Bir müşteri bağırdı:
“Kola neden bu kadar sıcak lan?”
Freddy gözlerini kısarak baktı, sonra yavaşça başını çevirdi ve sakin bir sesle cevapladı:
“Buz makinesi bozuk hanfendi teknik ekibe bildirdik en yakın zamanda sorun çözülecek
Sonra içinden geçirdi:
“Lanet kalbin buz tutmuş ordan alırsın buzu “
Diyerek öfkesini sözlere taşımıştı
Sabah 04:11.
Freddy hâlâ ayaktaydı.
Ama her geçen saat, içindeki bir şey daha eksiliyordu.
New York’taydı.
Geri dönmüştü.
Ama bu sefer sadece bir şehir değil, bir borç olarak ağırlık yapıyordu omzunda.
3 yıldır çalışmasına rağmen neden hiçbir şeyi yoktu hiçbir şeyi olmasa iyi bankaya extra olarak borçluydu o zaman neden çalışıyor ve insanların buz tutmuş suratlarını aşırı egosunu ve tribini çekiyordu
Sabah 04:34
Burger King’in mutfağı sessizdi.
Gece vardiyası dağılmıştı.
Geride sadece Freddy kalmıştı.
Bir yıldır şubenin müdürüydü.
Ama üç yıldır bu binanın içinde çürüyordu.
Beyaz gömleği terden ağırlaşmıştı.
Gözleri saate takıldı.
04:34.
İçini çekti.
Bir an durdu.
Ne zaman son kez bu saatte eve dönebildiğini hatırlamıyordu.
Ama her zaman son çıkan oydu.
Hep.
Üç yıldır burada çalışıyordu.
Bir yıldır müdürdü.
Ama hâlâ hiçbir şeyi yoktu.
Birikim, yatırım, araba, ev…
Sıfır.
Hatta daha kötüsü vardı:
Banka dışında da borçluydu.
Eski kredi kartları, faizli hesaplar, ve unuttuğu ama hâlâ işlemeye devam eden küçük küçük borçlar.
İçinden bir ses fısıldadı:
“O zaman neden çalışıyorsun Freddy?”
Kendine geldi.
Az sonra sabahçılar gelecekti.
Gömleğini düzeltip aynaya baktı.
Yüzü donuktu.
Uyumamıştı ama bu yeni bir şey değildi.
İnsanların buz gibi suratlarını,
o yapmacık “müşteri memnuniyetini”,
üstlerin küçümseyen tavırlarını,
altların bıkkın triplerini
günlerdir değil, yıllardır taşıyordu.
Ve her gün biraz daha kendi kendine fısıldıyordu:
“Ben neden yaşıyorum