olamazdı.

(Miray)-Azap!

Miray gördüğü şeyi teyit etmek için Azap'a seslendiğinde Azap ona döndü. Ve hemen sahadan ayrılıp Miray'ın yanına gitti.

(Azap)-Ne oldu aşkım? Neden geldin?

(Miray)-Telefonunu unutmuşsun. Onu getirmek için geldim. De, o top...

(Azap)-Hangi top? Ah, siyah olan. O top yeni geldi aşkım ya. Normal futbol toplarından 5 kat daha ağır ve dayanıklı. Antrenman yaparken iyi oluyor.

Azap Miray'ın elindeki telefonu aldı ve şortun cebine attı.

(Azap)-Teşekkür ederim telefon için. Farkında bile değilim unuttuğumun.

(Miray)-konu futbola geldiğinde akan suların duruyor. Normaldir unutman.

(Azap)-Olacak o kadar aşkım. Şu hayatta bağlı olduğum bir sen birde futbol var.

(Miray)-Gönlümü alma da az trip atayım ama ya. Çok çabuk kaptırıyorum kendimi.

(Azap)-E o da benim büyüm olsun gülüm.

Azap yine hızlıca Miray'ı etkilemiş ve yanağına bir öpücük kondurmuştu.

(Azap)-Oynamak ister misin?

Azap ayağı altındaki normal futbol topunu yumuşakça Miray'a atmıştı. Kollarını açıp gerilen Miray...

(Miray)-Oynayalım bakalım. Birde ben hünerlerimi göstereyim sana.

(Azap)-Dört gözle bekliyorum aşkım.

***

Aradan birkaç gün geçmiş ve Beyaz Mucize ile DemirBoğan arasındaki maç günü gelmişti. Maç sadece 71 dakika oynanmış ve skor 11 – 0 iken hakem tarafından bitirilmişti. Böylesine bir aşağılamayı hakem bile kabul etmekte zorlanmış ve maçı erken bitirmişti. DemirBoğan takımı Beyaz Mucize'ye karşı tek bir atak bile yapamamıştı.

11 gol yerken öylece oturup seyretmekten başka bir şey yapamamışlardı. Huzur 11 golünde sahibiydi ve bu turnuvada bir rekor kırmıştı. Tek maçta 11 gol kesinlikle geçilmesi imkânsız sayılabilecek bir skordu.

Bu aşağılayıcı maçın ardından AltınKapı ve Alay Bozan takımı arasındaki maç tarihi geldiğinde AltınKapı takımının kendi oyuncularının bile beklemediği bir şey olmuş ve Azap ilk 11'de maça girmişti. Oyuncular bu duruma itiraz etseler de Azap yine onları baskılamış ve susmalarını sağlamıştı.

(Azap)-Dediğim gibi. Kapatın çenenizi ve sadece bana pas verin. Bu maçı 22 golle sikip atacağım.

(Oğuzhan)-Bak. Bir kişi 11 gol attı diye ondan iki kat fazla gol atmak zorunda değilsin. O uçurumdan atlasa sende atlayacak mısın?

(Azap)-Daha hızlı düşmek için ayaklarıma ağırlık bile bağlarım! O yüzden kapat çeneni!

Bunlar onların son sözleri olmuştu çünkü o andan sonra kavga etmemeleri için Erdem araya girmiş ve onları durdurmuştu. Sonra da hepsini soyunma odasından şutlayıp maç için sahaya çıkmalarını söylemişti. Oyuncular söylene söylene maça çıkarken Azap'ın keyfi yerinde gibi görünüyordu. Koca bir takımı kendi isteklerine göre çekip çevirmesi ona gerçekten büyük bir haz veriyordu. Diğerlerinden üstün olma hissini seviyordu. Ve bu hissi sevmekten asla vazgeçmeyecekti.

Herkes maça çıktıktan sonra oyuncular selamlaşma sekansını tamamlamış ve yerlerini almışlardı. Santrada Oğuzhan ve Azap vardı. Hakemin düdüğüyle birlikte Oğuzhan topu Azap'a pas attı ve Azap aynı anda, topla birlikte... yerinden kayboldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.